Ticaret Şirketlerinin Türleri ve Özellikleri

1. Genel Olarak Ticaret Şirketleri
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 124. maddesine göre ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, kollektif ve komandit şirketler şahıs şirketi; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ise sermaye şirketi olarak tanımlanmıştır.

Ticaret şirketlerinde sınırlı sayı ilkesi geçerlidir. Bu nedenle TTK’da sayılan beş tür dışında başka bir ticaret şirketi türü kurulamaz.

2. Uygulanacak Hükümler ve Tamamlayıcı Nitelikteki Kaynaklar
TTK m.126 uyarınca, her şirket türüne özgü hükümler saklı kalmak kaydıyla, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) tüzel kişilere ilişkin genel hükümleri ve Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) adi şirkete ilişkin hükümleri, ticaret şirketlerinin niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır. Bu hüküm, ticaret şirketlerine ilişkin düzenlemelerin tamamlayıcı nitelikte olduğunu ve boşlukların genel hukuk ilkeleriyle doldurulacağını göstermektedir.

3. Ticaret Şirketlerinin Tüzel Kişiliği ve Tacir Sıfatı
TTK m.125’e göre ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahiptir. Tüzel kişilik, şirketin ticaret siciline tesciliyle doğar. Bu tescil, kurucu etki taşır ve aynı zamanda şirketin tacir sıfatını da kazandığı andır. Tescil, şirketin hak ehliyetinin başlangıcını oluşturur.

Ticaret şirketleri, TMK m.48 çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borç altına girebilir. Ancak kanuni istisnalar saklıdır. Şirket ortağı olmak tek başına tacir sıfatını kazandırmaz; tacir sıfatı tüzel kişiliğe ait bir sıfattır.

4. Ticaret Şirketlerinin Hak ve Fiil Ehliyeti
Tüzel kişilerin hak ehliyeti, hak ve borç sahibi olabilme yeteneğini ifade eder. Gerçek kişilerde bu ehliyet, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düşmekle kazanılırken; ticaret şirketleri bakımından tescil anında kazanılır.

Fiil ehliyeti ise, kişinin yaptığı işlemlerle kendisini borç altına sokabilme yeteneğidir. Ticaret şirketlerinde bu ehliyet, kanunen gerekli organların oluşturulmasıyla birlikte doğar. Teorik olarak hak ehliyeti önce, fiil ehliyeti sonra kazanılır; fakat uygulamada tescille birlikte eşzamanlı olarak doğar.

5. Ticaret Şirketlerinde Hak ve Fiil Ehliyetinin Sınırı: Ultra Vires İlkesi
Ticaret şirketlerinin hak ve fiil ehliyetlerinin sınırı TMK’da belirlenmiştir. Buna göre tüzel kişiler, yalnızca niteliği gereği kendilerine özgü olan hakları kullanabilir ve borç altına girebilirler; örneğin evlenme, nişanlanma gibi işlemleri yapamazlar.

Eski TTK döneminde şirketlerin faaliyet alanı, ehliyet sınırını belirleyen ikinci unsurdu. Ultra vires ilkesi (yetki aşımı ilkesi) olarak adlandırılan bu yaklaşım, şirketin esas sözleşmesinde belirlenen faaliyet konusu dışında işlem yapmasını yasaklıyordu. Şirket bu sınırın dışına çıktığında, yapılan işlem yok hükmünde sayılıyordu.

Bu durum, üçüncü kişiler açısından ciddi mağduriyetlere yol açtığından, yeni TTK ile ultra vires ilkesi kaldırılmıştır. Artık ticaret şirketleri faaliyet konuları dışında işlem yaptıklarında, bu işlemler geçerliliğini korur. Kanun koyucu bu değişiklikle, üçüncü kişilerin korunmasını ve ticari hayatın güvenliğini sağlamayı amaçlamıştır.

6. Ultra Vires İlkesine İstisna: TTK m.371/2
TTK m.371/2 hükmü, özellikle anonim ve limited şirketler bakımından önemli bir istisna getirmiştir:

“Temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından tek başına yeterli delil değildir.”

Bu hükme göre, temsilcinin yaptığı işlem faaliyet alanı dışında olsa dahi, üçüncü kişinin bu durumu bildiği veya bilebilecek durumda olduğu ispatlanmadıkça şirket sorumluluktan kurtulamaz.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, şirket esas sözleşmesinin ticaret sicilinde ilan edilmesinin tek başına yeterli delil teşkil etmemesidir. Bu istisna, üçüncü kişilerin işlem güvenliğini korumaya yöneliktir. Ancak örneğin, üçüncü kişinin şirketle uzun süreli iş ilişkisi içinde olması, faaliyet konusuna ilişkin bilgilendirme yapılmış olması veya geçmişte benzer ihtarların verilmiş olması hâllerinde, üçüncü kişinin durumu bildiği kabul edilebilir.


Anahtar Kelimeler:
Ticaret şirketleri, tüzel kişilik, ticaret sicili, tescil, tacir sıfatı, hak ehliyeti, fiil ehliyeti, ultra vires ilkesi, yetki aşımı, faaliyet alanı, TTK 124, TTK 125, TTK 126, TTK 371/2, temsil yetkisi, şirket sorumluluğu, üçüncü kişinin korunması, anonim şirket, limited şirket.


Bu makale yapay zekadan destek alınarak üretilmiştir. Hukuki destek amacı gütmemektedir. Detaylı ve güvenilir bilgi için avukatınızdan destek almayı unutmayınız.


Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.


Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin