Evlilik mallarının paylaşımı davası taraflar açısından büyük önem taşır. Öncelikle bu dava boşanma sürecinin en karmaşık aşamasını oluşturur. Çünkü eşler yıllarca biriktirdikleri değerleri adilce bölüşmek isterler. Ancak bu paylaşım her zaman kolayca gerçekleşmez. Dolayısıyla taraflar genellikle şiddetli uyuşmazlıklar yaşarlar. Koruyucu avukatlık prensipleri tam da burada devreye girer. Ayrıca tarafların baştan önlem alması daima hayat kurtarır. Hukuki sürecin doğru yönetilmesi muhtemel hak kayıplarını engeller. Bu nedenle özel hukuk alanında yetkinlik mutlaka aranır. Sonuç olarak sürecin profesyonelce takibi kesinlikle şarttır.
Yasal süreçler genellikle oldukça uzun ve yıpratıcıdır. Üstelik büyükşehirlerde mahkeme yoğunluğu fazlasıyla hissedilir. Anadolu illerinde ise süreç nispeten farklı işleyebilir. Fakat her durumda kanuni kurallara sıkıca uymanız gerekir. Başka bir deyişle usul kuralları davanın kaderini belirler. Böylece eşler adil bir sonuca ulaşmayı hedeflerler. Nitekim kanun koyucu bu adaleti sağlamak için kurallar koymuştur. Özellikle mal rejimleri mevzuatı bu kuralların temelini oluşturur. Kısacası hakkaniyet sistemin özünü yansıtır.

Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası Hakkında Tüm Detaylar
Hukukta Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası Nedir?
Evlilik mallarının paylaşımı davası vazgeçilmez temel bir haktır. Kısacası boşanma sonrası ortak malların tasfiyesini ifade eder. Ayrıca mahkemeler bu davayı mal rejimi kurallarına göre yürütürler. Çünkü hakimler tarafların maddi katkılarını mutlaka dikkate alırlar. Öncelikle herkes kendi kişisel malını doğrudan geri alır. Sonrasında ise uzmanlar edinilmiş malları ikiye bölerler. Böylelikle adil bir dağılım kolayca ortaya çıkar. Fakat bu hesaplama oldukça teknik bir uzmanlık gerektirir. Nitekim sıradan bir bölme işlemi kesinlikle değildir.
Bununla birlikte hakimler süreci son derece titizlikle incelerler. Hatta bilirkişi raporları davanın seyrini büyük oranda etkiler. Dolayısıyla taraflar ellerindeki delilleri eksiksiz şekilde mahkemeye sunmalıdır. Aksi takdirde haklıyken kolayca haksız duruma düşebilirsiniz. Ayrıca yerel mahkeme kararları taraflar açısından kesin nitelik taşır. Böylece taraflar arasındaki ekonomik bağ tamamen kopar. Nihayetinde herkes kendi yoluna yeni bir başlangıçla gider. Gerçekten de bu dava maddi bağımsızlık için elzemdir.
Mal Rejimi Tasfiyesi Nasıl Uygulanır?
Tasfiye işlemi belli kurallar silsilesini sıkıca takip eder. Öncelikle mahkeme tarafların hangi mal rejimine tabi olduğunu belirler. Çünkü her rejimin tasfiye usulü birbirinden tamamen farklıdır. Ancak ülkemizde kural olarak yasal mal rejimi geçerlidir. Buna göre taraflar evlilik içindeki kazanımlarını ortak paylaşırlar. Sonrasında uzmanlar bu ortak malların güncel değerlerini hesaplarlar. Böylece hakim toplam değer üzerinden hakkaniyetli bir paylaştırma yapar. Aslında süreç tamamen matematiksel ve somut bir hesaplamaya dayanır. Şüpheye kesinlikle yer bırakmaz.
Diğer yandan mahkeme borçları da hesaplamaya mutlaka dâhil eder. Çünkü net değer üzerinden paylaşım yapmak yasal bir zorunluluktur. Ayrıca eşlerden birinin diğerine borcu varsa mahsup işlemini uygularlar. Üstelik bu işlemler sırasında faiz oranları da devreye girer. Yani süreç oldukça karmaşık finansal denklemler içerir. Kısacası davanız çok detaylı bir hukuki inceleme gerektirir. Sonuç olarak kimse diğerinin hakkını haksızca gasp edemez.
Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası Şartları Nelerdir?
Evlilik mallarının paylaşımı davası açmak için bazı şartlar aranır. Öncelikli şart geçerli bir boşanma davasının hukuken varlığıdır. Çünkü boşanma kesinleşmeden hakim mal paylaşımı kararı vermez. Ancak boşanma davasıyla eş zamanlı olarak mal davası açabilirsiniz. Sadece mahkeme boşanmanın kesinleşmesini zorunlu bir bekletici mesele yapar. Dolayısıyla boşanma bittiğinde mal davası hemen kaldığı yerden devam eder. Ayrıca tarafların mahkemeden usulüne uygun talepte bulunması şarttır.
Bunun dışında dava açma sürelerine mutlaka azami dikkat etmelisiniz. Nitekim zamanaşımı süresi dolduğunda hakkınızı sonsuza dek kaybedersiniz. Üstelik kanun bu kesin süreyi oldukça net belirlemiştir. Ayrıca yargılama harçlarını ve masraflarını tam yatırmanız gerekir. Çünkü eksik harç davanın tamamen reddine bile sebep olur. Böylelikle küçük usuli eksiklikler çok büyük mağduriyetler yaratır. Sonuçta davanızı açarken tüm şartları eksiksiz sağlamanız elzemdir.
Yasal Mal Rejimi Kapsamına Neler Girer?
Türk Medeni Kanunu yasal mal rejimini çok açıkça düzenler. Doğrudan yasa metnine bakmak konuyu tam anlamıyla aydınlatır. İlgili mevzuat.gov.tr resmi kaynağına göre kanun maddesi tam şöyledir: “Türk Medeni Kanunu Madde 202- Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler.” Kısacası yasa açıkça genel kuralı ve istisnayı belirlemiştir. Dolayısıyla herkes yasanın bu net sınırlarına uymak zorundadır.
Buna göre taraflar evlendikten sonra aldıkları malları ortak paylaşırlar. Örneğin maaş, kira gelirleri ve faiz getirileri bu kapsama girer. Ayrıca kanun kurumların ödediği SGK ödeneklerini de edinilmiş mal kabul eder. Çünkü eşler bu gelirleri evlilik birliğinin ortak çabasıyla kazanırlar. Ancak kanun kişisel malların gelirlerini de yine ortak kabul eder. Yani miras kalan arazinin kira geliri paylaşıma doğrudan girer. Dolayısıyla uzmanlar bu ayrımları yaparken son derece hassas davranırlar.
Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası Hangi Mahkemede Görülür?
Evlilik mallarının paylaşımı davası kesinlikle Aile Mahkemelerinde görülür. Ancak Aile Mahkemesi bulunmayan ilçelerde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevlidir. Çünkü bu mahkemeler Aile Mahkemesi sıfatıyla özel davalara bakarlar. Ayrıca yetkili mahkemenin doğru tespiti de usulen çok kritiktir. Genellikle kanun boşanma davasının görüldüğü yer mahkemesini kesin yetkili kılar. Fakat bazen davalının yerleşim yeri mahkemesini de rahatlıkla seçebilirsiniz. Sonuç olarak davayı doğru mahkemede açmak kanuni bir mecburiyettir.
Yanlış mahkemeye başvurmak size ciddi bir zaman kaybı yaratır. Hatta hâkim davanın usulden reddine bile hemen karar verebilir. Üstelik bu olumsuz durum cebinize ek masraflar olarak yansır. Dolayısıyla dilekçenizi hazırlarken yetki kurallarını iyice incelemelisiniz. Nitekim hukuk sistemi şekli kurallara daima sıkı sıkıya bağlıdır. Yani sadece iddialarınızda haklı olmanız maalesef hiçbir zaman yeterli değildir. Kısacası usul kurallarına tamamen uygun hareket etmek başarıyı getirir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Ana Özellikleri
Kanun koyucu bu yeni rejimi 1 Ocak 2002 tarihinde yasalaştırmıştır. Dolayısıyla bu tarihten sonraki tüm evlilikleri doğrudan kapsar. Ayrıca yasa maddeleri edinilmiş malları net bir şekilde tanımlar. Yani eşlerin emek karşılığı kazandığı her şey edinilmiş maldır. Üstelik mahkemeler bu mallar üzerinde eşlere eşit hak tanırlar. Ancak bu güvence bir mülkiyet hakkı değil, alacak hakkıdır. Çünkü mal kimin üzerine kayıtlıysa mülkiyet kesinlikle ona aittir.
Sadece mağdur eş malın yarı değerini nakit olarak borçludan ister. Kısacası sistem malın aynını değil, değerini paylaşmaya dayanır. Böylece taraflar arasında ayni değil tamamen şahsi bir hak doğar. Ayrıca bu özellik mülkiyet tartışmalarını mahkeme nezdinde engeller. Sonuç olarak malın satılması veya devredilmesi sürecini oldukça hızlandırır. Yani yasa yapıcı karmaşayı çözmek için pratik bir yol bulmuştur. Nitekim uygulama da bu pratik yolu başarıyla sürdürür.
Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası İçin Zamanaşımı Süresi
Evlilik mallarının paylaşımı davası kesin bir on yıllık zamanaşımına tabidir. Üstelik mahkeme boşanma kararını kesinleştirdikten sonra bu süre işlemeye başlar. Yani mahkeme kararı kesinleşmeden hiçbir şekilde süre işlemez. Ancak hakkınızı ararken bu on yıllık süreyi asla kaçırmamalısınız. Çünkü süre tamamen dolduğunda dava açma hakkınızı sonsuza dek yitirirsiniz. Sonrasında davalı taraf zamanaşımı itirazında bulunarak davanızı kolayca düşürür. Dolayısıyla zaman yönetimi hukuki süreçlerde daima hayati öneme sahiptir.
Diğer yandan mahkemeler evliliğin iptali durumunda da aynı süreyi uygularlar. Ayrıca taraflar mal rejimi sözleşmesi yapsa bile süre kesinlikle değişmez. Sadece eşlerden birinin ölümü halinde süre hesabı biraz farklılaşır. Nitekim miras hukuku kuralları ile mal rejimleri birbirine sıkıca bağlıdır. Üstelik uzmanlar her iki hesaplamayı da son derece detaylı yaparlar. Yani süreci hiç geciktirmeden derhal başlatmak daima sizin büyük lehinizedir. Sonuçta bekledikçe zaman sadece sizin aleyhinize işler.
Kişisel Mallar Kanunda Nasıl Yer Alır?
Mahkemeler kişisel malları hiçbir surette mal paylaşımına dâhil etmezler. Öncelikle kıyafet veya takı gibi kişisel kullanım eşyaları bu kapsama girer. Ayrıca eşlerin evlenmeden önce sahip oldukları tüm mallar tamamen kişiseldir. Bununla birlikte eşlere miras yoluyla kalan malları da hakimler paylaştırmazlar. Çünkü kanun diğer eşin bu mallarda hiçbir emeği olmadığını kabul eder. Üstelik mağdurun kazandığı manevi tazminat alacakları da yasa gereği kişisel maldır.
Ancak mahkemede kişisel malların yasal ispatı bazen zorluk yaratır. Bu nedenle mahkemeye malların geçmiş kaynağını resmi belgelerle sunmalısınız. Nitekim banka dekontları ve eski tapu kayıtları en güçlü somut delillerdir. Ayrıca hakim şüpheye düşerse o malı doğrudan edinilmiş mal sayar. Çünkü yasalarımıza göre evlilikte edinilmiş mal asıldır, kişisel mal ise istisnadır. Yani kişisel mal iddiasında bulunan taraf bunu kesinlikle ispatlamak zorundadır. Sonuç olarak hukukta ispat yükü her zaman iddia edene düşer.
Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası Avukatlık Ücreti 2026
Evlilik mallarının paylaşımı davası oldukça yüksek teknik uzmanlık gerektirir. Dolayısıyla avukatlık ücretleri de davanın kapsamına ve zorluğuna göre değişir. Öncelikle Ankara 2 Nolu Barosu 2026 yılı tavsiye asgari ücret tarifesini inceleyelim. Bu resmi tarifeye göre mal rejimi davaları için tavsiye edilen maktu ücret 178.150,00 TL’dir. Ayrıca bu maktu ücrete ek olarak uyuşmazlık konusu dava değerinin yüzde 16’sı da eklenir.
Diğer yandan 2026 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) kuralları da geçerlidir. İlgili tarifeye göre Aile Mahkemelerinde takip edilen davalar için maktu ücret en az 45.000 TL miktarındadır. Ayrıca mal rejimi uyuşmazlıklarında uzmanlar dava bedeline göre yüzdelik oranlar uygularlar. Örneğin uyuşmazlık bedeli üzerinden hesaplanan ilk 600.000 TL için bu yasal oran yüzde 16 şeklindedir.
Ancak bu rakamların yasal birer bağlayıcı alt sınır veya tavsiye niteliğinde olduğunu kesinlikle unutmamalısınız. Yani avukatlar mesleki bilgi birikimlerine ve harcayacakları mesaiye göre bu sınırlar dâhilinde ayrıca fiyatlandırma yaparlar. Çünkü dosyanın delil durumu ve süreci doğrudan vekalet ücretini etkiler. Ayrıca mahkeme masrafları ve vergiler avukatlık ücretlerine asla dâhil edilmez. Dolayısıyla net bir ücret teklifi almak için avukatın dosyayı incelemesi şarttır. Sonuç olarak her davanın kendi içinde özel bir dinamiği bulunur.
Hukuki Sürecin Yönetimi ve İspat
Mahkeme sürecinde delillerin titizlikle toplanması davanın temelini sağlamca oluşturur. Çünkü hakim sadece dosya içine giren somut delillere göre karar verir. Öncelikle mahkeme kalemi banka kayıtlarını ve tapu sicillerini kurumlardan ister. Sonrasında bilirkişiler SGK kayıtları ve ticaret sicili araştırmalarını yaparlar. Ayrıca tarafların sunduğu tanık beyanları da karanlık noktaları aydınlatan önemli unsurlardır. Dolayısıyla kanıtların usulüne uygun şekilde mahkemeye sunulması mutlak bir şarttır. Aksi halde eksik delil davanın kaybına yol açar.
Bununla birlikte mahkeme hesaplama gerektiğinde uzman finansal bilirkişilere başvurur. Nitekim değer tespiti teknik bilgi gerektirdiği için bilirkişi raporları son derece elzemdir. Ayrıca sunulan bilirkişi raporlarına yasal süresi içinde itiraz etmek de hakkınızdır. Hatta hatalı bir rapor davanın tüm kaderini bir anda olumsuz değiştirebilir. Üstelik bu kritik süreçleri yetkin bir profesyonel aracılığıyla takip etmek riskleri sıfırlar. Sonuçta hukuki usul kuralları asla hata affetmeyen katı bir yapıya sahiptir.
Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası İle İlgili İçtihatlar
Yargıtay içtihatları mal rejimi davalarına yön veren en ana yasal unsurlardır. Çünkü yerel mahkemeler verdikleri kararları bu yüksek içtihatlara göre şekillendirirler. Örneğin Yargıtay kişisel malların ispat sürecinde taraflara çok katı kriterler uygular. Ayrıca edinilmiş malların hesaplanma tarihini her zaman tasfiye anı olarak belirler. Yani mahkemelerden malların güncel sürüm değeri üzerinden güncel hesaplama yapmalarını emreder. Dolayısıyla mahkemeler geçmiş eski tarihli bedelleri asla hesaba katmazlar.
Üstelik Yargıtay eşlerin sırf mal kaçırmak için yaptıkları kötü niyetli devirleri de iptal eder. Çünkü eşlerden birisi diğerini mağdur etmek amacıyla muvazaalı devir işlemi yapabilir. Nitekim böyle haksız durumlarda hâkim devredilen o malı doğrudan hesaba dâhil eder. Ayrıca mahkeme muvazaalı işlemleri tespit ettiğinde failleri ağır yargılama giderlerine mahkum eder. Böylece yüksek yargı organı aile içinde hakkaniyeti sağlamayı koruyucu şekilde hedefler. Sonuç olarak Yargıtay kararları hukukun tecellisinde her zaman güvenilir bir pusula görevi görür.
Evlilik Sözleşmesinin Mal Paylaşımına Hukuki Etkisi
Eşler evlenmeden hemen önce veya evlilik sürecinde mal rejimi sözleşmesi yapabilirler. Nitekim kanun bu seçim özgürlüğünü taraflara açıkça ve genişçe tanımıştır. Ancak sözleşmeyi mutlaka noterde ve resmi geçerli şekilde yapmanız zorunludur. Aksi halde kendi aranızda yazdığınız sözleşme kanunen hiçbir geçerlilik taşımaz. Üstelik taraflar mal ayrılığı rejimini noterde seçerek boşanma sürecini tamamen basitleştirebilirler. Böylece boşanma davası açıldığında herkes kendi malını doğrudan alır. Ayrıca taraflar yıllar süren yıpratıcı davalarla uğraşmak zorunda kalmazlar.
Diğer yandan sözleşme yapmak geleneksel toplumsal yapımızda maalesef pek yaygın değildir. Çünkü insanlar heyecanla evlenirken asla ayrılığı ve boşanmayı düşünmek istemezler. Fakat hukuki boyuttaki uyuşmazlıklar aslında hayatın son derece kaçınılmaz bir gerçeğidir. Dolayısıyla baştan hukuki önlem almak sonradan mahkemelerde üzülmekten çok daha iyidir. Kısacası mal rejimi sözleşmeleri önleyici ve koruyucu hukukun en mükemmel örneğidir. Sonuçta sözleşmeler tarafların belirsiz maddi geleceklerini şimdiden güçlüce garanti altına alırlar.
Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası Kapsamında Arabuluculuk
Arabuluculuk son yıllarda modern hukuk sistemimize giren oldukça önemli bir kurumdur. Ancak aile hukuku uyuşmazlıklarında arabuluculuk henüz kanunen zorunlu bir dava şartı değildir. Fakat taraflar ihtiyari olarak diledikleri zaman arabulucuya her zaman özgürce başvurabilirler. Nitekim dava sürecinden önce masada anlaşmak her iki tarafı da hiç yormaz. Üstelik arabuluculuk sistemi sadece menfaate dayalı çok hızlı alternatif çözümler sunar. Böylece eşler yıllarca süren o ağır mahkeme stresini hiç yaşamazlar. Ayrıca süreç maddi açıdan da taraflara oldukça avantajlı gelir.
Bununla birlikte arabuluculuk süreci sonunda imzalanan yasal tutanak kesinlikle mahkeme kararı hükmündedir. Yani taraflardan birisi anlaşmaya uymazsa diğer taraf doğrudan icra takibi başlatır. Ayrıca arabuluculuktaki katı gizlilik ilkesi sayesinde tarafların özel hayatları da tamamen korunur. Çünkü mahkeme duruşmaları kanun kuralı olarak kural gereği herkese tamamen açıktır. Dolayısıyla gizlilik arayan özel kişiler için arabuluculuk kesinlikle mükemmel bir yoldur. Sonuç olarak taraflar alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini masada her zaman ciddiyetle değerlendirmelidirler.
Değer Artış Payı Alacağı Ne İfade Eder?
Değer artış payı alacağı aslında mal rejiminin çok önemli bir parçasıdır. Eşlerden birisi diğerinin şahsi malına çok ciddi maddi bir katkı yapabilir. Örneğin eşinizin bekarlıktan kalma kişisel evinin devasa tadilat masraflarını bizzat karşılamış olabilirsiniz. İşte tam bu durumda sizin için yasal değer artış payı alacağınız doğar. Ancak hak iddia ettiğiniz bu katkıyı mahkemede mutlaka ispatlamanız gerekir. Nitekim sakladığınız faturalar veya açıklamalı banka transferleri bu yasal ispatı kolayca sağlar. Kısacası yasa koyucu harcadığınız emeğinizin karşılığını kesinlikle yasal koruma altına alır.
Üstelik mahkeme bu alacağı hesaplarken evin ulaştığı güncel piyasa değerini dikkate alır. Yani davanın sonunda sadece harcadığınız o eski parayı kesinlikle almazsınız. Bilakis yatırımınızın yıllar içindeki artan oransal değerini de başarıyla geri alırsınız. Ancak katkıyı diğer eşe tamamen bağışlama niyetiyle yapmamış olmanız gerekir. Çünkü yasal olarak bağışlanan paraları eşinizden sonradan asla geri isteyemezsiniz. Dolayısıyla katkı yaparken taşıdığınız niyetin doğru tespiti davanın seyrini tamamen değiştirir. Sonuçta olası bir hak kaybına uğramamak için harcama belgelerini iyi muhafaza etmelisiniz.
Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası ve Katılma Alacağı
Katılma alacağı boşanmada edinilmiş malların net değeri üzerinden hesaplanan kanuni paydır. Kısacası uzmanlar eşlerin toplam edinilmiş mallarından öncelikle tüm şahsi borçlarını çıkarırlar. Sonrasında ise muhasebeciler kalan o net değeri iki eşit parçaya bölerler. Böylece matematiksel olarak ortaya çıkan o rakam katılma alacağı adını alır. Ancak yasa gereği bu alacak sadece şahsi bir haktır, ayni hak değildir. Yani eşinizin evinin doğrudan yarısını değil, evin güncel parasal değerini talep edersiniz. Dolayısıyla tapuda gayrimenkulün mülkiyeti hiçbir zaman el değiştirmez.
Ayrıca uzmanlar katılma alacağını hesaplarken denkleştirme amacıyla eklenecek değerleri de bulurlar. Örneğin eşinizin mal kaçırmak için başkasına sattığı malları hâkim hesaba dâhil eder. Çünkü hiçbir adil kanun taraflardaki açık kötü niyeti asla korumaz. Nitekim eşinizin üçüncü kişilere yaptığı karşılıksız devasa kazandırmalar da bu kapsama girer. Böylelikle yasalarımız oldukça dengeli ve son derece adil bir hesaplama yöntemi benimser. Sonuç olarak kanun koyucu hakkaniyetli paylaştırma sistemini yazılı hukukla çok sıkı güvence altına almıştır.
Şirket Hisseleri ve Mal Paylaşımı İncelemesi
Eşlerden birisinin ticari bir şirket hissesi varsa hukuki durum biraz karmaşıklaşır. Çünkü ticari şirket hisseleri içlerinde çok ciddi finansal sırları da barındırırlar. Öncelikle uzman bilirkişiler bu hisselerin hangi tarih aralığında resmiyetle alındığına bakarlar. Nitekim evlilik birliği içinde kurulan şirketlerin hisseleri doğrudan edinilmiş mal kabul edilir. Ayrıca o şirketin elde ettiği kâr payları da aynı şekilde paylaşıma girer. Ancak uzmanlar şirketin aktif varlığını değil, sadece hisse değerini detaylıca hesaplarlar. Dolayısıyla yeminli mali müşavirler şirket bilançolarını son derece ince eler sık dokurlar.
Bununla birlikte mahkemeler şirket malları ile şahsi malları birbirine kesinlikle karıştırmazlar. Çünkü kanunen her şirketin şahıslardan tamamen bağımsız ayrı bir tüzel kişiliği vardır. Yani eşinizin kurduğu şirket üzerine kayıtlı lüks araçlar mal paylaşımına doğrudan girmez. Uzmanlar o araçların sadece şirketin değerini dolayısıyla hisse değerini artırdığını tespit ederler. Böylece siz şirket hisse değeri üzerinden hakkınızı yasal yolla ve dolaylı alırsınız. Sonuçta kanunlarımız yoğun ticari hayatın dinamikleri ile hassas aile hukukunu başarıyla dengeler.
Evlilik Mallarının Paylaşımı Davası Kredi Ev
Evlilik içinde banka kredisiyle alınan evlerin paylaşımı toplumu oldukça fazla meşgul eder. Öncelikle mahkemeler evin tapuya tescil edildiği tarihi ve kredi ödemelerini incelerler. Çünkü evlilik birliği devam ederken ödenen krediler tartışmasız edinilmiş mal sayılır. Ancak açılan boşanma davası tarihinden sonra ödenen taksitler ödeyenin tamamen kişisel malıdır. Dolayısıyla bankanın çıkardığı ödeme planı ve ödeme tarihleri mal hesabını baştan aşağı değiştirir. Nitekim mahkeme bilirkişileri bu orantıyı oldukça karmaşık ve hassas formüllerle belirlerler. Sonuçta kanun önünde adalet tam anlamıyla yerini bulur.
Ayrıca kredili evin ilk peşinatını eşlerden birisi kişisel malından ödemiş olabilir. Örneğin eşiniz evlilik öncesi bekârlık birikimiyle o yüksek peşinatı tek başına ödemiş olabilir. Bu durumda uzman bilirkişiler peşinat tutarını kişisel mal sayarak ortak hesaplamadan derhal çıkarırlar. Mahkeme sadece evlilik içinde maaşla ödenen kredi kısımlarını eşlerin ortak hakkı kabul eder. Yani hakim bankaya yatan her bir kuruşun kaynağını dosya üzerinden detaylıca araştırır. Kısacası mahkeme genel bir ezbere paylaşım yerine tamamen matematiksel ve orantısal paylaşım yapar. Böylece yasa her iki taraf için de haksız zenginleşmenin açıkça önüne geçer.
Sonuç ve Genel Değerlendirme Çıkarımları
Evlilik mallarının paylaşımı davası taraflara boşanma sonrasında maddi bağımsızlıklarını tam anlamıyla sağlar. Nitekim kesinleşen mahkeme kararıyla birlikte eski eşlerin tüm ekonomik bağları tamamen kesilir. Ayrıca kararla hükmedilen alacağınız için adliyede derhal resmi icra takibi başlatırsınız. Yani karşı taraf borcunu rızasıyla ödemezse icra müdürlüğü mallara zorla haciz işlemleri uygular. Üstelik icra dairesi bu alacaklarınız üzerinden geçmişe dönük yasal faiz de işletir. Dolayısıyla ödenmeyen ve geciken borçlar sadece borçlunun aleyhine katlanarak hızla büyür. Kısacası kanun alacaklı tarafı sürecin her aşamasında güçlü enstrümanlarla korur.
Bununla birlikte bu zorlu davanın sonucu kesin hüküm niteliği teşkil eder. Artık aynı konuyu açarak aynı mahkemede ikinci bir dava kesinlikle açamazsınız. Çünkü modern hukuktaki belirlilik ilkesi kamu düzeni için bunu kesinlikle emreder. Dolayısıyla bu hukuki süreci ta baştan çok doğru yönetmek yegane tek şansınızdır. Aksi halde yapılan büyük hatalardan dolayı sonradan pişmanlık size hiç fayda etmez. Yani süreci alanında uzman profesyonel bir destekle yürütmek her zaman en güvenli yoldur. Sonuç olarak yasal haklarınızı bilmek sizi rakiplerinize karşı daima bir adım öne taşır.
SSS (Sıkça Sorulan Sorular)
1. Evlilik mallarının paylaşımı davası ne zaman açılır? Bu davayı boşanma davası ile birlikte veya boşanma kesinleştikten sonra on yıl içinde açabilirsiniz.
2. Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı nasıl gerçekleşir? Eşler karşılıklı hazırladıkları anlaşmalı boşanma protokolü ile mallarını diledikleri gibi özgürce paylaşırlar.
3. Eşimin üzerine kayıtlı olan evden hak talep edebilir miyim? Ev evlilik birliği devam ederken alınmışsa evin güncel sürüm değerinin yarısını talep edebilirsiniz.
4. Evlilik mallarının paylaşımı davası ortalama ne kadar sürer? Dosyanın durumuna, delillerin toplanmasına ve bilirkişi incelemelerine göre genellikle bir ile üç yıl arası sürer.
5. Düğünde takılan altınlar (ziynet eşyaları) mal paylaşımına dâhil midir? Kadına takılan ziynet eşyaları Yargıtay uygulamalarına göre kişisel mal kabul edildiğinden paylaşıma dâhil edilmezler.
Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. Avukat Osman Turhan olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan, şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlığı ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır. Akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, aynı üniversitede Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup akademi ve uygulamayı birlikte yürütmektedir.
FAYDALI LİNKLER:
–


Bir Cevap Yazın