Öncelikle, hakaret içerikli paylaşımı beğenmek eylemi günümüzde ciddi hukuki tartışmalar yaratıyor. İnsanlar dijital mecralarda her gün sayısız sosyal medya gönderisi okuyor. Ayrıca kullanıcılar saniyeler içinde binlerce farklı çevrimiçi etkileşim gerçekleştiriyor. Bazen bireyler sadece bir butona basarak üçüncü kişilerin paylaşımlarını destekliyor. Ancak bu masum görünen dijital hareketler oldukça ağır hukuki sonuçlar doğurabiliyor. Nitekim ceza hukuku bu tür şüpheli dijital eylemleri detaylıca inceliyor. Dolayısıyla konuyu son derece akademik bir üslupla değerlendirmek büyük önem taşıyor. Üstelik yüksek mahkeme içtihatları bu yeni uyuşmazlıklara kesin adli çözümler getiriyor. Kısacası dijital platformlardaki katı hukuki sınırları herkesin çok iyi bilmesi gerekiyor. Biz de bu makalede ilgili Yargıtay kararını tüm boyutlarıyla akademik perspektifle ele alıyoruz.

Hakaret İçerikli Paylaşımı Beğenmek Suç Mu?: Yargıtay Kararı
Hakaret İçerikli Paylaşımı Beğenmek ve Somut Olay
Hukukçular ilk derece mahkemesinde görülen davayı oldukça dikkat çekici buluyor. Dosyadaki somut olay popüler bir sosyal medya platformunda meydana geldi. Bir kullanıcı bazı tanınmış siyasetçilerin fotoğraflarını çeşitli hayvan figürleriyle birleştirdi. Sonrasında bu sorunlu kolajı kamuya açık şekilde kendi profilinde yayınladı. Sanık ise bu gönderiye hiçbir ek yorum yapmadan sadece beğeni bıraktı. Bunun üzerine ilgili mağdurlar sanık hakkında derhal resmi adli şikayette bulundu. Savcılık olayla ilgili çok hızlıca bir ceza soruşturması başlattı. Hatta iddia makamı yargılamada sanığın doğrudan hapisle cezalandırılmasını ısrarla talep etti. İlk derece mahkemesi sanığı yargıladı ve doğrudan hapis cezasına çarptırdı. Sonuç olarak sanık müdafii bu hatalı yerel kararı istinaf mahkemesine taşıdı.
Yargıtay Kararı: Hakaret İçerikli Paylaşımı Beğenmek
Bu kısımda detaylıca incelediğimiz yüksek mahkeme kararını siteye PDF formatında ekliyoruz. Karar şöyle: İstinaf mahkemesi sanık hakkında hukuka uygun bir beraat hükmü kurdu. Yargıtay bu karmaşık dava dosyasında sanığın dijital eylemini kapsamlıca değerlendirdi. Yüksek mahkemeye göre bu eylem mağdurların onurunu kesinlikle doğrudan rencide etmiyor. Ayrıca mahkeme bu pasif hareketi sadece kaba ve nezaketsiz sayıyor. Dolayısıyla hakaret içerikli paylaşımı beğenmek doğrudan ceza gerektiren bir suç teşkil etmiyor. Nitekim ceza hukuku her nezaketsiz davranışı cezalandırmayı hiçbir şekilde amaçlamaz. Üstelik mahkeme sanığın anayasal ifade özgürlüğü sınırları içinde hareket ettiğini vurguluyor. Böylece yüksek mahkeme istinaf dairesinin verdiği beraat kararını oybirliğiyle doğrudan onadı. Kısacası eylemin suç teşkil eden tipiklik unsuru bu dosyada kesinlikle somutlaşmadı.
Yüksek Mahkeme İddiaları Nasıl Değerlendirdi?
Öncelikle katılan vekili mahkemede sanığın mutlaka cezalandırılmasını hakimi zorlayarak talep etti. İddia makamı da suçun tüm maddi unsurlarının tamamen oluştuğunu iddia etti. Ancak Yargıtay tarafların sunduğu bu soyut iddiaların hiçbirini hukuken geçerli bulmadı. Çünkü ceza kanunları varsayımlar üzerinden masum insanlara ceza vermeyi kesinlikle yasaklar. Nitekim hakaret suçunun oluşması için kanun daima çok açık bir kast arıyor. Oysa sadece tek bir beğeni tuşuna basmak doğrudan suç kastını asla kanıtlamaz. Şüphesiz sosyal medyada kullanıcılar bazen gönderileri istemeden yanlışlıkla kolayca beğeniyor. Hatta insanlar okumadan ekranı hızla kaydırırken bile beğeni butonuna yanlışlıkla dokunuyor. Dolayısıyla yargı bu oldukça şüpheli durumu sanığın aleyhine kesinlikle yorumlamıyor. Sonuç itibarıyla yüksek mahkeme asılsız iddiaları tamamen reddetti ve adaleti sağladı.
Hakaret İçerikli Paylaşımı Beğenmek Bağlamında Mevzuat
Kanun koyucu hakaret suçunu Türk Ceza Kanunu metninde çok açıkça tanımlıyor. Nitekim 5237 sayılı kanunun 125. maddesi bu konuyu özel olarak düzenliyor. Mevzuat.gov.tr sistemi ilgili yasa maddesini okuyuculara aynen şu şekilde aktarıyor:
“Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya aşağılamak maksadıyla bir kimseye sövmek suretiyle saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Ayrıca hakaret içerikli paylaşımı beğenmek bu katı yasal tanıma hiç uymuyor. Çünkü somut olayda failin gerçekleştirdiği herhangi bir fiil isnadı veya sövme bulunmuyor. Böylece kanunun katı lafzı eylemin suç olmadığını yargıçlara çok açıkça gösteriyor.
Suçun Maddi ve Manevi Unsurlarının Eksikliği
Ceza davalarında mahkemeler suçun maddi ve manevi unsurlarını her zaman birlikte arar. Öncelikle maddi unsur failin kanundaki hareketi bizzat icra etmesini zorunlu kılıyor. Ancak sanık dava dosyasında bizzat sıfırdan bir içerik üretmedi veya yazmadı. Sadece üçüncü bir kişinin hazırladığı provokatif görsele basit bir beğeni bıraktı. Nitekim bu pasif dijital reaksiyon suçun maddi unsurunu kesinlikle somutlaştırmıyor. Öte yandan manevi unsur failin suçu isteyerek ve bilerek işlemesini gerektiriyor. Üstelik savcılık makamı sanığın suç işleme kastını şüpheye yer bırakmadan mutlaka ispatlamalıdır. Oysa dosyada sanığın suç kastını gösteren hiçbir güçlü somut delil yer almıyor. Sonuç olarak yüksek mahkeme her iki unsurun da olayda gerçekleşmediğini tespit etti. Dolayısıyla Yargıtay istinafın beraat kararını ceza hukuku doktrinine tamamen uygun buldu.
Hakaret İçerikli Paylaşımı Beğenmek Davasında Emsal Karar
Şüphesiz Yargıtay kararları adli sistemimizde tüm uygulayıcılar için çok büyük önem taşıyor. İlk derece mahkemeleri yüksek mahkeme içtihatlarını her yeni davada mutlaka dikkate alıyor. İncelediğimiz bu önemli karar alt derece mahkemeleri için oldukça güçlü bir emsal oluşturuyor. Artık hakimler hakaret içerikli paylaşımı beğenmek fiiline doğrudan hapis cezası veremiyor. Nitekim bu olumlu durum sistemdeki anayasal hukuki belirlilik ilkesini de derinden güçlendiriyor. Ayrıca vatandaşlar sosyal medya kullanırken kendilerini yasal olarak çok daha güvende hissediyor. Çünkü hukuk devleti masum günlük etkileşimleri acımasızca cezalandırmayı kesin bir dille reddediyor. Böylece anayasal ifade özgürlüğü dijital platformlarda çok daha geniş bir hukuki koruma buluyor. Kısacası bu emsal karar ağır işleyen Türk hukuk sistemine derin bir nefes aldırıyor. Uygulayıcılar gelecekteki benzer ceza davalarında bu güncel içtihadı sürekli olarak kullanacaktır.
Adli Süreçlerde Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Öncelikle anayasamız masumiyet karinesini en temel bir insan hakkı olarak titizlikle koruyor. Mahkemeler hiç kimseyi suçu kesinleşmeden kanun önünde suçlu olarak kesinlikle nitelemiyor. Nitekim şüpheden sanık yararlanır ilkesi adil yargılamanın en temel taşını somutça oluşturuyor. İncelediğimiz somut ceza dosyasında mahkeme sanığın gerçek dijital kastını tam olarak aydınlatamadı. Ayrıca sanığın beğeni eylemini kasıtlı yaptığına dair sunulan tüm deliller oldukça yetersiz kaldı. Dolayısıyla tarafsız ceza hakimi bu şüpheli durumu doğrudan doğruya sanık lehine yorumladı. Üstelik ceza adaleti sistemi mutlak bir kesinlik olmadan asla bir mahkumiyet hükmü kurmuyor. Aksi halde tamamen masum insanların haksız yere hapse girmesi maalesef kaçınılmaz hale geliyor. Sonuçta Yargıtay bu evrensel ceza hukuku kuralını incelediği kararda kusursuzca işletti. Kısacası çağdaş hukuk düzenimiz bu emsal niteliğindeki değerli kararla bir kez daha yüceldi.
Hakaret İçerikli Paylaşımı Beğenmek ve Yargı Ekonomisi
Şüphesiz asılsız ve mesnetsiz şikayetler adliye koridorlarını her geçen gün gereksiz yere dolduruyor. Her gün binlerce anlamsız sosyal medya şikayeti savcılık makamlarına çok hızla ulaşıyor. Oysa mahkemelerin daha ciddi toplumsal suçlara zaman kaybetmeden ivedilikle odaklanması gerekiyor. Nitekim hakaret içerikli paylaşımı beğenmek gibi hukuken zayıf dosyalar adli sistemi felç ediyor. Dolayısıyla detaylıca incelediğimiz yüksek mahkeme kararı anayasal yargı ekonomisine de büyük katkı sağlıyor. Savcılar artık benzer şikayetlerde doğrudan takipsizlik kararı vererek bu gereksiz dosyaları hızlıca kapatacaktır. Böylece ağır ceza hakimleri karmaşık davalara çok daha fazla zaman ve emek harcayabilecektir. Üstelik yargı teşkilatı devletin kısıtlı ekonomik kaynaklarını çok daha verimli bir şekilde kullanacaktır. Sonuç itibarıyla bu içtihat adli sistemin ağır işleyişini ciddi ölçüde hızlandırıyor. Hukuk dünyası bu oldukça pratik ve hukuki çözümü büyük bir memnuniyetle karşılıyor.
Hakaret İçerikli Paylaşımı Beğenmek ve Avukatlık Ücreti
Hukuki uyuşmazlıklarda uzman bir ceza avukatından profesyonel destek almak her zaman çok büyük önem taşıyor. Asliye ceza mahkemelerinde görülen karmaşık davalar avukatlar açısından ciddi bir hukuki teknik uzmanlık gerektiriyor. Ayrıca güncel kanunlar ve resmi tarifeler bu adli davaların maliyetlerini çok detaylıca belirliyor. Öncelikle Ankara 2 Nolu Barosu iki bin yirmi altı yılı güncel tarifesini meslektaşlarına açıkladı. Baro bu tavsiye niteliğindeki rehber tarifede asliye ceza davası ücretini 45.000 TL olarak öngörüyor. Sonrasında Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi güncel rakamlarını resmi gazetede yayımladı. Yasal AAÜT metnine göre asliye ceza mahkemelerindeki davalarda asgari ücret 30.000 TL tutarını buluyor. Nitekim bu yasal AAÜT avukatların kanunen uyması zorunlu olan en alt mali sınırı ifade ediyor. Öte yandan baro tarifesi baronun kendi avukatlarına sunduğu tavsiye niteliğinde bir ekonomik standart oluşturuyor. Sonuçta avukatlar bu asgari alt sınırlar dahilinde somut hukuki uyuşmazlığa göre ayrıca serbest fiyatlandırma yapıyor.
Dijital Çağda Hukukun Gelişimi ve Yargıtay İçtihatları
Şüphesiz gelişen teknoloji tüm dünyada hızla ilerliyor ve geleneksel toplumsal hayatı kökünden tamamen değiştiriyor. İnsanlar artık gerçek fiziksel dünyadan çok dijital sanal alemde yoğun olarak vakit geçiriyor. Dolayısıyla eski kanuni yasalar bazen bu olağanüstü hıza ve yeni dijital eylemlere maalesef yetişemiyor. Nitekim hakaret içerikli paylaşımı beğenmek eylemi de bu yeni hukuki uyuşmazlıkları mahkemelerde açıkça oluşturuyor. Ancak Yargıtay kurduğu bu dinamik içtihatlarla adli sistemdeki hukuki boşlukları büyük bir başarıyla dolduruyor. Üstelik yüksek yargıçlar evrensel hukuk ilkelerini bu karmaşık dijital olaylara mükemmel bir şekilde uyarlıyor. Böylece kanunların koruyucu anayasal ruhu tüm teknolojik gelişmelere rağmen toplumda sürekli yaşamaya devam ediyor. Kısacası dinamik Türk ceza sistemi bu yeni dijital çağa sağlam adımlarla hızla entegre oluyor. Sonuç olarak kutsal adalet mekanizması o uçsuz bucaksız sanal dünyada da kusursuzca işlemeyi sürdürüyor.
SSS
1. Hakaret içerikli paylaşımı beğenmek suç mudur? Yargıtay dördüncü ceza dairesi bu dijital eylemi kaba davranış sayarak suç unsurunun oluşmadığına karar veriyor.
2. Sosyal medyada kaba davranışlar ceza gerektirir mi? Ceza hukuku her nezaketsiz davranışı cezalandırmıyor, eylemin kişinin onurunu ağır şekilde açıkça rencide etmesi gerekiyor.
3. İstinaf mahkemesi beraat kararı verebilir mi? İstinaf mahkemesi ilk derece mahkemesinin hatalı hapis cezasını kaldırarak hukuka uygun bir beraat hükmü kurabiliyor.
Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. Avukat Osman Turhan olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan, şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlığı ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır. Akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, aynı üniversitede Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup akademi ve uygulamayı birlikte yürütmektedir.
FAYDALI LİNKLER:
–

Bir Cevap Yazın