Sınırdışı Kararına İtiraz: Hukuki Dayanaklar ve 3 Örnek Dilekçe

Sınırdışı kararı, yabancının Türkiye’den çıkışını zorunlu kılan idari bir işlemdir. Bu karar, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinde sayılan sebeplerle alınır. Kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine iptal davası açılabilir. Aşağıda, farklı olay örgülerine dayanan üç ayrı itiraz dilekçesi örneği sunulmaktadır. Her biri, somut vakıalar üzerine inşa edilmiştir ve hukuki gerekçeleriyle birlikte kaleme alınmıştır.

Sırtı dönük cübbeli bir avukat, sınırdışı kararına itiraz dilekçesi yazıyor.

Sınırdışı Kararına İtiraz: Hukuki Dayanaklar ve 3 Örnek Dilekçe


Örnek 1: Aile Birliğinin Korunması Temelinde İtiraz

ANKARA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO: [Boş Bırakınız]
DAVACI: Ali Reza HOSSEINI (Yabancı Kimlik No: 99XXXXXXXXX)
DAVACI VEKİLİ: Av. Osman TURHAN
DAVALI: Göç İdaresi Genel Müdürlüğü / Ankara Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü

KONU: Müvekkil hakkında tesis edilen [Tarih] günlü, [Karar No] sayılı sınırdışı kararının öncelikle yürütmesinin durdurulması ve nihai olarak iptali talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR

A. Müvekkilin Türkiye’deki Yaşamı ve Ailevi Bağları

Müvekkil Ali Reza Hosseini, İran İslam Cumhuriyeti uyrukludur. Müvekkil, 2012 yılında Türkiye’ye turistik vizeyle giriş yapmıştır. Sonrasında ikamet izni alarak yaşamını burada sürdürmeye başlamıştır. Müvekkil, 2015 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ayşe Yılmaz ile evlenmiştir. Bu evlilikten 2017 doğumlu Zeynep ve 2020 doğumlu Mehmet adlarında iki çocuğu bulunmaktadır. Çocukların her ikisi de Türk vatandaşıdır ve Ankara’da eğitim hayatlarına devam etmektedir.

Müvekkil, evlilik birliğinin kurulduğu günden bu yana Ankara’da ikamet etmektedir. Aile, Altındağ ilçesinde kira ödeyerek oturdukları bir konutta yaşamaktadır. Müvekkil, ailesinin geçimini sağlamak amacıyla bir tekstil atölyesinde çalışmaktadır. Eşi Ayşe Yılmaz ise ev hanımıdır ve çocukların bakımıyla ilgilenmektedir. Ailenin tüm sosyal ve ekonomik düzeni Türkiye’de kurulmuştur. Müvekkilin İran’da herhangi bir malvarlığı veya düzenli geliri bulunmamaktadır.

B. Sınırdışı Kararının Gerekçesi ve Hukuka Aykırılığı

Davalı idare, müvekkil hakkında “kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturduğu” gerekçesiyle sınırdışı kararı almıştır. Bu karar, 6458 sayılı Kanun’un 54/1-d maddesine dayandırılmıştır. Oysa müvekkilin Türkiye’de işlediği herhangi bir suç bulunmamaktadır. Adli sicil kaydı tamamen temizdir. Hakkında devam eden bir ceza soruşturması veya kovuşturma yoktur. Müvekkil, bugüne kadar kolluk kuvvetleriyle en ufak bir olumsuz temas yaşamamıştır.

İdarenin soyut ve genel ifadelerle tesis ettiği işlem, hukuki dayanaktan yoksundur. Kamu düzeni tehdidi iddiası, somut delillerle desteklenmek zorundadır. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında da vurgulandığı üzere, sınırdışı işlemleri gerekçeli olmalı ve kişinin özel hayatına ölçüsüz müdahale teşkil etmemelidir. Soyut güvenlik değerlendirmeleri, temel hakların sınırlandırılması için yeterli kabul edilemez.

C. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlali

Müvekkilin sınırdışı edilmesi, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını ağır biçimde ihlal edecektir. Aynı şekilde, Anayasa’nın 41. maddesinde korunan aile bütünlüğü ilkesi de zedelenecektir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi de bu korumayı uluslararası düzeyde pekiştirmektedir. Müvekkilin eşi ve çocukları Türk vatandaşıdır. Çocukların üstün yararı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca öncelikle gözetilmelidir.

Müvekkilin İran’a dönmesi halinde, aile birliği fiilen sona erecektir. Eşi Ayşe Yılmaz’ın İran’da yaşama imkânı bulunmamaktadır. Çocukların eğitimleri ve sosyal çevreleri Ankara’dadır. Aile, ekonomik olarak müvekkilin çalışmasına bağımlıdır. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, sınırdışı kararı aile hayatına ölçüsüz bir müdahale niteliğindedir. İdarenin takdir yetkisi, temel hakları ortadan kaldıracak şekilde kullanılamaz.

D. Ölçülülük İlkesi Yönünden Değerlendirme

İdari işlemlerin hukuka uygunluğu, ölçülülük ilkesine riayet edilmesine bağlıdır. Bu ilke, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiştir. Ölçülülük; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık alt unsurlarından oluşur. Somut olayda, kamu düzenini korumak amacıyla sınırdışı kararı alınması elverişli bir araç olarak görülebilir. Ancak bu araç, ulaşılmak istenen amaçla orantılı değildir. Müvekkilin kamu düzenine somut bir zararı kanıtlanmamıştır.

Daha hafif bir tedbirle, örneğin idari para cezası veya düzenli imza yükümlülüğüyle aynı amaca ulaşılması mümkündür. Ailenin parçalanması sonucunu doğuran sınırdışı kararı, en son başvurulması gereken istisnai bir tedbirdir. İdare, neden daha hafif bir tedbirin yetersiz kaldığını gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelendirme yapılmadığı için işlem, ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır. Danıştay içtihatları da bu yönde yerleşik bir çizgi izlemektedir.

E. Uluslararası Koruma ve Geri Gönderme Yasağı

Müvekkil, İran’a dönmesi halinde insanlık dışı muameleye maruz kalma riski taşımaktadır. Müvekkil, İran’da siyasi nedenlerle takibata uğramış bir aileden gelmektedir. Geri gönderme yasağı (non-refoulement), uluslararası hukukun emredici bir normudur. 6458 sayılı Kanun’un 4. maddesi de bu ilkeyi açıkça düzenlemektedir. Türkiye’nin taraf olduğu İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 3. maddesi de aynı korumayı sağlamaktadır.

İdare, sınırdışı kararı almadan önce menşe ülke koşullarını değerlendirmekle yükümlüdür. Oysa dosyada, müvekkilin İran’da karşılaşabileceği risklere dair hiçbir inceleme bulunmamaktadır. Bu eksiklik, işlemi sakatlayan bir başka hukuka aykırılık nedenidir. Müvekkilin yaşam hakkı ve işkence yasağı, sınırdışı kararının mutlak bir engelidir. İdarenin bu hususu hiç değerlendirmemiş olması, kararın keyfi olduğunu göstermektedir.

Özetle, müvekkil hakkında tesis edilen sınırdışı kararı, somut delillere dayanmadığı, aile hayatına ölçüsüz müdahale teşkil ettiği, ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve geri gönderme yasağını ihlal ettiği için hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (m. 4, 53, 54, 55), 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (m. 27), Anayasa (m. 13, 20, 41, 90), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (m. 3, 8), Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, İşkenceye Karşı Sözleşme (m. 3) ve ilgili sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER:

  1. Müvekkile ait nüfus kayıt örneği (evlilik ve çocukların Türk vatandaşlığını gösterir)
  2. Adli sicil kaydı (sabıkasız olduğunu kanıtlar nitelikte)
  3. İkametgâh ilmühaberi
  4. Çocukların okul kayıt belgeleri
  5. Müvekkilin çalıştığı işyerine ait SGK kayıtları
  6. Sınırdışı kararının tebliğ belgesi
  7. Tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle;
1-) Öncelikle ve ivedilikle, telafisi imkânsız zararlar doğuracağından, dava konusu sınırdışı kararının yürütmesinin durdurulmasına,
2-) Dava konusu sınırdışı kararının iptaline,
3-) Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine,
karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. [Tarih]

Davacı Vekili
Av. Osman TURHAN
[İmza]


Örnek 2: Öğrenci Olarak İkamet Eden Yabancının İtirazı

İSTANBUL İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO: [Boş Bırakınız]
DAVACI: Fatima DIARRA (Yabancı Kimlik No: 99XXXXXXXXX)
DAVACI VEKİLİ: Av. Osman TURHAN
DAVALI: Göç İdaresi Genel Müdürlüğü / İstanbul Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü

KONU: Müvekkil hakkında tesis edilen [Tarih] günlü, [Karar No] sayılı sınırdışı kararının öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptali talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR

A. Müvekkilin Türkiye’ye Giriş Amacı ve Eğitim Hayatı

Müvekkil Fatima Diarra, Mali Cumhuriyeti uyrukludur. Müvekkil, 2019 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde lisans eğitimi almak üzere öğrenci vizesiyle Türkiye’ye giriş yapmıştır. Müvekkil, hazırlık sınıfını başarıyla tamamlamış ve lisans programına kaydolmuştur. Halihazırda üçüncü sınıf öğrencisidir ve not ortalaması 4.00 üzerinden 3.20’dir. Müvekkil, eğitimine devam etmekte ve derslerinde düzenli başarı göstermektedir.

Müvekkil, Türkiye’de bulunduğu süre boyunca öğrenci ikamet iznini düzenli olarak yenilemiştir. Hiçbir dönem kayıt dondurmamış veya izinsiz olarak yurtdışına çıkış yapmamıştır. Üniversite yönetimi, müvekkilin disiplinli ve başarılı bir öğrenci olduğunu teyit eden bir belge düzenlemiştir. Müvekkil, eğitim masraflarını ailesinin gönderdiği dövizlerle karşılamaktadır. Türkiye’de herhangi bir çalışma izni olmaksızın kayıtdışı istihdamda bulunmamıştır.

B. Sınırdışı Kararının Dayanağı ve Usul Eksiklikleri

Davalı idare, müvekkil hakkında “kamu düzeni ve güvenliği açısından tehdit oluşturduğu” gerekçesiyle sınırdışı kararı almıştır. Karar, 6458 sayılı Kanun’un 54/1-d maddesine dayandırılmıştır. Ancak idare, bu soyut gerekçeyi somutlaştıran hiçbir delil sunmamıştır. Müvekkilin hangi eylem veya davranışının kamu düzenini tehdit ettiği açıklanmamıştır. İdari işlemin gerekçesi, hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir unsurudur. Gerekçesiz bir işlem, yargısal denetime kapalıdır.

Ayrıca, sınırdışı kararı alınmadan önce müvekkile savunma hakkı tanınmamıştır. 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesi, sınırdışı kararı öncesinde yabancıya bildirim yapılmasını ve savunma alınmasını zorunlu kılar. Oysa müvekkil, kendisine hiçbir tebligat yapılmadan doğrudan kararla karşılaşmıştır. Bu usuli eksiklik, işlemi sakatlayan ağır bir hukuka aykırılık nedenidir. Danıştay 10. Dairesi’nin yerleşik kararları da savunma hakkı tanınmadan alınan sınırdışı kararlarının iptalini gerektirdiği yönündedir.

C. Eğitim Hakkının Korunması Gerekliliği

Müvekkilin sınırdışı edilmesi, eğitim hakkını doğrudan ve ağır biçimde ihlal edecektir. Anayasa’nın 42. maddesi, herkesin eğitim hakkına sahip olduğunu düzenler. AİHS’nin 1 No’lu Ek Protokolü’nün 2. maddesi de eğitim hakkını güvence altına alır. Müvekkil, lisans eğitiminin son iki yılını tamamlamak üzeredir. Eğer sınırdışı edilirse, bugüne kadar harcadığı emek ve maddi kaynaklar boşa gidecektir. Mali’de eşdeğer bir programa kaydolması mümkün görünmemektedir.

Müvekkilin eğitim hayatı, kamu düzenine herhangi bir tehdit oluşturmamaktadır. Aksine, uluslararası öğrenciler Türkiye’nin kültürel ve akademik çeşitliliğine katkı sağlamaktadır. İdare, müvekkilin öğrenci statüsünü ve eğitim hakkını hiçbir şekilde değerlendirmemiştir. Oysa temel hakların sınırlandırılması, ilgili tüm menfaatlerin tartılmasını gerektirir. Bu dengeleme yapılmadığı için işlem, hukuka aykırıdır.

D. Müvekkilin Menşe Ülkesindeki Risk Durumu

Mali, son yıllarda siyasi istikrarsızlık ve silahlı çatışmalarla anılan bir ülkedir. Birleşmiş Milletler raporları, ülkenin kuzey bölgelerinde güvenlik durumunun kritik seviyede olduğunu belgelemektedir. Müvekkilin ailesi, çatışmalar nedeniyle başkent Bamako’ya göç etmek zorunda kalmıştır. Müvekkilin geri dönmesi halinde, can güvenliği risk altına girecektir. Geri gönderme yasağı, bu tür risklerin varlığında mutlak koruma sağlar.

6458 sayılı Kanun’un 55. maddesi, geri gönderme yasağı kapsamındaki yabancıların sınırdışı edilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. İdare, müvekkilin menşe ülkesindeki insani ve güvenlik koşullarına ilişkin hiçbir araştırma yapmamıştır. Bu ihmali tutum, işlemin maddi temelden yoksun olduğunu göstermektedir. Geri gönderme yasağı, usulüne uygun bir risk değerlendirmesi yapılmadan bertaraf edilemez.

E. İdari İşlemin Ölçüsüzlüğü ve Alternatif Tedbirler

Sınırdışı kararı, en ağır idari yaptırımlardan biridir. Bu karar, öğrenci olarak ülkede bulunan ve hiçbir suça karışmamış bir kişi için uygulandığında, ölçülülük ilkesi ağır biçimde zedelenmektedir. 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi, belirli şartlar altında sınırdışı kararı yerine idari para cezası veya ikamet izni iptali gibi daha hafif tedbirlerin uygulanmasına imkân tanımaktadır. İdare, bu alternatifleri hiç değerlendirmemiştir.

Müvekkilin öğrenci ikamet izninin iptali, istenen amaca hizmet edebilecek daha hafif bir tedbirdir. Ancak idare, doğrudan en ağır yaptırımı seçerek takdir yetkisini hukuka aykırı kullanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da, sınırdışı kararlarında ölçülülük denetiminin titizlikle yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Mevcut işlem, bu standartların oldukça uzağında kalmaktadır.

Özetle, müvekkil hakkında tesis edilen sınırdışı kararı, gerekçesiz olması, savunma hakkı tanınmaması, eğitim hakkını ölçüsüzce sınırlaması, geri gönderme yasağını ihlal etmesi ve alternatif tedbirlerin değerlendirilmemesi nedenleriyle hukuka aykırıdır; iptali gerekmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (m. 4, 53, 54, 55, 57), 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (m. 27), Anayasa (m. 13, 42, 90), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (m. 3, 8; 1 No’lu Ek Protokol m. 2) ve ilgili sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER:

  1. Müvekkile ait öğrenci belgesi ve transkript
  2. Pasaport ve öğrenci ikamet izni fotokopileri
  3. Üniversiteden alınan disiplin durumu ve başarı belgesi
  4. Adli sicil kaydı (sabıkasız olduğunu gösterir)
  5. Sınırdışı kararının tebliğ belgesi
  6. Mali’deki güvenlik durumuna ilişkin BM ve uluslararası raporları
  7. Tanık beyanları ve her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle;
1-) Öncelikle ve ivedilikle, telafisi imkânsız zararlar doğuracağından, dava konusu sınırdışı kararının yürütmesinin durdurulmasına,
2-) Dava konusu sınırdışı kararının iptaline,
3-) Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine,
karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. [Tarih]

Davacı Vekili
Av. Osman TURHAN
[İmza]


Örnek 3: Çalışma İzni Sahibi ve Ekonomik Katkı Sunan Yabancının İtirazı

ANTALYA İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DOSYA NO: [Boş Bırakınız]
DAVACI: Sergey IVANOV (Yabancı Kimlik No: 99XXXXXXXXX)
DAVACI VEKİLİ: Av. Osman TURHAN
DAVALI: Göç İdaresi Genel Müdürlüğü / Antalya Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü

KONU: Müvekkil hakkında tesis edilen [Tarih] günlü, [Karar No] sayılı sınırdışı kararının öncelikle yürütmesinin durdurulması ve iptali talebinden ibarettir.

AÇIKLAMALAR

A. Müvekkilin Türkiye’deki Yatırımı ve Ekonomik Katkısı

Müvekkil Sergey Ivanov, Rusya Federasyonu uyrukludur. Müvekkil, 2016 yılında Antalya’da turizm sektöründe faaliyet göstermek üzere bir limited şirket kurmuştur. Şirket, bugüne kadar 500.000 ABD Doları tutarında doğrudan yabancı sermaye yatırımı gerçekleştirmiştir. Müvekkil, bu şirketin tek ortağı ve müdürüdür. Şirket bünyesinde 15’i Türk vatandaşı olmak üzere toplam 22 kişi istihdam edilmektedir. Tüm çalışanlar, sigortalı ve kayıtlı olarak çalıştırılmaktadır.

Müvekkil, 2017 yılından bu yana kesintisiz olarak çalışma izni almaktadır. Çalışma izinleri, Uluslararası İşgücü Kanunu’na uygun şekilde yenilenmiştir. Müvekkil, tüm vergi yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiştir. Şirketin yıllık cirosu, 2022 yılında 3 milyon TL’yi aşmıştır. Müvekkil, Türkiye ekonomisine doğrudan katkı sağlayan bir iş insanıdır. Ayrıca, Antalya’da bir konut satın alarak mülk edinmiştir.

B. Sınırdışı Kararının Dayanaksızlığı ve Hukuki Belirsizlik

Davalı idare, müvekkil hakkında “uluslararası terör örgütleriyle ilişkili olduğu” gibi son derece ağır bir isnatla sınırdışı kararı almıştır. Karar, 6458 sayılı Kanun’un 54/1-b maddesine dayandırılmıştır. Bu isnat, tamamen asılsızdır ve hiçbir somut delille desteklenmemektedir. Müvekkil, hayatının hiçbir döneminde herhangi bir terör örgütüyle temas kurmamıştır. Hakkında bu yönde başlatılmış bir soruşturma dahi bulunmamaktadır.

İdare, müvekkile isnat edilen fiilleri ve dayanak istihbari bilgileri paylaşmaktan kaçınmaktadır. Gizlilik gerekçesiyle delillerin saklanması, savunma hakkını fiilen imkânsız hale getirmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin 2019 tarihli bir bireysel başvuru kararında, istihbari bilgilere dayalı sınırdışı işlemlerinde dahi kişiye asgari düzeyde bilgi verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda bu asgari standart dahi sağlanmamıştır. İşlem, keyfilik unsuru taşımaktadır.

C. Müvekkilin Uzun Süreli İkameti ve Özel Hayatı

Müvekkil, yedi yılı aşkın süredir Türkiye’de kesintisiz ikamet etmektedir. Bu süre zarfında, Antalya’da güçlü sosyal bağlar kurmuştur. Türk vatandaşı olan nişanlısıyla yakın zamanda evlilik planları yapmaktadır. Müvekkil, Türkçeyi akıcı şekilde konuşabilmektedir. Yerel kültüre uyum sağlamış, sosyal sorumluluk projelerine katılmıştır. Hayatının merkezi tamamen Türkiye’dedir.

Müvekkilin Rusya’ya dönmesi halinde, tüm bu özel ve sosyal bağlar kopacaktır. Şirket yönetimsiz kalacak, çalışanlar işsizlik riskiyle karşılaşacaktır. Müvekkilin Türkiye’deki malvarlığı ve ekonomik çıkarları ağır zarar görecektir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında, uzun süreli ikamet sahibi yabancıların sınırdışı edilmesi, özel hayata saygı hakkı kapsamında sıkı denetime tabi tutulmaktadır. Mevcut işlem, bu içtihadın gerektirdiği ölçülülük değerlendirmesini içermemektedir.

D. Geri Gönderme Yasağının Değerlendirilmesi

Müvekkil, Rusya’ya dönmesi halinde, hakkındaki asılsız terör bağlantısı iddiaları nedeniyle cezai takibata uğrama riski taşımaktadır. Rusya Federasyonu’ndaki yargı sistemi, uluslararası bağımsızlık standartlarından uzaktır. Terör suçlaması gibi ağır isnatlarla anılan kişiler, adil yargılanma güvencesinden yoksun kalmaktadır. Müvekkilin, sırf bu sınırdışı kararındaki isnatlar nedeniyle bile Rusya’da özgürlüğünden yoksun bırakılması kuvvetle muhtemeldir.

Geri gönderme yasağı, yalnızca işkence ve kötü muamele riskini değil, aynı zamanda adil yargılanma hakkının ağır ihlali riskini de kapsayan bir koruma sağlar. 6458 sayılı Kanun’un 55. maddesi ve AİHS’nin 6. maddesi bu kapsamda değerlendirilmelidir. İdare, menşe ülke koşullarını araştırma yükümlülüğünü yine ihmal etmiştir. Bu eksiklik, tek başına iptal nedenidir.

E. Ölçülülük ve Alternatif Tedbirlerin Yokluğu

İdare, müvekkil hakkında en ağır yaptırımı seçmeden önce alternatif tedbirleri değerlendirmemiştir. 6458 sayılı Kanun’un 57. maddesi uyarınca, sınırdışı kararı yerine idari para cezası uygulanması veya çalışma izninin iptali gibi seçenekler mevcuttur. Müvekkil, Türkiye’de kayıtlı bir işletme sahibidir. Adresi ve iletişim bilgileri sabittir. Kaçma şüphesi bulunmamaktadır. Bu durum, daha hafif tedbirlerin yeterli olacağını açıkça göstermektedir.

Müvekkilin sınırdışı edilmesi, yalnızca kendisine değil, çalışanlarına ve Türkiye ekonomisine de zarar verecektir. Kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki denge, mevcut işlemde birey aleyhine bozulmuştur. Danıştay kararları, ekonomik faaliyetleri bulunan yabancıların sınırdışı edilmesinde çok daha titiz bir inceleme yapılmasını zorunlu kılmaktadır. İdarenin bu titizliği göstermediği, dosyadaki eksikliklerden anlaşılmaktadır.

Özetle, müvekkil hakkında tesis edilen sınırdışı kararı, somut delillere dayanmadığı, savunma hakkını ihlal ettiği, özel hayata saygı hakkına ölçüsüz müdahale ettiği, geri gönderme yasağını değerlendirmediği ve alternatif tedbirleri dikkate almadığı için hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir.

HUKUKİ SEBEPLER: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (m. 4, 53, 54, 55, 57), 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (m. 27), 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu, Anayasa (m. 13, 20, 36, 90), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (m. 3, 6, 8) ve ilgili sair mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER:

  1. Müvekkilin pasaport ve çalışma izni fotokopileri
  2. Şirkete ait ticaret sicil gazetesi ve faaliyet belgesi
  3. Vergi levhası ve SGK kayıtları (çalışan sayısını gösterir)
  4. Tapu kaydı ve ikametgâh ilmühaberi
  5. Adli sicil kaydı (sabıkasız olduğunu gösterir)
  6. Sınırdışı kararının tebliğ belgesi
  7. Rusya’daki yargı sistemi ve insan hakları durumuna ilişkin uluslararası raporlar
  8. Tanık beyanları, bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil

SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle;
1-) Öncelikle ve ivedilikle, telafisi imkânsız zararlar doğuracağından, dava konusu sınırdışı kararının yürütmesinin durdurulmasına,
2-) Dava konusu sınırdışı kararının iptaline,
3-) Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine,
karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim. [Tarih]

Davacı Vekili
Av. Osman TURHAN
[İmza]


Hukuki Değerlendirme ve Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Sınırdışı kararına itiraz davaları, idari yargının en hassas alanlarından biridir. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 53. maddesi, sınırdışı kararına karşı idare mahkemesine başvuru süresini tebliğden itibaren yedi gün olarak belirlemiştir. Bu süre, hak düşürücüdür ve kesinlikle kaçırılmamalıdır. Sürenin kaçırılması halinde, dava açma hakkı tamamen ortadan kalkar. Uygulamada, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı sıklıkla tartışma konusu olmaktadır.

Dava dilekçesinde, yürütmenin durdurulması talebi mutlaka yer almalıdır. Çünkü dava sonuçlanana kadar sınırdışı işleminin icrası, telafisi imkânsız zararlar doğurabilir. İdare mahkemeleri, özellikle aile birliği, eğitim hakkı ve geri gönderme yasağına ilişkin güçlü iddiaların varlığında yürütmeyi durdurma kararları vermeye daha yatkındır. Ancak her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirildiği unutulmamalıdır.

Delillerin toplanması ve dilekçeye eklenmesi büyük önem taşır. Adli sicil kaydı, ikamet izinleri, evlilik cüzdanı, çocukların doğum belgeleri, öğrenci belgeleri, çalışma izinleri, tapu kayıtları ve vergi levhası gibi belgeler, iddiaların ispatı açısından kritik rol oynar. Menşe ülke koşullarına ilişkin güncel uluslararası raporlar da geri gönderme yasağı iddialarının temellendirilmesinde kullanılmalıdır. Soyut iddialar yerine somut belgelere dayanan bir dilekçe, başarı şansını önemli ölçüde artırır.

Son olarak, sınırdışı davalarında görevli mahkeme idare mahkemesi, yetkili mahkeme ise sınırdışı kararını veren idari birimin bulunduğu yer mahkemesidir. Dava açılırken harç ödenmesi gerekir; ancak güncel harç tutarları için adliye veznesinden bilgi alınmalıdır. Adli yardım talebinde bulunulması da mümkündür. Profesyonel hukuki destek alınmadan hareket edilmesi, telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.


KONU İLE İLGİLİ EK BİLGİLER

Sınırdışı Kararına İtiraz: Kapsamlı Hukuki Rehber

Yabancılar hukuku, devletin egemenlik yetkisi ile bireyin temel hakları arasındaki hassas denge üzerine kuruludur. Sınırdışı kararı, bu dengenin en dramatik şekilde bozulduğu idari işlemlerden biridir. Türkiye, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile bu alanı ayrıntılı biçimde düzenlemiştir. Kanun, bir yandan kamu düzenini korumayı amaçlarken, diğer yandan yabancıların haklarını güvence altına alır. Sınırdışı kararına itiraz, bu güvencelerin en önemli unsurudur.

İtiraz süreci, yalnızca bir dilekçe yazmaktan ibaret değildir. Bu süreç, karmaşık hukuki muhakeme gerektirir. İdari işlemin unsurları, yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden denetlenmelidir. Aynı zamanda, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan temel hakların ihlal edilip edilmediği titizlikle incelenmelidir. Aşağıda, sınırdışı kararına itirazın tüm aşamaları, hukuki dayanakları ve uygulama incelikleri sistematik olarak ele alınmaktadır.

Sınırdışı Kararının Hukuki Dayanakları

6458 sayılı Kanun’un 54. maddesi, sınırdışı edilecek yabancıları kapsamlı bir liste halinde sayar. Bu liste, kamu düzeni ve güvenliği tehdidi oluşturanları, terör örgütleriyle ilişkili olanları, suç işleyenleri ve uluslararası koruma başvurusu reddedilenleri içerir. Madde metni oldukça geniş tutulmuştur. Ancak bu genişlik, idareye sınırsız takdir yetkisi tanındığı anlamına gelmez. Her somut olayda, yabancının kişisel durumu ile kamu yararı arasında adil bir denge kurulmalıdır.

Kanun koyucu, 55. maddede sınırdışı edilemeyecek yabancıları da belirlemiştir. İşkenceye, insanlık dışı cezaya veya aşağılayıcı muameleye maruz kalacağı ülkeye gönderilecek kişiler bu kapsamdadır. Ayrıca, ciddi sağlık sorunları olanlar, mağdur destek sürecinden yararlanan insan ticareti mağdurları ve psikolojik tedavi gören travma mağdurları da sınırdışı edilemez. Bu istisnalar, uluslararası hukukun emredici normlarından kaynaklanır. Geri gönderme yasağı, bu korumanın omurgasını oluşturur.

İdare Mahkemesine Başvuru Süreci ve Usul

Sınırdışı kararına karşı dava açma süresi, kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. Bu süre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen genel dava açma süresinden farklıdır. Yedi günlük süre, hak düşürücü niteliktedir ve kesindir. Sürenin kaçırılması, davanın reddine yol açar. Bu nedenle, tebligatın alındığı an itibarıyla derhal harekete geçilmelidir. Tatil günleri de sürenin hesabında dikkate alınır.

Dava dilekçesinde, sınırdışı kararının hangi yönlerden hukuka aykırı olduğu somut biçimde açıklanmalıdır. Yürütmenin durdurulması talebi, ayrıca ve açıkça belirtilmelidir. İdare mahkemeleri, yürütmenin durdurulması kararlarını genellikle dosya üzerinden ve hızlıca verir. Ancak mahkeme, gerekli görürse duruşma açabilir. Duruşma talebi, dilekçede özellikle belirtilmelidir. Dava sonucunda verilen karara karşı, istinaf ve temyiz yolları da açıktır.

Güncel Yargı Kararları Işığında Değerlendirme

Danıştay 10. Dairesi’nin yerleşik içtihatları, sınırdışı davalarında üç temel ilkeye vurgu yapar. Bunlar; gerekçe ilkesi, ölçülülük ilkesi ve savunma hakkıdır. Gerekçe ilkesi, idari işlemin somut nedenlerini ortaya koymayı zorunlu kılar. “Kamu düzenini tehdit ettiği” gibi genel ifadeler yeterli kabul edilmez. İdare, tehdidin ne olduğunu, hangi delillere dayandığını açıklamakla yükümlüdür.

Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararları da sınırdışı hukukunu şekillendirmektedir. Yüksek Mahkeme, özellikle aile hayatına saygı hakkı ve geri gönderme yasağı bağlamında önemli ilkeler belirlemiştir. Mahkeme, idare mahkemelerinin sınırdışı kararlarını denetlerken, uluslararası insan hakları standartlarını da gözetmesi gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM kararları da bu denetimin ayrılmaz bir parçasıdır. Uygulamada, bu içtihatların dilekçelerde somut olaya uyarlanarak kullanılması, başarı şansını artırır.

Uygulamada Avukatın Rolü ve Dikkat Edilecek Noktalar

Sınırdışı davaları, teknik bilgi ve deneyim gerektiren bir alandır. Avukat, öncelikle müvekkilin hukuki durumunu bütün yönleriyle analiz etmelidir. Hangi sınırdışı sebebine dayanıldığı, müvekkilin menşe ülkesindeki riskler, aile bağları ve Türkiye’deki yaşam süresi titizlikle değerlendirilmelidir. Deliller eksiksiz toplanmalı ve dilekçeye eklenmelidir. Eksik delil, iddiaların ispatını zayıflatır.

Zaman yönetimi, bu davalarda hayati önem taşır. Yedi günlük süre içinde hem delillerin toplanması hem de dilekçenin yazılması gerekir. Bu nedenle, tebligatın alındığı gün avukata başvurulması önemlidir. Ayrıca, sınırdışı kararının uygulanması halinde müvekkilin geri gönderme merkezinde tutulabileceği de unutulmamalıdır. Bu durum, yürütmenin durdurulması talebinin ne kadar acil olduğunu gösterir. Tüm bu süreçler, profesyonel hukuki yardımın değerini ortaya koyar.

Sık Sorulan Sorular

Soru 1: Sınırdışı kararına itiraz süresi kaç gündür ve ne zaman başlar?
Cevap: İtiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. Bu süre hak düşürücüdür. Tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı önem taşır. Sürenin kaçırılması halinde dava açma hakkı kaybedilir.

Soru 2: Sınırdışı kararına karşı hangi mahkemeye dava açılır?
Cevap: Görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise kararı veren idari birimin bulunduğu yer mahkemesidir. Örneğin, Ankara Valiliği’nin kararına karşı Ankara İdare Mahkemesi’nde dava açılır.

Soru 3: Yürütmenin durdurulması kararı ne kadar sürede çıkar?
Cevap: İdare mahkemeleri, yürütmenin durdurulması taleplerini genellikle birkaç hafta içinde karara bağlar. Acil durumlarda bu süre kısalabilir. Mahkeme, dosya üzerinden karar verebileceği gibi savunma da isteyebilir.

Soru 4: Sınırdışı kararı hangi hallerde kesinlikle uygulanamaz?
Cevap: 6458 sayılı Kanun’un 55. maddesine göre, işkence riski olan ülkeye gönderme yasağı mutlaktır. Ayrıca, ağır sağlık sorunları olanlar, insan ticareti mağdurları ve travma mağdurları da sınırdışı edilemez. Bu istisnaların varlığı, kararı hukuka aykırı hale getirir.

Soru 5: Dava reddedilirse ne yapılabilir?
Cevap: İdare mahkemesinin ret kararına karşı, tebliğden itibaren 30 gün içinde Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf başvurusu yapılabilir. İstinafın da reddi halinde, 30 gün içinde Danıştay’a temyiz başvurusu yapılır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yolları da mevcuttur.

Etiketler: sınırdışı kararına itiraz, deport kararı iptal davası, yabancılar hukuku, idare mahkemesi dilekçesi, 6458 sayılı kanun, geri gönderme yasağı, aile birliği koruması, öğrenci ikamet izni iptali, çalışma izni sahibi yabancı, idari işlem iptali, yürütmenin durdurulması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, özel hayata saygı hakkı, ölçülülük ilkesi, Danıştay içtihatları, Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru, göç idaresi genel müdürlüğü, sınırdışı merkezi, adli yardım talebi, istinaf ve temyiz yolları, uluslararası koruma, kamu düzeni tehdidi, savunma hakkı ihlali, menşe ülke risk analizi, yabancılar için hukuki rehber

← Geri

Yanıtınız için teşekkür ederiz. ✨

Turhan Hukuk Danışmanlık

Av. Osman Turhan, Turhan Hukuk Danışmanlık, Şirket Avukatı, Turhan Hukuk, Turhan Law, Turhan Danışmanlık, Hukuk Bürosu, Avukatlık, Avukat, Avukatlık Hizmetleri, Hukuki Danışmanlık, Dava Takibi, Avukat, Hukuk Müşavirliği, Profesyonel Hukuki Destek
Av. Osman Turhan – Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. “Avukat Osman Turhan – Turhan Hukuk & Danışmanlık” olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Av. Osman Turhan Kimdir?

Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Almanya’nın Saarbrücken/Saarland kentinde bir hukuk bürosunda, avukatlık stajı yapmıştır. Yerli ve uluslararası pek çok sempozyumda delege olarak yer almıştır. Halen Ankara 2 Nolu Barosunda Parlamento Komisyonu üyesi olup aynı zamanda Avukat Hakları Merkezi üyeliği görevini yapmaktadır. Ayrıca akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan; şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlama, ceza davaları, vergi davaları ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır.

FAYDALI LİNKLER:

Web Sitemiz İçin

Google Maps

İletişim İçin

Diğer Kategoriler İçin

Yüzlerce Makalemizi İncelemek İçin


Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin