Acil Serviste Konsültasyonun Önemi: Taksirle Öldürme ve Görev İhmali Üzerine 2025 Tarihli Yargıtay Kararı Analizi

Olayın Özeti – Adım Adım

Yargıtay 12. CD., E. 2021/957 K. 2025/886 T. 22.1.2025 künyeli kararı üzerinden.

  1. Olay Tarihi ve Yer: Olay 23 Ocak 2014 tarihinde, bir hastanenin acil servisinde gerçekleşmiştir.
  2. Ölen Kişi: Göğüs ağrısı şikayeti ile başvuran, daha önce üç kez kalp krizi geçirmiş ve üç stent takılmış bir hasta vefat etmiştir.
  3. Sanıklar:
    • Sanık 1: Kardiyoloji uzmanı hekim, nöbetçi doktor olarak görevli.
    • Sanık 2: Pratisyen hekim, acil servis doktoru olarak görevli.
  4. Muayene Süreci:
    • Acil servise başvuran hastanın kan tetkikleri ve EKG’si yapılıyor.
    • Serum ve Coraspirin tedavisi uygulanıp, oksijen veriliyor.
    • Hastanın kardiyoloji doktoruna danışılarak taburcu edilmesine karar veriliyor.
  5. Eksiklik: Yargıtay tarafından tartışılan kararda konsültasyon notu kayıtlarda yer almaması eksiklik olarak tespit ediliyor.
  6. Sonuç: Hasta taburcu olduktan yaklaşık beş saat sonra kalp krizi geçirerek vefat ediyor.
  7. Adli Tıp Raporları:
    • İzmir Adli Tıp: Ölümün myokard infarktüsü (kalp krizi) sonucu olduğunu belirlenmiştir.
    • İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu: ATK Doktorun konsültasyon yapmadan taburcu etmesinin uygun olmadığını ve bu durumda kusur oluştuğunu, ancak ölümle doğrudan illiyet bağının kesin olarak kurulamadığını tespit ediyor.

Yargıtay’ın Tespitleri ve Değerlendirmesi

Photo by u015einasi Mu00fcldu00fcr on Pexels.com
  1. Sanık 1 Hakkında (Kardiyoloji Uzmanı):
    • Katılan vekilinin temyiz talepleri incelendi. (İlk derece mahkemesi beraat kararı vermişti. Bu kararın bir üst mahkemeye yani bölge adliye mahkemesine taşınması olayına istinaf talebi denir. İstinaf talebi de mahkemece reddedilerek sanık uzman hekime verilen beraat kararı uygun bulunmuştu. Nihayet katılan yani vefat eden hastanın ailesi bu kararı Yargıtay’a taşıdı. Bu hukuki yola da temyiz talebi denilmektedir.)
    • Yargıtay tarafından delillerin mahkumiyet için yetersiz olduğu kanaatiyle beraat kararı uygun bulundu.
    • Yargıtay, katılan vekilinin temyiz talebini reddetti ve yerel mahkemenin kararını onadı.
  2. Sanık 2 Hakkında (Acil Hekimi/Pratisyen Hekim):
    • Temyiz sebebi: Müdafi (doktorun avukatı), eksik inceleme ve illiyet bağının (ölümle doktorun konsültasyon notunun eksiliği arasındaki ilişki) kurulmadığını ileri sürdü.
    • Yargıtay tespit etti ki, konsültasyon yapılmadan taburcu edilmesi kusur oluşturmaktadır.
    • Ancak Adli Tıp raporu, ölümle eylem arasında kesin illiyet bağının kurulamadığını belirtiyor.
    • Dolayısıyla sanığın eylemi, taksirle öldürme yerine ihmal suretiyle görevini kötüye kullanma suçunu oluşturuyor.
    • Ayrıca, verilen adli para cezasının infaz şekli ve TCK maddelerine aykırılık bulunduğu için hüküm bozuldu.

Görevi Kötüye Kullanma Suçu

TCK m.257

(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Anlaşılacağı üzere kanunun ilk fıkrasında görevin gereklerini hiç yapmamak, ikinci fıkrasında ise görevin gereklerini yapmakta ihmali olmak veya gecikme göstermek fiilleri düzenlenmiştir.

Yargıtay bu olayda pratisyen hekim bakımından TCK m. 257/2 uyarınca ihmal suretiyle görevin kötüye kullanıldığına hükmetmiştir.

Bu suçun kasten işlenmesi de zorunlu bir unsur değildir. İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunun cezası da 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.

Sonuç ve Blog Yorumu

  • Dikkat Çeken Noktalar:
    • Konsültasyon ve doğru kayıt tutmanın önemi, özellikle yüksek riskli hastalarda hayati rol oynamaktadır.
    • Hekimlerin ihmal veya eksik işlem yapmaları ciddi hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.
    • Yargıtay, hem hukuk kurallarını hem de tıp pratiğini dikkate alarak, kusurun niteliğini doğru belirlemiştir.
  • Doktorlara Tavsiye:
    • Acil servislerde özellikle yüksek ölüm riski taşıyan ve kardiyolojik vakıa hastaları için konsültasyon yapmadan taburcu edilme işlemi yapılmamalıdır.
    • Tüm konsültasyon ve tedavi kararları belgelerle desteklenmelidir. Kayıt eksikliği hukuki-cezai sorumluluğun doğmasına yol açabilir.
    • Görev ihmalinin, ölümle doğrudan bağ kurulamayacak olsa da ciddi disiplin ve cezai sorumluluğu doğurabileceğini unutmayın.

İlgili Yargıtay Kararı

T.C. Yargıtay Başkanlığı – 12. Ceza Dairesi
Esas No.: 2021/957
Karar No.: 2025/886
Karar tarihi: 22.01.2025

Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık … müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Yerel Mahkemece;

1-Sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan, 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca, sanığın kusur verilebilecek eyleminin bulunduğunun sabit olmadığı gerekçesine dayanılarak, beraat kararı verilmesine dair,

2-Sanık … hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 85/1, 62, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca sonuç ceza olarak hapis cezasından çevrilen 18.200,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Katılan vekilinin temyiz sebebi; Sanık … hakkında verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğuna, sanık müdafinin temyiz sebepleri; Eksik inceleme sonucu hatalı kusur tayini ile olayda illiyet bağı bulunmamasına rağmen sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Olay tarihinde, sanık …’ın kardiyoloji uzman hekimi ünvanı ile nöbetçi hekim olarak, bir diğer sanık …’nun ise pratisyen hekim ünvanı ile … Hastanesinde acil servis doktoru olarak görev yaptığı, acil servis bölümüne göğsünde noktasal ağrı şikayeti ile başvuran ve daha öncesinde geçirilmiş 3 kalp krizi ve 3 stent takılma öyküsü bulunan ölen …’u muayene eden doktor sanığın, saat 22.27- 23/01/2014 tarihli epikriz raporunda, ölenin kan tetkiklerinin alındığı ve EKG tetkikinin yapıldığı akabinde damar yolu açılarak serum ve coraspirin verildiği ayrıca oksijen tedavisinin uygulandığı sorasında ise şahsın kardiyoloji doktoruna danışılarak, kardiyoloji polikliniğine çağrılmak suretiyle taburcu edildiğinin kayıtlı olduğu ancak kardiyoloji doktoruna ya da dahiliye bölümüne yapılmış bir konsültasyon notunun bulunmadığı anlaşılmakla, ölenin taburcu olduktan yaklaşık beş saat kadar sonra geçirdiği kalp krizi sonucu acil servise ambulansla getirildiği ancak yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadığı, Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 13/02/2014 tarihli raporunda “Kişinin ölümünün myokard infarktüsü(kalp krizi) sonucu meydana gelmiş olduğu”nun belirtildiği olayda, ilgili hastanenin 21/01/2016 tarihli yazısı ile kardiyoloji uzmanı doktor sanık …’ın olay tarihindeki nöbeti esnasında, 23/01/2014 tarihli ve saat 22.27 civarındaki hastanın acil servise ilk başvurusu sonrası sanık doktor … tarafından yapılan muayenesinde kayıtlara bakıldığında konsültasyon işleminin gerçekleştirilmediğinin belirtildiği anlaşılmakla;

Adli Tıp Kurumu İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 09/09/2015 tarihli raporu doğrultusunda, “23.01.2014 günü göğüs ağrısı şikayeti ile başvuran ve özgeçmişinde iskemik kalp hastalığı tanısı bulunan kişinin acil serviste Dr. … tarafından gerekli muayene ve tetkiklerinin yapılmış olduğu, biyokimyasal tetkiklerinde patoloji saptanmadığı, bununla birlikte klinik durumu dikkate alındığında kişinin gözlem altında tutularak kontrol EKG ve kardiyak enzim takibinin yapılması gerektiği halde taburcu edilmiş olmasının uygun olmadığı, Dr. …’nun hastayı kardiyoloji Uzmanı Dr. … … …’a konsülte ederek onun önerisiyle taburcu edilmesi durumunda Dr….’a kusur atfedilemeyeceği, konsültasyon işlemi yapmadan taburcu edilmesi durumunda ise kusurlu olacağı, …” kabul edilerek, sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı, sanık … hakkında ise 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE ve KARAR

A.Sanık … Hakkındaki Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz Nedenlerinin İncelenmesi ile;

Yapılan yargılama sonunda oluşan inanç ve takdire göre, yüklenen suç açısından elde edilen delillerin mahkumiyete yeterli olmaması gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, İzmir 17.Asliye Ceza Mahkemesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekillinin temyiz talebinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Sanık … Hakkındaki Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafinin Temyiz Nedenlerinin İncelenmesi ile;

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Adli Tıp Kurumu İstanbul 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunun 09/09/2015 tarihli raporuna göre, “23.01.2014 günü göğüs ağrısı şikayeti ile başvuran ve özgeçmişinde iskemik kalp hastalığı tanısı bulunan kişinin acil serviste Dr. … tarafından gerekli muayene ve tetkiklerinin yapılmış olduğu, biyokimyasal tetkiklerinde patoloji saptanmadığı, bununla birlikte klinik durumu dikkate alındığında kişinin gözlem altında tutularak kontrol EKG ve kardiyak enzim takibinin yapılması gerektiği halde taburcu edilmiş olmasının uygun olmadığı, Dr. …’nun hastayı kardiyoloji Uzmanı Dr. … … …’a konsülte ederek onun önerisiyle taburcu edilmesi durumunda Dr….’a kusur atfedilemeyeceği, konsültasyon işlemi yapmadan taburcu edilmesi durumunda ise kusurlu olacağı, … bununla birlikte kişinin ölümüne neden olan hastalığın ağırlığı dikkate alındığında kişinin taburcu edilmeyerek gerekli tedavisinin yapılması halinde de kurtulmasının kesin olmadığı cihetle, kusurlu … ile kişinin ölümün arasında kesin bir illiyet bağı kurulamayacağı”nın belirtildiği dikkate alındığında, sanığın eylemi ile ölüm arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı tespit edilemese de, sanığın ihmal göstererek görevinin gereklerini usulüne uygun bir şekilde yapmadığı sabit olduğundan, sanığın eyleminin ihmal sureti ile görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile 5237 sayılı TCK’nın 257/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eylemin TCK’nın 85/1. maddesinde belirtilen taksirle öldürme suçunu oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi;

Kabule göre de;

1-Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulama maddesi olan TCK’nın 50/4-1-a. maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,

2-Sanığa verilen taksitli adli para cezasına ilişkin olarak taksitlerinden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline karar verileceğinin ve ödenmeyen para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtaratı ile yetinilmesi gerekirken “… taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilmesine, ve ödenmeyen adli para cezasının kamuda yararlı işte çalıştırma tedbirine ve bu tedbire uyulmaması halinde hapse çevrilmesine” şeklinde infazı kısıtlar biçimde ibarelere yer verilerek 5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesine muhalefet edilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle İzmir 17.Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.01.2025 tarihinde karar verildi.

(Yapay zekadan destek alınarak üretilmiştir.)


Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.


Yorumlar

Bir Cevap Yazın

Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin