Giriş
Cebrî İcra Kanunu Taslağı (CİKT), kamuoyuna ilk sunulduğunda büyük beklentiler oluşturmuştu. Mevcut 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) sistem bütünlüğü ve uygulamadaki karmaşıklıkları, tasarı ile çözümlenebilir gibi gösterildi. Çünkü İİK karmaşık ve eski dil yapısıyla geleceğe hitap eden bir yapıya sahip değildi. Ancak görülüyor ki taslağın birçok yönü beklenenden çok daha fazla risk ve belirsizlik” barındırmaktadır.

- Temel Sorun Alanları ve Eleştiri Başlıkları
1.1. Alacaklıların tahsil hakkının sisteme bağımlılığının artması
Taslak, ilâmlı icra bakımından icranın ertelenmesini kural hâline getirerek (istisnalar dışında), alacaklının kesinleşme beklemeksizin alacağını tahsil etme hakkını kısıtlamaktadır (MGM, 2025). Bu düzenleme “koruyucu hukuk” gerekçesiyle savunulsa da, uygulamada alacaklının likidite ihtiyacı gözetildiğinde ciddi mağduriyetler doğurabilir. Özellikle enflasyon ortamında alacaklılardan çok borçluların yararına bir yol ortaya koymaktadır.
Eleştirmenler ve hukukçular da bu tercihin alacaklıdan ziyade borçluyu korumaya gereğinden fazla ağırlık veren bir yaklaşım olduğunu ileri sürmektedir (Demir, 2025). Bu dengenin taslakta çok belirgin biçimde alacaklı aleyhine bozduğu noktalar vardır. Görülmektedir ki artık borçlu olmak alacaklı olmaktan çok daha güzel bir statü olacaktır.
Bir örnekle açıklayalım. İlamlı icra bakımından 2020 yılında açılan davada asıl alacak 120.000,00 TL olsun. 2022 yılında ilk derece mahkemesi kararını vermiş, 2025 yılında ise istinaf ilamı çıkmış olsun. 2020 yılında bu parayla 4. Nesil Toyota Yaris alınabiliyorken bugün itibariyle bu aracın sıfır değeri 1.962.000,00 TL’dir. Temerrüt faiziyle borcun değeri 211.834,52 TL olacaktır. O halde alacaklının kaybı yaklaşıl 1.750.000 TL’dir. Bu durum hukuki güvenilirlik ilkesini ciddi şekilde sarsacağa benzemektedir.
1.2. Belge şartının aşırı dar yorumu ve daraltıcı etkisi
Taslağın en radikal düzenlemelerinden biri, ilâmsız icra takibinin mutlaka alacak belgesine dayandırılmasını öngörmesidir (Demir, 2025; Sec. 13). Tartışılması gereken hususlardan birisi de tam olarak belirtilmeyen senet ibaresinden ne anlaşılması gerektiğidir. Bu reform, haksız takiplerle mücadele hedefi taşıdığını iddia etse de ticari hayatta pratik belge sıkıntılarını görmezden gelmektedir.
Bir şirketin alacağına dair kanıt üretmesi, sigorta, garanti yazıları, elektronik yazışmalar gibi araçlarla belge düzenlemesi bazen uzun sürebilir. Taslak bu ihtiyacı yeterince hesaba katmamaktadır. Doktrinde bu düzenlemenin “istem dışı takip kırılması” riski taşıdığı sıkça vurgulanmaktadır (Demir, 2025).
Ayrıca ilamlı icranın ne kadar uzun sürdüğü göz önünde bulundurulacak olursa ülkemiz gibi enflasyonun yoğun olduğu bir ülkede böylesi bir sistemin kabul edilmesi hukuka olan inancı da ciddi manada etkileyecektir.
1.3. Banka ve kambiyo alacaklarına özel usûllerin çıkarılması
Taslak, banka alacaklarına ve kambiyo senetlerine özel ayrıcalıklı usûlleri büyük ölçüde ortadan kaldırmaktadır (CBC Law, 2025; Legal.Param, 2025). Ancak bankalar, reel ekonomiyle olan kredi ilişkileri nedeniyle takip etme kabiliyetinde yüksek işlem hızı beklentisi içerisindedir. Bu beklentinin sınırlandırılması bankacılık modelinde belirsizlik yaratabilir. Daha uzun kredi değerlendirmesi sonucu likit eksiği taşıyan vatandaşlara veya şirketlere verilecek kredilerde de ciddi oransal düşüşler gözlemlenebilecektir. Bu durum paranın ekonomide dönmesini de zorlaştıracaktır.
Ayrıca, kambiyo senetleri gibi kıymetli evrak niteliği taşıyan alacaklar için özel usûllerin tamamen taslaktan çıkarılması, senetli alacakların takip edilebilirliğini zayıflatacaktır. Ekonomik anlamda da nakitle hareket etmeyen tacirler bakımından ciddi sorunlarla karşılaşılacağı da öngörülmektedir.
1.4. Kamu düzeni denetimi ve kurallardaki açıklık eksikliği
Taslakta, kamu düzeni denetiminin ne ölçüde icra aşamasında uygulanacağı yeterli biçimde tanımlanmamıştır (SanalHukuk, 2025). Örneğin, itiraz ve iptal aşamasında icra dairesinin takdir yetkisi ile mahkemenin denetimi arasındaki sınır belirsiz kalmaktadır. Bu belirsizlik, icra dairelerinde keyfi uygulamalara yol açabilir.
Ayrıca, teknik altyapı zayıflığı, elektronik sistemlerin arıza yapması durumunda işlemlerin sekteye uğraması riski vardır (Şai̇m Doğru, 2025). Bu da icra süreçlerinde “kesintisiz güvence” beklentisini zedeler.
1.5. Pay haczi düzenlemesinde kavramsal tutarsızlıklar
Taslak pay haczini yeniden düzenlerken, şirketler hukuku terminolojisi ile zaman zaman çelişkilere düşmektedir (Lexpera, 2025). Örneğin, “pay” ve “hisse” terimleri farklı bağlamlarda kullanılmış; taslakta terimsel netlik anlamda sıkıntılar mevcuttur (Özekes, 2025b).
Öte yandan, pay haczinin devri, tescil ve değerleme süreçlerinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar göz önüne alınmamış gibidir. Bu, tapu sicili vs. tescil daireleriyle doğrudan etkileşim gerektiren hususlarda uygulama sorunları doğurabilir.
1.6. Geçiş dönemi ve adaptasyon yükü
Yeni sistemin yürürlüğe girmesi halinde, icra daireleri, mahkemeler, avukatlar ve taraflar büyük bir adaptasyon süreciyle karşılaşacaktır. Ancak taslakta bu geçişe yönelik açık bir geçici hükümler kısmı yer almamaktadır (Legal.Param, 2025).
Özellikle personel eğitimi, yazılım altyapısı, elektronik satış sistemi düzenlemeleri gibi hususlar, düzenleyici metinlerle birlikte yürütülmelidir; aksi halde “kaotik uygulama” süreci kaçınılmazdır (Doğru, 2025).
Günümüz sisteminde dahi çoğu zaman İcra Dairesi ne tür kararlar alıp alamayacağı hususunda endişeye düşmektedir. Sistemin tamamen yenilenmesi hatta yeni bir Kanun çıkması durumunda bu endişe ve kararsızlık ortamı daha da çekilmez bir hal alabilir.
1.7. Alacaklıların maliyetlerinin artması
Belge hazırlama, itirazın iptal davaları açma, teknik yazılım masrafları gibi hususlar, özellikle küçük alacaklılar için caydırıcı bir yük haline gelebilir.
Muhafaza masraflarının peşin alınması gibi düzenlemeler, alacaklının davayı başlatırken ön finansal maliyet yükünü artırabilir (Yasa İzleme, 2025).
Öyle ki bazı alacaklar temelinde alacaklı “ben senden bir kuruş istemiyorum” diyerek bu yükün altına dahi girmek istemeyebilir. Bu da karşılıksız borçlanma gibi bir kavramın hayatımıza girmesine sebep olabilir.
1.8. Temel haklarla çatışma riski
Taslak, borçlunun savunma hakkı, adil yargılanma ilkesi ve ölçülülük ilkesine halel getirebilecek bazı düzenlemeler içermektedir. Örneğin, itirazın kaldırılması yolunun bütünüyle kalkması, borçlunun hızlı müdahale imkanını daraltabilir.
Ayrıca, haciz ve muhafaza işlemleri sırasında veri güvenliği, KVKK (Kişisel Verilerin Korunması) yükümlülükleri ve mahremiyet riski dikkate alınmamış görünüyor (Doğru, 2025).
KVKK bakımından ortaya çıkan sorunlar düşünülürse bu durumun daha da karmaşık hale gelmesi de söz konusu.
- Derinlemesine Eleştiri: Belge Zorunluluğu ve İcranın Ertelenmesi
2.1. Belge gerekliliğinin sınırları
Belge zorunluluğu ilk bakışta ihtiyacı anlaşılır görünse de, “belge” kavramının neyi kapsadığı kritik bir tartışma alanıdır. Taslak, “resmî dairelerce düzenlenmiş belge”, “yetkili makamça onaylı” belgeler gibi ibarelerle sınırlı bir tanım getiriyor. Bu durumda, elektronik yazışma, e-fatura kayıtları, sistem logları gibi dijital delillerin yeterliliği tartışmalı kalabilir.
Anlaşılacağı üzere bu noktada bir kavram karmaşası sorununun da ortaya çıkması an meselesi. Farklı uygulamalar temelinde içtihat geliştirilene kadar piyasada bir belirsizlik ortamı da yaratabilir.
Eleştirmenler, bu düzenlemenin “delile erişim eşitsizliğini” artıracağını savunmaktadır: büyük şirketler belge hazırlama kapasitesine sahipken küçük işletmeler zorlanabilir (Demir, 2025; Yasa İzleme, 2025).
Ayrıca belge düzenleme sürecinin uzun olması, takip başlatma süresini geciktirebilir ki bu da alacaklının mevduat faiz kaybı, enflasyon ve değer kaybı gibi ekonomik zararlara maruz kalmasına yol açar. Bu durum da yine alacaklı aleyhine fazlasına bir yük oluşacağa benziyor.
2.2. İcranın ertelenmesi: hak mı, engel mi?
İcranın istinafa kadar ertelenmesi; tezide göre, borçluyu koruyan bir düzenleme değil, alacaklının bekletilmesini meşrulaştıran bir yükümlülüktür.
Bu ertelenme süresi, özellikle kredi sözleşmelerinde faiz yükü, işletme sermayesi ihtiyacı gibi faktörleri göz ardı etmektedir. Alacaklının paraya ihtiyacı varken, icranın ertelenmesi maddi zarar yaratabilir.
Ayrıca, bu düzenleme “alacaklı borçluya karşı kendini savunmasız bırakılırsa” noktasında dengesizlik içerebilir. Borçlunun itiraz stratejisi, süreci uzatmaya yönelik olabilir — bu durumda alacaklı ikincil dava masraflarına ve gecikmeye mahkûm kalabilir.
Anlaşılan alacaklı 5.000,00 TL de olsa ve kanunun aradığı belgeye (!) sahip değilse alacağını en az 2-3 yıl mahkeme aşamasında bekletecektir.
- Kâğıt Üzerinde “Reform”, Pratikte “Güçlükler?”
3.1. İcra dairelerinde iş yükü ve personel kapasitesi
Yeni usullerin uygulanabilmesi için icra dairelerinde ciddi bir teknik ve idari dönüşüm gereklidir. Hâlihazırda personel eksikliği, yoğun iş yükü ve yazılım sorunları sıkça dile getirilmektedir. Bu taslak ile bu eksiklikler daha da ön plana çıkabilir.
Her ne kadar ülkemiz mahkeme ve icra dairelerinin işlemleri bakımından Dünya’nın pek çok ülkesine göre ileri seviyede olsa da bu yeni değişiklikte de bir takım olası problemler gündemde olacak. Elektronik sistem çökerse, icra işlemleri durabilir ya da yavaşlayabilir (Doğru, 2025). Bu da sistem güvenilirliğini sarsar ve adli gecikmelere sebep olur.
3.2. Geçiş hükümleri ve düzenleyici boşluk
Başarılı bir hukuk reformu, geçiş rejimi ve düzenleyici boşlukların öngörülmesi ile sağlanır. Ancak taslakta bu hususlar görece zayıftır.
Örneğin, mevcut icra dosyalarının yeni sisteme dönüşü nasıl olacak? Bu dosyalar için hangi kurallar uygulanacak? Bu sorular açık bırakılmıştır.
3.3. Uyuşmazlıkların yargısal yoruma kalma riski
Birçok yorum gerektiren kavram (belge, menfaat dengesi, icranın ertelenmesi ölçütü vs.) belirsiz bırakılmıştır. Bu, pratikte mahkemeler arasında farklı karar uygulamalarına kapı açar.
Örneğin pay haczi bağlamında tescil ve değerleme uyuşmazlıklarının hangi mercide çözüleceği veya icra dairesinin taktir hakkı sınırının ne olacağı net değildir.
3.4. Olumsuz ekonomik ve toplumsal etkiler
Alacaklıların tahsil süreçlerindeki gecikmeler kredi piyasasında güvensizlik yaratabilir; ticari alacak risk primleri yükselebilir.
Bazı yazarlar, haciz/muhafaza tehditinin zayıflatılmasının, borçluların borcunu ödememe davranışına yönelmesine sebep olabileceğini savunmaktadır (Yasa İzleme, 2025).
- Sonuç: Temkinli Umut mu, Belirsiz Risk mi?
Cebrî İcra Kanunu Taslağı, hukuk reformu söylemini güçlü biçimde kullanmakta, ancak mevcut hâliyle “reform vaadi”nin pratikte yarattığı riskleri yeterince gözetememektedir.
Eleştirel değerlendirme açısından şu ana sonuçlar öne çıkmaktadır:
• Taslak, aracı olmayan ve güçlü kaynaklara sahip olmayan alacaklıları potansiyel olarak dezavantajlı duruma düşürebilir.
• Belge şartı ve icranın ertelenmesi gibi düzenlemeler, alacaklının pasifliğine yol açabilir; bu durumda icra hukukunun asli amacından sapma riski vardır.
• Uygulama altyapısı, geçiş mekanizmaları, teknik kapasite, yargısal yorum birliği gibi hususlar taslakta yeterince ele alınamamış; bu, sistemin kaotik işlemesine neden olabilir.
• Temel haklar ve ölçülülük ilkesi açısından kritik denge noktaları tehlikeye girebilir; özellikle borçlunun savunma hakkı baskı altında kalabilir.
Bu nedenle, bu taslağın önce pilot uygulamalara tâbi tutulması, Barolar, akademi ve uygulamacı görüşlerinin daha derinlemesine alınması, belirsizlik yaratan kavramların netleştirilmesi ve geçiş süreci için açık düzenlemelerin getirilmesi gerekmektedir. Reformun hedefi, sadece “yeni bir metin” değil, adil, uygulanabilir ve etkili bir ceberrut icra sistemi olmalıdır.
Kaynakça (APA 7. sürüm)
CBC Law. (2025). İcra ve İflas Hukukunda Yeni Dönem: Cebrî İcra Kanunu Taslağı. CBC Law.
Erişim adresi: https://www.cbclaw.com.tr/en/icra-ve-iflas-hukukunda-yeni-donem-cebri-icra-kanunu-taslagi
Hergüner Avukatlık Bürosu. (2025). Cebrî İcra Kanunu Taslağı Yayımlandı: Yeni Kanun Yolda.
Erişim adresi: https://herguner.av.tr/cebri-icra-kanunu-taslagi-yayimlandi-yeni-kanun-yolda/
Özekes, M. (2025a, 27 Eylül). Yeni İcra ve İflâs Kanunu (Cebrî İcra Kanunu) Taslağı Hakkında Görüş ve Değerlendirmeler – 2. Lexpera Blog.
Erişim adresi: https://blog.lexpera.com.tr/yeni-icra-ve-iflas-kanunu-cebri-icra-kanunu-taslagihakkinda-gorus-ve-degerlendirmeler-2/amp/
Özekes, M. (2025b). Cebrî İcra Kanunu Taslağında Pay Haczi: Yeni Döneme Dair İlk Tespitler. Lexpera Blog.
Erişim adresi: https://blog.lexpera.com.tr/cebri-icra-kanunu-taslaginda-pay-haczi-yeni-doneme-dair-ilk-tespitler/amp/
Ulutürk Avukatlık Bürosu. (2025). Yeni İcra ve İflas Kanunu (Cebrî İcra Kanunu Taslağı) Hakkında.
Erişim adresi: https://uluturk.av.tr/yayinlarimiz/yeni-icra-ve-iflas-kanunu-cebri-icra-kanunu-taslagi-hakkinda
Türkiye Barolar Birliği. (2025). Cebrî İcra Kanunu Taslağı – Düz Metin ve Görüş.
Erişim adresi: https://medya.barobirlik.org.tr/BaroWebSite/uploads/27/2025%20karışık%2Fmevzuat%2F(1)Cebri_Icra_Kanunu_Taslagi_Duz_Metin__Gorus.pdf
(Yapay zekadan destek alınarak üretilmiştir.)


Bir Cevap Yazın