İflas riskini taşıyan işletmeler sıklıkla ciddi mali krize girerler. Bu nedenle şirketler ticari hayatlarını sürdürmek için kurtuluş yolu ararlar. Ekonomik daralma dönemleri borçluları maddi açıdan oldukça zorlar. Sonuç olarak firmalar piyasaya karşı ödeme güçlüğüne düşerler. Etkili bir borç yapılandırma yöntemi şirketler için hayat kurtarır. Tam bu noktada konkordato süreci anında devreye girer. Şirketler bu hukuki imkan sayesinde derin bir nefes alırlar. Ticari hayatta kalmak her işletmenin en temel amacıdır. Dolayısıyla yöneticiler yasal haklarını zamanında ve eksiksiz bilmelidirler. Hukuk sistemimiz dürüst borçluya yasal bir koruma kalkanı sunar. Böylece işletmeler üretim faaliyetlerine kaldıkları yerden kesintisiz devam ederler. Ayrıca fabrikalarda çalışan personelin istihdamı da doğrudan korunmuş olur. Mahkemeler bu adımları tarafsız bilirkişilerle titizlikle incelerler. İşletmeniz için en doğru yasal kararı bizzat siz verirsiniz. Sonuçta profesyonel hukuki destek almak firmalara başarıyı getirir. Kısacası erken hamle yapmak şirketinizi kesin bir çöküşten kurtarır.

İflasın Eşiğindeki Şirketler İçin Konkordato Süreci ve Şartları
Şirketler Açısından Konkordato Süreci Nedir?
İşletmeler vadesi gelen borçlarını ödeyemedikleri zaman bu yola başvururlar. Aslında bu yöntem mahkeme onaylı bir borç anlaşması projesidir. Alacaklılar ve borçlu şirket resmi bir masada ortak noktada buluşurlar. Nitekim Asliye Ticaret Mahkemesi bu yapılandırma anlaşmasını yasal olarak onaylar. Şirketler borçlarını ödeyebilmek için belli bir ödeme takvimi oluştururlar. Alacaklılar da bu ödeme takvimini oylayarak kabul ederler. Söz konusu yasal zırh, borçluyu olası bir iflastan anında korur. Bununla birlikte şirket ticari varlıklarını tamamen güvence altına alır. Çünkü Konkordato sürecinde mevcut tüm icra takipleri kanun gereği belli bir süre durur. Borçlu firma haciz baskısı hissetmeden rahatça üretim yapmaya devam eder. Üstelik işletmenin piyasadaki ticari itibarı da başarılı bir şekilde korunur. Başka bir deyişle, iflasa sürüklenen işletme adeta yeniden doğar. Elbette bütün bu aşamalar sıkı kanuni kurallara tabidir. Hâkim dosyadaki her detayı çok ayrıntılı şekilde inceler. Sonuç olarak ortaya herkes için adil bir çözüm çıkar.
Başvuru İçin Gerekli Hukuki Şartlar
Her şirket canı istediğinde bu yola doğrudan başvuramaz. Kanun belirli maddi ve şekli şartların varlığını kesinlikle arar. Öncelikle borçlunun ciddi bir ödeme güçlüğü çekmesi gerekir. Vadesi gelen borçları ödeyememe tehlikesi mahkeme için yeterlidir. Şirket yetkilileri mahkemeye çok kapsamlı bir ön proje sunarlar. Bu projenin piyasa şartlarında gerçekçi ve uygulanabilir olması şarttır. Aksi halde mahkeme hukuki talebi hiç beklemeden hızla reddeder. Ayrıca bağımsız denetim raporları başvuru dilekçesiyle birlikte dosyaya girmelidir. Uzmanlar şirketin mali durumunu mahkemeye şeffafça ortaya koyarlar. Borçlu yöneticiler sürecin her anında dürüst bir şekilde hareket etmelidir. Çünkü alacaklıların güvenini kazanmak yapılandırmanın en temel şartıdır. Bütün bu resmi evraklar usulüne uygun ve eksiksiz hazırlanmalıdır. Aksi takdirde şirketin başvurusu usulden anında düşer. Şirket sahipleri dosya hazırlığında son derece dikkatli davranmalıdırlar. Sonuçta yasal prosedürler en ufak bir hatayı bile affetmez.
Konkordato Süreci Aşamaları Nelerdir?
Mahkeme Konkordato sürecinde ilk etapta sunulan başvuru dosyasını şeklen detaylıca inceler. Şartlar tamsa mahkeme şirkete hemen geçici mühlet kararı verir. Bu kritik aşamada şirket hacizlerden kurtulup derin bir nefes alır. Daha sonra mahkeme projeyi olumlu bulursa kesin mühlet aşamasına geçer. Kesin mühlet dönemi, alacaklılarla anlaşma zeminini yasal olarak hazırlar. Atanan komiser, borçlunun fabrikadaki tüm ticari faaliyetlerini yakından izler. Sonrasında alacaklılar kurulu yasal süre içinde toplanır ve oy kullanır. Oylama sonucunda alacaklılar sunulan projeyi ya kabul ya reddederler. Şayet proje alacaklılardan yeterli oyu alırsa tasdik aşaması başlar. Mahkeme hakimi son sözü bizzat söyler ve projeyi resmen onaylar. Böylece şirket yöneticileri yepyeni ödeme planına harfiyen uyarlar. Bütün bu zorlu aşamalar ciddi bir uzmanlık ve sabır gerektirir. Firma yöneticileri komiserle sürekli bir uyum içinde çalışırlar. Kısacası yapılandırma adımları adım adım ve oldukça planlı ilerler.
Geçici Mühlet Kararının Etkileri
Konkordato süreci – Mahkemenin verdiği geçici mühlet kararı borçlu şirkete adeta çelik zırh giydirir. Hakim bu kararı anında Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi aracılığıyla ilan eder. Böylece borçlu işletme aleyhine hiçbir yeni icra takibi yapılamaz. Önceden başlayan mevcut takipler de yasa gereği derhal durur. Üstelik alacaklılar mahkeme kararıyla şirketin mallarına hiçbir şekilde haciz koyamazlar. Şirket yöneticileri banka hesaplarını üretim için özgürce kullanmaya devam ederler. İlaveten, bankalardaki ipotekli malların satışı bile bu aşamada tamamen engellenir. Bu hukuki koruma işletmeye çok büyük bir rahat hareket alanı sağlar. İşçi maaşları, kamu borçları ve vergiler plan dahilinde düzenli ödenir. Çünkü görevli komiser şirketteki tüm nakit akışını sıkıca kontrol eder. Borçlu şirket, komiserin yazılı izni olmadan asla gayrimenkul satamaz. Kefiller de kanunun sağladığı bu koruyucu mühletten kısmen yararlanırlar. Şirketin ticari faaliyetleri piyasada normal seyrinde akmaya devam eder. Sonuç olarak binlerce kişinin ekmek yediği ticari yaşam kesintiye uğramaz.
Kesin Mühlet ve Konkordato Süreci
Geçici mühletin bitmesinin ardından hemen kesin mühlet aşaması başlar. Mahkeme borçlu şirkete toparlanması için tam bir yıllık süre verir. Bu bir yıllık süre borçların yeniden yapılandırılması için inanılmaz kritiktir. Hakim gerekli görürse süresi biten bu dönemi altı ay daha uzatır. Alacaklılar bu uzun dönemde şirketin mali gidişatını dikkatlice değerlendirirler. Borçlu işletme, titizlikle hazırladığı ödeme projesini tüm alacaklılara sunar. İki taraf arasında çok yoğun ve çetin müzakereler gerçekleşir. Çünkü herkes doğal olarak kendi ticari çıkarını maksimize etmek ister. Projenin kabulü için kanunun aradığı belirli oy çoğunlukları gerekir. Kaydedilmiş alacaklıların tam yarısı bu projeye evet demelidir. Ya da sayıca alacaklıların dörtte biri projeye olumlu onay vermelidir. Fakat ikinci ihtimalde alacak miktarının üçte ikisi çoğunluğu şartı aranır. Çoğunluk başarılı şekilde sağlanırsa proje tasdik için mahkemenin önüne gider. Nihayetinde tüm uğraşlar mahkemenin vereceği tasdik kararıyla taçlanır.
Konkordato Komiseri Ne İş Yapar?
Mahkeme zorlu hukuki süreci yönetmek için profesyonel bir komiser atar. Komiser dosyada tarafsız ve bağımsız bir yasal uzman sıfatı taşır. Öncelikle şirketin geçmiş mali tablolarını tek tek detaylıca inceler. Borçlunun fabrikadaki tüm harcamalarını kalem kalem sıkıca denetler. Yöneticilerin yapacağı büyük işlemler için doğrudan komisere danışmaları zorunludur. Aksi halde komiser onaysız yapılan sözleşmeleri kanunen geçersiz sayar. Komiser her ayın sonunda mahkemeye kapsamlı bir ilerleme raporu sunar. Bu rapor şirketin ekonomik gidişatını hâkime çok net bir şekilde anlatır. Ayrıca komiser çok kritik olan alacaklılar toplantısını bizzat organize eder. Toplantıdaki oylama işlemini tarafsızca yönetir ve resmi tutanakları tutar. Şirket yöneticileri komiserle sürekli ve şeffaf bir iletişimde kalırlar. Başarılı bir mali yapılandırma tamamen komiserin denetim çabalarına bağlıdır. Dolayısıyla komiserin mühlet içindeki rolü adeta hayati bir önem taşır. Mahkeme nihai kararını verirken komiserin görüşlerine çok büyük değer verir.
Başarılı Bir Konkordato Süreci İçin İpuçları
Konkordato süreci – Firmalar mahkemeye gitmeden önce hazırlıklarını çok iyi yapmalıdırlar. Gerçek verilere dayanan kapsamlı bir finansal analiz yapmak şarttır. Doğru matematiksel verilerle yola çıkmak ileride şirketin hayatını kurtarır. Ayrıca yönetimin göstereceği şeffaflık alacaklıların projeye olan güvenini hemen artırır. Şirket yönetimi gizli banka hesapları kullanmaktan kesinlikle uzak durmalıdır. Hukuki ve finansal profesyonel destek almak tüm işlemleri kolaylaştırır. Deneyimli hukukçular yoldaki olası riskleri çok önceden fark ederler. Sunulan proje kesinlikle gerçekçi ve ulaşılabilir hedeflere dayanmalıdır. Hayalperest ve mantıksız ödeme planları hâkimin önünden mutlaka geri döner. Borçlu, fabrikadaki çalışanlarıyla da durumu dürüstçe ve açıkça paylaşmalıdır. Çünkü personelin içerideki çalışma motivasyonu fabrikanın üretimini doğrudan etkiler. Nitekim üretim bantları durursa şirketin kasasına giren gelir de biter. Sonuç olarak dürüstlük ve doğru planlama günün sonunda başarıyı getirir. Kararlı ve planlı adımlar atan şirketler bu krizden güçlenerek çıkarlar.
İlgili Kanun Maddesi ve Yasal Dayanak
İcra ve İflas Kanunu bu hukuki yöntemi son derece detaylıca düzenler. İlgili madde zordaki şirketin hakkını çok açıkça ve net tanımlar. Bu kanun metni mevzuat.gov.tr sisteminde güncel haliyle yer alır. İlgili kanunun 285. maddesi hakkınızı aynen şu şekilde belirtir:
“Borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir.”
Şirketler doğrudan bu emredici maddeye dayanarak yetkili mahkemeye başvururlar. Kanun dürüst borçluya küllerinden doğması için yepyeni bir şans verir. Alacaklılar da ekonominin selameti için bu şansı genellikle desteklerler. Hakim bütün kararlarını tamamen bu katı kanun maddesine göre verir. Böylece adalet sistemi herkes için eşit ve adil bir şekilde çalışır. Sonuçta devletin hukuk kuralları üretim yapan sanayiciyi özenle korur. Bu yüzden yürürlükteki kanun maddesini profesyonellerle çok iyi okumak gerekir.
Alacaklılar Açısından Sürecin Temel Etkileri
Bu yasal süreç sadece borçluyu değil piyasadaki alacaklıları da derinden etkiler. Alacaklılar hak ettikleri paralarını tahsil etmek için mecburen sabırla beklerler. Mühletin başında malları haczetme haklarını bir süreliğine mecburen kaybederler. Ancak bu durum onların hesaplarındaki alacaklarını asla tamamen yok etmez. Sadece bozulan ödeme takvimini yasal ve yeni bir düzene sokar. Çünkü borçlu şirket tamamen batarsa alacaklılar günün sonunda hiçbir şey alamazlar. Bu yüzden şirketi yaşatmak hukuken ve ticareten en mantıklı yoldur. Alacaklılar belirlenen toplantılara bizzat katılarak oylarını tamamen özgürce kullanırlar. Sunulan projeyi beğenmezlerse doğrudan mahkemeye itiraz etme haklarını her zaman kullanırlar. Ayrıca komiserin yazdığı raporları diledikleri zaman mahkeme kaleminden alıp incelerler. İşlemlerin açık ve şeffaf yürümesi alacaklıların şirkete olan güvenini ciddi anlamda pekiştirir. Nihayetinde anlaşma sağlanırsa herkes parasını yeni plan dahilinde güvenle alır. Böylece bozulan ticari barış piyasada kalıcı olarak yeniden tesis edilmiş olur.
İşçi Alacaklarının Hukuki Durumu Nedir?
Şirket krize girdiğinde çalışanlar haklı olarak kendi maaşlarını şiddetle merak ederler. Bu kritik dönemde kanun gereği işçi alacakları her zaman imtiyazlı sayılır. Mahkeme işçilerin maddi mağduriyet yaşamaması için çok özel koruyucu tedbirler alır. Komiser, şirket kasasına giren taze parayla öncelikle işçilerin maaşlarını öder. Kanun çalışanların alın terini diğer tüm ticari borçlardan kesinlikle üstün tutar. Hatta işçiler alacaklı sıfatıyla sunulan projeye dahil olmak zorunda bile değillerdir. Onların maaş ve haklı tazminatları projenin dışında çok ayrıcalıklı olarak ödenir. İşveren ekonomik sebeple çalışanlarını çıkarırsa onların kıdem tazminatları da imtiyazlı ödenir. Dolayısıyla personel bu gergin dönemde kendini yasal olarak tamamen güvende hisseder. Şirket yönetimi zor günlerde çalışanlarının yüksek motivasyonunu titizlikle korumak zorundadır. Nitekim işçiler makinelerin başında olmazsa koca fabrikada çarklar asla dönmez. Mahkeme işçilerin haklarını koruyan kararları hiç bekletmeden çok hızla verir. Böylece toplumda oluşacak büyük sosyal bir krizin de erkenden önüne geçilir. İşçiler yasal haklarını eksiksiz şekilde ve zamanında doğrudan şirket hesaplarından alırlar.
Hukuki Süreçte Avukatlık Ücreti Analizi
Bu kapsamlı dava türü her zaman Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür. Avukatlık ücreti belirlenirken devletin yayınladığı resmi tarifeler kesinlikle dikkate alınır. AAÜT en az miktarı, baro tarifesi ise baronun avukata olan tavsiyesini verir. Avukatlar bu asgari alt sınırlar dahilinde ayrıca fiyatlandırma yaparlar. 2026 yılı AAÜT asgari ücreti Asliye Ticaret Mahkemesi işleri için maktu olarak 45.000 TL miktarındadır. Ankara 2 Nolu Barosu 2026 tarifesi ise tavsiye oranlarıyla bu rakamı oldukça yükseltir. Baro, taban olarak en az 123.200 TL net rakamını tavsiye eder. Aynı zamanda zorlu dava süreci için uyuşmazlık değerinin yüzde 16’sı oranını önerir. Örneğin, yapılandırılacak borç veya uyuşmazlık miktarı 1.000.000 TL ise durum değişir. Bu durumda avukatınız tavsiye edilen yüzde 16 üzerinden 160.000 TL ücret çıkarır. Başka bir deyişle, yapılandırılacak borç miktarı arttıkça oransal olarak ödenecek avukatlık ücreti büyür. Kesin rakamlar ancak avukatla yaptığınız özel görüşme ve anlaşma sonucunda netleşir. Sözleşme aşamasında bu önemli detayları avukatınızla karşılıklı olarak oturup belirlersiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Şirketler neden bu hukuki yola başvururlar? İşletmeler vadesi gelen borçlarını ödeyemediklerinde iflastan kurtulmak ve varlıklarını korumak için mahkemeye başvururlar.
- Süreç tam olarak ne kadar sürer? Mahkeme geçici mühlet olarak önce maksimum beş ay verir, ardından kesin mühlet ise uzatmalarla bir buçuk yılı bulur.
- Başvuru sırasında mevcut icra takipleri ne olur? Mahkeme geçici mühlet kararı verir vermez borçlu aleyhine başlatılan tüm icra takipleri anında durur.
- Bu aşamada şirketi resmi olarak kim denetler? Mahkeme tüm süreci yakından izlemesi ve raporlaması için tarafsız ve bağımsız bir komiser atar.
- Proje reddedilirse şirkete hukuken ne olur? Eğer alacaklılar kurulu projeyi reddederse veya mahkeme projeyi onaylamazsa şirket doğrudan iflas sürecine girer.
Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. Avukat Osman Turhan olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan, şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlığı ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır. Akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, aynı üniversitede Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup akademi ve uygulamayı birlikte yürütmektedir.
FAYDALI LİNKLER:
–


Bir Cevap Yazın