Almanya velayet kararı tenfizi, Alman mahkemesinin verdiği velayet hükmünün Türkiye’de hukuki sonuç doğurması için izlenen yoldur. Almanya’da alınan bir karar, Türk makamları bakımından kendiliğinden geçerli hale gelmez. Nüfus kaydının güncellenmesi, çocuğun teslimi veya kişisel ilişki kurulması için önce Türk aile mahkemesinden bir karar alınması gerekir.
Bu yazıda süreci, hangi sözleşmenin uygulandığını, davanın nerede açılacağını ve pratikte en sık yapılan hataları ele alıyoruz.

Almanya velayet kararı tenfizi davasında kullanılan apostilli mahkeme kararı ve belgeler
Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Fark
Ayrım, kararın icra edilmesi gerekip gerekmediğine dayanır. Tanıma, yabancı kararın Türkiye’de kesin hüküm ve kesin delil etkisi kazanmasını sağlar. Tenfiz ise bunun ötesinde, kararın Türkiye’de zorla yerine getirilebilmesine imkân tanır.
Velayet hükümlerinde bu ayrım pratik bir sonuç doğurur. Karar yalnızca velayetin kimde olduğunu tespit ediyorsa ve amaç kayıtların düzeltilmesiyse, tanıma yeterli olur. Buna karşılık çocuğun teslimi, kişisel ilişki günlerinin uygulanması veya iştirak nafakasının tahsili gibi icrai bir talep varsa tenfiz kararı alınmalıdır.
Ayrıca 5718 sayılı MÖHUK’un 58. maddesi uyarınca tanımada karşılıklılık şartı aranmaz. Tenfizde ise bu şart aranır. Türkiye ile Almanya arasında karşılıklılık fiilen mevcut olduğundan uygulamada bu nokta sorun çıkarmaz.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi Hangi Hükümlere Tabidir?
Burada çok yapılan bir hata var: süreci yalnızca MÖHUK üzerinden anlatan kaynaklar eksik bilgi verir. Türkiye ile Almanya arasında velayet kararları bakımından iki özel milletlerarası sözleşme yürürlüktedir ve bunlar genel kanundan önce gelir.
1980 Lüksemburg Sözleşmesi. Tam adı Çocukların Velayetine İlişkin Kararların Tanınması ve Tenfizi ile Çocukların Velayetinin Yeniden Tesisine İlişkin Avrupa Sözleşmesi’dir. Velayet kararlarının tenfizinde uygulamada en sık başvurulan metin budur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Almanya gibi taraf devletlerden gelen kararlarda sözleşme hükümlerinin doğrudan uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır.
1996 Lahey Velayet Sözleşmesi. Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair Sözleşme, Türkiye bakımından 1 Şubat 2017’de yürürlüğe girmiştir. Özellikle koruyucu ve geçici nitelikteki tedbirlerde uygulama alanı bulur.
MÖHUK. 5718 sayılı Kanun’un 50 ve devamı maddeleri genel çerçeveyi çizer. Somut olaya uygulanacak özel bir sözleşme hükmü bulunmadığında bu hükümler devreye girer.
Hangi metnin uygulanacağı kararın niteliğine göre değişir. Dilekçede yanlış dayanak gösterilmesi süreci uzatabilir, bu nedenle dosyanın baştan doğru kurgulanması önemlidir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
MÖHUK’un 51. maddesinin birinci fıkrası görevli mahkemeyi asliye mahkemesi olarak belirler. Ancak 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun daha özel nitelikte olduğundan, aile hukukuna ilişkin yabancı kararlarda görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Yetki ise aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre dava, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Bu kişinin Türkiye’de yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesi yetkilidir. Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer hiç bulunmuyorsa dava Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir.
Bu kural, yurt dışında yaşayan aileler için pratik bir sonuç doğurur. Her iki taraf da Almanya’da yaşıyorsa ve karşı tarafın Türkiye’de kayıtlı bir adresi yoksa, dosya doğrudan Ankara Aile Mahkemesi’nde açılabilir. Davacı bu üç ilden kendisine uygun olanı seçebilir.
Yetki kuralı kamu düzenine ilişkin değildir. Davalı süresinde yetki itirazında bulunmazsa dava açıldığı yerde görülmeye devam eder.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi İçin Gerekli Belgeler
Dosyanın eksiksiz kurulması, yargılama süresini doğrudan etkiler. Gereken belgeler şunlardır:
- Alman mahkemesinin kararının onaylı örneği
- Kararın kesinleştiğini gösteren şerh (Rechtskraftvermerk)
- Karar ve kesinleşme şerhi üzerine alınmış apostil
- Belgelerin yeminli tercümesi ve noter onayı
- Türkiye’deki avukata verilmiş vekâletname
- Nüfus kayıt örneği ve çocuğun kimlik bilgileri
Apostil sırası önemlidir. Şerh, tercümeden önce alınmalıdır; aksi halde tercüme edilen metin eksik kalır ve işlem tekrarlanır. Türkiye ve Almanya, apostil konusundaki 1961 tarihli Lahey Sözleşmesi’ne taraf olduğundan konsolosluk tasdiki ayrıca gerekmez.
Yargılama Nasıl İşler ve Ne Kadar Sürer?
Tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usulüne tabidir. Dava dilekçesinde kararı veren mahkeme, karar tarihi ve numarası ile talebin konusu açıkça belirtilir. Mahkeme, yabancı kararın esasını yeniden incelemez; yalnızca kanunda sayılan şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini denetler.
Süre, karşı tarafın tutumuna ve tebligatın hızına bağlıdır. Davalının Türkiye’de bilinen bir adresi varsa ve itiraz etmezse dosya birkaç ayda sonuçlanabilir. Yurt dışına tebligat gerekiyorsa süreç uzar; bu işlem Adalet Bakanlığı kanalıyla yürütüldüğünden aylar alabilir.
Süreci kısaltan en etkili yöntem, her iki tarafın da Türkiye’de vekille temsil edilmesidir. Bu durumda tebligatlar vekillere yapılır ve uluslararası tebligat beklenmez.
Tenfiz Talebi Hangi Hallerde Reddedilir?
Mahkeme, MÖHUK’un 54. maddesinde sayılan şartları resen inceler. Talep şu hallerde reddedilir:
- Kararın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olması
- Hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırılık taşıması
- Davalının hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılmamış veya orada temsil edilmemiş olması ve bu duruma dayanarak itiraz etmesi
- Tenfiz bakımından karşılıklılık şartının bulunmaması
Velayet dosyalarında en sık tartışılan başlık kamu düzenidir. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı, kamu düzeni denetiminin dar yorumlanması yönündedir. Kararın Türk hukukundan farklı olması tek başına aykırılık oluşturmaz; aykırılığın Türk hukuk sisteminin temel değerlerine dokunması gerekir.
Çocuk Türkiye’ye İzinsiz Getirildiyse
Bu durum tenfizden ayrı bir hukuki yola tabidir ve karıştırılmaması gerekir. Çocuk, velayet hakkı ihlal edilerek Türkiye’ye getirildiyse veya getirildikten sonra iade edilmiyorsa, 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi devreye girer.
Başvuru bir tenfiz davası değildir. Talep, bulunulan ülkenin merkezi makamına iletilir; Türkiye’de bu makam Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’dür. Dava, Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla aile mahkemesinde açılır ve adli yardım kapsamındadır.
Sürenin burada belirleyici bir rolü vardır. Çocuğun yer değiştirmesinden itibaren bir yıl geçmeden başvuru yapılırsa mahkeme kural olarak iadeye karar verir. Bir yıl geçtikten sonra yapılan başvurularda, çocuğun yeni ortamına uyum sağladığı ispatlanırsa iade talebi reddedilebilir.
Bu davada velayetin esasına girilmez. Mahkeme kimin daha iyi ebeveyn olduğunu değil, yalnızca yer değiştirmenin hukuka aykırı olup olmadığını inceler. Velayet tartışması, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkede yürütülür.
Kararın Uygulanması: Çocuk Teslimi ve Kişisel İlişki
Bu başlıkta önemli bir mevzuat değişikliği var ve internetteki içeriklerin çoğu hâlâ eski düzeni anlatıyor. 7343 sayılı Kanun ile birlikte çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair hükümler İcra ve İflas Kanunu’ndan çıkarılmıştır.
Bu işlemler artık icra dairelerinde yürütülmez. Yetki, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında adalet komisyonlarına bağlı adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerine devredilmiştir. Uzman görevliler eşliğinde, çocuğun psikolojisini gözeten bir teslim usulü uygulanır.
Tenfiz kararını aldıktan sonra icra dairesine başvurmak bu nedenle sonuç vermez. Talebin doğru birime yöneltilmesi gerekir.
Yurt Dışından Vekâletname Nasıl Düzenlenir?
İki yol vardır. Birincisi Türk konsolosluğudur: e-konsolosluk üzerinden randevu alınır, pasaport veya kimlikle başvurulur ve vekâletname doğrudan Türkçe düzenlenir. Bu yolda tercüme ve ek onay gerekmez.
İkinci yol Alman noteridir. Bu durumda belgeye apostil alınması, ardından Türkiye’de yeminli tercüme yaptırılması gerekir. Konsolosluk yolu genellikle daha hızlı ve daha az masraflıdır.
Vekâletnamenin kapsamı önemlidir. Tanıma ve tenfiz davalarına ilişkin özel yetkilerin metinde açıkça yer alması, sonradan ek vekâletname alınmasını önler.
Sıkça Sorulan Sorular
Alman mahkemesinin velayet kararı Türkiye’de doğrudan geçerli midir? Hayır. Kararın Türkiye’de sonuç doğurması için tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekir.
Türkiye’ye gelmem gerekir mi? Hayır. Vekâletname düzenlendikten sonra süreç Türkiye’deki vekil tarafından yürütülür.
Karşı taraf Almanya’da yaşıyorsa dava nerede açılır? Karşı tarafın Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer yoksa dava Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde açılabilir.
Tanıma mı tenfiz mi istemeliyim? Talep yalnızca kayıtların düzeltilmesine yönelikse tanıma yeterlidir. Çocuğun teslimi veya kişisel ilişkinin uygulanması gibi icrai bir sonuç isteniyorsa tenfiz gerekir.
Karar kesinleşmemişse dava açılabilir mi? Hayır. Kesinleşme, hem tanıma hem tenfiz bakımından ön şarttır.
İLGİLİ BAZI YAZILAR
Almanya’da alınan boşanma kararı
KAYNAKLAR
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun — mevzuat.gov.tr
- 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun — mevzuat.gov.tr
- Lahey Milletlerarası Özel Hukuk Konferansı — hcch.net
- Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
Bu konuda bir dosyanız mı var?
Yukarıdaki bilgiler genel niteliktedir ve somut olayın koşullarına göre değişebilir. Kendi durumunuz hakkında değerlendirme yapılmasını istiyorsanız iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan · Turhan Hukuk & Danışmanlık · Ankara

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. “Avukat Osman Turhan – Turhan Hukuk & Danışmanlık” olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Almanya’nın Saarbrücken/Saarland kentinde bir hukuk bürosunda, avukatlık stajı yapmıştır. Yerli ve uluslararası pek çok sempozyumda delege olarak yer almıştır. Halen Ankara 2 Nolu Barosunda Parlamento Komisyonu üyesi olup aynı zamanda Avukat Hakları Merkezi üyeliği görevini yapmaktadır. Ayrıca akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan; şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlama, ceza davaları, vergi davaları ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır.
FAYDALI LİNKLER:
–

Bir Cevap Yazın