Almanya velayet kararı tenfizi süreci vatandaşlarımızda sıklıkla merak uyandırıyor. Çünkü Almanya devleti, Türkiye’de verilen mahkeme kararlarını doğrudan uygulamıyor. Ayrıca her iki ülkenin hukuk sistemi ve kanunları farklı işliyor. Öncelikle Türk mahkemesi açılan dava sonucunda çocuğun velayetini değiştirebiliyor. Ancak Alman idaresinin bu kararı Almanya topraklarında geçerli sayması gerekiyor. Bu nedenle gurbetçi vatandaşların resmi bir hukuki süreci başlatması şarttır. Üstelik Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımız bu yasal konuda çok fazla zorlanıyor. Bu yazımızda tenfiz sürecini tüm ayrıntılarıyla ve aşamalarıyla yakından inceleyeceğiz. Sonuç olarak ebeveynlerin yaşayacağı geri dönülmez hak kayıplarını engellemeyi amaçlıyoruz.

Almanya Velayet Kararı Tenfizi ve Tanıma Süreci
Hukukta Almanya Velayet Kararı Tenfizi Nedir?
Almanya velayet kararı tenfizi uygulamada son derece temel bir hukuki işlemdir. Aslında devletler, tenfiz yoluyla yabancı mahkeme kararını kendi sınırlarında icra ediyor. Başka bir deyişle, Alman resmi makamları Türk mahkemesinin kararını uyguluyor. Öncelikle tarafların bulundukları yerdeki yetkili Alman mahkemesine bizzat başvurması gerekiyor. Ardından görevli Alman hakimi sunulan dava dosyasını en ince ayrıntısına kadar inceliyor. Çünkü Alman makamları doğrudan Türk makamlarının verdiği kararı tanımıyor. Bu yüzden vatandaşlar yasalarda belirtilen hukuki yolları eksiksiz şekilde izlemelidir. Ayrıca mahkeme sadece usulüne uygun kesinleşmiş kararları başarıyla tenfiz ediyor. Aksi takdirde mahkeme yapılan tenfiz başvurusunu esasa girmeden doğrudan reddediyor. Üstelik hakim çocuğun üstün menfaatini her aşamada ön planda tutuyor. Dolayısıyla taraflar bu zorlu süreci çok büyük bir dikkatle yürütmelidir.
Tanıma ve Almanya Velayet Kararı Tenfizi Farkları
Uluslararası hukuk sisteminde tanıma ve tenfiz oldukça farklı kavramlar içeriyor. İlk olarak tanıma, mahkeme kararının kesin hüküm teşkil etmesini sağlıyor. Yani mahkeme tanıma işlemiyle birlikte sadece hukuki bir durum tespiti yapıyor. Ancak tenfiz, devlet idaresinin kararı kolluk kuvvetiyle zorla uygulamasını sağlıyor. Özellikle çocuklara ilişkin velayet davalarında tenfiz kurumu çok büyük önem taşıyor. Çünkü idare, çocuğun karşı tarafa teslimini bir icrai işlem olarak görüyor. Bu nedenle davacı taraflara sadece tanıma kararı almak genellikle yetmiyor. Davacıların vakit kaybetmeden mutlaka yetkili mahkemelerde tenfiz davası açması gerekiyor. Ayrıca her iki hukuki süreç şekil bakımından birbirine çok benziyor. Yine de davaların ortaya çıkardığı hukuki sonuçlar oldukça farklılık gösteriyor. Dolayısıyla davacılar mahkemeye taleplerini çok doğru ve net kelimelerle sunmalıdır.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi Şartları
Almanya velayet kararı tenfizi işlemlerini başlatmak için belirli şartlar arıyoruz. Öncelikle Türk mahkemesi kararının kesinleşmesi kanunen bir zorunluluk taşıyor. Çünkü makamlar henüz kesinleşmeyen kararları yurt dışında asla sonuçlandırmıyor. İkinci olarak, kararın Alman devletinin kamu düzenine aykırılık taşımaması gerekiyor. Ayrıca önceki mahkemeler yargılama sırasında tarafların savunma hakkını ihlal etmemelidir. Örneğin posta kurumu yasal tebligatları taraflara usulüne uygun şekilde ulaştırmalıdır. Aksi halde Alman mahkemesi yapılan tenfiz talebini anında geri çeviriyor. Üstelik iki ülke arasında anayasal bir karşılıklılık ilkesi bulunmalıdır. Türkiye ve Almanya arasında yasal anlamda bu karşılıklılık kuralı sorunsuz işliyor. Sonuç olarak taraflar kanuni şartları tam sağlarsa süreç oldukça hızlanıyor.
İlgili Kanun Maddeleri ve Mevzuat Çerçevesi
Uluslararası tenfiz sürecini temel olarak 5718 sayılı kanun düzenliyor. Kanunun tam adı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’dur. Üstelik ülkemizdeki hukukçular bu önemli kanunu MÖHUK kısaltmasıyla isimlendiriyor. Ayrıca ilgili kanun maddeleri tenfiz için gerekli şartları çok açıkça belirtiyor.
MÖHUK Madde 50 hükmü resmi mevzuat.gov.tr kaynağında aynen şu şekildedir:
“Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.”
Türkiye’deki temel tenfiz kuralını doğrudan MÖHUK 50. madde hükmü oluşturuyor. Ancak konumuz doğrudan Almanya’daki yargılama ve tenfiz sürecini kapsıyor. Bu yüzden Almanya’da Alman Aile Usul Kanunu (FamFG) kuralları devreye giriyor. Ayrıca 1996 Lahey Çocuk Koruma Sözleşmesi uluslararası alanda çok büyük önem taşıyor. Çünkü her iki sözleşmeci devlet de bu kuralları aktif olarak uyguluyor. Dolayısıyla mahkemeler yargılama işlemlerini doğrudan bu uluslararası sözleşme kapsamında yürütüyor.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi Aşamasında Çocuğun Durumu
Almanya velayet kararı tenfizi aşamasında çocuk her zaman odak noktası oluşturuyor. Alman aile hukuku çocuğun üstün yararını her türlü hakkın üzerinde koruyor. Bu nedenle mahkeme çocuğun kişisel görüşünü duruşmalarda mutlaka soruyor. Özellikle hakimler on dört yaşını dolduran çocukları bizzat odasında dinliyor. Ayrıca devletin atadığı uzman pedagoglar sürece çok aktif olarak katılıyor. Çünkü hakimin geleceği etkileyecek en doğru kararı vicdanen vermesi gerekiyor. Aksi takdirde verilen yanlış karar yüzünden çocuğun psikolojisi ciddi zarar görüyor. Dolayısıyla dosyaya giren uzman raporları davanın seyrini bir anda değiştiriyor. Aynı zamanda Alman hakimi Türk mahkemesinin yazdığı gerekçeli kararı inceliyor. Nihayetinde mahkeme dosyadaki tüm delilleri büyük bir özenle topluyor. Sonuç olarak hakim çocuk için en adil ve doğru hükmü kuruyor.
Velayet Değişikliği Nedenleri ve Etkileri
Mahkemeler çocukların velayetini çok geçerli sebepler olmadan durduk yere asla değiştirmiyor. Öncelikle tarafların hakime son derece haklı ve geçerli sebepler sunması gerekiyor. Örneğin ebeveynin çocuğa bedensel şiddet uygulaması çok büyük bir neden oluşturuyor. Ayrıca ebeveynin çocuğun eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaması velayeti tehlikeye atıyor. Bu tür acil durumlarda devletin hakimi hemen duruma fiilen müdahale ediyor. Üstelik taraflar şartlar oluştuğunda velayet davasını her zaman yeniden açabiliyor. Çünkü kanun koyucu aile mahkemesinin velayet kararlarını kesin hüküm saymıyor. Yani hayat şartları olumsuz değişirse mahkeme de eski kararı hemen değiştiriyor. Bu nedenle taraflar çocuklarına karşı her zaman son derece dikkatli davranmalıdır. Sonuç olarak çocukların beden sağlığı ebeveynlerin isteklerinin önünde yer alıyor.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi İçin Gerekli Belgeler
Almanya velayet kararı tenfizi başvurusunda hazırlanan dosyada evraklar eksiksiz kalmalıdır. İlk olarak taraflar Türk aile mahkemesinin gerekçeli kararını fiziken almalıdır. Ayrıca kalem personeli bu kararın arka yüzüne kesinleşme şerhi eklemelidir. Çünkü Alman mahkemesi kanunen kesinleşmemiş mahkeme kararlarını hiçbir şekilde işleme koymuyor. Bunun yanında valilikler veya kaymakamlıklar ilgili belgeler için apostil onayı sağlıyor. Apostil onayı resmi evrakların uluslararası alandaki yasal geçerliliğini kesinleştiriyor. Üstelik yeminli tercümanlar dosyadaki tüm evrakların onaylı ve yeminli tercümesini yapıyor. Daha sonra davacılar Alman adli makamlarına hazırlanan bu dosyaları bizzat sunuyor. Eksik veya hatalı belgeler yargılama sürecini maalesef aylarca uzatabiliyor. Bu yüzden davacılar dava öncesindeki hazırlık aşamasını son derece titizlikle yönetmelidir.
Apostil Şerhi Neden Çok Önemlidir?
Apostil onay sistemi resmi belgelerin hukuki onay sürecini uluslararası boyuta taşıyor. Özellikle yabancı resmi makamlar evrakların gerçekliğini kesin olarak kanıtlamak amacıyla bu şerhi kullanıyor. Bu yüzden vatandaşlar yurt dışına gidecek mahkeme evraklarına apostil vurdurmalıdır. Öncelikle adliyedeki yetkili adalet komisyonları resmi belgeleri özel olarak mühürleyerek bu şerhi veriyor. Ayrıca kaymakamlıklar da bazı idari belgeleri kendi bünyelerinde sorunsuzca onaylıyor. Çünkü Alman devleti üzerinde apostil mührü bulunmayan yabancı evrakları tamamen geçersiz sayıyor. Üstelik dünyadaki pek çok devlet bu idari işlemi Lahey Sözleşmesi’ne dayandırıyor. Dolayısıyla işlemi yapan her iki ülke de bu kuralı titizlikle uyguluyor. İşlemi hukuken tamamlamadan önce sakın evrakları yeminli tercümana çeviri için vermeyin. Sonrasında yeminli tercüman çeviri işlemleri ve ardından da Alman noter onayı gerekiyor.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi Ne Kadar Sürer?
Almanya velayet kararı tenfizi süresi açılan davadan davaya sürekli değişkenlik gösteriyor. Öncelikle mahkemelerin o anki iş yükü bu yargılama süresini doğrudan etkiliyor. Genellikle hakimler usulüne uygun açılan davaları altı ay ile bir yıl arasında bitiriyor. Ancak bazen yaşanan idari iletişim sorunları süreci çok daha fazla uzatıyor. Çünkü memurların uluslararası tebligat işlemleri iki devlet arasında ciddi zaman alıyor. Ayrıca sunulan belgelerde eksiklik çıkması mahkemenin nihai kararını mecburen geciktiriyor. Bu nedenle hakkını arayan davacılar dava dosyasını en baştan çok iyi hazırlamalıdır. Üstelik karşı taraf mahkemede davaya her zaman itiraz hakkını dilediğince kullanabiliyor. İtiraz durumunda mahkemenin hakimi açılan duruşmaları takvimde daha uzun süreye yayıyor. Sonuç olarak hak arayan tarafların süreç boyunca sabırlı davranması büyük önem taşıyor.
Tebligat Aşaması ve Yaşanan Zorluklar
Yurtdışı tebligatları uluslararası davaların şüphesiz ki en zor aşamasını meydana getiriyor. Çünkü görevli postacılar resmi belgeleri iki ülkenin adalet bakanlıkları arasında dolaştırıyor. Öncelikle Türk mahkemesi Ankara’daki Adalet Bakanlığına gerekli evrakları fiziken yolluyor. Ardından bakanlık ilgili evrakları resmi yollarla Alman adli makamlarına ulaştırıyor. Bu bürokratik işlem süreci maalesef duruma göre aylarca sürebiliyor. Ayrıca davacının karşı tarafın adresini en baştan doğru tespit etmesi çok önem taşıyor. Eğer verilen adres yanlışsa Alman memurlar tebligatı anında mahkemeye geri gönderiyor. Bu durum davanın yok yere ciddi anlamda aylarca uzamasına yol açıyor. Dolayısıyla davacılar bildikleri en güncel adres bilgilerini mahkemeye derhal bildirmelidir. Aksi halde yargılama sürecinde kendiniz aleyhine çok büyük zaman kaybı yaşayabilirsiniz.
Karşı Tarafın İtiraz Hakkı ve Sonuçları
Davalı taraf Almanya’daki tenfiz sürecine yasal yollarla her zaman itiraz edebiliyor. Özellikle savunma avukatları kamu düzenine aykırılık hukuki iddiasını mahkemede sıkça öne sürüyor. Ayrıca davalılar Türk postacının Türkiye’deki tebligatı usulsüz bir şekilde yaptığını iddia edebiliyor. Çünkü anayasa bireylerin yasal savunma hakkını her ülkede kutsal bir hak sayıyor. Alman mahkemesi öne sürülen bu ciddi itirazları büyük bir titizlikle inceliyor. Eğer hakim yapılan hukuki itirazı haklı bulursa açılan tenfiz davasını hemen reddediyor. Bu nedenle davacının dava dilekçesindeki kendi iddialarını çok iyi savunması gerekiyor. Üstelik davacı taraf, karşı tarafın dosyaya sunduğu delilleri sağlam kanıtlarla mutlaka çürütmelidir. Aksi takdirde hakkını arayan davacı çok büyük bir hak kaybına uğrayabiliyor. Sonuç olarak konuya hakim hukuki bir destek almak işleri oldukça kolaylaştırıyor.
Yurtdışından Nasıl Vekaletname Gönderirim?
Gurbetçi vatandaşlarımız haklarını aramak için Türkiye’deki avukatlarına hızlıca vekaletname göndermek istiyor. Bu resmi işlem sanıldığından çok daha pratik ve kolay adımlar içeriyor. Öncelikle bu işlemi yapmak için yakınınızdaki yerel Alman noterlerine doğrudan gidebilirsiniz. Alman noteri matbu vekaletnameyi kendi ana dilinde çok hızlıca hazırlıyor. Daha sonra siz bu resmi belgeye yetkili makamlardan apostil şerhi alıyorsunuz. Ardından onaylanan belgeyi Türkiye’ye uluslararası kargo veya hızlı posta yoluyla gönderiyorsunuz. Türkiye’deki yeminli ve yetkili tercümanlar gelen bu vekaletnamenin Türkçe çevirisini anında yapıyor. Son olarak herhangi bir Türk noteri çevirisi yapılan evrakı sisteme girerek tasdik ediyor. Böylece yurt dışından gelen vekaletname Türkiye sınırları içerisinde tam hukuki geçerlilik kazanıyor. Diğer bir kolay ve ucuz yol ise doğrudan konsolosluk işlemlerini kapsıyor.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi İşlemlerinde Konsolosluk Süreci
Türk konsoloslukları yurt dışında doğrudan resmi vekaletname düzenleme yetkisi taşıyor. Öncelikle vatandaşlar işlemler için e-konsolosluk sistemi üzerinden internet randevusu almalıdır. Randevu günü güncel pasaportunuz ve kimliğinizle doğrudan bulunduğunuz yerdeki Türk konsolosluğuna gidin. Ayrıca vekalet vereceğiniz avukatınızın kimlik numarası ve baro sicil bilgilerini mutlaka yanınızda bulundurun. Konsolosluktaki resmi görevli sizin adınıza resmi vekalet belgesini sistemden hemen hazırlıyor. Üstelik Türk konsoloslukları bu işlemi Alman noterlerine göre çok daha hızlı yapıyor. Çünkü memurlar evrakı doğrudan Türkçe hazırlıyor ve sonrasında herhangi bir çeviri gerekmiyor. Böylece sizler gereksiz ekstra noter ve yeminli tercüme masraflarından tamamen kurtuluyorsunuz. Sonrasında vatandaşlar konsolosluktan aldıkları bu belgeyi Türkiye’ye doğrudan hızlı kargo ile yolluyor.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi Sonuçları Nelerdir?
Almanya velayet kararı tenfizi işlemi bittiğinde görevli mahkeme sonucu taraflara tebliğ ederek kesinleştiriyor. Artık Türk mahkemesinin verdiği karar Almanya topraklarında tamamen yasal geçerlilik kazanıyor. Alman resmi makamları tenfiz edilen kararı tıpkı kendi yerel kararları gibi sorunsuz uyguluyor. Öncelikle yetkili kurumlar çocuğu eskisinden alarak yeni yasal velisine resmen teslim ediyor. Ayrıca okullar ve yerel hastaneler tüm işlemleri artık sadece yeni veli üzerinden yürütüyor. Çünkü Alman devleti artık hukuken ortaya çıkan bu yeni durumu resmi olarak tanıyor. Üstelik sosyal kurumlar çocuk yardımı (Kindergeld) gibi mali hakları da yeni duruma göre güncelliyor. Dolayısıyla ebeveynler verdikleri uzun yasal uğraşlar sonucunda çocuklarıyla ilgili haklarına kavuşuyor. Sonuç olarak görevli hakim başlatılan hukuki süreci başarıyla ve adaletle tamamlıyor.
Çocuğun İadesi ve Uluslararası Kurallar
Bazen eşlerden biri mahkeme kararına uymayarak çocuğu gizlice başka bir ülkeye kaçırabiliyor. Bu durumda yetkili makamlar Lahey Sözleşmesi hükümlerini vakit kaybetmeden doğrudan devreye sokuyor. Öncelikle imza atan devletler kaçırılan çocuğu derhal eski yaşadığı ülkesine göndermelidir. Çünkü yapılan bu haksız yer değiştirme eylemi çocuğun hassas psikolojisine ciddi zarar veriyor. Böyle acil ve kritik durumlarda bakanlıklar hukuki süreci çok daha hızlı işletiyor. Ayrıca ülkelerin atadığı özel merkezi makamlar birbirleriyle son derece koordineli bir şekilde çalışıyor. Türkiye’de Adalet Bakanlığı bünyesindeki yetkililer bu uluslararası hassas süreci yönetiyor. Alman adli makamları da Türk makamlarından gelen bu taleplere aynı hızla yanıt veriyor. Dolayısıyla velayet hakkı açıkça ihlal edilen kişi mahkemeye veya savcılığa hemen başvurmalıdır. Aksi halde harekete geçmekte geç kalmak ebeveynlere büyük hak kayıplarına mal oluyor.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi ve Pedagog Raporları
Pedagog raporları velayet uyuşmazlıklarının mahkemedeki en temel taşını ve hukuki yönünü oluşturuyor. Mahkemeler davanın ilerleyen seyrinde bu uzman görüşüne çok büyük bir yasal değer veriyor. Öncelikle devlet pedagogları ebeveynlerin sosyal durumlarını ve evdeki yaşam koşullarını yerinde bizzat inceliyor. Ayrıca uzmanlar çocuğun genel ruhsal durumunu tıbbi ve psikolojik yönden detaylıca analiz ediyor. Çünkü hakimin çocuğun geleceği için en doğru kararı vermesi çok büyük bir sorumluluk taşıyor. Uzmanlar güvenli bir ortamda çocukla baş başa kalarak çok özel görüşmeler yapıyor. Üstelik hazırlanan bu son derece ayrıntılı rapor hakime nihai karar aşamasında çok net yol gösteriyor. Eğer pedagog raporu ebeveynlerden birini yetersiz bulursa hakim velayeti o tarafa kesinlikle vermiyor. Dolayısıyla taraflar uzman görüşmelerinde kuruma karşı tamamen şeffaf ve dürüst davranmalıdır. Sonuç olarak mahkeme süreçte tamamen çocuk odaklı bir karar yaklaşımı benimsiyor.
Anne ve Babanın Gelir Durumunun Etkisi
Ebeveynlerin sahip olduğu salt maddi durumu hakimin nihai velayet kararını tek başına asla belirlemiyor. Öncelikle hakime göre ebeveyn ile çocuk arasındaki duygusal gelişimi çok daha büyük önem taşıyor. Çünkü ebeveynler çocuklarına duydukları gerçek sevgiyi sadece parayla veya zenginlikle satın alamıyor. Ancak ebeveynlerin çocuğun okul gibi temel ihtiyaçlarını karşılaması da hukuki ve ahlaki bir zorunluluk gerektiriyor. Bu nedenle mahkeme davanın daha en başında tarafların aylık gelirini ve malvarlığını titizlikle araştırıyor. Eğer bir taraf çok fakirse Alman devleti gerekli olan maddi yardımı derhal devreye sokuyor. Üstelik diğer yüksek gelirli eş her ay düzenli bir şekilde iştirak nafakası ödemekle yükümlü kalıyor. Böylece Alman mahkemesi çocuğun temel maddi refahını her halükarda devlet olarak güvenceye alıyor. Sonuç olarak ebeveynlerin sadece zengin olması mahkemede velayeti kazanmaya kesinlikle yetmiyor.
Ortak Velayet Almanya’da Nasıl Uygulanır?
Alman aile hukuku ebeveynler arasındaki modern ortak velayet sistemini her zaman şiddetle destekliyor. Çünkü çocuk gelişiminde anne ve babanın yani her iki ebeveynin sevgisine ve ilgisine ihtiyaç duyuyor. Öncelikle eşlerin mahkemede anlaşmalı boşanması sonrasında da bu müşterek hukuki durum devam edebiliyor. Taraflar birbiriyle uyum içinde anlaştığı sürece kanunlar ve mahkemeler ortak velayeti aynen sürdürüyor. Ancak ebeveynler arasında çocuğa zarar verecek ciddi anlaşmazlıklar çıkarsa mahkeme duruma hemen el koyuyor. Ayrıca Türk mahkemelerinde de ortak velayet uygulaması uluslararası hukukun etkisiyle günden güne giderek yaygınlaşıyor. Eğer Türk mahkemesi taraflara ortak velayet kararı verirse vatandaşlar bunu Almanya’da da tenfiz edebiliyor. Üstelik davacılar bu süreci normal tek velayet davalarıyla tamamen aynı usulde ve adımlarla ilerletiyor. Dolayısıyla ebeveynlerin menfaat çatışmasını bırakarak işbirliği yapması süreci Alman mahkemesi gözünde çok kolaylaştırıyor.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi ve Kişisel İlişki Hakkı
Kanunlar mahkeme sonunda velayeti alamayan diğer ebeveyne kişisel ilişki kurma hakkı adı altında görüşme hakkı tanıyor. Öncelikle devlet yönetimi bu çok temel ve insani hakkı yasalarla sıkıca güvence altına alıyor. Çünkü velayeti alamayan ebeveynin çocuğunu düzenli aralıklarla görmesi psikolojik ve insani bir şart oluşturuyor. Mahkeme hakimi ebeveynin çocukla kuracağı görüşme günlerini ve saatlerini gerekçeli kararında çok açıkça belirtiyor. Ayrıca mahkeme uzun yaz tatillerinde veya sömestr dönemlerinde bu yatılı görüşme süresini daha da uzatıyor. Eğer velayeti tek başına alan taraf diğer ebeveynin görüşmesini bilerek engellerse hukuken çok büyük suç işliyor. Böyle olumsuz ve yıpratıcı bir durumda mağdur ebeveyn idareye veya hakime hemen yeniden şikayette bulunabiliyor. Üstelik hakim bu kasten yapılan ihlal yüzünden çocuğun velayetini tamamen değiştirmeyi dahi gündeme alıyor. Dolayısıyla ebeveynler mahkemenin kurduğu kesinleşmiş kararlara ve görüşme günlerine her zaman harfiyen uymalıdır.
Kişisel İlişki Kararlarının Yurtdışında Tanınması
Sadece çocuk üzerindeki ana velayet kararları değil, kurulan kişisel ilişki kararları da ülke sınırlarını aşıyor. Öncelikle Alman idaresinin belirlenen bu görüşme günlerini Almanya sınırlarında aynen ve eksiksiz uygulaması gerekiyor. Çünkü anlaşmazlık yaşayan taraflardan biri hayatını tamamen Almanya topraklarında ve farklı bir şehirde sürdürüyor olabiliyor. Bu nedenle gurbetçi vatandaşların Türk mahkemesinin verdiği kararı o ülkede tanıtması büyük bir önem taşıyor. Ayrıca çocuğun sorunsuz şekilde ülke dışına seyahat etmesi için sınır yetkililerinden özel resmi izinler gerekebiliyor. Mahkeme çocukların bu uluslararası alandaki tüm seyahatlerini çok belirli ve katı kurallara bağlıyor. Üstelik karar metni seyahat uçak masraflarını hangi tarafın cebinden karşılayacağını açıkça hüküm altına alıyor. Dolayısıyla tarafların hukuki temsilcileri her maddi ve manevi detayı mahkeme kararına mutlaka ve ısrarla yazdırmalıdır. Böylece ebeveynler gelecekte kararın uygulanması aşamasında idareyle herhangi bir hukuki pürüz yaşamıyor.
İştirak Nafakası ve Uluslararası Tahsilatı
Velayet davaları genellikle çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakası taleplerini de dava içerisinde barındırıyor. Çocuğun aylık eğitim ve bakım masrafları her iki ebeveynin omuzlarında kanunen ortak sorumluluk yaratıyor. Öncelikle Türk mahkemesi aylık ödenecek belirli bir iştirak nafakası bedelini kesin olarak kararda belirliyor. Ardından davacılar nafaka içeren bu kararın Almanya topraklarında da aynen uygulanmasını Alman hakiminden talep ediyor. Çünkü uluslararası kanunlar çocukların nafaka alacaklarını uluslararası sözleşmelerle çok sıkı bir şekilde koruyor. Ayrıca Alman resmi makamları nafaka tahsilatında borçlu tarafa karşı oldukça sert ve tavizsiz bir tutum sergiliyor. Kurumlar ödeme yapmayan nafaka borçlusunun aylık çalıştığı maaşına icra dairesi üzerinden doğrudan haciz işlemi uyguluyor. Üstelik Alman devleti nafaka avans sandığı aracılığıyla bu kritik ödemeyi mağdur vatandaşa bazen doğrudan yapıyor. Dolayısıyla hak sahiplerinin çocuk için bağlanan nafaka alacakları hiçbir şekilde karşılıksız ve güvencesiz kalmıyor. Sonuç olarak ebeveynler çocukların yasal ekonomik haklarını devlet kurumları ve icra daireleri vasıtasıyla mutlaka aramalıdır.
Almanya Velayet Kararı Tenfizi Hakkında Yanlış Bilinenler
Toplumda ve gurbetçiler arasında bu süreç hakkında kulaktan dolma oldukça fazla yanlış bilgi dolaşıyor. İlk olarak, vatandaşlar Türkiye’deki davanın Almanya’da kendi kendine otomatik sonuçlanacağını safça düşünüyor. Oysa ki hiçbir Türk mahkeme kararı yurt dışında herhangi bir işlem yapmadan kendiliğinden yasal geçerlilik kazanmıyor. Ayrıca bazı vatandaşlar sadece Türkiye’den bir Türk avukat tutmanın Almanya’daki işleri tamamen çözeceğini zannediyor. Bazen ebeveynler hukuki sürecin Almanya’daki idari usulleri için yerel bir Alman danışmanlık almaya ihtiyaç duyuyor. Çünkü iki ayrı egemen ülkenin anayasal hukuk sistemi yapısal olarak birbirinden tamamen farklı çalışıyor. Üstelik bazı insanlar uluslararası hukuki sürecin çok pahalı ve aşırı yorucu olduğuna gereksiz yere inanıyor. Elbette işlemler sırasında belirli yasal harç ve masraflar ortaya çıkıyor ancak hak kaybı çok daha büyük manevi bedeller ödetiyor. Sonuç olarak hak arayan vatandaşların güncel ve doğru hukuki bilgiye ulaşması her yasal süreçte şart koşuluyor.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Almanya’da tenfiz davası açmak zorunlu mudur?
Evet, Türk mahkemesinin velayet kararının Almanya’da hukuken geçerli olması için görevli mahkemede tenfiz davası açmak zorunluluk gerektiriyor.
2. Türk mahkemesinin kararı Almanya’da hemen geçerli olur mu?
Hayır, Türk mahkemesinin kesinleşen kararları, Alman mahkemesi tenfiz kararı vermeden Almanya sınırları içerisinde kesinlikle geçerlilik kazanmıyor.
3. Tenfiz davasında karşı taraf itiraz edebilir mi?
Evet, davalı ebeveyn tebligat aldıktan sonra usul hataları veya kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle davaya her zaman itiraz edebiliyor.
4. Apostil şerhi almak neden zorunludur?
Apostil şerhi, Türkiye’deki resmi evrakların gerçekliğini uluslararası alanda kanıtlıyor ve Alman makamlarının evrakı resmi olarak tanımasını sağlıyor.
5. Yurtdışından konsolosluk aracılığıyla avukata vekalet verilir mi?
Evet, Almanya’daki Türk konsolosluklarından randevu alarak doğrudan ve çok hızlı bir şekilde Türkiye’deki avukatlara vekaletname çıkartabilirsiniz.
almanya velayet kararı tenfizi, velayet davası, tenfiz davası, tanıma tenfiz, yurtdışı boşanma, yurtdışı vekaletname, apostil şerhi, çocuk hukuku, üstün yarar ilkesi, iştirak nafakası, uluslararası aile hukuku, lahey sözleşmesi, pedagog raporu, konsolosluk vekaletnamesi, kişisel ilişki hakkı, alman aile hukuku, ortak velayet, tebligat kanunu, milletlerarası özel hukuk, kesinleşme şerhi, yabancı mahkeme kararı, avrupa türkleri hukuku, velayet değişikliği, icra edilebilir karar, hukuki tanıma
Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. “Avukat Osman Turhan – Turhan Hukuk & Danışmanlık” olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Almanya’nın Saarbrücken/Saarland kentinde bir hukuk bürosunda, avukatlık stajı yapmıştır. Yerli ve uluslararası pek çok sempozyumda delege olarak yer almıştır. Halen Ankara 2 Nolu Barosunda Parlamento Komisyonu üyesi olup aynı zamanda Avukat Hakları Merkezi üyeliği görevini yapmaktadır. Ayrıca akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan; şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlama, ceza davaları, vergi davaları ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır.
FAYDALI LİNKLER:
–


Bir Cevap Yazın