İcra ve İflas Kanunu uyarınca gönderilen ödeme emrine itiraz, borçluya tanınan en önemli hukuki haklardan biridir. Bu dilekçe, takibi durdurmak ve alacaklının iddialarını çürütmek için belirleyici bir adımdır. Aşağıda farklı senaryolara uygun üç ayrı örnek dilekçe sunulmaktadır. Her biri, somut olay kurgusu ve hukuki dayanaklarıyla birlikte hazırlanmıştır.

Ödeme Emrine İtiraz Dilekçesi: Örnek Dilekçeler 2026
Örnek 1 – Bonoya Dayalı Takibe İtiraz (İmza İnkârı)
… İCRA DAİRESİ’NE
DOSYA NO:
BORÇLU:
BORÇLU VEKİLİ:
ALACAKLI:
KONU: Ödeme emrine itiraz dilekçemizin sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
A. Takip Dayanağı Belgenin Hukuki Niteliği
1- Alacaklı taraf, müvekkil aleyhine haksız ve kötü niyetli bir icra takibi başlatmıştır. Takibin dayanağı olarak 15.06.2023 tanzim tarihli, 100.000 TL bedelli bir bono gösterilmektedir. Müvekkil, bu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını kesin bir dille ifade etmektedir.
2- Söz konusu belge, müvekkilin haberi olmadan düzenlenmiş ve takibe konulmuştur. Müvekkil, ticari hayatında birçok belgeye imza atmakta ve bu belgelerle işlem yapmaktadır. Ancak bu bono, müvekkilin rızası dışında üretilmiş sahte bir belgedir. İmza incelemesi yapıldığında bu durum açıkça ortaya çıkacaktır.
B. İmza İnkârının Hukuki Sonuçları
1- İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, borçlu ödeme emrine itiraz ederken imzayı açıkça ve kesin olarak inkâr edebilir. Müvekkil de bu hakkını kullanmaktadır. İmza inkârı, takibin durmasını sağlayan mutlak bir itiraz sebebidir.
2- İmzanın müvekkile ait olmadığı, adli tıp ve grafoloji uzmanları tarafından yapılacak bilimsel inceleme ile kanıtlanacaktır. Müvekkilin ticari defterlerindeki ve resmî kurumlardaki imza örnekleri bu karşılaştırma için hazırdır. Sahtecilik iddiası aynı zamanda suç duyurusunu da gerektirmektedir.
C. Müvekkilin Alacaklı ile İlişkisi
1- Müvekkil, alacaklıyı tanımamaktadır ve aralarında herhangi bir ticari ilişki mevcut değildir. Bununla birlikte, alacaklının müvekkilin eski bir ticari ortağı ile bağlantılı olduğu yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır. Bu durum, sahtecilik eyleminin planlı bir şekilde gerçekleştirildiğini düşündürmektedir.
2- Müvekkilin son beş yıllık ticari kayıtları incelendiğinde, alacaklı ile herhangi bir fatura, irsaliye veya para transferi bulunmadığı görülecektir. Kayıtlar tamamen şeffaftır ve denetime açıktır. Borcun kaynağı sorulduğunda alacaklı taraf somut bir cevap veremeyecektir.
D. Takibin Kötü Niyetli Olması
1- Alacaklı, müvekkilin ticari itibarını zedelemek ve onu maddi baskı altına almak amacıyla bu takibi başlatmıştır. Takibin haksız ve dayanaksız olduğu çok açıktır. Alacaklının bu eylemi, hukuk sistemini kişisel çıkarları için kötüye kullanma niteliğindedir.
2- İcra takibinin müvekkilin banka kayıtlarına ve ticari siciline olumsuz yansımaları olmuştur. Müvekkil, kredi kullanımı ve yeni iş ilişkileri kurma konusunda ciddi zorluklar yaşamaya başlamıştır. Bu maddi ve manevi zararların tazmini için ayrıca hukuki yollara başvurulacaktır.
E. Delil Durumu ve Hukuki Değerlendirme
1- İmza inkârı davasında en kritik delil, bononun aslıdır ve bu belge icra dosyasında mevcuttur. Bunun yanında müvekkilin mukayeseye esas imza örnekleri, noter kayıtları ve banka talimatları celp edilecektir. Tüm bu belgeler, gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
2- Hukuk sistemimiz, sahte belgeyle hak elde etmeye çalışanlara karşı ağır yaptırımlar öngörmüştür. Bu nedenle itirazımızın kabulü ile takibin durdurulması ve alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir.
Özetle, müvekkil takip dayanağı bonodaki imzayı açıkça reddetmektedir. Alacaklı ile arasında hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. Takip tamamen kötü niyetlidir. İtirazın kabulü ile takibin durdurulması ve alacaklıya tazminat yüklenmesi zorunludur.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
1-) Ödeme emrine itirazımızın kabulü ile takibin durdurulmasına,
2-) Haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle alacaklı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
3-) Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.
[25.07.2026]
Borçlu Vekili
Av. Osman TURHAN
Örnek 2 – Kambiyo Senedindeki Borca İtiraz (Borcun Ödenmiş Olması)
… İCRA DAİRESİ’NE
DOSYA NO:
BORÇLU:
BORÇLU VEKİLİ:
ALACAKLI:
KONU: Borca itiraz dilekçemizin sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
A. Takip Konusu Senedin ve Borcun Mahiyeti
1- Alacaklı tarafından müvekkil aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmıştır. Takibe dayanak senet, 01.02.2024 düzenleme tarihli ve 50.000 TL bedelli bir bonodur. Müvekkil, bu bonodaki imzayı kabul etmekle birlikte, borcun takipten önce tamamen ödendiğini ileri sürmektedir.
2- Borç, vade tarihinden önce, 25.01.2026 tarihinde banka havalesi yoluyla alacaklının hesabına eksiksiz olarak gönderilmiştir. Ancak alacaklı, senet aslını müvekkile iade etmemiş ve kötü niyetli olarak takibe koymuştur. Bu durum, temel borç ilişkisini sona erdirmiştir.
B. Ödeme Olgusunun Delilleri
1- Müvekkil, ödemeyi alacaklının bizzat bildirdiği TR… IBAN numaralı banka hesabına yapmıştır. Havale dekontunda açıklama kısmında “01.02.2024 tanzimli bono bedeli” yazmaktadır. Bu dekont, ödemenin kesin ve tartışmasız kanıtıdır.
2- Ayrıca taraflar arasındaki WhatsApp yazışmalarında, alacaklı ödemenin hesabına geçtiğini ve en kısa sürede senedi iade edeceğini belirtmiştir. Ekran görüntüleri dijital delil olarak dosyaya sunulmaya hazırdır. Alacaklının sonraki inkârı tamamen çelişkili ve hukuka aykırıdır.
C. Kambiyo Hukukunda Ödeme Def’i
1- Türk Ticaret Kanunu ve İcra İflas Kanunu hükümlerine göre, kambiyo senetlerinde borçlu, senet metninden anlaşılanlara karşı def’i ileri sürebilir. Borcun ödendiği itirazı, mutlak def’iler arasındadır ve herkese karşı ileri sürülebilir.
2- Müvekkil, imzayı inkâr etmediği için İİK’nın 169. maddesi uyarınca itirazlarını açıkça bildirmiştir. Ödeme olgusu, yargılamayı gerektirmeyecek kadar net bir delille, banka kaydıyla sabittir. Bu nedenle itirazın kabulü ve takibin iptali gereklidir.
D. Alacaklının Kötü Niyetli Davranışları
1- Alacaklı, parayı tahsil etmesine rağmen senedi iade etmemiş ve üzerine bir de faiz ve masraf ekleyerek takip başlatmıştır. Bu davranış, hukuk güvenliğini sarsan ve dürüstlük kuralına tamamen aykırı bir eylemdir.
2- Alacaklının bu kötü niyetli tutumu, müvekkilin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmış ve itibar kaybına yol açmıştır. Müvekkil, aynı parayı ikinci kez ödeme tehdidiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Bu durum karşısında kötü niyet tazminatı talebi kaçınılmazdır.
E. Hukuki Değerlendirme ve Delil Durumu
1- Somut olayda borcun ödendiği, kesin ve yazılı delillerle kanıtlanmıştır. Havale dekontu, banka kayıtları ve yazışmalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, alacaklının talebinin tamamen haksız olduğu görülecektir.
2- İcra Hukuk Mahkemesi, sınırlı da olsa yapacağı incelemede bu açık delilleri göz önüne almalı ve derhal takibin durdurulmasına karar vermelidir. Aksi halde telafisi imkânsız zararlar doğmaya devam edecektir.
Özetle, takip konusu senet bedeli, vadesinden önce ve tam olarak ödenmiştir. Bu durum banka dekontu ve taraflar arası yazışmalarla sabittir. Alacaklı kötü niyetli olarak takip başlatmıştır. İtirazımızın kabulü şarttır.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
1-) Borca itirazımızın kabulü ile takibin durdurulmasına,
2-) Haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle alacaklı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
3-) Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin alacaklıya yüklenmesine karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.
[25.07.2026]
Borçlu Vekili
Av. Osman TURHAN
Örnek 3 – İlamsız Takibe İtiraz (Hiçbir Borç İlişkisinin Olmaması)
… İCRA DAİRESİ’NE
DOSYA NO:
BORÇLU:
BORÇLU VEKİLİ:
ALACAKLI:
KONU: Ödeme emrine itiraz dilekçemizin sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
A. Takip Talebinin Dayanaktan Yoksun Olması
1- Alacaklı, müvekkil aleyhine hiçbir maddi ve hukuki temele dayanmayan, soyut bir iddiayla ilamsız icra takibi başlatmıştır. Takip talebinde, borcun sebebi olarak sadece “cari hesap alacağı” ifadesine yer verilmiş ancak hiçbir belge sunulmamıştır.
2- Müvekkil ile alacaklı arasında ne ticari ne de bireysel anlamda bir hukuki ilişki mevcut değildir. Herhangi bir sözleşme akdedilmemiş, mal veya hizmet alışverişi gerçekleşmemiştir. Bu kadar soyut bir taleple müvekkilin borçlu gösterilmesi kabul edilemez.
B. İspat Yükünün Alacaklıda Olması
1- Hukukun temel prensibi uyarınca, bir iddiayı ileri süren taraf onu ispat etmekle yükümlüdür. Medeni Kanun’un 6. maddesi bu kuralı açıkça düzenlemektedir. Alacaklı, müvekkilin borçlu olduğunu kesin delillerle kanıtlamak zorundadır.
2- Alacaklı takip talebinde bulunurken en ufak bir delil dahi sunmamış, tamamen afaki bir beyanla yetinmiştir. Müvekkilin borcu olmadığını ispat etmesi değil, alacaklının alacağının varlığını ispat etmesi gerekir. Soyut iddialar, icra takibi için yeterli sebep oluşturmaz.
C. Müvekkilin Haklı Konumu
1- Müvekkil, ticari faaliyetini tamamen kayıtlı ve düzenli bir muhasebe sistemiyle yürütmektedir. Tüm işlemleri faturalıdır ve banka kanallarından izlenebilir durumdadır. Müvekkilin kayıtlarında alacaklının ismi dahi geçmemektedir.
2- Bu haksız takip, müvekkilde ciddi bir endişe ve stres yaratmıştır. Müvekkilin ticari itibarı gölgelenmiş, bankalarla olan çalışma düzeni bozulma tehlikesiyle karşılaşmıştır. Hukuk devletinde bu tür keyfi uygulamalara izin verilmemelidir.
D. Takibin Kötü Niyet Göstergeleri
1- Alacaklının, müvekkilin ismini ve adresini nereden temin ettiği dahi belirsizdir. Müvekkilin bu şahısla herhangi bir yazışması, görüşmesi veya ortak bir tanıdığı bulunmamaktadır. Bu durum, planlı bir taciz veya dolandırıcılık girişimi şüphesini uyandırmaktadır.
2- Alacaklı hakkında benzer nitelikte başka takip dosyalarının olup olmadığının araştırılması önem arz etmektedir. Müvekkil, bu kötü niyetli girişim nedeniyle uğradığı zararın tazmini için her türlü hukuki yola başvuracaktır.
E. Hukuki Değerlendirme ve Sonuç
1- İcra takibi, ancak gerçek ve muaccel bir alacağa dayanılarak başlatılabilir. Soyut iddialar, icra dairesini ve borçluyu meşgul etmek için yeterli değildir. Bu nedenle takibin, daha başlangıç aşamasında durdurulması hukukun emrettiği bir zorunluluktur.
2- İtirazımız üzerine takip kendiliğinden duracaktır. Ancak alacaklı, haksız fiilinden dolayı sorumlu tutulmalıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi gereğince, itirazın iptali davası açmakta kötü niyetli olan alacaklı tazminata mahkûm edilmelidir.
Özetle, müvekkil ile alacaklı arasında hiçbir borç ilişkisi yoktur. Takip tamamen dayanaksız ve kötü niyetlidir. İtirazın kabulü ile takibin durdurulması ve alacaklının tazminata mahkûm edilmesi en doğru karar olacaktır.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;
1-) Borca itirazımızın kabulü ile takibin durdurulmasına,
2-) Haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle alacaklı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
3-) Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin alacaklıya yüklenmesine karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim.
[25.07.2026]
Borçlu Vekili
Av. Osman TURHAN
Dilekçeler Hakkında Hukuki Değerlendirme
Yukarıdaki üç dilekçe, ödeme emrine itirazın en sık karşılaşılan senaryolarını kapsamaktadır. İlk örnek, kambiyo senetlerinde imza inkârını işlemektedir. Bu durumda İİK m. 168 uyarınca ayrı bir imza itirazı prosedürü işler ve ispat yükü alacaklıya döner. İkinci örnek, borcun ödendiği def’ine dayanmaktadır. Bu mutlak bir def’idir ve her aşamada ileri sürülebilir. Son örnek ise ilamsız takiplerdeki borcun esasına yönelik itirazdır ve takip derhal durur.
Uygulamada en sık yapılan hata, itirazın soyut ve gerekçesiz yapılmasıdır. Oysa itiraz dilekçesi, aynı zamanda ileride açılacak menfi tespit veya itirazın iptali davasının temelini oluşturur. Dilekçenin, delilleriyle birlikte ayrıntılı ve sistematik olması, müvekkilin hukuki pozisyonunu güçlendirir. Ayrıca ödeme emrine itiraz süresi 7 gündür ve bu süre kesin ve hak düşürücüdür. Sürenin kaçırılması halinde borç, kesinleşir ve telafisi çok zor bir hukuki süreç başlar. Bu nedenle vatandaşların, ödeme emrini tebliğ alır almaz vakit kaybetmeden bir avukata danışmaları hayati önem taşır. Dilekçedeki taleplerin sonuç bölümünde numaralı ve net olarak sıralanması, mahkemenin ve icra dairesinin işini kolaylaştırır.
KONU İLE İLGİLİ EK BİLGİLER
Ödeme Emrine İtiraz: Kapsamlı Bir Hukuki Rehber
İcra takipleri, günlük hayatın bir gerçeğidir. Hiç beklenmedik bir anda tebliğ edilen bir ödeme emri, derin bir endişe kaynağı olabilir. Ancak bu belge, dünyanın sonu değildir. Hukuk sistemi, borçluya bu aşamada çok güçlü bir silah sunar. Buna itiraz hakkı denir. İtiraz, doğru ve zamanında kullanılırsa haksız bir takibi daha başında durdurabilir. Peki bu süreç nasıl işler ve nelere dikkat etmek gerekir? Gelin, ödeme emrine itiraz konusunu tüm detaylarıyla inceleyelim.
Ödeme Emri ve İtiraz Hakkının Hukuki Niteliği
Ödeme emri, icra dairesinin borçluya gönderdiği resmî bir tebligattır. Bu belge, borcun belirli bir süre içinde ödenmesini veya mal beyanında bulunulmasını emreder. Aynı zamanda, borca itiraz için de bir süre tanır. İşte bu noktada itiraz hakkı devreye girer. Bu hak, Anayasa’nın 36. maddesindeki hak arama hürriyetinin bir yansımasıdır.
Borçlu, kendisine tebliğ edilen ödeme emrindeki borca, imzaya veya yetkiye karşı çıkabilir. İtirazın temel işlevi, alacaklının iddialarının doğruluğunu yargı denetimine açmaktır. Hukukumuzda iki ana icra takip yolu vardır: ilamlı ve ilamsız takipler. Her birinin itiraz usulü ve sonuçları farklıdır. İlamsız takiplerde itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise durum biraz daha tekniktir.
İtiraz Süreleri ve Şekil Şartları
Süreler, itiraz hakkının en kritik unsurudur. İlamsız takiplerde ödeme emrine itiraz süresi, tebliğ tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Yani süre geçtikten sonra borç kesinleşir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte de itiraz süresi yine 7 gündür. Ancak imza inkârı durumunda ayrı ve özel bir prosedür işler.
İtirazın şekil şartlarına gelince, basit ama önemli kurallar vardır. İtirazın yazılı olarak icra dairesine yapılması gerekir. Dilekçede takip dosya numarası, tarafların bilgileri ve itiraz sebepleri açıkça belirtilmelidir. Soyut bir “borcum yoktur” ifadesi yeterli değildir. İtiraz sebeplerinin somutlaştırılması, ileride açılacak davalarda borçlunun elini güçlendirir. Uygulamada bazı kişiler itirazı sözlü olarak yapabileceğini düşünür. Ancak bu yanlıştır; itiraz mutlaka yazılı dilekçe ile tutanağa geçirilmelidir.
Farklı Takip Türlerinde İtirazın Etkisi
Ödeme emrine itirazın sonuçları, takip türüne göre büyük farklılıklar gösterir.
- İlamsız Takiplerde İtirazın Sonucu: Borçlu süresi içinde itiraz ederse, icra takibi İİK m. 66 uyarınca derhal ve kendiliğinden durur. Alacaklı, takibe devam edebilmek için iki seçeneğe sahiptir. Ya icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını talep eder ya da genel mahkemelerde itirazın iptali davası açar. Bu dava, alacaklı için bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir.
- Kambiyo Senetlerinde İtirazın Sonucu: Eğer borçlu, imzaya itiraz etmiyorsa, itiraz takibi durdurmaz (İİK m. 169). Alacaklı, borçlunun mallarını haczettirmeye devam edebilir. Ancak borçlu, icra mahkemesinden ihtiyati tedbir kararı alarak satışı durdurabilir. İmza inkârı halinde ise durum farklıdır. Mahkeme, imza incelemesi yapana kadar takip durur.
- İlamlı Takiplerde Durum: İlamlı takiplerde borca itiraz mümkün değildir. Zira borç, bir mahkeme kararıyla sabittir.
Aşağıdaki tablo, bu farklılıkları daha net bir şekilde özetlemektedir.
| Takip Türü | İtirazın Takibe Etkisi | Önemli Kanun Maddesi |
|---|---|---|
| İlamsız Takip | Takip kendiliğinden durur. | İİK m. 66 |
| Kambiyo Takibi (İmza İnkârı Yok) | Takip durmaz, devam eder. | İİK m. 169 |
| Kambiyo Takibi (İmza İnkârı) | İmza incelemesine kadar takip durur. | İİK m. 170 |
| İlamlı Takip | Borca itiraz mümkün değildir. | – |
İtiraz Dilekçesinde Olması Gereken Unsurlar
İyi hazırlanmış bir itiraz dilekçesi, başarılı bir hukuki mücadelenin anahtarıdır. Dilekçede öncelikle takibin yürütüldüğü icra dairesi ve dosya numarası eksiksiz yazılmalıdır. Ardından tarafların kimlik ve adres bilgileri açıkça belirtilir. Dilekçenin en önemli kısmı, açıklamalar bölümüdür. Bu bölümde itiraz sebepleri maddi olaylarla ve delillerle desteklenerek anlatılmalıdır.
Delillerin dilekçenin ekinde sunulması veya nereden getirtileceğinin belirtilmesi şarttır. Banka dekontları, ticari defterler, yazışmalar ve tanık listesi bu aşamada bildirilmelidir. Hukuki sebepler kısmında ilgili kanun maddelerine atıf yapmak dilekçenin inandırıcılığını artırır. Son olarak sonuç ve istem bölümünde talepler sıralanır. Kötü niyetli takip hallerinde, mutlaka tazminat talebi de eklenmelidir.
Kötü Niyet Tazminatı ve Hukuki Sorumluluk
Haksız ve kötü niyetli bir takiple karşılaşan borçlu, sadece takibi durdurmakla kalmaz. Aynı zamanda tazminat da talep edebilir. İcra ve İflas Kanunu, bu konuda borçluya açık bir koruma sağlar. İİK m. 67/2 uyarınca, itirazın iptali davasını kaybeden alacaklı, borçlunun talebi üzerine tazminata mahkûm edilir. Bu tazminatın oranı, takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olamaz.
Kambiyo senetlerine özgü takiplerde ise İİK m. 170/5 uygulanır. Eğer alacaklının takibinde kötü niyetli olduğu sabit olursa, aynı şekilde tazminata hükmedilir. Mahkemeler, bu tazminatı belirlerken alacaklının kusurunun yoğunluğunu dikkate alır. Tazminat talebi, itiraz dilekçesinde açıkça ileri sürülmelidir. Ayrıca haksız takip nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlar için genel hükümlere göre ayrı bir tazminat davası açma hakkı da saklıdır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar ve Öneriler
Uygulamada en sık karşılaşılan hata, ödeme emrini ciddiye almamak veya süreyi kaçırmaktır. Ödeme emri bir dava dilekçesi değildir ancak sonuçları aynı derecede ağırdır. Bir diğer yaygın hata ise itirazı eksik veya soyut gerekçelerle yapmaktır. Bu durum, ileride açılacak davalarda borçlunun savunmasını zayıflatır.
Bazı kişiler, borcun faiz kısmına itiraz etmeyi önemsiz görür. Oysa bu hata, yüksek meblağlı fer’i alacakların kesinleşmesine yol açar. İtirazda bulunurken asıl alacağa, faize ve tüm fer’ilerine ayrı ayrı itiraz etmek en doğrusudur. Son olarak yetkiye itiraz, ayrı ve önemli bir konudur. İcra dairesinin yetkisine itiraz, diğer itirazlardan önce ve açıkça yapılmalıdır. Yetki itirazı, esas hakkındaki itirazla birlikte de ileri sürülebilir. Bu ince noktalara dikkat etmek, hak kayıplarının önüne geçecektir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
1. Ödeme emrine itiraz edince dosya tamamen kapanır mı?
Hayır, kapanmaz. İlamsız takiplerde itiraz, takibi durdurur. Kambiyo takibinde ise imza inkârı yoksa takip devam eder. Her iki durumda da alacaklı, mahkemeye başvurarak takibi devam ettirebilir.
2. İtirazı elden takip edebilir miyim, illa avukat mı gerekir?
Herkes kendi davasını takip edebilir. Ancak icra hukuku teknik ve şekilci bir alandır. Küçük bir usul hatası, telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle bir avukatın hukuki yardımını almak menfaatinizedir.
3. İtiraz süresini kaçırdım, ne yapabilirim?
Süresi geçtikten sonra itiraz etmeniz mümkün değildir. Borç kesinleşir. Bu durumda yapabileceğiniz tek şey, genel mahkemelerde menfi tespit davası açmaktır. Bu dava, borçlu olmadığınızın tespiti için açılır ve çok daha karmaşık bir yargılamayı gerektirir.
4. Ödeme emrindeki borcun sadece bir kısmına itiraz edebilir miyim?
Evet, kısmî itiraz mümkündür. Borcun kabul etmediğiniz kısmını, miktar olarak açıkça belirtmeniz gerekir. İtiraz ettiğiniz kısım için takip dururken, kabul ettiğiniz kısım kesinleşir ve o miktar için takip devam eder.
5. İmza itirazı ile borca itiraz arasındaki fark nedir?
İmza itirazı, senetteki imzanın size ait olmadığı iddiasıdır ve ispat yükü alacaklıya aittir. Borca itiraz ise imzayı kabul edip, borcun ödendiği veya hiç doğmadığı gibi iddiaları içerir. İmza itirazı, kambiyo takibini durdururken, borca itiraz tek başına durdurmaz.
Etiketler: ödeme emri, itiraz dilekçesi, icra takibi, borca itiraz, imza inkârı, icra hukuku, ilamsız takip, kambiyo senedi, kötü niyet tazminatı, menfi tespit davası, hukuki danışmanlık, borçlu hakları, alacaklı, icra dairesi, takip hukuku, ödeme emri örneği, itiraz süresi, İİK, tebligat, haciz, cari hesap, bono, senet, yetki itirazı, mal beyanı
Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. “Avukat Osman Turhan – Turhan Hukuk & Danışmanlık” olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Almanya’nın Saarbrücken/Saarland kentinde bir hukuk bürosunda, avukatlık stajı yapmıştır. Yerli ve uluslararası pek çok sempozyumda delege olarak yer almıştır. Halen Ankara 2 Nolu Barosunda Parlamento Komisyonu üyesi olup aynı zamanda Avukat Hakları Merkezi üyeliği görevini yapmaktadır. Ayrıca akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan; şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlama, ceza davaları, vergi davaları ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır.
FAYDALI LİNKLER:
–

Bir Cevap Yazın