İcra Ödeme Emrine İtiraz Dilekçesi: 2026 Yılı Güncel Rehberi

İcra takip işlemleri içerisinde, borçlunun en temel hakkı ödeme emrine itiraz etmektir. Bu itiraz, alacaklının iddialarına karşı hukuki bir savunma mekanizması oluşturur. Aşağıda, farklı senaryolara uygun olarak hazırlanmış üç ayrı ödeme emrine itiraz dilekçesi örneği yer almaktadır. Her örnek, İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümlerine dayanmaktadır.

İcra ödeme emrine itiraz dilekçesi hazırlayan cübbeli avukat

İcra Ödeme Emrine İtiraz Dilekçesi: 2026 Yılı Güncel Rehberi

Örnek 1: Yetkiye ve Borca İtiraz (Kambiyo Senedine Dayalı Takip)

… İCRA DAİRESİ’NE

DOSYA NO: …/…

BORÇLU: … (T.C. Kimlik No: …)
BORÇLU VEKİLİ: Av. Osman TURHAN

KONU: Ödeme emrine karşı yetkiye ve borca itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

A. Takibe Dayanak Belgenin Kambiyo Senedi Niteliğinin Bulunmaması

1- Müvekkile karşı başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibin dayanağı, alacaklı tarafından sunulan bir senet fotokopisidir. Ancak bu belge, Türk Ticaret Kanunu’nun 776. maddesinde sayılan zorunlu unsurları taşımamaktadır. Senet metni incelendiğinde, düzenleme tarihinin bulunmadığı tespit edilmektedir.

2- Düzenleme tarihi olmayan bir kambiyo senedi, hukuken bono vasfını kazanamaz. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları da bu hususu açıkça vurgulamaktadır. Bu nedenle, takibin kambiyo senetlerine özgü usulle yürütülmesi mümkün değildir. Öncelikle bu eksikliğin dikkate alınması gerekir.

B. İcra Dairesinin Yetkisine İtirazımız

1- İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesi, yetkili icra dairesini belirlerken Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye ilişkin hükümlerine atıf yapar. Buna göre, genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir. Müvekkilin yerleşim yeri adresi …’dır. Buna karşılık takip, … İcra Dairesi’nde başlatılmıştır.

2- Senedin tanzim yerinde yetki şartı bulunsa dahi, bu şart HMK m. 17 uyarınca geçerli değildir. Zira taraflar arasında tacir sıfatı bulunmamaktadır. Yetkili icra dairesi münhasıran borçlunun yerleşim yeri icra dairesidir. Bu itirazımız süresi içinde yapılmaktadır.

C. Borcun Esasına ve Miktarına İtirazımız

1- Alacaklı, senette yazılı 150.000 TL asıl alacak ve %30 faiz talebinde bulunmaktadır. Oysa taraflar arasında böyle bir borç doğuran hukuki ilişki mevcut değildir. Müvekkil, alacaklıya herhangi bir mal veya hizmet borcu altına girmemiştir. Dolayısıyla, borcun sebebi de takip talebinde açıklanmamıştır.

2- Müvekkil ile alacaklı arasında geçmişte bir ticari münasebet bulunmadığı ticari defter kayıtlarıyla sabittir. Faiz oranı da fahiş olup, kanuni faiz sınırlarını aşmaktadır. Borcun tamamına, faizine ve tüm fer’ilerine açıkça itiraz ediyoruz. Bu itirazımızı, tanık ve yemin deliline dayandıracağız.

D. Takibin Kötü Niyetli Olarak Başlatılması

1- Alacaklı, müvekkilin yokluğunda ele geçirdiği bu belgeyi haksız kazanç sağlamak amacıyla kullanmaktadır. İcra takibinin başlatılması, müvekkilin ticari itibarını zedelemeye yönelik açık bir kötü niyet taşımaktadır. Bu durum, müvekkilin sosyal ve ekonomik hayatını olumsuz etkilemektedir.

2- Kötü niyet tazminatı talebimiz saklı kalmak kaydıyla, takibin durdurulmasını talep etme zorunluluğu doğmuştur. İcra ve İflas Kanunu’nun 170. maddesi uyarınca, itirazımızın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekmektedir. Alacaklının kötü niyetli olduğu her türlü delille ispatlanacaktır.

E. Hukuki Delillerin Değerlendirilmesi

1- İtirazımızı destekleyen başlıca delillerimiz; müvekkilin ticari defterleri, tanık anlatımları ve bilirkişi incelemesidir. Ticari defterler, taraflar arasında hukuki bir ilişki olmadığını net biçimde ortaya koyacaktır. Tanıklar, müvekkilin alacaklıyı dahi tanımadığını doğrulayacaktır.

2- Ayrıca, senet üzerindeki imzanın müvekkile ait olup olmadığının grafoloji uzmanlarınca incelenmesini talep ediyoruz. Bilirkişi incelemesi, senedin şekil şartlarındaki eksikliği de raporlayacaktır. Tüm bu deliller, itirazımızın haklılığını açıkça göstermektedir.

Özetle, takibe dayanak belge kambiyo senedi vasfında olmadığından, icra dairesi yetkisiz bulunduğundan ve müvekkilin borcu olmadığından ödeme emrine itiraz etme zorunluluğu doğmuştur.

SONUÇ VE İSTEM:

Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle;
1-) Öncelikle icra dairesinin yetkisine itirazımızın kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesine,
2-) Yetki itirazımızın reddi halinde, esasa ilişkin itirazımız kabul edilerek takibin durdurulmasına,
3-) Alacaklının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,
4-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin alacaklıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.

Tarih: 15.03.2026

Borçlu Vekili
Av. Osman TURHAN


Örnek 2: Zaman Aşımı ve Faize İtiraz (İlama Dayalı Takip)

… İCRA DAİRESİ’NE

DOSYA NO: …/…

BORÇLU: … (T.C. Kimlik No: …)
BORÇLU VEKİLİ: Av. Osman TURHAN

KONU: İlama dayalı takipte zaman aşımı ve fahiş faiz oranına karşı itiraz dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR

A. İlam Alacağının Zaman Aşımına Uğraması

1- Alacaklının dayanak gösterdiği … Mahkemesi’nin …/… Esas, …/… Karar sayılı ilamı 05.04.2015 tarihinde kesinleşmiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun 39. maddesi uyarınca, ilama dayalı alacaklar on yıllık zaman aşımına tabidir. Takip talebi ise 10.02.2026 tarihinde, yani kesinleşme tarihinden yaklaşık on bir yıl sonra yapılmıştır.

2- İlamın kesinleşmesinden itibaren on yıldan fazla süre geçtiği görülmektedir. Borçlar Kanunu’nun 154. maddesinde belirtilen zaman aşımını kesen hiçbir işlem de dosyada mevcut değildir. Alacaklı, bu süre zarfında müvekkile karşı herhangi bir takip başlatmamıştır. Zaman aşımı itirazımız esasa girilmeden kabul edilmelidir.

B. Ana Para ve İşlemiş Faiz Hesaplamasındaki Hata

1- Takip talebinde asıl alacak 80.000 TL olarak gösterilse de, ilamda hükmedilen miktar 50.000 TL’dir. Arada 30.000 TL fark bulunmakta olup bu farkın kaynağı açıklanmamıştır. İlamda yer almayan bir alacak kaleminin icra takibine konu edilmesi hukuken mümkün değildir.

2- Ayrıca, alacaklı tarafından %45 oranında işlemiş faiz talep edilmektedir. İlamda ise yasal faize hükmedilmiştir. 2026 yılı için yasal faiz oranı %9’dur. İstenen faiz oranı, yasal faizin beş katıdır. Bu fahiş faiz talebine de açıkça itiraz edilmektedir.

C. Kısmi Ödemenin Dikkate Alınmaması

1- Müvekkil, 10.06.2019 tarihinde alacaklı hesabına 20.000 TL banka havalesi yapmıştır. Bu ödeme dekontu, ekte delil olarak sunulmaktadır. Ödemenin yapıldığı tarih itibarıyla borcun bir kısmı sona ermiştir. Alacaklının, kısmi ödemeyi mahsup etmeden takip başlatması dürüstlük kuralına aykırıdır.

2- Yapılan ödeme, İcra ve İflas Kanunu’nun 33. maddesi kapsamında belge niteliğindedir. Alacaklı, bu ödemeyi dosyaya bildirmekle yükümlüdür. Kısmi ödeme itirazımız, takibin en az 20.000 TL’lik kısmı yönünden haksız olduğunu ortaya koymaktadır. Bu itiraz, yargılamayı doğrudan etkileyecek niteliktedir.

D. Hukuki Dinlenilme Hakkının İhlali

1- Müvekkile ödeme emri tebliğ edilmeden önce, taraflar arasında arabuluculuk süreci işletilmemiştir. İlamın niteliği gereği ihtiyari arabuluculuk söz konusu olsa da, alacaklının doğrudan takip başlatması hukuki güvenliği zedelemiştir. Bu durum, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan silahların eşitliği ilkesine aykırıdır.

2- Ayrıca, müvekkilin dosyadaki belgeleri inceleme ve bunlara karşı beyanda bulunma hakkı kısıtlanmıştır. İcra müdürlüğünce bu usuli eksiklik gözetilmeden ödeme emri düzenlenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle, işlemin baştan itibaren geçersiz sayılması gerekmektedir.

E. Takibin Durdurulması Gerekliliği

1- Zaman aşımı, borcun esasına etki eden ve takibin devamını engelleyen kesin bir itiraz sebebidir. Bu itirazın kabulü ile takibin derhal durdurulması zorunludur. Aksi halde müvekkilin mal varlığı üzerinde haksız haciz baskısı oluşacak, telafisi imkansız zararlar doğacaktır.

2- İtirazımız, takibi sürüncemede bırakma amacı taşımamaktadır. Tamamen hukuki gerçeğin ortaya çıkması için yapılmaktadır. Tüm bu nedenlerle, telafisi imkansız zararların önlenmesi için ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ederiz.

Özetle, takibe konu ilam alacağı zaman aşımına uğramış, borç miktarı ve faiz oranı hatalı hesaplanmış ve yapılan kısmi ödeme göz ardı edilmiştir; bu sebeplerle itiraz zorunludur.

SONUÇ VE İSTEM:

Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle;
1-) Öncelikle zaman aşımı itirazımızın kabulü ile takibin durdurulmasına ve iptaline,
2-) Aksi kanaat halinde, takibe konu asıl alacak ve fahiş faiz oranına itirazımızın kabulüne,
3-) Kısmi ödemenin borçtan mahsubu ile takibin bakiye miktar üzerinden devamına,
4-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin alacaklıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.

Tarih: 22.04.2026

Borçlu Vekili
Av. Osman TURHAN


Örnek 3: İmzaya İtiraz ve Borcun Sona Ermesi

… İCRA DAİRESİ’NE

DOSYA NO: …/…

BORÇLU: … (T.C. Kimlik No: …)
BORÇLU VEKİLİ: Av. Osman TURHAN

KONU: Ödeme emrindeki imzaya ve borcun ibra ile sona erdiğine dair itiraz dilekçesidir.

AÇIKLAMALAR

A. Senetteki İmzanın Müvekkile Ait Olmaması

1- Takibe dayanak 30.11.2022 düzenleme tarihli bonoda borçlu hanesinde bulunan imza, müvekkilin eli mahsulü değildir. Müvekkil, söz konusu senedi hiçbir zaman imzalamamıştır. İmzanın, müvekkilin eski iş ortağı tarafından taklit edildiğine dair kuvvetli şüphe bulunmaktadır. Bu durum, İcra ve İflas Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca ayrı bir itiraz sebebidir.

2- İmza inkarı, borcun varlığını kökünden sarsan ciddi bir iddiadır. İmzanın aidiyeti konusunda Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını talep ediyoruz. Bilimsel inceleme, imzanın müvekkile ait olmadığını kesin olarak ortaya koyacaktır. Bu durumda alacaklının kötü niyeti açıkça ispatlanmış olacaktır.

B. Borcun İbra ile Sona Ermiş Olması

1- Alacaklı tarafından iddia edilen borcun kaynağı, taraflar arasındaki eser sözleşmesidir. Müvekkil, inşaat işini tam ve eksiksiz teslim etmiştir. Alacaklı da 01.03.2023 tarihli ibraname ile müvekkili tüm alacak taleplerinden ari kıldığını yazılı olarak beyan etmiştir. Bu ibraname, kesin delil niteliğindedir.

2- İbraname, sözleşmeden doğan tüm borçları sona erdiren bir tasfiye belgesidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 132. maddesi uyarınca ibra, borcu sona erdiren sebepler arasında sayılmıştır. Alacaklının, ibraya rağmen kambiyo senedine dayanarak takip başlatması açıkça hakkın kötüye kullanılmasıdır. Medeni Kanun’un 2. maddesi bu davranışı korumaz.

C. Senedin Teminat Senedi Olması ve İadesinin Gerekliliği

1- Takibe konu bono, asıl borcun teminatı olarak verilmiş bir teminat senedidir. Asıl borç ifa ile sona erdiğinden, teminat senedinin de hukuki dayanağı kalmamıştır. Alacaklı, asıl ilişki sona ermesine rağmen senedi iade etmemiş ve kötü niyetle takas işlemine konu etmiştir. Bu durum, ticari hayatın olağan akışına da aykırıdır.

2- Teminat senedinin, temin ettiği borç sona erdikten sonra iadesi zorunludur. İade edilmeyen senet, hukuka aykırı olarak tedavüle çıkarılmıştır. Müvekkil, alacaklının bu haksız fiili nedeniyle maddi ve manevi zarar görmüştür. Tazminat haklarımızı saklı tuttuğumuzu önemle belirtiriz.

D. Alacaklının Ceza Hukuku Sorumluluğu

1- Sahte bir senet düzenleyerek veya mevcut bir senedi hukuka aykırı şekilde kullanarak icra takibi başlatmak, Türk Ceza Kanunu’nun 204. maddesi kapsamında resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturur. Aynı zamanda TCK m. 158’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçu da söz konusu olabilir. Bu hususları Cumhuriyet Başsavcılığı’na ayrıca şikayet edeceğimizi bildiririz.

2- Hukuk mahkemesi, ceza mahkemesini bağlayıcı bir karar verecek olursa, bu durum itirazımızın haklılığını daha da güçlendirecektir. Ceza soruşturması başlatılması için gerekli belgeler tarafımızca toplanmaktadır. İcra mahkemesinin, bu ciddi iddiayı dikkate alarak bekletici mesele yapması gerekmektedir. Ceza dosyasının sonucu beklenmeden karar verilmemelidir.

E. Uygulanacak Usul Hukuku Kuralları

1- İmzaya itiraz halinde, İİK m. 170 hükmü uygulama alanı bulur. Buna göre icra mahkemesi, duruşmalı inceleme yaparak imza inkarının ciddi olup olmadığını değerlendirir. İtirazımızın ciddi olduğu, sunduğumuz ibraname, tanık listesi ve bilirkişi talebimizden açıkça anlaşılmaktadır. Mahkemece ivedilikle duruşma günü verilmelidir.

2- İtirazın incelenmesi sırasında alacaklının, senedin geçerliliğini ispatlaması gerekmektedir. İspat yükü, iddiasına dayanak yapılan senedin sahteliğini ileri süren tarafa değil, o senede dayanan tarafa düşmektedir. Alacaklı, imzanın müvekkile ait olduğunu ispatla yükümlüdür. Bu ispat külfetini yerine getiremediği takdirde takip düşecektir.

Özetle, senetteki imza müvekkile ait olmadığı, borç ibra ile sona erdiği ve dayanak belge teminat senedi olduğu için hukuka aykırı başlatılan takibe karşı itiraz edilme zorunluluğu doğmuştur.

SONUÇ VE İSTEM:

Yukarıda arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle;
1-) Öncelikle ve ivedilikle imzaya itirazımızın kabulü ile takibin durdurulmasına,
2-) Takibin iptaline ve müvekkil yönünden düşürülmesine,
3-) Alacaklının %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine,
4-) Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına,
5-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin alacaklıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.

Tarih: 05.06.2026

Borçlu Vekili
Av. Osman TURHAN


Hukuki Değerlendirme ve Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Ödeme emrine itiraz, borçlunun takibi durdurmak için kullanabileceği en etkili hukuki yoldur. İcra ve İflas Kanunu’nun 62. maddesi, genel haciz yoluyla takipte itiraz süresini ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün olarak belirlemiştir. Kambiyo senetlerine özgü takiplerde bu süre, İİK m. 168 uyarınca beş gündür. İlama dayalı takiplerde ise süre şartı aranmaz. İtirazın mutlaka süresi içinde ve yazılı olarak yapılması gerekir. İtiraz dilekçesinde, itiraz sebeplerinin somut ve gerekçeli olarak açıklanması, dayanak belgelerin eklenmesi önem taşır. Uygulamada sıkça yapılan hata, imzaya itirazın ayrıca ve açıkça belirtilmemesidir. Yetki itirazı ile esas itirazın aynı dilekçede ileri sürülmesi mümkündür. Ancak itirazın icra dairesine verilmesi ve mutlaka dosya numarasının doğru yazılması şarttır. Ayrıca, kötü niyet tazminatı talebi itiraz anında ileri sürülmelidir.

KONU İLE İLGİLİ EK BİLGİLER

Ödeme emrine itiraz, icra takibinin kaderini belirleyen en kritik aşamalardan biridir. Bu hukuki mekanizma, borçlunun Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkının icra hukukundaki somut yansımasıdır. İcra takiplerinde alacaklının iddialarına karşı ilk ve etkili savunma aracı olan itiraz, doğru ve süresinde yapıldığında takibi kendiliğinden durdurur. 2026 yılı itibarıyla güncellenen parasal sınırlar ve uygulamadaki değişiklikler, bu sürecin önemini daha da artırmıştır. Doğru bir itiraz stratejisi belirlemek için mevzuat ve içtihatların detaylı bilinmesi gerekir.

İtirazın Hukuki Niteliği ve Türleri

İtiraz, bir defaya mahsus olarak yapılan ve takibi durduran tek taraflı bir irade beyanıdır. İtirazın kapsamı, takip türüne göre farklılık gösterir. Borca itiraz, borcun esasına veya miktarına yöneliktir. İmzaya itiraz, yalnızca kambiyo senetlerine özgü takiplerde ileri sürülebilir. Yetki itirazı ise icra dairesinin bulunduğu yere karşı yapılır. Bunun yanında, zaman aşımı itirazı ve borcun sona erdiğine dair itiraz da sıkça başvurulan yollardandır. Özellikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi ve devamındaki düzenlemeler, zaman aşımı def’inin temelini oluşturur.

Yetki itirazı, genel yetki kuralına aykırı icra dairelerinde başlatılan takipler için hayati önem taşır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 50. maddesi, yetkili icra dairesini Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na gönderme yaparak belirler. Borçlunun yerleşim yeri icra dairesi her zaman yetkilidir. Ancak sözleşmeden doğan para borçları için alacaklının yerleşim yeri icra dairesi de yetkili olabilir. Kambiyo senetlerinde ise senedin tanzim yeri veya ödeme yerindeki icra dairesine başvurulabilir. Yetki itirazı, en geç ödeme emri tebliğinden itibaren beş gün içinde yapılmalıdır.

2026 Yılında Öne Çıkan Güncel Uygulamalar

2026 yılı itibarıyla icra takiplerinde önemli değişiklikler yaşanmıştır. Adalet Bakanlığı verilerine göre, icra dosyalarının %35’i ödeme emri aşamasında itiraz ile durmaktadır. Dijital dönüşüm projeleri kapsamında UYAP sistemi üzerinden itiraz dilekçelerinin elektronik olarak sunulması yaygınlaşmıştır. Ayrıca, istinaf ve temyiz süreçleri hızlandırılmış, itirazın kaldırılması davaları için ortalama yargılama süresi 8 aya düşmüştür. Bu süre, 2024 yılında ortalama 14 ay olarak kaydedilmiştir. Arabuluculuk sisteminin tahkim ile entegrasyonu da yine bu dönemde güçlenmiştir.

İtiraz TürüSüre (Ödeme Emrinin Tebliğinden İtibaren)
Genel Haciz Yoluyla Takip (Borca İtiraz)7 gün
Kambiyo Senetlerine Özgü Takip (Borca İtiraz)5 gün
Kambiyo Senetlerine Özgü Takip (İmzaya İtiraz)5 gün
İlamsız Takip (Yetkiye İtiraz)7 gün
Kambiyo Senetlerine Özgü Takip (Yetkiye İtiraz)5 gün

Uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri, itirazın yasal süre geçtikten sonra yapılmasıdır. Süresi içinde yapılmayan itiraz, takibi durdurmaz ve borçlu temerrüde düşer. Bu nedenle tebliğ tarihi büyük önem taşır. Usulsüz tebligat iddiası, itiraz süresinin kaçırıldığı durumlarda bir kurtarıcı olabilir. Ancak bu iddianın icra mahkemesinde kanıtlanması gerekir. Öte yandan, itirazın soyut olarak yapılması, ileride açılacak itirazın iptali davasında alacaklıya avantaj sağlar.

İtirazın Sonuçları ve İlerleyen Süreç

İtiraz üzerine takip kendiliğinden durur. Alacaklı, takibe devam etmek için iki temel hukuki yola başvurabilir. Birincisi, genel mahkemelerde açılacak itirazın iptali davasıdır. İkincisi ise icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını talep etmektir. İtirazın iptali davası, bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. İtirazın kaldırılması yolu ise yalnızca imzaya itiraz edilmemiş kambiyo senetleri veya belgeye dayalı alacaklar için mümkündür.

İtiraz eden borçlu, aynı zamanda alacaklının kötü niyetli olduğunu düşünüyorsa tazminat talep edebilir. İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi, haksız ve kötü niyetli takipler için %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini öngörür. Benzer şekilde, itirazın iptali davasında borçlunun haksız olduğu anlaşılırsa, alacaklı lehine icra inkar tazminatına karar verilir. 2026 yılı için bu tazminatların parasal sınırı, 6100 sayılı HMK ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranında artmıştır.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Soru 1: Ödeme emrine itiraz nasıl ve nereye yapılır?
İtiraz, takibin yapıldığı icra dairesine hitaben yazılmış bir dilekçe ile yapılır. Dilekçe, bizzat elden verilebileceği gibi, UYAP sistemi üzerinden elektronik olarak da gönderilebilir. PTT aracılığıyla taahhütlü posta gönderisi de geçerli bir yöntemdir.

Soru 2: İtiraz süresi kaç gündür ve ne zaman başlar?
Genel haciz yoluyla takipte 7 gün, kambiyo senetlerine özgü takipte 5 gündür. Süre, ödeme emrinin borçluya usulüne uygun tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Eğer tebligat usulsüz ise itiraz süresi işlemez.

Soru 3: Yetki itirazı ile borca itiraz aynı anda yapılabilir mi?
Evet, aynı dilekçede birden fazla itiraz sebebi ileri sürülebilir. Uygulamada genellikle önce yetki itirazı, sonra esasa ilişkin itirazlar sıralanır. Yetki itirazı kabul edilirse, esas hakkında karar verilmesine gerek kalmaz.

Soru 4: İtiraz edildikten sonra takip hemen durur mu?
Evet, süresi içinde yapılmış bir itiraz, takip işlemlerini kendiliğinden durdurur. İcra müdürünün ayrıca bir durdurma kararı vermesine gerek yoktur. Ancak alacaklı, itirazın haksız olduğunu düşünürse mahkemeye başvurabilir.

Soru 5: İtiraz dilekçesine hangi belgeler eklenmelidir?
İtirazın dayanağını oluşturan tüm belgelerin eklenmesi gerekir. Örneğin, borcu söndüren ödeme dekontları, ibraname, zaman aşımını gösterir belgeler veya yetki itirazına esas yerleşim yeri belgesi eklenmelidir. İmzaya itirazda ise imza örneklerinin bulunduğu resmi belgeler sunulmalıdır.

Etiketler

icra ödeme emrine itiraz, ödeme emri itiraz süresi, borca itiraz dilekçesi, imzaya itiraz, yetki itirazı, icra takibi durdurma, icra ve iflas kanunu, kambiyo senedine itiraz, ilamsız takip itiraz, icra hukuku, itirazın iptali davası, icra mahkemesi, icra dairesi, ödeme emri tebliği, borçlu hakları, haksız takip tazminatı, zaman aşımı itirazı, UYAP itiraz, icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı, icra takibine itiraz, borca itiraz süresi, takibin durdurulması, alacaklı kötü niyet, icra avukatı

← Geri

Yanıtınız için teşekkür ederiz. ✨

Turhan Hukuk Danışmanlık

Av. Osman Turhan, Turhan Hukuk Danışmanlık, Şirket Avukatı, Turhan Hukuk, Turhan Law, Turhan Danışmanlık, Hukuk Bürosu, Avukatlık, Avukat, Avukatlık Hizmetleri, Hukuki Danışmanlık, Dava Takibi, Avukat, Hukuk Müşavirliği, Profesyonel Hukuki Destek
Av. Osman Turhan – Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. “Avukat Osman Turhan – Turhan Hukuk & Danışmanlık” olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Av. Osman Turhan Kimdir?

Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Almanya’nın Saarbrücken/Saarland kentinde bir hukuk bürosunda, avukatlık stajı yapmıştır. Yerli ve uluslararası pek çok sempozyumda delege olarak yer almıştır. Halen Ankara 2 Nolu Barosunda Parlamento Komisyonu üyesi olup aynı zamanda Avukat Hakları Merkezi üyeliği görevini yapmaktadır. Ayrıca akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan; şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlama, ceza davaları, vergi davaları ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır.

FAYDALI LİNKLER:

Web Sitemiz İçin

Google Maps

İletişim İçin

Diğer Kategoriler İçin

Yüzlerce Makalemizi İncelemek İçin


Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin