
1. Giriş
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi, “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” hükmünü içermektedir.
Ancak, her tartışma, her anlaşmazlık veya her geçimsizlik boşanma sebebi olarak kabul edilmez. Mahkeme, olayların evlilik birliğini “temelinden sarsacak” düzeyde olup olmadığını değerlendirmek zorundadır.
Bu yazıda, Yargıtay’ın emsal nitelikteki bir kararında (TMK m.166/1 kapsamında) tarafların eşit kusurlu olmalarına rağmen boşanmaya karar verilmesini nasıl gerekçelendirdiğini inceliyoruz.
2. Somut Olayın Özeti
Taraflar 27 Mayıs 2011 tarihinde evlenmiş, 07 Mart 2013 tarihinde ise boşanma davası açılmıştır.
Dosyadaki tanık beyanlarına göre:
Davalı kadın, eşinin ailesiyle görüşmek istememiştir. Kadının annesi, evliliğe müdahalede bulunmuş; kadın bu duruma sessiz kalmıştır. Davacı erkek, kendi annesinin de evliliğe müdahalesine izin vermiştir. Son olarak erkek, eşini rızasıyla Konya’ya göndermiş, ancak sonrasında telefonlara çıkmamış, aramamış ve boşanma davası açmıştır.
3. Hukuki Değerlendirme
a) TMK m.166/1’in Uygulanma Şartı
Yargıtay, TMK’nın 166. maddesinin birinci fıkrasına dayanarak, boşanma kararı verilebilmesi için yalnızca taraflar arasında olaylar yaşanmasının yeterli olmadığını; bu olayların evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte olması gerektiğini vurgulamıştır.
b) Eşlerin Kusur Durumu
Mahkeme, olayları birlikte değerlendirerek:
Kadının, eşinin ailesiyle iletişim kurmak istememesi ve annesinin müdahalesine sessiz kalmasını; Erkeğin ise, kendi annesinin evliliğe karışmasına izin vermesini;
karşılıklı kusur olarak değerlendirmiştir.
Bu durumda, tarafların eşit derecede kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
c) Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
Yargıtay, tarafların kusur durumuna rağmen, evliliğin artık sürdürülmesi beklenemeyecek ölçüde bozulduğunu tespit etmiştir.
Dolayısıyla, her iki taraf eşit kusurlu olsa bile evlilik birliğinin temelden sarsıldığı kabul edilmiştir.
4. Sonuç ve Kararın Önemi
Yargıtay, mahkeme kararını “yerinde” bularak direnme kararını onamıştır.
Bu karar, TMK m.166/1’in uygulamasında önemli bir noktayı ortaya koymaktadır:
“Eşlerin eşit kusurlu olması, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı durumlarda boşanma kararı verilmesine engel değildir.”
Bu içtihat, özellikle evlilikte karşılıklı hatalar olsa bile, ortak hayatın fiilen sona erdiği durumlarda boşanma kararı verilebileceğini göstermektedir.
5. Değerlendirme
Hukuki açıdan bakıldığında, Yargıtay’ın bu yaklaşımı “kusur ilkesi” ile “evlilik birliğinin fiili sona ermesi” kavramlarını dengelemiştir.
Mahkeme, eşit kusur hâlinde dahi “artık bu evliliğin devamı beklenemez” diyerek toplumsal ve bireysel gerçekleri dikkate almıştır.
Bu karar, uygulamada karşılıklı kusur tartışmalarının sık yaşandığı davalarda, hâkimlerin boşanma kararı verebilmesi için sağlam bir dayanak teşkil etmektedir.
🔑 Anahtar Kelimeler:
TMK 166, eşit kusur, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, boşanma davası, Yargıtay kararı, medeni hukuk, kusur ilkesi
KARAR METNİ
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2017/2719 Esas
2019/341 Karar
21/03/2019
“TMK’nın 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca taraflar arasında geçen her olay boşanma kararı verilmesi için yeterli olmayıp, bu olayların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet vermesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; tarafların 27.05.2011 tarihinde evlendikleri, eldeki davanın 07.03.2013 tarihinde açıldığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davalı kadının, eşinin ailesi ile görüşmek istemediği, kendi annesinin evliliğe olan müdahalesine ses çıkarmadığı buna karşılık davacı erkeğin de annesinin müdahalesine izin verdiği ve tarafların ayrılmalarına sebep olan son olayda eşini Konya iline rıza ile gönderdikten sonra telefonlara çıkmamak ve aramamak suretiyle boşanma davası açtığı, bu durumda eşlerin eşit kusurlu olduğu ve evlilik birliğinin devamının eşlerden beklenmeyecek ölçüde temelinden sarsıldığı, davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının kabul edilmesi gerektiği dosya kapsamı ile sabittir.
Bu itibarla, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre tarafların boşanmalarına dair mahkemece verilen direnme kararı yerindedir.”
Bu makale yapay zekadan destek alınarak üretilmiştir. Hukuki destek amacı gütmemektedir. Detaylı ve güvenilir bilgi için avukatınızdan destek almayı unutmayınız.


Bir Cevap Yazın