Kıymetli evrak hukukunda poliçe, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 671. maddesi uyarınca kayıtsız ve şartsız bir havale niteliği taşır. Ancak uygulamada poliçe üzerine bazı kayıtların düşülmesi, kimi zaman bu kuralın istisnasını oluşturmakta, kimi zaman ise geçerliliği etkilemeden yalnızca açıklayıcı nitelikte olmaktadır. Bu yazıda, poliçe üzerine yazılabilecek kayıtlar, bu kayıtların doğurdukları hukuki sonuçlar, yazılmamış sayılan kayıtlar ve senedi geçersiz hâle getiren kayıtlar akademik ve sistematik biçimde incelenecektir.
1. Provizyon Kaydı
Provizyon kaydı, diğer bir deyişle karşılık kaydı, keşidecinin muhatap nezdinde bulunan bir hesabın poliçeye konu edilmesi durumunda ortaya çıkar. Keşideci, poliçede “Sayın muhatap, işbu poliçe karşılığı nezdinizdeki A hesabından lehtara 1.000 TL ödeyiniz.” şeklinde bir ibare kullanabilir. Bu durumda, ödeme yapılacak hesabın belirlenmesiyle poliçenin karşılığının hangi fondan sağlanacağı açıklığa kavuşturulmuş olur. Bu kayıt, poliçenin geçerliliğini etkilemez; yalnızca açıklayıcı nitelikte olup, karşılığın belirli bir hesaptan ödeneceğini gösterir.
2. Bedel Kaydı
Bedel kaydı, poliçenin düzenlenmesine neden olan asıl borç ilişkisine işaret eden bir kayıt olup, uygulamada sıkça kullanılır. “Bedeli malen alınmıştır.” veya “Bedeli nakden alınmıştır.” gibi ibareler, poliçeye dayanak teşkil eden borç ilişkisinin türünü gösterir.
Bu kayıt, ispat yükü bakımından büyük önem taşır. Örneğin, poliçede “bedeli malen alınmıştır” ibaresi yer alıyorsa ve mallar teslim edilmemişse, keşideci bu durumu senetle ispat etmek zorundadır. Dolayısıyla bedel kaydı, poliçeye dayalı uyuşmazlıklarda ispat yükünün taraflar arasında nasıl dağılacağını belirleyen kritik bir unsurdur.
3. Yetki Kaydı
Yetki kaydı, usul hukukunda düzenlenen yetki sözleşmesinin kıymetli evrak hukukundaki yansımasıdır. Bu kayıt, poliçeden doğabilecek uyuşmazlıklarda hangi mahkemenin yetkili olacağını belirler.
Örnek:
“Sayın M, işbu poliçe karşılığında L’ye 1.000 TL ödeyiniz. İşbu senetten doğan ihtilaflarda Ankara Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir.”
Bu kayıt, HMK m.17 uyarınca yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında yapılabilir. Poliçenin devri hâlinde, devralan kişi tacir veya kamu tüzel kişisi değilse, yetki kaydı onu bağlamaz. Ancak poliçe nama yazılı ise, Bozer-Göle görüşüne göre, yetki kaydı devralanı da bağlayıcı nitelik taşır. Azınlıkta kalan bazı görüşlere göre ise yetki kaydı her durumda geçerlidir.
4. Faiz Kaydı
Poliçeye faiz kaydı eklenebilir. Bu faiz, ya ana para faizi (capital interest) ya da temerrüt faizi niteliğinde olabilir.
Örnek: “Sayın M, işbu poliçe karşılığında görüldüğünde L’ye 1.000 TL’yi aylık %5 ana para faiziyle birlikte ödeyiniz.”
Ancak faiz oranının açıkça belirtilmemesi hâlinde bu kayıt yazılmamış sayılır.
5. Ciro Yasağı Kaydı
Ciro yasağı kaydı, poliçenin devrini kısıtlayan bir kayıt olup, hem keşideci hem de ciranta tarafından konulabilir.
Örnek: “İşbu poliçe ciro edilemez.”
Keşidecinin koyduğu ciro yasağı, poliçenin tedavül kabiliyetini baştan sınırlar. Cirantanın koyduğu ciro yasağı ise yalnızca kendisinden sonraki devirleri etkiler. Bu nedenle, hangi kişi tarafından konulduğu hukuki sonuç bakımından önemlidir.
6. Protestodan Muafiyet Kaydı (Franko Kaydı)
“Bedelsizdir” veya “Bedelsiz iadedir” şeklinde ifade edilen protestodan muafiyet kayıtları, poliçenin protesto edilmeden de müracaat hakkını doğurabileceğini belirtir.
Keşideci ve ciranta tarafından konulabilir. Ancak keşidecinin koyduğu protestodan muafiyet kaydı, tüm borçluları kapsar; cirantanın koyduğu ise yalnızca kendisini ve sonraki cirantaları bağlar.
7. Kabul Edilmemeden Sorumsuzluk Kaydı
Kabul edilmemeden sorumsuzluk kaydı, muhatabın poliçeyi kabul etmemesi hâlinde müracaat borçlularının vadesinden önce ödeme yükümlülüğünden kurtulmasını sağlar.
Örneğin, 01.02.2022 keşide tarihli ve 01.12.2022 vadeli bir poliçe düşünelim. Hamil, 01.08.2022’de muhataba gidip kabule arz etmiş, ancak muhatap poliçeyi kabul etmemiştir. Bu durumda, normal şartlarda hamil müracaat borçlularına dönerek tahsil talebinde bulunabilir. Ancak ciranta poliçeye “kabul edilmemeden sorumlu değilim” kaydını düşerse, bu olumsuz sonuçtan kurtulur.
Kısaca, vadeden önce ödeme talebine karşı koruma sağlayan bir kayıttır.
8. Ödememeden Sorumsuzluk Kaydı
Bu kayıt, muhatabın poliçeyi ödememesi hâlinde müracaat borçlularının sorumluluktan kurtulmasını sağlar. Ancak TTK uyarınca keşideci bu kaydı koyamaz; zira poliçeyi tedavüle çıkaran kişi olarak asıl sorumluluğu üstlenmiştir.
Dolayısıyla, “ödememeden sorumlu değilim” kaydı yalnızca cirantalar tarafından konulabilir. Bununla birlikte, uygulamada poliçenin güvenilirliğini zayıflattığı için nadiren tercih edilir.
Yazılmamış Sayılan Kayıtlar
Bu tür kayıtlar, poliçenin geçerliliğini etkilemez; ancak kanunen hüküm doğurmaz.
1. Keşidecinin Ödememeden Sorumsuzluk Kaydı
TTK m.679 uyarınca, düzenleyen (keşideci) poliçenin ödenmemesinden sorumlu olmaktan kurtulamaz.
Kanun açıkça, “Düzenleyen, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Düzenleyen, kabul edilmemeden sorumlu olmayacağını şart edebilir; ancak ödenmemeden sorumlu olmayacağına ilişkin kayıt yazılmamış sayılır.” demektedir.
2. Faiz Kaydı
Faiz oranı açıkça belirtilmeden yazılmış ana para faizleri, belirsizlik nedeniyle yazılmamış sayılır. Aynı şekilde belirli tarihte veya keşide tarihinden belirli süre sonra ödenecek poliçelerde kararlaştırılan kapital faizleri de geçersizdir.
3. Muacceliyet Kaydı
Uygulamada sıkça görülen “Bir poliçe ödenmezse diğerleri muaccel olur.” şeklindeki kayıtlar da yazılmamış sayılır. Zira bu tür kayıtlar poliçenin bağımsızlık ilkesini zedeler.
Senedi Geçersiz Kılan Kayıtlar
Poliçenin kayıtsız ve şartsız olma niteliğini ortadan kaldıran kayıtlar, senedi tamamen geçersiz kılar.
Örnek:
“Sayın M, işbu poliçe karşılığında size bir Mercedes C180 araba verilirse L’ye 600.000 TL ödeyiniz.”
Bu durumda, poliçenin ödenmesi bir şarta bağlanmıştır ve senet TTK m.671/1 uyarınca poliçe hükmünde sayılmaz.
Ancak yalnızca “teminattır” veya “teminat poliçesidir” gibi ifadeler, poliçenin belirli bir borç ilişkisine bağlı olduğunu göstermediği sürece geçerliliği ortadan kaldırmaz. Bu görüş, öğretide Bozer, Göle ve Bahtiyar tarafından da benimsenmiştir.
Sonuç
Poliçe üzerine yazılan kayıtların her biri, kıymetli evrak hukukunun temel ilkeleriyle doğrudan ilişkilidir. Bu kayıtlar, kimi zaman açıklayıcı nitelikte olup poliçenin geçerliliğini korurken, kimi zaman poliçenin kayıtsız ve şartsız olma özelliğini zedeleyerek geçersizlik sonucunu doğurur. Dolayısıyla, poliçenin düzenlenmesi sırasında bu kayıtların hukuki sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
Anahtar Kelimeler:
Poliçe, kıymetli evrak, provizyon kaydı, bedel kaydı, yetki kaydı, faiz kaydı, ciro yasağı, protestodan muafiyet, kabul edilmemeden sorumsuzluk, ödememeden sorumsuzluk, muacceliyet kaydı, TTK m.671, geçersizlik.
Bu makale yapay zekadan destek alınarak üretilmiştir. Hukuki destek amacı gütmemektedir. Detaylı ve güvenilir bilgi için avukatınızdan destek almayı unutmayınız.


Bir Cevap Yazın