1. Adi Şirkette Kar ve Zararın Paylaşımı
a) Genel Kural
Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 622. maddesi uyarınca adi şirket ortakları, şirketin kazanç ve zararını aralarında paylaşmakla yükümlüdür. Kanun koyucu burada “kazanç” kavramını geniş anlamda kullanmış; şirketin elde ettiği tüm ekonomik değerleri kapsamına almıştır.
Buna karşılık TBK m.623’te yer alan “kazanç” kavramı dar yorumlanır ve yalnızca “kâr” olarak değerlendirilir.
b) Eşit Paylaşım İlkesi
TBK m.623 hükmüne göre, aksi ortaklık sözleşmesinde kararlaştırılmadıkça, kâr ve zarar ortaklar arasında sermaye miktarına bakılmaksızın eşit olarak paylaştırılır. Bu düzenleme emredici nitelikte değildir; ortaklar aralarında farklı bir paylaşım oranı belirleyebilir.
Adi şirketin şahıs şirketi niteliği gereği, sermayenin miktarı veya niteliği değil, ortaklık iradesi esas alınır. Ancak sözleşmede bir ortağa aşırı bir menfaat (örneğin “aslan payı”) tanınmışsa, bu durum adi ortaklık yapısına aykırıdır. Böyle bir durumda sözleşme geçersiz sayılmaz ancak eşit paylaşım esasına dönülür.
c) Emek Sermaye Getiren Ortağın Durumu
TBK m.623/3 uyarınca, emek sermayesi getiren ortak şirketin borçlarından muaf tutulabilir. Bu düzenleme, “aslan payı yasağı”nın istisnasıdır. Emek ortağı, şirkete bedensel veya fikri katkı sağlayarak ortaklık ilişkisine katılır.
Ancak bu muafiyet yalnızca şirketin iç ilişkisi bakımından geçerlidir. Üçüncü kişilere (örneğin alacaklılara) karşı bu muafiyet ileri sürülemez. Dolayısıyla alacaklı, borcun tamamını emek ortağından da talep edebilir; emek ortağı ödemede bulunduktan sonra diğer ortaklara rücu edebilir.
d) Kâr ve Zarar Paylaşımında Parallelik İlkesi
Kural olarak, zarar paylaşımında da kâr paylaşım oranı esas alınır. Sözleşmede aksine bir düzenleme bulunmadıkça, bir ortağın kâr payı oranı aynı zamanda zarar payı oranı olarak da kabul edilir. Ancak ortaklar isterlerse bu oranlarda farklılık öngörebilirler.
2. Adi Şirkette Denetim Hakkı
a) Denetim Hakkının Hukuki Dayanağı
TBK m.631 uyarınca, adi şirkette denetim hakkı tüm ortaklara aittir. Bu hüküm emredici nitelikte olup, ortaklık sözleşmesiyle kaldırılamaz veya sınırlandırılamaz. Örneğin “yönetici izniyle denetim yapılabilir” şeklinde bir hüküm geçerli değildir.
b) Denetim Hakkının Kullanımı
Ortak, şirketin tüm defter, belge ve kayıtlarını inceleme, gerekli görmesi hâlinde uzman bir kişi aracılığıyla denetim yaptırma hakkına sahiptir. Şirket sözleşmesinde bu hak daha geniş şekilde düzenlenebilir; örneğin “adi şirket ortağı, denetim hakkını seçtiği bağımsız denetçi vasıtasıyla kullanabilir” şeklinde.
Kanun koyucu, adi şirket ortağına bu denli geniş bir denetim hakkı tanımıştır çünkü adi şirket ortakları, şirket borçlarından kendi şahsi malvarlıklarıyla, doğrudan ve müteselsilen sorumludurlar. Bu nedenle “nimet-külfet dengesi” gereği, ortakların şirket işleyişini denetleme hakkı güvence altına alınmıştır.
c) Denetim Hakkının Engellenmesi
Yönetici, denetim hakkının kullanılmasını engeller veya defterleri incelemeye sunmazsa, ortak bu hakkını dava yoluyla ileri sürebilir.
Ancak denetim hakkının kötüye kullanılması hâlinde, Türk Medeni Kanunu’nun (“TMK”) 2. maddesi uyarınca bu davranış hakkın kötüye kullanılması teşkil eder. Örneğin, ortak şirket faaliyetlerini yavaşlatmak amacıyla sık sık denetim talebinde bulunuyorsa, bu durum dürüstlük kuralına aykırı sayılır.
Anahtar Kelimeler
Adi şirket, adi ortaklık, Türk Borçlar Kanunu m.622, TBK m.623, TBK m.631, adi şirkette kar-zarar paylaşımı, aslan payı yasağı, emek sermayesi, denetim hakkı, ortakların sorumluluğu, nimetin külfet dengesi, hakkın kötüye kullanılması, adi şirket yönetimi.
Bu makale yapay zekadan destek alınarak üretilmiştir. Hukuki destek amacı gütmemektedir. Detaylı ve güvenilir bilgi için avukatınızdan destek almayı unutmayınız.


Bir Cevap Yazın