10 yıllık kiracı tahliyesi, kiracı tahliye davası, tahliye davası şartları, tahliye ihtarname süresi, kira hukuku, tahliye davası arabuluculuk, kira sözleşmesi feshi, tbk 347, tahliye davası avukatlık ücreti, maktu avukatlık ücreti, kira hukuku anlaşmazlıkları, çatılı işyeri tahliyesi, konut tahliyesi, tahliye dava masrafları, uzama süresi, on yıllık uzama, tahliye davası süreci, tahliye davası dilekçesi, tahliye davası mahkemesi, sulh hukuk mahkemesi, tahliye davası kanuni dayanak, tahliye tebligat süreci, kira tahliyesi, sözleşme bitimi tahliye, sebepsiz tahliye

10 Yıllık Kiracı Tahliyesi Nasıl Yapılır?

Son dönemlerde 10 yıllık kiracı tahliyesi konusu büyük önem taşır. Nitekim ev sahipleri mülkiyet haklarını serbestçe kullanmak ister. Dolayısıyla kanun koyucu her iki tarafı dengeleyen kurallar getirir. Böylece hukuk sistemi kira ilişkilerinde adaleti sağlamayı amaçlar. Fakat tahliye süreci katı şekil şartlarına tabidir. Hatalar davaları mahkeme aşamasında hızla reddettirir. Kısacası mülk sahipleri süreci eksiksiz yönetmek zorundadır. Ayrıca ihtarname süreleri bu davalarda çok kritiktir. Üstelik kanun dava öncesi arabuluculuk aşamasını zorunlu tutar. Sonuç olarak hukuki adımları hatasız atmak zorundasınız.

10 yıllık kiracı tahliyesi, kiracı tahliye davası, tahliye davası şartları, tahliye ihtarname süresi, kira hukuku, tahliye davası arabuluculuk, kira sözleşmesi feshi, tbk 347, tahliye davası avukatlık ücreti, maktu avukatlık ücreti, kira hukuku anlaşmazlıkları, çatılı işyeri tahliyesi, konut tahliyesi, tahliye dava masrafları, uzama süresi, on yıllık uzama, tahliye davası süreci, tahliye davası dilekçesi, tahliye davası mahkemesi, sulh hukuk mahkemesi, tahliye davası kanuni dayanak, tahliye tebligat süreci, kira tahliyesi, sözleşme bitimi tahliye, sebepsiz tahliye

10 Yıllık Kiracı Tahliyesi Nasıl Yapılır?

10 Yıllık Kiracı Tahliyesi Nedir?

Hukuk sistemimiz öncelikle kiracıları koruyan bir yapıya sahiptir. Çünkü barınma hakkı temel bir anayasal haktır. Nitekim ev sahipleri sözleşme süresi bittiğinde kiracıyı hemen çıkaramaz. Kanun, belirli süreli sözleşmelerin birer yıl uzamasını emreder. Ancak hukuk sistemi mülkiyet hakkını sınırsız kısıtlamaz. Dolayısıyla on yıllık uzama süresi sonunda ev sahibine fesih hakkı doğar. Böylece mülk sahibi herhangi bir haklı sebep göstermez. Sadece yasal sürenin dolmasına dayanarak tahliye davası açar. Kısacası hukuk literatüründe bu duruma 10 yıllık kiracı tahliyesi diyoruz.

Üstelik bu hak yalnızca konut ve çatılı işyerleri için geçerlidir. Örneğin arsa kiralarında hakimler bu kuralı uygulamaz. Ayrıca kanun tamamen emredici nitelik taşır. Taraflar kira sözleşmesine aksine bir madde ekleyemez. Nitekim eklenen sözleşme maddeleri hukuken geçersiz sayılır. Böylece kanun her zaman kiracıya en üstün korumayı sağlar. Sonuç olarak mülk sahipleri bu yasal hakkı sadece belirli şartlarda kullanır.

Kanuni Dayanak ve Düzenlemeler

Türk Borçlar Kanunu ilgili düzenlemeyi metninde açıkça içerir. Özellikle 347. madde bu tahliye konusunun temelini oluşturur. Kanun koyucu burada oldukça net kurallar belirler. Dolayısıyla uygulamadaki tüm hukuki uyuşmazlıklar bu maddeye göre çözülür. Ayrıca Yargıtay içtihatları da bu güncel maddeyi sürekli yorumlar. Böylece hukuk dünyasında yerleşik bir mahkeme uygulaması oluşur. Kısacası açılacak davaların temeli bu kanun maddesine doğrudan dayanır.

İlgili kanun maddesi mevzuat.gov.tr sisteminde resmi olarak yer alır. Nitekim ilgili kanun metni aynen aşağıdaki şekildedir:

“MADDE 347- Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı, belirli süreli sözleşmelerin süresinin bitiminden en az onbeş gün önce bildirimde bulunmadıkça, sözleşme aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış sayılır. Kiraya veren, sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilir.”

10 Yıllık Kiracı Tahliyesi Şartları Nelerdir?

Bu davanın açılması için belirli şartların hukuken olgunlaşması gerekir. Öncelikle taraflar arasında geçerli bir kira sözleşmesi bulunmalıdır. Nitekim yazılı veya sözlü tüm sözleşmeler yasal geçerlilik taşır. Fakat taraflar ispat kolaylığı açısından her zaman yazılı sözleşmeleri tercih eder. Ayrıca taşınmazın mutlaka konut veya çatılı işyeri vasfı taşıması şarttır. Dolayısıyla hakimler depo veya fabrika gibi yerleri duruma göre inceler. Sonuç olarak kanunun aradığı taşınmaz vasıfları büyük önem taşır. Üstelik kanundaki on yıllık uzama süresi tam anlamıyla dolmalıdır.

Ayrıca mülk sahibi ihtarname şartını kesinlikle yerine getirmelidir. Süresi içinde gönderilmeyen yasal ihtarnameler dava hakkını düşürür. Nitekim kanun koyucu kiracı için üç aylık bir süre öngörür. Böylece sistem kiracıya yeni bir yer bulma fırsatı tanır. Dolayısıyla hakimler iyi niyet kurallarını daima ön planda tutar. Kısacası şekil şartlarına uyulmadığı takdirde mahkeme davayı reddeder. Sonrasında mülk sahibi yeniden dava açmak için bir yıl bekler.

Sürelerin Doğru Hesaplanması

Süreleri doğru hesaplamak hukuki sürecin en kritik noktasıdır. Örneğin tarafların bir yıllık bir kira sözleşmesi yaptığını düşünelim. İlk yılın sonunda kanuni on yıllık uzama süresi başlar. Nitekim on yıl boyunca kira sözleşmesi her yıl kendiliğinden uzar. Böylece toplamda tam on bir yıl geçmiş olur. Dolayısıyla ev sahibi davasını on birinci yılın bitiminde açar. Sonuç olarak taraflar toplam hesaplanan süreyi dikkate almak zorundadır.

Fakat sözleşme süresi beş yıl ise matematiksel hesaplama tamamen değişir. İlk beş yılın bitiminde o malum uzama süresi işlemeye başlar. Nitekim bu durumda başlangıçtan itibaren toplam on beş yıl geçer. Dolayısıyla başlangıçtaki ana sözleşme süresi son derece önemlidir. Ayrıca uygulamada belirsiz süreli sözleşmelerde tamamen farklı kurallar işler. Kanun bu tür istisnai durumlarda başlangıçtan itibaren sadece on yıl arar. Kısacası hakimler her sözleşmeyi kendi şartları içinde özel olarak inceler.

10 Yıllık Kiracı Tahliyesi İhtarname Süreci

Gerçekte 10 yıllık kiracı tahliyesi ihtarname süreci çok büyük dikkat gerektirir. Çünkü geçerli bir ihtarname açılacak davanın asıl kurucu unsurudur. Ev sahibi uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirim yapar. Nitekim bu teknik sürenin hesaplanması ciddi bir hukuki uzmanlık ister. Ayrıca bildirimin yapılış şekli de davada büyük önem taşır. Sözlü yapılan bildirimlerin mahkemede hiçbir hukuki ispat değeri yoktur. Dolayısıyla ev sahibi mutlaka yazılı bir ihtarname belgesi hazırlar. Üstelik evrakı noter aracılığıyla göndermek ispat açısından en sağlam hukuki yoldur.

Bildirimin kiracıya kanuni zamanında eksiksiz ulaşması zorunludur. Sadece hazırlanan ihtarnameyi postaya vermek mahkemelerce yeterli bulunmaz. Nitekim resmi tebliğ tarihi tüm hukuki sonuçları doğurur. Dolayısıyla tebligat kanununa tam uygun bir evrak teslimiyeti gerekir. Böylece kiracı fesih durumunu resmi kaynaklardan net olarak öğrenir. Ayrıca kiracı ihtarnameyi almaktan kaçınırsa postacı evrakı muhtara bırakır. Sonuç olarak taraflar tebligat kurallarını harfiyen uygular. Aksi takdirde hakimler yapılan bildirimi anında geçersiz sayar.

İhtarname İçeriği Nasıl Olmalıdır?

Hazırlanan ihtarname metni son derece açık ve anlaşılır olmalıdır. Öncelikle mülk sahibi sözleşmeyi feshetme iradesini net bir şekilde yansıtır. Nitekim belgede “sözleşmeyi yenilemeyeceğim” şeklindeki kesin ifadeler yer almalıdır. Ayrıca mülkün tahliye talebi evrakta açıkça bulunur. Dolayısıyla ev sahipleri muğlak ve kafa karıştırıcı kelimelerden kesinlikle kaçınır. Üstelik avukat ilgili dayanak kanun maddesini ihtarname metnine ekler. Böylece karşı taraf mevcut hukuki durumun ciddiyetini hemen anlar. Kısacası profesyonelce hazırlanan bir yasal belge süreci hızlandırır.

Ayrıca ihtarname metni verilecek süreleri çok net olarak belirtir. Belge kiracıya evi tamamen boşaltması için kesin bir tarih sunar. Nitekim bu tarih uzama yılının tam son gününe denk gelir. Dolayısıyla yapılacak hesap hataları süreci aylarca sekteye uğratır. Üstelik ihtarnamede mülk sahibinin ıslak imzası ve tarihi kesinlikle bulunur. Eksik bırakılan usuli unsurlar evrakın iptaline doğrudan yol açar. Sonuç olarak mülk sahibi her detayı titizlikle kontrol eder.

10 Yıllık Kiracı Tahliyesi Arabuluculuk Aşaması

Son yasal değişikliklerle birlikte arabuluculuk kurumu hayatımıza sağlamca girdi. Artık 10 yıllık kiracı tahliyesi arabuluculuk aşaması zorunlu dava şartıdır. Yani ev sahibi doğrudan adliyeye giderek tahliye davası açamaz. Öncelikle adliyedeki yetkili arabuluculuk bürosuna resmi başvuru yapar. Nitekim sistem otomatik olarak tarafsız bir arabulucu atar. Arabulucu yetkilisi tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet eder. Böylece devlet uyuşmazlığın barışçıl yollarla çözülmesini hedefler. Dolayısıyla mahkemelerin ve yargının ağır iş yükü hafifler.

Taraflar belirlenen bu toplantıya bizzat katılmakla yükümlüdür. Geçerli mazereti olmadan toplantıya katılmayan taraf ağır yaptırımla karşılaşır. Nitekim kişi dava sonunda haklı çıksa bile tüm yargılama giderlerini öder. Ayrıca hakim bu taraf lehine vekalet ücretine kesinlikle hükmetmez. Fakat toplantı masasında taraflar anlaşmak zorunda asla değildir. Kişiler kendi hür iradeleriyle sürece özgürce karar verir. Anlaşmazlık durumunda arabulucu yetkilisi hemen son tutanağı düzenler. Böylece davacı taraf yargılama ve mahkeme yolunu açar.

Dava Süreci ve Görevli Mahkeme

Arabuluculuk aşamasından olumlu sonuç alınamazsa resmi dava süreci başlar. Davacı ev sahibi özenle hazırladığı dilekçesini adliyeye sunar. Nitekim kanun görevli mahkemeyi Sulh Hukuk Mahkemesi olarak kesin belirler. Yetkili adliye ise her zaman taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Dolayısıyla davacı yetki ve görev kurallarına en başta dikkat eder. Aksi halde hakim dosyada yetkisizlik veya görevsizlik kararı verir. Böylece taraflar aylar süren zaman ve ciddi maddi kayıplar yaşar. Kısacası avukatlar ilk adımı daima doğru atar.

Yargılama süreci mahkemelerde basit yargılama usulüne tabidir. Nitekim bu usul davaların çok daha hızlı görülmesini amaçlar. Hakim her iki tarafın sunduğu delilleri celselerde titizlikle inceler. Ayrıca gerekli görürse taşınmazda keşif ve bilirkişi incelemesi yapar. Dolayısıyla dava dosyasının kapsamı yargılama boyunca giderek genişler. Sonrasında mahkeme nihai kararını duruşma salonunda taraflara açıklar. Kararın ardından hakimi kısa sürede detaylı gerekçeli kararı yazar. Üstelik taraflar bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurur.

10 Yıllık Kiracı Tahliyesi Avukatlık Ücreti

Avukatlık ücretleri ülkemizde belirli kurallara ve tarifelere göre şekillenir. Nitekim Türkiye Barolar Birliği resmi asgari tarifeyi düzenli yayınlar. AAÜT, 2026 yılı için avukatların alabileceği taban rakamları kesin gösterir. Böylece avukatlar bu yasal sınırın altında hiçbir iş ve dosya kabul edemez. Sulh Hukuk Mahkemesi bu tahliye davalarını görür ve karara bağlar. Bu nedenle AAÜT 2026 yılı tarifesi mahkeme maktu ücretini 30.000 TL olarak belirler. Fakat sonrasında icra aşamasına geçilirse ek olarak tahliyeye ilişkin icra takibi maktu ücreti 20.000 TL doğar. Ancak bu rakamlar sadece avukatların uyması zorunlu en alt sınırı ifade eder.

Ayrıca yerel barolar da kendi avukatlarına yönelik bağlayıcı olmayan tavsiye tarifesi hazırlar. Ankara 2 Nolu Barosu tavsiye tarifesi bu duruma somut ve güncel bir örnektir. 2026 yılı Ankara 2 Nolu Barosu tarifesi tahliye davaları için nispi bir oran öngörür. Nitekim baro bu oranı yıllık kira bedelinin %16 miktarı olarak hesaplar. Ancak bu belirlenen tutar 79.200 TL rakamından kesinlikle az olamaz. Dolayısıyla bu güncel rakamlar avukatların asgari yasal sınırlarını ve baro tavsiyelerini şeffafça gösterir. Sonuç olarak avukatlar bu asgari alt sınırlar dahilinde iş sahibine ayrıca fiyatlandırma yapar. Üstelik dosyanın zorluğu ve mesaisi talep edilecek net ücreti her zaman doğrudan etkiler. Kısacası her avukat kendi emek ücretini kanuni sınırlar içinde serbestçe takdir eder.

Sık Yapılan Hatalar

Süreç boyunca yapılan en büyük hukuki hata uzama sürelerinin yanlış hesaplanmasıdır. Örneğin ev sahibi uzama yılının başlangıcını ilk sözleşme tarihi olarak alır. Nitekim on yıllık uzama süresi sadece ilk sözleşme bitiminde işlemeye başlar. Ayrıca ev sahipleri ihtarname göndermeden doğrudan adliyede dava açma hatasını sıklıkla yapar. Dolayısıyla hakim açılan davayı dava şartı yokluğundan ilk celsede reddeder. Böylece ev sahibi maalesef çok ciddi bir zaman kaybı yaşar. Sonuç olarak kanun metnini kelimesi kelimesine doğru okumak çok önemlidir.

Diğer bir hata ise yanlış görevli mahkemeye dilekçe sunmaktır. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan tahliye davaları anında görevsizlikle sonuçlanır. Üstelik postacı ihtarnameyi hane halkından başkasına tebliğ ederse hukuki sorunlar doğar. Nitekim yargıda tebligat kanunu kuralları son derece katı işler. Ayrıca davacı taraf arabuluculuk tutanağını dava dilekçesine eklemeyi unutur. Hakim bu durumda doğrudan usulden davanın kesin reddine karar verir. Kısacası davalarda usul kuralları her zaman esastan önce gelir.

10 Yıllık Kiracı Tahliyesi Sürecinde İspat

Genel hukuk yargılamasında ispat yükü her zaman iddia eden tarafa aittir. Davacı ev sahibi aradaki kira sözleşmesinin varlığını mahkemeye resmi evraklarla kanıtlar. Nitekim taraflarca imzalanan yazılı kira kontratı en güçlü delil niteliğini taşır. Ayrıca banka kira ödeme dekontları da aradaki ilişkiyi doğrulayan sağlam argümanlardır. Dolayısıyla davacı tüm belgeleri mahkeme dosyasına eksiksiz sunar. Üstelik davacı ihtarnamenin noter tebliğ şerhli örneğini dosyaya mutlaka ekler. Böylece hakim tüm hukuki sürecin usulüne tam uygun ilerlediğini görür.

Karşı taraf olan kiracı da mahkemede kendi savunmasını ispatlar. Örneğin yasal sürenin dolmadığını veya ihtarnamenin eline çok geç ulaştığını iddia eder. Nitekim kiracı bu karşı iddialarını resmi tebligat evraklarıyla doğrudan destekler. Ayrıca taraflar mahkemeye iddialarını ispatlamak için tanık dinletme yoluna başvurur. Fakat hakimler tahliye davalarında genellikle yazılı belge üzerinden inceleme yapar. Dolayısıyla dosyaya giren evrak kayıtları yargılamada çok büyük önem teşkil eder. Sonuç olarak mahkemeye sunulan sağlam deliller davanın kaderini doğrudan belirler.

Kararın İcraya Konulması

Mahkeme hakimi tahliye kararı verdiğinde taraflar için süreç hemen bitmez. Davacı kararın fiilen uygulanması için doğrudan icra dairesine başvuru yapar. İcra dairesi ilamlı icra takibi başlatarak kiracıya evi boşaltması için resmi süre verir. Memur hazırlanan tahliye emrini kiracının adresine hızla tebliğ eder. İcra dairesi kiracıya taşınmazı boşaltması için son bir yasal şans tanır. Dolayısıyla icra müdürlüğü aşaması da dava sürecinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kısacası hukuki süreç kağıt üzerindeki kararla değil fiili icrayla sona erer.

Kiracı kendisine verilen süre içinde evi boşaltmazsa icra memuru zorla tahliye yapar. Nitekim memurlar kolluk kuvvetleri eşliğinde çilingir vasıtasıyla evin kapısını açar. Memurlar içerideki tüm eşyaları kamyonlarla yedd-i emin deposuna taşır. Ayrıca devlet nakliye ve depo masraflarının tamamını daha sonra kiracıdan tahsil eder. Üstelik bu zorlu süreç kiracı açısından psikolojik olarak oldukça yıpratıcı olur. Dolayısıyla kiracılar mahkeme kararına kendi rızasıyla uyum sağlar. Sonuç olarak kamu gücü mülkiyet hakkını sahibine bizzat teslim eder.

Dikkat Edilmesi Gereken Ekstra Hususlar

Kanun tahliye sürecinde ev sahibinin iyi niyetli veya samimi olmasını aramaz. Nitekim kanun maddesi “herhangi bir sebep göstermeksizin” ifadesini açıkça kullanır. Yani mülk sahibi hakime ev ihtiyacını veya satma niyetini ispatlamak zorunda kalmaz. Ayrıca kiracının kira borcunu günü gününe düzenli ödemesi ev sahibinin bu hakkını engellemez. Dolayısıyla kanun sadece belirtilen on yıllık uzama süresinin dolmasına odaklanır. Böylece ev sahibine tamamen koşulsuz bir kesin tahliye imkanı doğar. Üstelik bu durum mülkiyet hakkının en doğal anayasal sonucudur.

Fakat ev sahibi yasal haklarını kullanırken kötü niyetli davranmamalıdır. Örneğin sadece kiracıyı korkutmak veya kirayı fahiş artırmak için bu yola başvurmamalıdır. Gerçi kanun metni sebep aramaz ama hakkın kötüye kullanılması yasağı evrensel bir ilkedir. Nitekim Türk Medeni Kanunu hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hiçbir zaman korumaz. Hakim her somut olayı ve dosya içeriğini kendi şartlarında değerlendirir. Kısacası medeni hukuk düzeni her durumda adaleti ve dürüstlüğü gözetir. Herkes hukuki işlem yaparken ölçülülük ilkesine daima dikkat eder.

Kiracının Hakları Nelerdir?

Kiracı da bu zorlu mahkeme sürecinde tamamen savunmasız değildir. Kiracı gelen ihtarnamenin usulsüz olduğunu ileri sürerek açılan davaya haklı itiraz eder. Nitekim ev sahibinin süreleri yanlış hesaplaması kiracıya yargılamada büyük avantaj sağlar. Ayrıca kiracı on yıllık uzama yıllarının kesintiye uğradığını kanıtlarıyla iddia eder. Dolayısıyla ev sahibinin yaptığı usul eksiklikleri kiracının en güçlü savunmasını oluşturur. Üstelik kiracı arabuluculuk masasında yeni ev bulmak için makul bir taşınma süresi talep eder. Böylece kiracı ailesiyle aniden sokakta kalma tehlikesini kolayca atlatır.

Kanun koyucu taraflar arasındaki ekonomik dengeyi her zaman hassas kurar. Sistem ev sahibine mülkiyet hakkını geri verirken kiracıya da makul zaman tanır. Nitekim üç aylık zorunlu bildirim süresi sistemin bu amacının en büyük kanıtıdır. Ayrıca aylarca süren mahkeme süreci de kiracıya mecburi bir ek zaman kazandırır. Dolayısıyla hukuki süreç hiçbir zaman sadece bir günde sonuçlanmaz. Kısacası kiracı yeni bir konut ve yaşam kurmak için yeterli fırsat bulur. Sonuç olarak kanun tarafların haklarını karşılıklı olarak başarıyla korur.

Sonuç ve Genel Değerlendirme

Genel hatlarıyla değerlendirdiğimizde yürürlükteki kanuni sistem oldukça nettir. Fakat katı kuralların uygulanması ciddi bir teknik hukuki bilgi gerektirir. Nitekim hesaplanan ufak bir tarih hatası bile onarılmaz hak kaybına neden olur. Dolayısıyla mülk sahipleri süreci baştan sona profesyonelce planlar. Ayrıca dava şartı arabuluculuk kurumu taraflara barışçıl çözümler için harika fırsat sunar. Böylece taraflar uzun ve yorucu yargılama sürelerini oldukça kısaltır. Üstelik adliye ve dava masrafları da her iki taraf için önemli ölçüde azalır.

Ev sahipleri yasal haklarını kullanırken kanuni usule sıkı sıkıya uyar. Kiracılar ise kendilerine kanunla tanınan yasal süreleri son derece iyi değerlendirir. Nitekim adalet sistemi sadece kurallara eksiksiz uyan tarafı her zaman korur. Ayrıca güncel mevzuat takibi yapmak davaların kazanılmasında çok büyük önem taşır. Dolayısıyla süreç boyunca taraflar çok dikkatli ve özenli adımlar atar. Kısacası doğru bilgi ve sıkı hukuki takip yargılamada başarının anahtarıdır. Sonuç olarak toplumda adaletin tecellisi için kanunlara harfiyen riayet şarttır.


SSS

1. 10 yıllık kiracı tahliyesi davası ne kadar sürer? Dava süreci mahkemelerin iş yüküne göre değişmekle birlikte genellikle 8 ila 18 ay arasında sürer. İstinaf süreci bu zamanı uzatır.

2. İhtarname göndermeden tahliye davası doğrudan açılır mı? Hayır. Kanun uzama yılının bitiminden en az üç ay önce yazılı bildirim (ihtarname) şartı arar. Aksi halde dava usulden reddedilir.

3. Sözleşme süresi beş yıl olan kiracı ne zaman tahliye edilir? Sözleşme süresi olan beş yılın bitiminden itibaren on yıllık uzama süresi işlemeye başlar. Toplam on beşinci yılın sonunda dava hakkı doğar.

4. Arabuluculuk toplantısına katılmak yasal olarak zorunlu mudur? Evet. Dava şartı arabuluculuk kapsamında toplantıya katılmak zorunludur. Katılmayan taraf haklı çıksa bile yargılama giderlerini öder ve lehine vekalet ücretine hükmedilmez.

5. Tahliye davasını hangi görevli mahkeme karara bağlar? Tahliye davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise söz konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki adliyedir.


Turhan Hukuk Danışmanlık

Av. Osman Turhan, Osman Turhan Avukat, Turhan Hukuk, Turhan Law, Ankara Avukat, En İyi Ankara Avukat, Ankara Uzman Avukat, Ankara Hukuk Bürosu, Çankaya Avukat, Çukurambar Avukat, Söğütözü Avukat, Batıkent Avukat, Etimesgut Avukat, Sincan Avukat, Ankara Şirket Avukatı, Ankara Ceza Avukatı, Ankara İş Hukuku Avukatı, Ankara Miras Avukatı, Ankara Gayrimenkul Avukatı, Ankara Bilişim Avukatı, Kurumsal Hukuki Danışmanlık, Profesyonel Avukatlık Hizmetleri. Ankara Ceza Avukatı Ankara İş Hukuku Avukatı Ankara Gayrimenkul Avukatı Ankara Miras Avukatı Ankara Bilişim Hukuku Avukatı Şirket Avukatı & Hukuk Müşavirliği Ticaret Hukuku Danışmanlığı Sözleşme Hazırlama ve İnceleme Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözümü İcra ve Alacak Takibi
Av. Osman Turhan – Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. Avukat Osman Turhan olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Av. Osman Turhan Kimdir?

Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan, şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlığı ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır. Akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, aynı üniversitede Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup akademi ve uygulamayı birlikte yürütmektedir.

FAYDALI LİNKLER:

Web Sitemiz İçin

Google Maps

İletişim İçin

Diğer Kategoriler İçin

Yüzlerce Makalemizi İncelemek İçin


Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin