Kayıtdışı çalıştırma ülkemizde iş hayatının en büyük sorunları arasında yer alır. Çünkü bazı işverenler çalışanların sigorta primlerini kuruma hiç bildirmemektedir. Ayrıca işverenler bazen de işçilerin primlerini eksik tutarlar üzerinden yatırır. Bu durum işçilerin gelecekteki emeklilik haklarını doğrudan ve olumsuz etkiler. İşte bu noktada hizmet tespit davası işçiler için hayati bir önem taşır. Çalışanlar yasal haklarını korumak adına bu hukuki yola başvurmaktadır. Hukuk sistemi kayıtdışı istihdam ile mücadelede işçiye bu imkanı tanır. Sonuç olarak çalışanlar geçmiş dönemdeki emeklerini bu dava ile kazanır. Ancak bu davanın açılması belirli şartların varlığına bağlıdır.

Hizmet Tespit Davası ve Kayıtdışı Çalıştırma Süreçleri
Kayıtdışı Çalıştırma Kavramı ve İşçinin Hakları
Kayıtdışı çalıştırma işçinin emeğini ve geleceğini açıkça gasp eden bir uygulamadır. Çünkü sigortasız çalışan işçi birçok sosyal güvenlik hakkından mahrum kalır. Özellikle sağlık hizmetlerine erişim ve iş kazası ödenekleri bu hakların başındadır. Bununla birlikte kayıt dışı istihdam devletin vergi ve prim gelirini azaltır. Bu nedenle yasa koyucu kayıtdışı çalıştırma eylemini kesin olarak yasaklar. İşçiler de bu haksızlığa karşı hukuki mekanizmaları aktif şekilde kullanmalıdır. Ancak sessiz kalmak işverenin bu usulsüz fiilini daha da büyüterek pekiştirir. Oysa her çalışan yasal sınırlar dahilinde hakkını arama yetkisine sahiptir. Bundan dolayı işçiler hak ihlallerini yargı mercilerine taşımaktan çekinmezler.
Hizmet Tespit Davası Nedir?
Hizmet tespit davası işçinin sigortasız çalıştığı süreleri belirleyen bir dava türüdür. Ayrıca bu dava eksik bildirilen ücretlerin gerçek seviyeye getirilmesini sağlar. İş mahkemeleri bu davalarda çalışma ilişkisinin varlığını titizlikle inceler. Çünkü sigorta hakkı işçinin vazgeçemeyeceği temel anayasal haklar arasında bulunur. Bu dava kamu düzenini yakından ilgilendiren bir nitelik taşır. Bu nedenle hakim davanın her aşamasında delilleri kendiliğinden toplama yetkisine sahiptir. Zira tarafların iddiaları dışında kalan hususları da mahkeme araştırır. Nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu da bu davada yasal hasım konumundadır. Sonuç olarak mahkeme kararı hem işvereni hem de kurumu bağlar.
Eksik Yatan Primler Durumunda Yapılması Gerekenler
İşverenlerin bir kısmı işçinin ücretini asgari ücretten kuruma bildirmektedir. Ancak işçinin gerçek maaşı bu tutarın çok daha üzerinde olabilmektedir. Kalan kısım ise genellikle işçiye elden ya da gayriresmi ödener. Bu durum eksik yatan primler sorununu doğrudan ortaya çıkarmaktadır. İşçi bu duruma karşı da yasal yollara başvurma hakkını elinde tutar. Çünkü eksik prim bildirimi de kayıtdışı çalıştırma ile aynı sonucu doğurur. Özellikle yaşlılık aylığı hesaplanırken bu eksiklik ciddi kayıplara yol açar. Bu nedenle çalışanlar gerçek ücretlerini kanıtlamak için yargı yoluna giderler. Hukuk düzeni bu tür hileli işlemler karşısında işçiyi korumaktadır.
Hak Kayıplarını Engellemek İçin Hizmet Tespit Davası Önemi
İşçiler hak kayıplarını engellemek amacıyla adımlarını hızlı ve doğru atmalıdır. Bu kapsamda açılacak hizmet tespit davası geçmişteki mağduriyetleri tamamen siler. Çünkü mahkeme gerçek çalışma sürelerini ve ücretleri net olarak tespit eder. Ayrıca işveren kuruma ödemediği primleri faiziyle birlikte ödemek zorunda kalır. Bu sayede işçinin sigorta sicil kaydı gerçeğe uygun hale gelir. Üstelik bu dava gelecekteki kıdem tazminatı hesaplamalarını da doğrudan etkiler. Zira resmi kayıtlardaki çalışma süresi bu dava sonucunda kesinlik kazanır. Bundan dolayı işçiler bu davayı açarak geleceklerini güvenceye alırlar. Ancak davanın başarıya ulaşması için somut delillerin varlığı gerekir.
Hizmet Tespit Davası Açma Şartları Nelerdir?
Her işçi doğrudan mahkemeye giderek bu davayı serbestçe açamaz. Çünkü hizmet tespit davası açma şartları kanunda açıkça yer almaktadır. İlk olarak taraflar arasında mutlak surette bir iş sözleşmesi bulunmalıdır. İkinci olarak işçinin sigortasız veya eksik primle çalışmış olması gerekir. Ayrıca bu çalışmanın Kurumun kayıtlarına hiç geçmemiş olması şarttır. Bununla birlikte işçi fiilen o işyerinde emek sarf etmiş olmalıdır. Bu şartların varlığı halinde hukuki süreç resmi olarak başlar. Ancak hak düşürücü sürelere dikkat etmek bu süreçte çok önemlidir. Zira süresi içinde açılmayan davaları mahkeme usulden reddetmektedir. Bu nedenle süre sınırını doğru hesaplamak büyük bir önem taşır.
Davanın Tarafları ve Husumet
Bu davada davacı koltuğunda hakkı yenen işçi veya mirasçıları oturur. Davalı taraf ise işçiyi kayıtdışı çalıştıran gerçek veya tüzel kişi işverendir. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu da davada zorunlu feri müdahil olur. Çünkü dava sonucu Kurumun prim alacaklarını ve kayıtlarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle dava dilekçesi hem işverene hem de Kuruma tebliğ edilir. Nitekim Kurum avukatları da duruşmalara katılarak süreci yakından takip ederler. İşçi husumeti doğru kişilere yöneltmekle mükellef bir konumda yer alır. Eğer işveren şirket tasfiye edilmişse tasfiye memurlarına husumet yönelir. Sonuç olarak doğru tarafların tespiti davanın seyrini doğrudan belirler.
5510 Sayılı Kanun Kapsamında Yasal Mevzuat
Sosyal güvenlik hukuku ülkemizde emredici kurallardan oluşan bir yapıya sahiptir. Bu alandaki temel yasal düzenlemeleri 5510 sayılı Kanun ihtiva eder. Kanun işverene işçiyi işe başlatmadan önce kuruma bildirme yükümlülüğü yükler. Ayrıca işveren her ay düzenli olarak prim belgelerini kuruma verir. Bu yükümlülüğe aykırı davranan işverenlere ağır idari para cezaları uygulanır. Çünkü devlet kayıtdışı istihdamı önlemek için sert tedbirler almaktadır. İşçiler haklarını ararken bu kanun maddelerine sıklıkca ve açıkça dayanırlar. Yargıtay da kararlarında 5510 sayılı Kanunun ruhunu her zaman korur. Bundan dolayı mevzuat hükümleri işçinin en büyük yasal dayanağını oluşturur.
Kanun Metni ve Hizmet Tespit Davası Temeli
Mevzuat hükümleri incelendiğinde işçinin dava hakkı açıkça karşımıza çıkmaktadır. Nitekim 5510 sayılı Kanunun 86. maddesinin sekizinci fıkrası bu durumu düzenler. İlgili kanun maddesi mevzuat.gov.tr adresinde aynen şu şekilde yer almaktadır:
“Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine açacakları dava ile ispatlayabilirler.”
Bu madde hizmet tespit davası için en temel yasal dayanaktır. Çünkü yasa koyucu işçiye bu hak arama yolunu doğrudan sunmaktadır. İşçiler bu madde uyarınca mahkemeden geçmiş çalışmalarının tespitini talep ederler. Mahkemeler de yargılama yaparken bu fıkra hükmünü esas alarak uygularlar.
Hizmet Tespit Davası Hak Düşürücü Süre Sınırı
Hukuk düzeni hak arama özgürlüğünü belirli zaman sınırlarına tabi tutar. Bu doğrultuda hizmet tespit davası için beş yıllık süre öngörülmektedir. Bu süre işçinin işyerinden ayrıldığı yılın sonundan itibaren başlamaktadır. Örneğin işçi 2020 yılında işten çıkmışsa süre 31 Aralık 2020’de başlar. Bu durumda dava açma hakkı 31 Aralık 2025 tarihinde sona erer. Beş yıllık süre zamanaşımı değil hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu nedenle hakim bu sürenin geçip geçmediğini kendiliğinden dikkate alır. Ancak sürenin kaçırılması halinde dava hakkı tamamen ortadan kalkmaktadır. Bundan dolayı işçilerin zaman kaybetmeden harekete geçmesi büyük önem taşır.
Beş Yıllık Sürenin İstisnaları
Beş yıllık hak düşürücü sürenin bazı istisnaları hukukumuzda mevcuttur. Çünkü bazı durumlarda işverenin kuruma bildirim yaptığı açıkça görülür. Örneğin işveren işe giriş bildirgesi vermiş ancak prim yatırmamış olabilir. Veya kurum müfettişleri çalışmayı resmi bir raporla zaten tespit etmiştir. Bu gibi hallerde beş yıllık hak düşürücü süre artık uygulanmamaktadır. Böyle durumlarda işçi her zaman bu davayı açma hakkına sahiptir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında bu istisnaları geniş ve esnek şekilde yorumlar. Ancak işçinin durumunu bu istisnalar kapsamında iyi analiz etmesi gerekir. Sonuç olarak istisnalar işçinin hak arama yolunu önemli ölçüde kolaylaştırır.
Mahkemede Kullanılabilecek Deliller Nelerdir?
İş mahkemesinde haklılığı ortaya koymak somut deliller ile mümkün olur. Çünkü iddia sahibi iddiasını hukuka uygun delillerle ispat etmekle yükümlüdür. Bu davalarda her türlü delil ispat aracı olarak mahkemeye sunulabilmektedir. Özellikle işyerinde tutulan resmi kayıtlar ve defterler büyük önem arz eder. Ayrıca işyerine ait banka hesap hareketleri de çalışmayı netçe kanıtlar. İşçinin maaşının bankaya yatırılması çalışma ilişkisini doğrudan ortaya koyan delildir. Bununla birlikte işyeri yazışmaları ve e-postalar da delil değeri taşır. İşçiler bu belgeleri mahkeme dosyasına sunarak haklılıklarını açıkça ortaya koyarlar. Hukuka uygun elde edilen her veri mahkemece titizlikle incelenmektedir.
Hizmet Tespit Davası İspat Araçları
Yargılama sürecinde tanık beyanları da çok etkili birer delildir. Ancak mahkeme özellikle komşu işyeri tanıklarının ifadelerine büyük değer verir. Çünkü tarafsız üçüncü kişilerin beyanları hizmet tespit davası için belirleyicidir. Aynı dönemde resmi kayıtlarda görünen bordrolu çalışanlar da dinlenmektedir. Bu tanıkların beyanları çalışmanın sürekliliğini ve niteliğini tam olarak gösterir. Ayrıca kargo teslim fişleri ve faturalar da ispat aracı olabilmektedir. İşçinin imzasını taşıyan her türlü kurumsal belge mahkemede önem kazanır. Bu nedenle işçiler geçmişe dönük tüm belgeleri özenle muhafaza etmelidir. Nitekim güçlü deliller davanın işçi lehine sonuçlanmasını doğrudan sağlamaktadır.
Davanın İşçiye Sağladığı Kazanımlar ve Sonuçlar
Davanın işçi lehine sonuçlanması çok önemli yasal neticeler doğurur. İlk olarak işçinin gerçeğe aykırı olan sigorta geçmişi tamamen düzelmektedir. Böylece işçi eksik olan prim günlerini tamamen geri kazanmış olur. Ayrıca işveren geçmiş dönem primlerini gecikme cezasıyla kuruma nakden öder. Bu durum işçinin gelecekteki emeklilik maaşının miktarını da yükseltir. Bununla birlikte işçi diğer işçilik alacakları için de avantaj yakalar. Çünkü kıdem ve ihbar tazminatı davalarında bu karar kesin delil olur. Sonuç olarak işçi emeğinin karşılığını hukuki zeminde tam olarak alır. Bu kazanımlar işçinin sosyal güvenlik geleceğini doğrudan koruma altına almaktadır.
Emeklilik Hakkı Açısından Hizmet Tespit Davası Rolü
Ülkemizde emeklilik koşulları prim gün sayısı ve yaş şartına bağlıdır. Bu nedenle hizmet tespit davası emeklilik hakkı kazanılmasında başrolü oynar. Kayıtdışı çalıştırılan işçiler prim gün sayıları yetmediği için emekli olamazlar. Oysa bu dava sayesinde eksik günler sisteme resmi olarak işlenmektedir. Böylece işçi yaş şartını tamamladığında hemen emeklilik dilekçesi verebilir. Ayrıca yüksek ücretten yatan primler emekli aylığını da doğrudan artırmaktadır. Zira yaşlılık aylığı hesaplanırken kuruma bildirilen kazançlar esas alınır. Bundan dolayı davanın başarıyla bitmesi işçinin yaşlılık dönemini güvenceye alır. Nitekim çalışanlar bu amaçla hukuki mücadelelerini kararlılıkla sürdürmektedirler.
Hukuki Sürecin İşleyişi ve Arabuluculuk
İş hukuku uyuşmazlıklarında genel olarak arabuluculuk dava şartı olarak düzenlenmiştir. Ancak bu kuralın en büyük istisnasını bu dava türü oluşturur. Çünkü sosyal güvenlik hakkı kamu düzenine ilişkin bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle taraflar bu hak üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamazlar. Yani işçi ve işveren arabulucuda anlaşarak prim gününü belirleyemez. Bundan dolayı bu davayı açmadan önce arabulucuya gitme zorunluluğu yoktur. İşçi doğrudan yetkili iş mahkemesine giderek davasını serbestçe açar. Bu durum yargılama sürecini hızlandıran ve usulü kolaylaştıran bir etkendir. Zira kanun doğrudan mahkeme hakiminin karar vermesini şart koşmaktadır.
Hizmet Tespit Davası Yargılama Usulü
Yargılama sürecinde iş mahkemeleri yazılı yargılama usulünü eksiksiz uygular. Bu doğrultuda hizmet tespit davası ikame edildiğinde dilekçeler aşaması başlar. Mahkeme taraflara iddialarını ve savunmalarını sunmaları için süreler verir. Ardından ön inceleme duruşması yapılarak uyuşmazlık noktaları tek tek belirlenmektedir. Daha sonra tahkikat aşamasına geçilerek tüm deliller ve tanıklar incelenir. Gerekli görülmesi halinde dosya uzman bilirkişi heyetine resmi olarak gönderilir. Bilirkişi işçinin çalışma süresini ve gerçek ücretini detaylıca hesaplar. Son aşamada ise mahkeme toplanan tüm verilere göre nihai kararını açıklar. Sonuç olarak haklı çıkan işçi adalet önünde hakkını tam olarak teslim alır.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Hizmet tespit davası açmak için arabulucuya gitmek zorunlu mudur?Hayır, bu dava kamu düzenini ilgilendirdiği için arabuluculuk dava şartı değildir. Doğrudan ilgili iş mahkemesinde dava açabilirsiniz.
- İş yerinden ayrıldıktan sonra dava açma süresi ne kadardır?İşten ayrıldığınız yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde bu davayı açmanız gerekir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
- Eksik yatırılan primler için de bu dava açılabilir mi?Evet, sigortasız çalışmanın yanında primlerin gerçek ücret yerine asgari ücretten eksik yatırılması halinde de bu dava açılır.
- Şirket kapandıysa veya tasfiye edildiyse dava kime açılır?Şirket tasfiye edilmişse tasfiye memurlarına ve ticaret sicil müdürlüğüne husumet yöneltilerek davanın yürütülmesi sağlanır.
- Dava sürecinde komşu işyeri tanıkları neden önemlidir?Mahkeme tarafsız ve objektif beyanlara önem verdiği için komşu işyeri çalışanlarının tanıklığını ispatta öncelikli ve güvenilir kabul eder.
Etiketler
hizmet tespit davası, kayıtdışı çalıştırma, eksik prim davası, işçi hakları, sgk prim tespiti, iş mahkemesi süreçleri, sigortasız çalışma, 5510 sayılı kanun, prim tespiti delilleri, hak düşürücü süre, iş hukuku davaları, asgari ücretten bildirim, gerçek maaş tespiti, emeklilik prim gün sayısı, tanık beyanları, bordrolu çalışan tanık, işveren yükümlülükleri, sosyal güvenlik hukuku, tasfiye halinde işveren dava, arabuluculuk istisnası, yazılı yargılama usulü, bilirkişi raporu iş hukuku, kurumun feri müdahilliği, geçmiş dönem primleri, gerçeğe uygun sigorta
Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. “Avukat Osman Turhan – Turhan Hukuk & Danışmanlık” olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Almanya’nın Saarbrücken/Saarland kentinde bir hukuk bürosunda, avukatlık stajı yapmıştır. Yerli ve uluslararası pek çok sempozyumda delege olarak yer almıştır. Halen Ankara 2 Nolu Barosunda Parlamento Komisyonu üyesi olup aynı zamanda Avukat Hakları Merkezi üyeliği görevini yapmaktadır. Ayrıca akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan; şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlama, ceza davaları, vergi davaları ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır.
FAYDALI LİNKLER:
–

Bir Cevap Yazın