Sendika üyeliği nedeniyle işten çıkarılan işçinin hakları, Anayasa’nın güvence altına aldığı örgütlenme özgürlüğüyle doğrudan ilgili, bu yüzden kanun koyucu bu konuda özellikle sert bir koruma öngörmüş. Uygulamada işverenler bunu genelde açıkça söylemez, “performans yetersizliği” veya “işletme gerekleri” gibi başka bir gerekçe göstererek işçiyi çıkarırlar. Ama gerçek neden sendikaya üye olmaksa, işçinin elinde çok güçlü bir hak bulunuyor. Bu yazıda o hakların neler olduğunu ve nasıl kullanılacağını anlatıyoruz.
İçindekiler
- Sendikal Güvence Nedir, Hangi Kanunda Düzenlenir?
- Hangi İşveren Davranışları Sendikal Ayrımcılık Sayılır?
- Gerçek Fesih Nedeni Nasıl Ortaya Çıkarılır?
- Sendikal Tazminat Ne Kadardır, Nasıl Talep Edilir?
- İşe İade ile Birlikte mi Talep Edilir?
- Başvuru Süresi Ne Kadardır?
- Sıkça Sorulan Sorular
Sendikal Güvence Nedir, Hangi Kanunda Düzenlenir?
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesi, işçilerin sendikaya üye olma, sendikadan ayrılma veya sendika üyeliğini sürdürme hakkına işverenin müdahale edemeyeceğini açıkça hükme bağlar. Aynı madde, işverenin bir işçiyi sendika üyesi olması, sendikal faaliyette bulunması veya sendika yöneticiliği yapması nedeniyle işten çıkaramayacağını, bu yönde ayrımcılık yapamayacağını düzenler. Bu koruma, hem işe alım aşamasında hem çalışma süresince hem de fesih anında geçerlidir.
Kanun burada normal iş güvencesi hükümlerinden daha ağır bir yaptırım öngörmüştür; çünkü sendikal ayrımcılık, sadece bireysel bir haksızlık değil, toplu olarak örgütlenme hakkına yönelmiş bir müdahale olarak görülür. Bu nedenle sendikal fesih iddiasında işçiye, normal işe iade davasındaki tazminatlardan daha yüksek bir sendikal tazminat hakkı tanınmıştır.
Hangi İşveren Davranışları Sendikal Ayrımcılık Sayılır?
Uygulamada karşılaştığımız örnekler genelde şöyle: işyerinde toplu sözleşme görüşmeleri başladıktan kısa süre sonra sendikaya üye olan işçilerin toplu hâlde işten çıkarılması, sendika temsilcisi seçilen işçinin hemen ardından “performans yetersizliği” gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesi, ya da sendikaya üye olmayan işçilere prim/terfi verilirken üye olanların bu haklardan mahrum bırakılması gibi durumlar. Zamanlama burada çok önemli bir ipucu; sendikaya üye olma tarihiyle fesih tarihi arasındaki yakınlık, mahkemenin gerçek nedeni sorgulamasına yol açar.
Ayrımcılık sadece fesihle sınırlı değildir; işe alımda sendika üyesi olmayanların tercih edilmesi, ücret ve sosyal haklarda farklı muamele yapılması da aynı madde kapsamında değerlendirilir.
Gerçek Fesih Nedeni Nasıl Ortaya Çıkarılır?
İşverenler nadiren “sendikaya üye olduğun için seni çıkarıyorum” der; bunun yerine performans, küçülme, işletme gerekleri gibi görünüşte tarafsız gerekçeler öne sürülür. Bu noktada işçinin elindeki en güçlü silah, zamanlama ve emsal karşılaştırmasıdır: aynı dönemde sendikaya üye olmayan, benzer performansa sahip işçilerin işten çıkarılmamış olması, gösterilen gerekçenin gerçek olmadığına işaret eder.
6356 sayılı Kanun’un 25. maddesinin 8. fıkrası burada işçi lehine önemli bir kolaylık sağlar: işçi, fesihte sendikal nedenin varlığına dair güçlü bir emare/olgu ortaya koyarsa, feshin başka bir sebeple yapıldığını ispat yükü işverene geçer. Bu, işçinin “kesin olarak ispat etme” yükünü hafifleten önemli bir düzenlemedir.
Sendikal Tazminat Ne Kadardır, Nasıl Talep Edilir?
Sendikal nedenle yapılan fesihte işçiye ödenecek tazminat, işçinin bir yıllık ücretinden az olamaz; kanun burada açık bir taban belirlemiştir. Bu, normal kötü niyet tazminatından (4-8 aylık ücret) çok daha yüksek bir tutardır ve bu fark, sendikal fesihlerin neden ayrı bir başlıkta ele alınması gerektiğini gösteriyor.
| Fesih Türü | Tazminat Tutarı |
|---|---|
| Sendikal nedenle fesih | En az 1 yıllık ücret tutarında sendikal tazminat |
| İşe iade sonrası işe başlatmama (genel) | 4-8 aylık ücret tutarında iş güvencesi tazminatı |
İşe İade ile Birlikte mi Talep Edilir?
İş güvencesi kapsamındaki işçiler, sendikal tazminatı işe iade davasıyla birlikte talep edebilir; mahkeme feshi geçersiz bulup işe iadeye karar verirse, işveren işçiyi işe başlatmadığı takdirde sendikal tazminatı ödemek zorunda kalır. İş güvencesi kapsamında olmayan işçiler (örneğin 30 işçiden az çalışanı olan işyerlerinde) ise doğrudan sendikal tazminat davası açabilir, işe iade şartı aranmaz.
Başvuru Süresi Ne Kadardır?
İş güvencesi kapsamındaki işçi için, tıpkı diğer işe iade davalarında olduğu gibi, fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurulması gerekir. İş güvencesi kapsamı dışındaki işçi için sendikal tazminat talebinde fesih tarihinden itibaren 1 yıllık süre öngörülmüştür; bu süreler kaçırıldığında hak kaybı yaşanabilir, bu yüzden zaman geçirmeden hareket etmek önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
İşveren “küçülmeye gidiyoruz” dedi ama ben sendika temsilcisiyim, ne yapmalıyım?
Aynı dönemde sendikaya üye olmayan işçilerin işten çıkarılıp çıkarılmadığını, sizin performans kayıtlarınızın gerçekten düşük olup olmadığını belgelerle birlikte değerlendirmek gerekir; küçülme gerekçesi tek başına sendikal nedeni ekarte etmez.
Sendikal tazminat ile kıdem tazminatı birlikte alınabilir mi?
Evet, sendikal tazminat, kıdem ve ihbar tazminatından bağımsız ayrı bir kalemdir; şartları oluştuğunda diğer alacaklarla birlikte talep edilir.
Diğer işçilik alacakları için işe iade davası şartları yazımıza bakabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, somut olaya özgü hukuki değerlendirme yerine geçmez. Dosyanıza özgü değerlendirme için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
Bu konuda bir dosyanız mı var?
Yukarıdaki bilgiler genel niteliktedir ve somut olayın koşullarına göre değişebilir. Kendi durumunuz hakkında değerlendirme yapılmasını istiyorsanız iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan · Turhan Hukuk & Danışmanlık · Ankara

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. “Avukat Osman Turhan – Turhan Hukuk & Danışmanlık” olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Almanya’nın Saarbrücken/Saarland kentinde bir hukuk bürosunda, avukatlık stajı yapmıştır. Yerli ve uluslararası pek çok sempozyumda delege olarak yer almıştır. Halen Ankara 2 Nolu Barosunda Parlamento Komisyonu üyesi olup aynı zamanda Avukat Hakları Merkezi üyeliği görevini yapmaktadır. Ayrıca akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan; şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlama, ceza davaları, vergi davaları ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır.
FAYDALI LİNKLER:
–

Bir Cevap Yazın