Kira hukuku uyuşmazlıkları günümüzde sıkça karşımıza çıkıyor. Kiracılar bazen sadece kira bedelini ödüyor. Ancak apartman aidatı veya faturaları aksatabiliyorlar. Bu durum kiraya verenleri ciddi anlamda mağdur ediyor. Hukuk sistemimiz bu soruna kesin çözümler üretiyor. Yan giderler nedeniyle tahliye süreci tam bu noktada başlıyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu son derece önemli bir karar verdi. Biz bu yazıda bu emsal kararı detaylıca inceliyoruz. Ayrıca hukuki sürecin nasıl işlediğini adım adım anlatıyoruz. Çünkü doğru adımları atmak hak kayıplarını tamamen önler. Avukatlar bu karmaşık süreçte taraflara yol gösterir.

Yan Giderler Nedeniyle Tahliye: Yargıtay HGK Kararı İncelemesi
Yan Giderler Nedeniyle Tahliye Şartları Nelerdir?
Türk Borçlar Kanunu (TBK) kiracının yükümlülüklerini net bir şekilde belirler. Kiracı sadece kira bedelini ödemekle borçtan kurtulamaz. Ayrıca yan giderleri de mutlaka zamanında ödemelidir. Aksi halde hukuki anlamda temerrüt durumu ortaya çıkar. Kanun koyucu bu durumu özel bir maddeyle düzenler. İcra ve İflas Kanunu da bu süreci usulen destekler. İhtarlı ödeme emri göndermek sürecin ilk ve en önemli adımıdır. Belirtilen sürede ödeme yapmayan kiracı evi boşaltmalıdır. Yan giderler nedeniyle tahliye davası açmak için ihtar şarttır. Sonuç olarak bu ihtarname hukuki geçerlilik taşımalıdır.
Mevzuat.gov.tr üzerinden alınan güncel TBK Madde 315 hükmü şu şekildedir:
“Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararının Önemi
Yargıtay HGK, 02.07.2025 tarihli kararında net bir duruş sergiledi. Kararın esas numarası 2024/785 olarak hukuki kayıtlara geçti. Karar numarası ise 2025/426 şeklinde arşivlerde yerini aldı. Eski uygulamalarda mahkemeler sadece kira bedelini dikkate alıyordu. Ancak Yargıtay bu eski yaklaşımı artık tamamen değiştirdi. Ortak giderlerin ödenmemesi de kesin bir tahliye sebebidir. Kiracı ana kirayı tam ödese bile hukuki sonuç değişmez. Sözleşmedeki elektrik, su ve aidat borçları son derece kritiktir. Yüksek mahkeme, bu borçların doğrudan temerrüt oluşturduğuna hükmetti. Böylece yüksek mahkeme kiraya verenlerin mağduriyetini büyük ölçüde giderdi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 02.07.2025 tarihli ve 2024/785 E., 2025/426 K. sayılı kararı
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/452 E., 2024/513 K.
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 30.04.2024 tarihli ve
2024/1119 Esas, 2024/4149 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki temerrüt nedeniyle tahliye isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin reddine karar verilmiştir.
Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. TALEP
Alacaklı vekili; taraflar arasında 01.09.2020 tarihinde imzalanan ve 01.01.2021 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 10.03.2021 tarihinde imzalanan 01.09.2020 başlangıç tarihli ek kira sözleşmesi uyarınca borçlunun mecuru işyeri olarak kullanmak üzere kiraladığını, Şubat/2022 ve Haziran/2022 dönem aralığına ait kiralar ve yan giderlerin ödenmemesi nedeniyle Yalova İcra Müdürlüğünün 2022/7715 Esas sayılı dosyasında tahliye talepli ilâmsız takip başlatıldığını, tahliye talepli ödeme emrinin 06.07.2022 tarihinde borçluya tebliğ edildiğini, borçlunun tebliğden itibaren otuz gün içinde tüm dosya borcunu ödemesi gerekirken, 03.08.2022 tarihinde icra dosyasına “2022/7715 esas … …, … borcuna istinaden” şeklindeki açıklamayla 172.000,00 TL ödeme yaptığını, takip talebi ve ödeme emrinde kira bedelleri dışında yer alan tüm alacak kalemleri için dayanak olan kira sözleşmesinin 9.4 ve 9.5 maddelerinde elektrik-su bağlantıları, ortak gider vs. kullanımdan doğan alacaklar için “kira bedelleri dışında kalan diğer tüm alacakların da ödenmemesi durumları da kira gibi ayrıca tahliye nedeni” olarak sayıldığını ileri sürerek kira sözleşmesinin feshine ve kiracının mecurdan tahliyesine, kiralananın boş olarak teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Borçlu vekili; takibe konu döneme ilişkin kira borçlarının ödendiğini, takipteki diğer alacak kalemleri konusunda taraflar arasında mutabakat sağlanmadığını, bu nedenle tahliye talebinin kabul edilemeyeceğini belirterek istemin reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli ve 2022/469 Esas, 2022/571 Karar sayılı kararı ile; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 269/1 ve 269/a maddeleri ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 315/2. maddesi uyarınca yapılan incelemede ödeme emrinin tebliğinden sonra otuz günlük temerrüt süresi içerisinde 03.08.2022 tarihinde 172.000,00 TL’nin borçlu tarafından takip dosyasına yatırıldığı, ödeme emrinde talep edilen alacak kalemleri içerisindeki kira alacağının toplamda 172.000,00 TL olduğu, taraflar arasında akdedilen yazılı kira sözleşmesinin 9.4.6 maddesinde elektrik ve su bedellerinin ödenmemesinin ayrıca fesih ve tahliye nedeni olacağı kararlaştırılmış ise de takipte talep edilen elektrik ve su giderlerinin miktarı konusunda taraflarca anlaşma sağlandığına dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, borçlu vekilinin cevap dilekçesinde kira alacağı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaması nedeniyle takipteki kira alacağının ödendiği ancak elektrik ve su giderlerine ilişkin olarak taraflar arasında mutabakat sağlanamadığı şeklindeki beyanı karşısında sözleşmede hüküm bulunsa dahi taraflar arasında mutabakat sağlanamayan yan giderlerin ödenmemesinden dolayı borçlunun tahliyesine karar verilemeyeceği, borçlu tarafından ihtar süresi içerisinde kira alacağı ödendiğinden temerrüt şartının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.12.2023 tarihli ve 2023/449 Esas, 2023/2788 Karar sayılı kararı ile; TBK’nın 313. maddesi uyarınca kiracının kira bedelini ödemekle yükümlü olduğu, kiracının kira bedelini veya yan giderleri kira sözleşmesinde belirtilen tarihte ya da tarih aralığında eksiksiz olarak ödemezse temerrüde düşeceği, İİK’nın 269 ile 271. maddeleri arasında adi kira ve hasılat kiralarında ödemede temerrüde düşülmesi hâlinde uygulanacak kuralların düzenlendiği, somut olayda borçlunun yedi günlük sürede itiraz etmediği ve ilâmsız tahliye takibinin kesinleştiği, otuz günlük ödeme süresini takip eden altı ay içinde de alacaklı vekilinin tahliye talep ettiği, otuz günlük ödeme süresi içerisinde 03.08.2022 tarihinde kira borcuna ilişkin 172.000,00 TL ödeme yapıldığı, kanuni düzenlemeler çerçevesinde davalının sair iddialarının ise dar yetkili icra mahkemesinde incelenemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“…2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin 269. maddesi gereğince; “Takip adi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ödeme emri, Borçlar Kanunu’nun 260. ve 288. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 315. ve 362.) maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder.
Bu tebliğ üzerine borçlu, yedi gün içinde, itiraz sebeplerini 62’nci madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında, kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse, akdi kabul etmiş sayılır…”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 314. maddesi; “Kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür.” Aynı kanunun 315. maddesi, “Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, taraflar arasında 01.09.2020 tarihli ve 01.01.2021 tarihinden itibaren 31.12.2022 tarihine kadar 2 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 9.4.2 maddesinde “Elektrik ve su kullanımı için Kiracı tarafından ödenecek bedel, kullanım ayına ilişkin elektriğin ve suyun geçerli ticari tarifeden bedeli üzerine %10 altyapı tesis maliyet payı ilavesi esas alınarak hesaplanacaktır.” 9.4.6. maddesinde; “Elektrik ve su bedellerinin ödenmemesi durumu, kira bedellerinin ödenmemesindeki gibi ayrıca fesih ve tahliye nedenidir.” düzenlemesi yer almaktadır.
İcra takibinin incelenmesinde; Yalova İcra Müdürlüğünün 2022/7715 E. sayılı dosyası ile toplam 171.336 ,00 TL kira alacağı yanında, 24.882,80 TL ortak gider katılım payı alacağı, 10.469,32 TL elektrik alt yapı servis ve hizmet bedeli alacağı, 2.258,83 TL su kullanım bedeli alacağı, 106.949,26 TL elektrik tüketim yansıtma bedeli alacağının tahsilinin talep edildiği, örnek 13 ödeme emrinin borçluya 06.07.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ödeme emrine itiraz etmediği, 30 günlük ödeme süresi içinde 03.08.2022 tarihinde icra dosyasına 172.000,00 TL ödeme yaptığı, TBK’nın 314 ve TBK’nın 315. maddesi gereğince ödemekle yükümlü olduğu yan giderleri ödemediği için temerrüt olgusunun gerçekleştiği görülmüştür.
O halde, İlk Derece Mahkemesince tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir …” gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında akdedilen ve ihtilaf konusu olmayan 01.09.2020 tarihli yazılı sözleşmenin 9.4.2 maddesinde elektrik ve su kullanımı için kiracı tarafından ödenecek bedelin kullanım ayına ilişkin elektriğin ve suyun geçerli ticari tarifeden bedeli üzerinden %10 altyapı tesis maliyet payı ilavesi esas alınarak hesaplanacağının, 9.4.3 maddesinde kiracının her ayın son günü yapılacak sayaç okumalarında belirlenecek değerler üzerinden 9.4.2. maddeye göre bulunacak elektrik ve su kullanım bedellerinin kiraya veren tarafından düzenlenecek olan fatura karşılığında kiraya verene ödeyeceğinin, 9.4.6 maddesinde ise elektrik ve su bedellerinin ödenmemesi durumunda kira bedellerinin ödenmemesindeki gibi ayrıca fesih ve tahliye nedeni olacağının düzenlendiği, alacaklının takipte kira alacağı dışında ortak gider katılım payı alacağı, su kullanım bedeli, elektrik alt yapı servis ve hizmet bedeli, elektrik tüketim yansıtma bedeli alacağını da talep ettiği, TBK’nın 315. maddesinde yan giderlerin sözleşmenin feshi sebebi olacağına dair düzenleme getirilmiş ise de İİK’nın 269/a maddesinde açıkça “kira borcunun” ödenmemesi hâlinde alacaklının tahliye talep edebileceğinin düzenlendiği, kira borcu dışındaki yan giderlerin de tahliyeye konu edilebileceğine dair kanun koyucunun istek ve arzusu olsaydı TBK’nın 315. maddesindeki gibi açık bir düzenleme yapılacağı, yan giderlerin TBK’nın 315. madde kapsamında tahliyeye konu edilip edilemeyeceğinin ancak genel mahkemelerde tartışma konusu olabileceği, sözleşmede hüküm bulunsa dahi taraflar arasında mutabakat sağlanamayan yan giderlerin ödenmemesinden dolayı İİK’nın 269/a madde kapsamında tahliyeye karar verilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı vekili; takip talebinde yer alan toplam kira bedelinin 172.000,00 değil 171.336,00 TL olduğunu, borçlu tarafından açıklamasız yapılmış kısmi ödemenin TBK’nın 102. maddesi gereğince sadece kira bedellerinin tahsiline yönelik sayılamayacağını, tahsil harcı kesintisi nedeniyle kira bedelinin eksik tahsil edildiğini, borçlu tarafından ödeme emrine itiraz edilmediğinden borçların tamamının kabul etmiş sayıldığını, arada bir mutabakat olmadığı gerekçesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Uyuşmazlık
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; tahliye talepli ilâmsız icra takibinde kira alacağı, ortak gider katılım payı alacağı, elektrik alt yapı servis ve hizmet bedeli alacağı, su kullanım bedeli alacağı ve elektrik tüketim yansıtma bedeli alacağının tahsilinin talep edildiği somut olayda kira alacağı dışında yan giderler ödenmediği için temerrüt olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, buradan varılacak sonuca göre tahliye isteminin kabulünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe
1. İlgili Hukuk
1. İcra ve İflas Kanunu’nun 269 ve 269/a maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 315. maddesi.
2. Değerlendirme
1. Uyuşmazlığın çözümü için konuya ilişkin yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
2. Türk Borçlar Kanunu’nun 314. maddesinde kiracının aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. TBK’nın 315. maddesinde kiracının sadece kira bedelini ödemede temerrüde düşmesi değil, ayrıca yan giderleri ödemede temerrüde düşmesi de bir fesih sebebi olarak öngörülmüş, adi kira ve konut ve çatılı iş yeri kiralarında kira bedelinin ve yan giderlerin ödenmemesi hâlinde akdin feshinin biçim ve koşulları hüküm altına alınmıştır. Buna göre kiraya verenin kira sözleşmesini feshedebilmesi için öncelikle kiracıya fesih ihtarnamesi göndermesi, muaccel olmuş kira borcunu ve yan gideri ödemesi için TBK’nın 315. maddesinde öngörülen sürelerin verilmesi ve ödeme yapılmadığında sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edilmesi gerekir.
3. Kiracı verilen süre içinde kira borcunu ve yan gideri ödemezse kiraya veren sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açabilir. Kiracının sözleşme kapsamında ödemekle yükümlü olduğu kira bedelini ve yan giderleri tam ve zamanında ödememesi durumunda ödenmeyen veya eksik ödenen kira bedelinin ve yan giderlerin tahsili ile kiralanandan tahliyesi için kiraya veren tarafından kiracı borçluya karşı ilâmsız icra takibi de yapabilir.
4. İcra ve İflas Kanunu’nun 269-269/d maddeleri arasında kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ilâmsız tahliye takibi düzenlenmiştir. İİK’nın 269/1. maddesine göre kiraya veren ödenmemiş kiranın tahsili için yaptığı ilâmsız takip talebinde, kiracıya ödeme emriyle TBK’nın 315. maddesinde yazılı ihtarın da yapılmasını isteyebilir. Böylece kiracının kira borcunu ödemede geciktiği hâlde kiraya veren aynı takipte hem ödenmeyen kira bedellerini hem de borçlunun temerrüt nedeniyle tahliyesini talep edebilir.
5. İcra ve İflas Kanunu’nun 269/1. maddesine göre kiraya veren alacaklı ödeme emriyle TBK’nın 315. maddesinde yazılı ihtarın yapılmasını isteyebileceğinden, kiraya veren alacaklı takip talebinde kira bedelinin ve yan giderlerin (ödemiş ise) tahsilini talep edebilir (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s.822; L. Şanal Görgün, Levent Börü, Mehmet Kodakoğlu, İcra ve İflâs Hukuku, Üçüncü Bası, Ankara, 2022, s.363; İbrahim Aşık, Yakup Oruç, Ozan Tok, Ömer Faruk Saçar, İcra ve İflas Hukuku, Ankara, 2022, s.378).
6. Alacaklının (kiraya verenin) ilâmsız tahliye takip talebini alan icra dairesi, borçluya ihtarlı (örnek 13 No.lu) ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde diğer kayıtlarla birlikte borçlunun (kiracının) kural olarak yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebileceği, itiraz süresi içinde kira sözleşmesini ve varsa yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse (inkâr etmezse) kira sözleşmesini kabul etmiş sayılacağı, kira borcunu ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren TBK’nın 315. maddesinde belirtilen ödeme süresi içinde ödemesi, itiraz süresi içinde (İİK md. 62 ) ödeme emrine itiraz etmez ve ödeme süresi içinde borcu (kirayı) ödemez ise kiraya verenin (alacaklının) kesinleşen kira alacağı için haciz isteyebileceği (İİK md. 78 vd.) ve icra mahkemesinden (kiracının) kiralanan taşınmazdan tahliyesini isteyebileceği ihtar edilir.
7. Borçlu itiraz süresi içinde ödeme emrine itiraz etmez ise ilâmsız tahliye takibi kesinleşir. Borçlu (kiracının) süresinde ödeme emrine itiraz etmemesi ile ilâmsız tahliye takibi kesinleşirse de, alacaklı (kiraya veren) bunun üzerine hemen haciz ve tahliye isteyemez. Borçlu ödeme süresi içinde borcunu (kirayı) ödeyebilir. Borçlu ödeme emri tebliğinden itibaren ödeme süresi içinde kira borcunu öderse ilâmsız tahliye takibi son bulur, alacaklı haciz ve tahliye isteyemez (Kuru, s.828-829).
8. İcra ve İflas Kanunu’nun 269/a maddesine göre, borçlu itiraz etmez ve kira borcunu da ödemezse alacaklı ödeme süresinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye isteyebilir. Alacaklının tahliye talebi üzerine icra mahkemesi ilk önce alacaklının ilâmsız tahliye takip talebinin kanuna uygun olup olmadığını inceler. Takip talebi kanuna uygun değilse, özellikle alacaklı takip talebinde tahliye istememişse, icra mahkemesi tahliye talebinin reddine karar verir. Bundan sonra icra mahkemesi borçlu kiracıya gönderilen ödeme emrinin kanuna uygun olup olmadığını inceler. Ödeme emri kanuna uygun değilse, özellikle ödeme emrinde ödeme (ihtar) süresi yanlış (noksan) gösterilmişse, ödeme emrinde ödeme (ihtar) süresi yazılı değilse veya ödeme emrinde tahliye ihtarı yok (tebliğ edilen ödeme emri 13 örnek No.lu ödeme emri değil) ise, icra mahkemesi tahliye talebinin reddine karar verir. İcra mahkemesi, takip talebinin ve ödeme emrinin kanuna uygun olduğunu tespit ederse, bunun üzerine borçlu kiracının süresi içinde ödeme emrine itiraz edip etmediğini araştırır. Buna göre, icra mahkemesi borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmediğini (veya itiraz etmemiş sayıldığını) tespit ederse, borçlunun ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu ödeyip ödemediğini inceler (Kuru, s.831, 833).
9. Süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş olan borçlu, ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu tamamen ödememiş ise ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklı kiraya verenin talebi üzerine icra mahkemesi, borçlu kiracının tahliyesine karar verir (İİK md. 269/a).
10. Somut olayda alacaklı kiraya veren tarafından borçlu kiracı aleyhine tahliye talepli ilâmsız icra takibi başlatılmıştır. Takip talebinde kira alacağı, ortak gider katılım payı alacağı, elektrik alt yapı servis ve hizmet bedeli alacağı, su kullanım bedeli alacağı ve elektrik tüketim yansıtma bedeli alacağı olmak üzere toplam 314.437,46 TL’nin tahsili talep edilmiştir. (Örnek 13 No.lu) ödeme emri borçluya tebliğ edilmiş ve borçlu yasal süresinde takibe itiraz etmemiştir. Borçlu otuz günlük temerrüt süresi içinde icra dosyasına kira borcuna karşılık olarak 172.000,00 TL ödeme yapmıştır.
11. Takibe dayanak 01.09.2020 tarihli kira sözleşmesinin 9.4.2 maddesi “Elektrik ve su kullanımı için Kiracı tarafından ödenecek bedel, kullanım ayına ilişkin elektriğin ve suyun geçerli ticari tarifeden bedeli üzerine %10 altyapı tesis maliyet payı ilavesi esas alınarak hesaplanacaktır.”, 9.4.3. maddesi “Kiracı, her ayın son günü yapılacak sayaç okumalarında belirlenecek değerler üzerinden 9.4.2. maddeye göre bulunacak elektik ve su kullanım bedellerini, kiraya Veren tarafından düzenlenecek fatura karşılığında Kiraya Veren’e ödeyecektir.”, 9.4.6. maddesi; “Elektrik ve su bedellerinin ödenmemesi durumu, kira bedellerinin ödenmemesindeki gibi ayrıca fesih ve tahliye nedenidir.”, 9.5.1. maddesi “Ünite’nin bulunduğu mahallin genel güvenliği, aydınlatılması, temizliği ve çöp toplama hizmeti gibi ortak giderlere katılım payı, Ünite’nin açık ve kapalı alanlarının toplamı üzerinden m2 başına aylık 5,5 TL+KDV ile hesaplanır ve Kiraya Veren tarafından Kiracıca, Ünite’nin Kiracıya tesliminden itibaren aylık olarak fatura edilir. Belirtilen bu bedellerin ödenmemesi durumu, kira bedellerinin ödenmemesindeki gibi aynca fesih ve tahliye nedenidir.”, 9.5.2. maddesi “Kiracı, Kiraya Veren’in ortak giderlere katılım faturasını en geç 5 (beş) gün içinde Kiraya Veren’e 5.4 maddede belirtilen banka hesabına havale ile defaten ödeyecektir.” şeklindedir.
12. Kiralanan çatılı iş yeri olup, takibe dayanak kira sözleşmesinde elektrik ve su kullanım bedellerinin, ortak gider katılım payı alacağının kiracı tarafından kiraya verene ödeneceği düzenlenmiştir. Borçlu yasal süresinde ödeme emrine itiraz etmediğinden yan gider borcu ve miktarı kesinleşmiştir. TBK’nın 315. maddesi gereğince kiracı tarafından kira bedelini veya yan giderleri ifada temerrüde düşülmesi hâlinde karşılaşılacak olan hukuki sonuç aynıdır. Bu durumda İİK’nın 269 ve TBK’nın 315. maddeleri gereğince otuz günlük temerrüt süresi içinde yan gider borcu ödenmediği için temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin kabulü zorunludur. O hâlde borçlunun tahliyesine karar verilmesi gerekir.
13. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, İİK ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin kira alacağı ve kira borcu kavramlarından bahsettiği, lafzi yorum yapıldığında kira borcu kapsamına yan giderlerin (su, elektrik v.b.) dahil olduğu sonucuna varılamayacağı, icra mahkemesinin görev alanına giren temerrüt nedeniyle tahliye istemlerinin yasal dayanağının İİK’nın 269/a maddesi olup yasa koyucunun bilinçli olarak “kira borcunu….” ifadesini tercihle yetindiği, TBK’nın 315/1. maddesindeki “… veya yan gideri…” tabirini özellikle kullanmadığı, kira sözleşmesinde belirli bir edimin (giderin) kiracıya ait olduğunun belirtilmiş olmasının o edimin (borcun) kira borcundan sayılmasını gerektirmediği, kira alacağı dışında kalan alacakların ve kira alacağının fer’îlerinin ödenmemesi temerrüde esas teşkil etmeyeceğinden icra mahkemesince tahliyeye karar verilemeyeceği bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, yukarıda açıklanan nedenlerle bu görüş Kurul Çoğunluğunca benimsenmemiştir.
14. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
15. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
“K A R Ş I O Y”
İİK’nın 10. babı; KİRALAR HAKKINDA HUSUSİ HÜKÜMLER VE KİRALANAN TAŞINMAZLARIN TAHLİYESİ hükümlerini düzenlemektedir.
İİK’nın 269. maddesi Adi Kira ve Hasılat Kiraları için ÖDEME EMRİ ve İTİRAZ MÜDDETİ başlığını taşımaktadır.
İİK’nın 269/1. maddesi; “Takip adi kiralara veya hasılat kiralarına mütedair olur ve alacaklı da talep ederse ÖDEME EMRİ, Türk Borçlar Kanunu’nun 315 ve 362 nci maddelerinde yazılı ihtarı ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva eder.
Bu tebliğ üzerine borçlu, yedi gün içinde, itiraz sebeplerini 62 nci madde hükümleri dahilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında, kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse, akdi kabul etmiş sayılır.” şeklindedir.
Bu madde, maddenin başlığında da açıkça belirtildiği üzere; icrada kiralara özgü ÖDEME EMRİNİN düzenlenme şeklini belirleyen hükümdür.
İİK’nın 269/a maddesinde itiraz etmemenin sonuçları (icra mahkemesinden temerrüt nedeniyle tahliye isteminin koşulu) “Borçlu itiraz etmez, ihtar müddeti içinde KİRA BORCUNU da ödemezse ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde alacaklının talebi üzerine İCRA MAHKEMESİNCE tahliyeye karar verilir.” şeklindedir.
Anılan maddenin gerekçesi ise; “Maddede, kiralanan taşınmazlarda borçlunun ihtarlı ödeme emrine itiraz etmemesi ve ihtar müddeti içinde de KİRA BORCUNU ödememesi halinde tahliye isteminde bulunmak imkânı 6 aylık süreye bağlanarak, uygulamadaki tereddütler giderilmiştir.”
İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 35. maddesinin e bendinde ise; adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin ÖDEME EMRİNİN “…Kesinleşen kira alacağı için alacaklının haciz talep edebileceği ve icra mahkemesinden borçlunun kiralanan şeyden çıkarılmasını isteyebileceği…” kaydını ihtiva edeceği hususu düzenlenmiştir.
Buna göre; alacaklının (kiraya verenin) ilâmsız tahliye takip talebini alan icra dairesi, borçluya ihtarlı (örnek 13 No.lu) ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde diğer kayıtlarla birlikte, borçlunun (kiracının) kural olarak yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebileceği, itiraz süresi içinde kira sözleşmesini ve varsa yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse (inkâr etmezse) kira sözleşmesini kabul etmiş sayılacağı, kira borcunu ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren BK’nın 260 veya 288. (TBK md. 315 veya 362) maddelerinde belirtilen (on, otuz veya altmış gün) belli bir süre içinde ödemesi, itiraz süresi içinde (İİK md. 62’ye göre) ödeme emrine itiraz etmez ve ödeme süresi içinde borcu (KİRA BORCUNU) ödemez ise kiraya verenin (alacaklının), kesinleşen kira alacağı için haciz isteyebileceği (İİK md. 78 vd.) ve icra mahkemesinden (kiracının) kiralanan taşınmazdan tahliyesini isteyebileceği ihtar edilir.
Borçlu itiraz süresi içinde ödeme emrine itiraz etmez ise ilâmsız tahliye takibi kesinleşir. Borçlu (kiracının) süresinde ödeme emrine itiraz etmemesi ile ilâmsız tahliye takibi kesinleşirse de, alacaklı (kiraya veren) bunun üzerine hemen haciz ve tahliye isteyemez. Borçlu ödeme süresi içinde (on, otuz veya altmış gün) borcunu (KİRA BORCUNU) ödeyebilir. Borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren ödeme süresi içinde KİRA BORCUNU öderse; ilâmsız tahliye takibi son bulur, alacaklı haciz ve tahliye isteyemez (Kuru, s. 828-829).
Görüldüğü gibi yukarıda yer verilen mevzuat (icra ve iflas kanunu ile yönetmeliği) hükümleri kira alacağı ve kira borcu kavramlarından bahsetmiştir. Lafzi yorum yapıldığında; KİRA BORCU kapsamına yan giderlerin (su, elektrik vb.) dahil olduğu sonucuna varılamayacaktır. İcra mahkemesinin görev alanına giren temerrüt tahliye istemlerinin yasal dayanağı İİK’nın 269/a maddesidir. Yasa koyucu bilinçli olarak; “KİRA BORCUNU….” ifadesini tercihle yetinmiş, Türk Borçlar Kanunu’nun 315/1. maddesindeki “… veya yan gideri…” tabirini özellikle kullanmamıştır. Yine, kira sözleşmesinde belirli bir edimin (giderin) kiracıya ait olduğunun belirtilmiş olması o edimin (borcun) kira borcundan sayılmasını gerektirmez. Kiracı, kira sözleşmesinde yakıt gideri, bekçi parası, kapıcı parası, temizlik parası, su parası, elektrik parası, çöp parası, yönetim gideri, telefon ücreti vs. gibi yan giderleri ödemeyi üstlenmiş olsa dahi, söz konusu edimler asıl kira borcu olmayıp asıl kira borcunun eklentisi niteliğinde olduğundan anılan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi icra mahkemesinin görev alanına giren temerrüt nedeniyle tahliye sebebi olmaz.
Borçlu/kiracı icra mahkemesinde kesinleşen kira borcunu ödediğini ispatlayabilir. Temerrüt süresi içinde KİRA BORCUNU ödediğini ispatlarsa; tahliyesine karar verilemez.
KİRA ALACAĞI dışında kalan alacakların ve kira alacağının fer’îlerinin ödenmemesi temerrüde esas teşkil etmeyeceğinden, KİRA BORCUNUN temerrüt süresi içinde ödenmesine rağmen diğer alacakların (yan giderler, icra masrafları, vekâlet ücreti vs.) ödenmemesi halinde icra mahkemesince tahliyeye karar verilemez.
Somut olayda; asıl kira borcu ile birlikte (su kullanım bedeli, elektrik tüketim yansıtma bedeli vs.) yan giderlere yönelik Örnek 13 No.lu ödeme emrinin 06.07.2022 tarihinde kiracı/borçluya tebliğ edildiği ve bu ödeme emri ile borçlu kiracıya 30 günlük ödeme süresi verildiği, tarafların da kabul ettiği üzere, asıl kira borcunun tamamının (172.000,00 TL’nin) 30 günlük temerrüt süresi içerisinde (03.08.2022 tarihinde) kiracı/borçlu tarafından icra dosyasına ödendiği anlaşılmıştır.
O hâlde; İİK’nın 269/a maddesine göre asıl KİRA BORCUNUN tamamının 30 günlük temerrüt süresi içinde ödendiği göz önüne alındığında; eklentisi niteliğindeki su kullanım bedeli, elektrik tüketim yansıtma bedeli vs. yan giderlerin ödenmemesi temerrüt nedeniyle tahliye sebebi olmaz.
Yukarıda anlatılan nedenlerle; İİK’nın 269/a maddesi açık hükmü, Yalova İcra Hukuk Mahkemesinin kararında yazılı gerekçelerle usul ve kanuna uygun olan direnmenin ONANMASI gerekirken, salt yan giderlerin ödenmemesi hukuksal nedenine dayalı tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle direnmenin bozulması yönündeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyorum. 02.07.2025
Yan Giderler Nedeniyle Tahliye Süreci Nasıl İşler?
Öncelikle kiraya veren, kiracıya yazılı bir ihtarname göndermelidir. İhtarlı ödeme emri icra dairesi aracılığıyla yola çıkar. Bu belgede kiracıya tam otuz günlük yasal süre verirsiniz. Kiracı bu süre içinde tüm yan borçları kapatmalıdır. Yan giderler nedeniyle tahliye davası için bu süre kesindir. Süre bitiminde borç hala duruyorsa doğrudan dava hakkı doğar. Alacaklı, icra hukuk mahkemesinden tahliye talep edebilir. Sulh hukuk mahkemesi de alternatif ve geçerli bir yargı yoludur. Davacı, görevli mahkemeyi seçerken somut uyuşmazlığın niteliğine bakmalıdır. Sonuç itibarıyla hukuki adımları sırasıyla atmak davayı kazandırır.
Aidat ve Faturalar Kiracı Temerrüdü Yaratır Mı?
Evet, bu giderler kesinlikle yasal bir temerrüt yaratır. Kanun metni yan giderleri son derece açıkça ifade eder. Apartman aidatı pratikte en yaygın yan gider kalemidir. Elektrik ve su faturaları da doğrudan bu kapsama girer. Kiracı bu abonelikleri kendi adına almamış olabilir. Faturalar ev sahibinin adına kayıtlı kalmış olabilir. Bu durumda ev sahibi ilgili kuruma ödeme yapmak zorundadır. Sonrasında ev sahibi kiracıdan bu bedeli rücu yoluyla ister. Kiracı ödemeyi reddederse hukuken doğrudan temerrüde düşer. Temerrüt olgusu gerçekleştiği an yasal tahliye yolu açılır.
Yan Giderler Nedeniyle Tahliye İhtarnamesi Hazırlığı
İhtarname süreci açacağınız davanın temel taşını oluşturur. Eksik veya hatalı ihtarnameler size davayı kesinlikle kaybettirir. Avukatlar ihtarname metnini kurgularken çok dikkatli çalışırlar. Öncelikle ihtarnamede borç kalemlerini tek tek yazmalısınız. Aidat, elektrik ve su borçlarını ayrı ayrı belirtmelisiniz. Yan giderler nedeniyle tahliye için toplam borç miktarını netleştirmelisiniz. Ayrıca hangi aylara ait borç olduğunu mutlaka vurgulamalısınız. Bununla birlikte otuz günlük yasal ödeme süresini ihtarnameye eklemelisiniz. Süre verilmezse temerrüt koşulları yasal olarak asla oluşmaz. Bu yüzden usul kurallarına sıkı sıkıya uymak hayati önem taşır.
İcra Hukuk Mahkemesi mi Sulh Hukuk mu?
Tahliye davalarında doğru görevli mahkeme seçimi çok önemlidir. Yanlış mahkemeye başvurmak davacıya zaman ve para kaybettirir. Eğer elinizde noter onaylı yazılı bir sözleşme varsa işiniz kolaylaşır. Davacı icra hukuk mahkemesinden hızlıca tahliye isteyebilir. Fakat taraflar arasında yazılı sözleşme yoksa hukuki durum değişir. Ya da kiracı sözleşmedeki imzaya itiraz edebilir. Bu tarz karmaşık durumlarda hemen sulh hukuk mahkemesi devreye girer. Sulh hukuk mahkemesi genel hükümlere göre detaylı yargılama yapar. Süreç biraz daha uzun sürse de hakim kesin çözüm sunar.
Yan Giderler Nedeniyle Tahliye ve Ortak Giderler
Apartman yaşamı sakinlerin ortak kurallara uymasını gerektirir. Kat Mülkiyeti Kanunu ortak alan giderlerini açıkça netleştirir. Asansör bakımı, merdiven temizliği ve kapıcı aylığı ortak giderdir. Kural olarak kiracı kullanım kaynaklı bu giderleri ödemelidir. Çatı onarımı veya mantolama gibi kalıcı demirbaş masraflarını ev sahibi öder. Bazen apartman yönetimi bu ayrımı yapmadan borcu kiracıdan ister. Kiracı sadece kendi yasal payına düşen kısmı ödemelidir. Fazlasını öderse ev sahibinden mahsup işlemi talep edebilir. Fakat kendi payını hiç ödemezse kiracı doğrudan temerrüde düşer.
Yan Giderler Nedeniyle Tahliye Davasında Kiracı Hakları
Kiracılar da bu zorlu süreçte tamamen savunmasız değildir. Kanun sistemi kiracıları da haksız taleplere karşı korur. Bazen ev sahipleri kötü niyetli hamleler yapabiliyorlar. Olmayan bir borcu varmış gibi belgelendirip gösterebiliyorlar. Kiracı böyle bir ihtarlı ödeme emri alırsa hızla harekete geçmelidir. Öncelikle tebliğden itibaren yedi gün içinde borca itiraz edebilir. İtiraz işlemi icra takibini anında durdurur. Fakat itirazın haksız olduğu mahkemede kanıtlanırsa mali tehlike büyür. Alacaklı kiracıdan yüzde yirmi oranında icra inkar tazminatı alır. Ayrıca kiracı gerçekten ödeme yaptıysa dekontlarını dosyaya mutlaka sunmalıdır.
Yan Giderlerin Hesaplanmasında Bilirkişi İncelemesi
Mahkemeler bazen net borç miktarını tam olarak belirleyemez. Özellikle ortak alan elektrik ve su giderleri hesabı karmaşıktır. Apartman yönetim planı bu masrafların dağıtım oranlarını düzenler. Hakim bu zor hesaplamaları yapmak için uzman bilirkişiye başvurur. Bilirkişi apartman yönetim defterlerini ve kesilen faturaları detaylıca inceler. Sonrasında mahkemeye son derece kapsamlı bir rapor sunar. Rapor borcun tam miktarını ve işleyen faizini ortaya koyar. Taraflar hazırlanan bu bilirkişi raporuna usulünce itiraz edebilirler. Hakim gerekirse bilirkişiden ek rapor yazmasını isteyebilir.
Yan Giderler Nedeniyle Tahliye ve Avukatlık Ücretleri
Tahliye davalarında avukatlık ücretleri sıkı kurallara tabidir. Türkiye Barolar Birliği (AAÜT) 2026 yılı asgari sınırlarını belirler. Ankara 2 Nolu Barosu ise 2026 yılı için tavsiye tarifesi yayımlar. Yan giderler nedeniyle tahliye davaları çoğunlukla Sulh Hukuk Mahkemesinde görülür. AAÜT 2026 tarifesine göre Sulh Hukuk Mahkemesi maktu ücreti 30.000 TL’dir. Ayrıca mahkeme yıllık kira bedeli üzerinden nispi ücret hesaplar.
Örneğin yıllık kira bedeli 200.000 TL olan bir dosyayı ele alalım. AAÜT uyarınca ilk 200.000 TL için %16 nispi oran uygulanır. Bu hesaplamayla dosyada 32.000 TL asgari nispi vekalet ücreti ortaya çıkar. Mahkeme maktu ve nispi ücreti kıyaslar ve her zaman yüksek olanı uygular. Öte yandan Ankara 2 Nolu Barosu tarifesi avukatlara daha yüksek rakamlar önerir. Baro 2026 tarifesine göre Sulh Hukuk Mahkemesi maktu tavsiye ücreti 60.000 TL’dir. Avukatlar AAÜT alt sınırının asla altına inemezler. Baro tarifesi ise serbest piyasada avukat ile müvekkil arasında değerli bir rehberdir. Sonuçta avukatlar bu asgari alt sınırlar dahilinde dosyaya göre ayrıca fiyatlandırma yaparlar.
Tahliye Taahhütnamesi ve Yan Giderler İlişkisi
Ev sahipleri bazen sözleşmeyle birlikte kiracıdan tahliye taahhütnamesi alırlar. Bu belge tahliye sürecini oldukça hızlandıran kuvvetli bir evraktır. Ancak tahliye taahhütnamesi ile yan gider borcu birbirinden tamamen farklıdır. Taahhütname sadece belirli bir tarihte evi koşulsuz boşaltma sözüdür. Taahhütnameye dayanarak doğrudan kira veya aidat alacağını isteyemezsiniz. Alacak talebi için mutlaka ayrı bir icra takibi başlatmalısınız. Yan giderler nedeniyle tahliye yoluna gitmek bazen daha hızlı sonuç verir. Özellikle elinizde geçerli bir taahhütname yoksa bu yol zorunludur. Dolayısıyla iki hukuki kurumu birbirine kesinlikle karıştırmamak gerekir.
Kira Hukukunda Sözleşmenin Rolü ve Önemi
Kira sözleşmesi taraflar arasındaki en temel hukuki belgedir. Sözleşme maddeleri yan giderlerin kime ait olduğunu açıkça gösterir. Sözleşmeyi hazırlarken hak ve borç ayrımlarını çok net yazmalısınız. İleride çıkacak uyuşmazlıkları detaylı hazırlanan bu sözleşmeler önler. Hakimler karar verirken önce dosyalarındaki sözleşme metnini okurlar. Eğer sözleşmede boşluk varsa genel kanun maddeleri devreye girer. Bu yüzden sözleşme hazırlık aşaması son derece kritiktir. Hukuki destek almak ileriki sorunları en baştan çözer. Böylece her iki taraf da yasal haklarını güvence altına alır.
turhanhukuk.blog İçin Genel Değerlendirme
Blog okurlarımız için faydalı akademik içerikler üretmeyi sürdürüyoruz. Sitemizde güncel Yargıtay kararlarını sürekli ve titizlikle inceliyoruz. Özellikle gayrimenkul hukuku alanındaki son gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Aidat borcu sorunu son günlerde toplumda çok popülerleşti. Çünkü ekonomik dalgalanmalar kiracı ve ev sahibi ilişkilerini derinden zorluyor. Biz de karmaşık hukuki bilgiyi anlaşılır şekilde topluma aktarıyoruz. Hukuk sayfamızda zorlu yasal metinleri özenle sadeleştiriyoruz. Böylece vatandaşların yasal haklarını öğrenmelerini ciddi şekilde kolaylaştırıyoruz. Uyuşmazlık yaşadığınızda mutlaka doğru hukuki adımları atmalısınız.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Aidat ödenmemesi tahliye sebebi midir? Evet, Yargıtay kararına göre apartman aidatının ödenmemesi doğrudan geçerli bir tahliye sebebidir.
2. İhtarname süresi yasal olarak ne kadardır? Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracıya mutlaka en az otuz gün süre vermelisiniz.
3. Sadece elektrik faturası ödenmezse evden çıkarılabilir miyim? Evet, sözleşmede yer alan elektrik faturası borcu kesin temerrüt oluşturur ve tahliyeye yol açar.
4. Tahliye davası mahkemede ne kadar sürer? Mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte dava ortalama altı ay ile bir yıl sürer.
5. İhtarlı ödeme emrine itiraz süresi kaç gündür? Kiracı ihtarlı ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra tam yedi gün içinde borca itiraz edebilir.
Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. Avukat Osman Turhan olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan, şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlığı ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır. Akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, aynı üniversitede Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup akademi ve uygulamayı birlikte yürütmektedir.
FAYDALI LİNKLER:
–


Bir Cevap Yazın