şirket müdürü zimmet suçu, güveni kötüye kullanma, ticaret hukuku, uzamış ceza zamanaşımı, şirket yöneticisi sorumluluğu, yargıtay kararı, emsal karar, haksız fiil, asliye ticaret mahkemesi, borçlar kanunu madde 72, limited şirket, anonim şirket, tazminat davası, alacak davası, avukatlık ücreti, bilirkişi raporu, dava masrafları, ticari faiz, sadakat borcu, özen borcu, kurumsal yönetim, ortakların hakları, yasal süreç, arabuluculuk süreci, ticari uyuşmazlık

Şirket Müdürü Zimmet Suçu: Yargıtay Emsal Kararı İncelemesi

Ticaret şirketlerinde yöneticiler kurumu daima sadakatle ve özenle yönetmek zorundadır. Ancak yöneticiler bazen tahsil ettikleri paraları kendi şahsi hesaplarına geçiriyorlar. Bu haksız eylem hukuken şirket müdürü zimmet suçu kavramını doğrudan oluşturur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu konuda çok emsal bir karar verdi. Yüksek mahkeme uyuşmazlığı sadece ticaret hukuku sınırları içinde kesinlikle bırakmadı. Mahkeme bu eylemi doğrudan ceza hukuku perspektifiyle çok derinlemesine değerlendirdi. Biz bu akademik yazıda bahsi geçen yargı kararını titizlikle inceliyoruz. Ayrıca kurumsal yönetim ilkelerinin hukuki zırhını tüm detaylarıyla adım adım açıklıyoruz.

exterior of a modern building in city

Şirket Müdürü Zimmet Suçu: Yargıtay Emsal Kararı İncelemesi

Şirket Müdürü Zimmet Suçu Kapsamı ve Unsurları

Limited şirket müdürleri şirket alacaklarını vaktinde ve eksiksiz tahsil ederler. Ardından bu nakit paraları hemen şirket kasasına veya bankasına koymalıdırlar. Fakat bazı yöneticiler tahsil ettikleri parayı kendi kişisel uhdelerinde tutarlar. Bu noktada şirket müdürü zimmet suçu unsurları yasal olarak anında şekillenir. Alt mahkemeler bu olayı genellikle basit bir hukuki borç ilişkisi sayıyordu. Bu sebeple hakimler standart beş yıllık borçlar hukuku zamanaşımını uyguluyordu. Fakat yüksek yargı makamı bu hatalı hukuki yorumu tamamen değiştirdi. Zira şirketin parasını şahsi hesaba kasten aktarmak açıkça bir suçtur.

Türk Borçlar Kanunu Madde 72 Hükmü

Hukuk sistemimiz haksız fiil sorumluluğunda belirli yasal zamanaşımı süreleri öngörür. Mevzuat.gov.tr sisteminden alınan güncel TBK Madde 72 hükmü aynen şöyledir:

“Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” Hakimler ticari uyuşmazlığı çözerken mutlaka bu emredici kanun maddesini dikkate alırlar.

Şirket Müdürü Zimmet Suçu ve Yargıtay Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ticaret hukuku pratiğinde çok mühim bir içtihat yarattı. İlgili yargı kararı 2023/5012 esas numarasıyla resmi mahkeme kayıtlarına girdi. Ayrıca yargı kararı 2024/6808 numarasıyla yüksek adli arşivlerde yerini buldu. Yüksek mahkeme yönetici eylemini Türk Ticaret Kanunu madde 560 kapsamında inceledi. Böylece eylemin basit bir alacak değil kanuni suç olduğunu vurguladı. Şirket müdürü zimmet suçu davaları artık çok daha uzun süre açılabilir. Çünkü ceza hukukunun çok daha uzun zamanaşımı süreleri derhal devreye girer. Bu yasal durum mağdur şirket ortaklarına büyük bir usuli avantaj sağlar.

şirket müdürü zimmet suçu, güveni kötüye kullanma, ticaret hukuku, uzamış ceza zamanaşımı, şirket yöneticisi sorumluluğu, yargıtay kararı, emsal karar, haksız fiil, asliye ticaret mahkemesi, borçlar kanunu madde 72, limited şirket, anonim şirket, tazminat davası, alacak davası, avukatlık ücreti, bilirkişi raporu, dava masrafları, ticari faiz, sadakat borcu, özen borcu, kurumsal yönetim, ortakların hakları, yasal süreç, arabuluculuk süreci, ticari uyuşmazlık

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 25.09.2024 tarihli ve 2023/5012 E., 2024/6808 K. sayılı kararı

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1034 Esas, 2023/1057 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/373 E., 2021/664 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Er-Ba Yönetim Mühendislik … Limited Şirketine ait olan, 17.500,00 TL nominal bedelli, 700 adet payın 350.000,00 TL bedel karşılığında dava dışı … …’ya satılıp devredilmesine ilişkin Kadıköy 30. Noterliği’nin 08.01.2014 tarih ve 01760 yevmiye numarası ile onayladığı hisse devir sözleşmesinin akdedildiğini ve İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’nce 10.02.2014 tarihinde tescil edildiğini, söz konusu sözleşmeyi müvekkili şirket adına imzalayan, müvekkili şirketin eski müdürü ve imza yetkilisi davalı …’un söz konusu hisse devir bedelini nakden ve tamamen aldığını beyan ve imza ettiğini, davalının nakden ve tamamen aldığını noter huzurunda beyan ve imza ettiği hisse devir bedelinin hiçbir zaman müvekkili şirkete teslim etmediğini ileri sürerek hisse devir bedeli olan 350.000,00 TL tutarındaki asıl alacağın davalının temerrüde düştüğü 08.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin dördüncü bendi gereği 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava dilekçesinde dava konusu alacağın 08.01.2014 tarihinde doğduğu ve bu tarihte temerrüde düşüldüğü iddia edildiğine göre 5 yıllık zamanaşımı süresinin 08.01.2019 tarihinde dolduğunu, davacı şirketin hâkim ortağı olan Ertun Hızıroğlu’nun, davacı şirketin azınlık ortağı olan müvekkilini sindirmek amacıyla müvekkili aleyhine bir şeyler bulabilmek adına sürekli olarak davacı şirketin eski kayıtlarını araştırdığını ve müvekkilinin açığı olduğunu düşündüğü hususlarla ilgili olarak müvekkili aleyhine davalar açtığını, 2012 yılından itibaren müvekkiline ücret ödenmemeye başlandığını, karşılıklı olarak birçok ihtarname keşide edildiğini, müvekkilinin dava dilekçesinde belirtilen hisse devir işlemi ile ilgili olarak … … isimli kişiden hiçbir şekilde hisse devir bedeli tahsil etmediğini, davacı şirketin hâkim ortağı tarafından hazırlatılan hisse devir sözleşmesinin muhasebe sorumlusu vasıtasıyla müvekkiline haber gönderilerek, müvekkilinin bu sözleşmeyi müdür sıfatıyla imzalanmasının talep edildiğini, müvekkilinin de bu çerçevede anılan sözleşmeyi … …’dan hiçbir şekilde devir bedeli tahsil etmeksizin imzaladığını, bu imza tarihinden günler sonra da müdürlükten azledildiğini, müvekkili tarafından davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1120 E. sayılı dosyası ile ortaklıktan çıkma davası açıldığını, buna karşı davacı şirketin de İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/1413 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ortaklıktan çıkarma davası açtığını, davacı şirketin, bu dava konusu hisse devir işleminin yapılmasından 2 yılı aşkın bir süre sonra müvekkili aleyhinde açmış olduğu bu ortaklıktan çıkarma davasında bu dava konusu olayı ortaklıktan çıkarma sebepleri arasında göstermemiş olmasının, hakkın kötüye kullanılmasını teşkil eden bir dava olduğunu göstermeye yeterli olduğunu savunarak öncelikle zamanaşımı itirazı dikkate alınarak davanın zamanaşımı yönünden reddine, esasa ilişkin talepleri dikkate alınarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davalının cevap dilekçesinde açıkça zaman aşımı itirazında bulunduğu, davalının davacı şirketin ortağı ve temsilcisi olması sebebiyle 6098 sayılı Kanun’un 147 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) nolu bendi gereğince ” Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden … ve ortakların birbirleri veya kendileri ve ortak arasındaki bir ortaklığın müdürleri ile temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar” 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu düzenlenmesi nedeniyle davacı şirketin 08.01.2014 tarihinde devir edilen, hissenin devrinden sonra 22.01.2014 tarihinde davalıyı müdürlük görevinden azlettiği ve böylece şirket defter ve kayıtlarına yansımayan hisse devir bedelinin davacı tarafından davalıdan talep edilebilir hale geldiği, 22.01.2014 tarihinden itibaren başlayan 5 yıllık zaman aşımı süresinin 23.09.2019 tarihi itibariyle dolduğu, davanın ise 10.10.2019 tarihinde zaman aşımı süresinden sonra açıldığı, davacı tarafından açılan davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerektiği gerekçesi ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 6098 sayılı Kanun’un 502 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir temsil/vekalet ilişkisi olduğu, davalı şirket müdürünün davacı adına aldığı bedeli 6098 sayılı Kanun’un 508 inci maddesi uyarınca davacıya vermekle yükümlü olduğu, davacının kendisini temsilen/vekaleten yapılmış sözleşme nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiası ile bu alacağının tahsilini talep ettiği, buna göre davanın 6098 sayılı Kanun’un 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve beşinci fıkrası uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve uzamış zamanaşımı süresinin de bulunmadığı, davacının alacağının davalının müdürlük görevinden azledildiği 22.01.2014 tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş olduğundan 10.10.2019 olan dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın hukuki niteliği hususunda toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü maddesinin birinci fıkrası, 560 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
6102 sayılı Kanunun 553 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca limited şirkette kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden … yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Somut olayda dava, şirket yöneticisi davalının şirkete ait parayı zimmetine geçirdiği iddiasına dayalı açılmış olup, hukuki niteliği itibariyle sorumluluk davasıdır. Buna göre davanın 6102 sayılı Kanun’un 560 ıncı maddesinde düzenlenen uzamış ceza zaman aşımına tabi olduğu gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Uzamış Ceza Zamanaşımının Davaya Doğrudan Etkisi

Normal şartlarda ticari alacak davaları beş tam yılda yasal zamanaşımına uğrar. Haksız fiillerde ise yasa koyucu bu süreyi kural olarak iki yıl belirler. Ancak şirket yöneticisi kurumun parasını çalarsa hukuki durum kökünden değişir. Hakim haksız eylemin suç teşkil ettiğini dava dosyasından hemen tespit eder. Sonrasında hakim uzamış ceza zamanaşımı yasal kurallarını derhal sürece işletir. Bu süre suçun ağırlığına göre sekiz veya daha fazla yıla çıkar. Ortaklar böylece kötü niyetli yöneticilere karşı davalarını yıllar sonra açabilirler. Türk hukuk sistemi bu sayede ticari dürüstlük kuralını en üst seviyede korur.

Şirket Müdürü Zimmet Suçu İspat Yükü

Davacı pay sahipleri mahkemede iddialarını çok somut delillerle ispat etmelidirler. Öncelikle ticari şirket defterlerini ve resmi banka kayıtlarını mahkemeye sunmalıdırlar. Şirket müdürü zimmet suçu iddiasını mahkemede ispatlamak genellikle çok zorlu bir süreçtir. Hakim banka hesap hareketlerini detaylı incelemek üzere mutlaka uzman bilirkişi atar. Bilirkişi yöneticinin şahsi hesapları ile şirket resmi hesaplarını özenle karşılaştırır. Ayrıca şirket parasının kasaya neden girmediğini ayrıntılı bir bilimsel raporla hakime açıklar. Dolayısıyla mahkemeye sunulan kuvvetli banka dekontları davanın kaderini doğrudan belirler. Ortaklar bu son derece sağlam delilleri dava dilekçesine mutlaka en baştan eklemelidirler.

Ticaret Mahkemesinde İlerleyen Dava Süreci

Asliye Ticaret Mahkemesi şirket yöneticilerine karşı açılan sorumluluk davalarına doğrudan bakar. Davacı şirket ortakları bu görevli ticaret mahkemesine zamanında yasal başvuru yaparlar. Hakim öncelikle zamanaşımı ilk itirazlarını ön inceleme duruşmasında titizlikle karara bağlar. Yargıtay emsal kararından önce ilk derece mahkemeleri bu davaları süreden reddedebiliyordu. Artık görevli hakimler ceza zamanaşımı uzun sürelerini göz önüne alarak davayı yürütüyorlar. Süreç boyunca ticaret mahkemesi ticaret sicil resmi kayıtlarını ve genel kurul kararlarını inceler. Nitekim yöneticinin bu eylemleri kurumsal yönetim dürüstlük ilkelerine tamamen aykırılık teşkil eder.

Şirket Müdürü Zimmet Suçu Avukatlık Ücreti

Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen dava türlerinde avukatlık ücretleri yasal tarifelere kesinlikle tabidir. Şirket müdürü zimmet suçu davası ticari bir nitelik taşıdığı için nispi harca tabidir. Avukatlar bu ticari davalarda Türkiye Barolar Birliği (AAÜT) 2026 tarifesini kullanırlar. İki bin yirmi altı yılı AAÜT Asliye Ticaret Mahkemesi maktu ücreti tam 45.000 TL’dir. Ayrıca mahkeme uyuşmazlık değeri üzerinden avukat lehine kademeli nispi vekalet ücreti hesaplar. AAÜT ilk dilim olan 200.000 TL miktar için %16 oranında nispi ücret belirler. Ankara İki Nolu Barosu ise aynı dava için tam 90.000 TL maktu rakam tavsiye eder.

Avukatlık Ücreti Hesaplama Yöntemi ve Örneği

Örneğin yöneticinin şahsi zimmetine geçirdiği paranın tam 500.000 TL olduğunu varsayalım. Hakim AAÜT kuralları uyarınca ilk 200.000 TL için %16 üzerinden 32.000 TL hesaplar. Sonrasında kalan 300.000 TL tutar için ise %15 üzerinden 45.000 TL daha ekler. Sonuç olarak dava sonunda toplamda 77.000 TL asgari yasal nispi vekalet ücreti ortaya çıkar. Hakim bu nispi rakamı maktu 45.000 TL ile kıyaslar ve her zaman yüksek olanı uygular. AAÜT her avukatın kesinlikle uyması gereken asgari zorunlu yasal alt sınırı açıkça gösterir. Ancak avukatlar bu yasal alt sınırlar dahilinde uyuşmazlığın zorluğuna göre serbestçe fiyatlandırma yaparlar. Baro tarifesi ise serbest piyasa koşullarında meslektaşlara çok değerli bir ekonomik rehberlik sunar.

Şirket Müdürü Zimmet Suçu Hukuki Sonuçları

Kötü niyetli yöneticiler yaptıkları bu haksız eylemlerin ağır hukuki sonuçlarına mutlaka katlanırlar. Şirket müdürü zimmet suçu mahkemede ispatlandığında hakim yöneticiyi yüklü tazminata mahkum eder. Yönetici şirketten gizlice aldığı ana parayı yasal ticari avans faiziyle birlikte şirkete öder. Ayrıca şirket genel kurulu bu kusurlu yöneticiyi derhal haklı sebeple görevden tamamen alır. Öte yandan mağdur ortaklar olayı cumhuriyet başsavcılığına şikayet ederse savcı ceza davası açar. Hukuk mahkemesi süreci ile ceza mahkemesi süreci birbirinden tamamen bağımsız şekilde ilerler. Fakat ceza mahkemesinin suç bağlamında verdiği kesinleşmiş karar hukuk hakimini doğrudan bağlar.

Akademik Değerlendirme

Özel hukuk alanında derinlemesine bilimsel akademik içerikler üretmeyi sitemizde kararlılıkla sürdürüyoruz. Şirketler hukuku son derece karmaşık ve oldukça teknik kurallar bütünü barındırır. Yüksek mahkemenin yayımladığı bu yeni güncel içtihat ticari kurumsal yapıyı çok güçlendiriyor. Azınlık pay sahiplerinin hak arama anayasal hürriyeti bu emsal yargı kararıyla genişliyor. Biz hukukçular bu zorlu hukuki kanun metinlerini sizler için özenle her gün sadeleştiriyoruz. Böylece vatandaşların yasal ticari haklarını doğru öğrenmelerini ciddi şekilde sitemizde kolaylaştırıyoruz. Şirket yöneticisi seçerken veya finansal denetlerken mutlaka profesyonel hukuki adımlar atmalısınız.


Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Şirket müdürü tahsil ettiği parayı şahsi hesabına aktarabilir mi? Hayır, yöneticiler tahsil ettikleri şirket alacaklarını derhal şirket resmi hesaplarına aktarmak zorundadırlar.

2. Yöneticiye karşı açılacak tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadardır? Yargıtay kararına göre eylem suç teşkil ettiğinden uzamış ceza zamanaşımı süreleri doğrudan uygulanır.

3. Görevli mahkeme hangisidir? Şirket yöneticilerinin hukuki sorumluluğuna ilişkin tüm davalara Asliye Ticaret Mahkemesi doğrudan bakar.

4. Dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mudur? Evet, ticari alacak ve tazminat davalarında dava şartı zorunlu arabuluculuk kurumu uygulanır.

5. Ceza davası açılması hukuk davasını etkiler mi? Ceza mahkemesinin eylemin suç olduğuna dair kesinleşmiş mahkumiyet kararı ticaret hakimini kesin bağlar.

Turhan Hukuk Danışmanlık

Av. Osman Turhan, Turhan Hukuk Danışmanlık, Şirket Avukatı, Turhan Hukuk, Turhan Law, Turhan Danışmanlık, Hukuk Bürosu, Avukatlık, Avukat, Avukatlık Hizmetleri, Hukuki Danışmanlık, Dava Takibi, Avukat, Hukuk Müşavirliği, Profesyonel Hukuki Destek
Av. Osman Turhan – Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. Avukat Osman Turhan olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Av. Osman Turhan Kimdir?

Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan, şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlığı ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır. Akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, aynı üniversitede Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup akademi ve uygulamayı birlikte yürütmektedir.

FAYDALI LİNKLER:

Web Sitemiz İçin

Google Maps

İletişim İçin

Diğer Kategoriler İçin

Yüzlerce Makalemizi İncelemek İçin


Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin