kira tespit davası harcı, kira hukuku, yargıtay kararı, kira davası masrafları, aylık kira farkı, tahliye davası, avukatlık ücreti, gayrimenkul hukuku, sulh hukuk mahkemesi, icra ve iflas hukuku, yargılama giderleri, harçlar kanunu, emsal yargıtay kararı, tbk madde 344, kira bedeli, sözleşme feshi, tüketici fiyat endeksi, kira uyarlama, bilirkişi raporu, hukuk davaları, arabuluculuk süreci, adil yargılanma, özel hukuk, mülkiyet hakkı, istinaf incelemesi

Kira Tespit Davası Harcı: Yargıtay Emsal Kararı İncelemesi

Hukuk sistemimizde yargılama giderleri adalete erişimi doğrudan etkiler. Özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde kira bedelleri hızla değişiyor. Bu nedenle kiraya verenler sıklıkla mahkemelere başvuruyorlar. Ancak dava açarken ciddi masraflar tarafların karşısına çıkıyor. Kira tespit davası harcı bu masrafların en büyük kalemini oluşturuyor. Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi bu konuda çok kritik bir karar verdi. Biz bu yazıda bu güncel hukuki gelişmeyi detaylıca inceliyoruz. Ayrıca yüksek mahkemenin harç hesaplama yöntemini açıkça ortaya koyuyoruz. Sonuç olarak hak arama özgürlüğünün önündeki mali engelleri akademik perspektifle tartışıyoruz.

kira tespit davası harcı, kira hukuku, yargıtay kararı, kira davası masrafları, aylık kira farkı, tahliye davası, avukatlık ücreti, gayrimenkul hukuku, sulh hukuk mahkemesi, icra ve iflas hukuku, yargılama giderleri, harçlar kanunu, emsal yargıtay kararı, tbk madde 344, kira bedeli, sözleşme feshi, tüketici fiyat endeksi, kira uyarlama, bilirkişi raporu, hukuk davaları, arabuluculuk süreci, adil yargılanma, özel hukuk, mülkiyet hakkı, istinaf incelemesi

Kira Tespit Davası Harcı: Yargıtay Emsal Kararı İncelemesi

Adalete Erişimde Yargılama Masraflarının Rolü

Vatandaşlar haklarını ararken devletten hukuki koruma talep ederler. Devlet bu hizmet karşılığında belirli oranlarda yargı harcı tahsil eder. Fakat fahiş harç tutarları bireylerin adalete erişimini hızla engeller. Bölge Adliye Mahkemeleri bu konuda çok farklı kararlar veriyordu. Örneğin Bursa mahkemeleri harcı yıllık fark üzerinden doğrudan hesaplıyordu. Bahsedilen hatalı uygulama mülk sahiplerini ciddi şekilde zorluyordu. Nitekim davacılar çok yüksek rakamları peşin ödemek zorunda kalıyordu. Böylece birçok kişi yasal yollardan dava açmaktan tamamen vazgeçiyordu. Yüksek mahkeme bu derin usul karmaşasına nihayet kesin bir son verdi.

Kira Tespit Davası Harcı Nasıl Hesaplanır?

Mahkemeler karar ve ilam harcını belirli bir yasal değere göre ölçerler. Harçlar Kanunu tahliye davaları için yıllık kira bedelini her zaman esas alır. Ancak yasa koyucu kira tespiti için özel bir kural koymamıştır. Hukuktaki bu yasal boşluk uygulamada büyük bir kafa karışıklığı yaratıyordu. Kira tespit davası harcı hesaplanırken yargısal istikrar maalesef yoktu. Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi temelden gelen bu usul sorununu kökünden çözdü. Mahkeme harca esas değeri sadece aylık kira farkı olarak belirledi. Yani yeni kira bedeli ile eski bedel arasındaki farkı baz aldı. Böylece yargılama masrafları yüzde doksan oranında kalıcı olarak azaldı.

kira tespit davası harcı, kira hukuku, yargıtay kararı, kira davası masrafları, aylık kira farkı, tahliye davası, avukatlık ücreti, gayrimenkul hukuku, sulh hukuk mahkemesi, icra ve iflas hukuku, yargılama giderleri, harçlar kanunu, emsal yargıtay kararı, tbk madde 344, kira bedeli, sözleşme feshi, tüketici fiyat endeksi, kira uyarlama, bilirkişi raporu, hukuk davaları, arabuluculuk süreci, adil yargılanma, özel hukuk, mülkiyet hakkı, istinaf incelemesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 25.11.2024 tarihli ve 2024/970 E., 2024/3821 K. sayılı kararı

BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR
YARGITAY İLAMI
I. BAŞVURU
Başvurucu Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesi; aylık kira parasının tespitine ilişkin davalarda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairelerince harcın aylık kira farkı üzerinden alınması gerektiğine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince ise harcın yıllık kira farkı üzerinden alınmasına karar verildiğini ileri sürerek, bu uyuşmazlığın giderilmesini talep etmişlerdir.
II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 12.12.2024 tarihli ve 2023/18 E. sayılı kararıyla; kira tespit davalarında harca esas değerin aylık kira bedel farkı üzerinden mi, yıllık kira bedeli farkı üzerinden mi alınması gerektiğine ilişkin uyuşmazlık konusunda;
– 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda (492 sayılı Kanun) kira tespit davasında harca esas dava değerini açıklayan özel bir düzenleme bulunmadığı,
– 492 sayılı Kanun’un 17 nci maddesinde tahliye davaları için yıllık kira bedeli üzerinden harç alınacağının düzenlendiği,
– 492 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde kiralarda sözleşmedeki süreye göre kira karşılığının toplamı ya da bir yıllık kira tutarı toplamı üzerinden nispi harç alınacağının düzenlendiği,
-Kira tespit davalarında uygulanacak esasları belirleyen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 18.11.1964 tarihli ve 2/4 sayılı kararında harca esas değer yönünden herhangi bir açıklama bulunmadığı,
-Yargıtay ilgili daireleri tarafından harca esas değerin aylık kira farkı olarak kabul edilmesinde dayanak kabul edilen 07.07.1965 tarihli ve 5/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının yalnızca davanın sulh hukuk veya asliye hukuk mahkemelerinden hangilerinde görüleceği hususunda açıklama içerip harca esas değer konusunda herhangi bir düzenleme içermediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra anılan içtihadı birleştirme kararının uygulanmasının mümkün olmadığı,
-6098 sayılı Kanun’un 347 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca “aynı koşullarla bir yıl için uzatılmış” sayılan sözleşmede, bu bir yıllık dönem içinde ödenmesi gereken kiranın tamamı uyuşmazlık konusu olduğuna göre mahkemece belirlenen kira parasının bir yıl için uygulanacağı,
-Bir yıllık kira parasının; yıllık, altı aylık veya aylık ödenmesinin bu durumu değiştirmediği,
-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9 uncu maddesi ile kira tespiti davalarında dava değerinin yıllık kira bedeli farkı olarak belirlenmiş olduğu,
-Kira tespitine ilişkin mahkeme kararında karar ve ilam harcına esas kabul edilen dava değerinde aylık kira farkı esas alınır iken, vekâlet ücreti konusunda yıllık kira farkının esas alınmasının çelişki oluşturduğu,
-Yargıtay uygulamalarında benzer nitelikli kira uyarlama davalarında harca esas dava değeri yıllık kira farkı olarak kabul edilmesine rağmen, kira tespit davalarında harca esas dava değerinin aylık kira farkı olarak kabul edilmesinin çelişki oluşturduğu,
-Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri uygulamalarında temyiz ve istinaf sınırının yıllık kira farkı olarak kabul edilmesine rağmen, harca esas dava değerinin aylık kira farkı olarak kabul edilmesinin çelişki oluşturduğu,
-Harcın kamu düzeninden olup harca esas değerin eksik olarak belirlenmesinin harç kaybına neden olması ve bu nedenle aylık kira farkı esas alınacak ise bunun açık bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyması
göz önünde bulundurularak, kira tespiti davalarında harca esas alınacak değerin tespit olunan kira bedeli farkının bir yıllık tutarı üzerinden belirlenmesi gerektiği kabul edilerek, uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği yönündeki görüşüyle, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35 inci maddesi uyarınca uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir.
III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR
A. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 16.02.2023 tarihli ve 2022/3467 E., 2023/476 K. sayılı kararı
Eskişehir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28.09.2022 tarihli ve 2022/488 E., 2022/2874 K. sayılı dosyasında; davacı kiracı tarafından aylık net 8.000,00 TL + stopaj olarak ödenmekte olan kira parasının 01.03.2019 tarihinden itibaren 10.000,00 TL olarak tespitinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 01.03.2019 ila 25.03.2019 tarihleri arasındaki 25 günlük kira bedelinin 12.318,33 TL+stopaj olarak tespitine karar verildiği, karara karşı davalı kiraya verenler tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “…25 günden sonrası için kira tespit kararının uygulama imkanı bulunmadığından, harç yargılama giderlerine ilişkin hesaplamanın 25 günlük fark kira bedeli üzerinden yapılması gerektiği (…) Bu nedenlerle; dava alacak davası olmadığından kira bedelinin brüt olarak aylık kira bedeli üzerinden tespitine karar verilmesi hatalı …” olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın 01.03.2019-01.03.2020 tarihleri arasında aylık kira bedelinin brüt 18.477,50 TL olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alınması gereken 124,12 TL (fark kira bedeli üzerinden hesap edilen) harcın peşin alınan 819,72 TL’den mahsubu ile kalan 695,60 TL harcın davacıya iadesine, kesin olarak karar verilmiştir.
B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 16.12.2022 tarihli ve 2021/483 E., 2022/2467 K. sayılı kararı
Antalya 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 12.12.2020 tarihli ve 2019/1045 E., 2020/1163 K. sayılı dosyasında; davacı kiraya veren tarafından aylık 1.350,00 TL olarak ödenmekte olan kira parasının 01.09.2019 tarihinden itibaren 3.500,00 TL olarak tespitinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile aylık kira parasının 01.09.2019 tarihinden itibaren net 2.646,00 olarak tespitine karar verildiği, karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “…Mahkemece hüküm altına alınan bir aylık kira bedeli farkı üzerinden karar ve ilam harcı alınması, bakiye fazla yatan harcın davacıya iadesi gerekirken, hükmolunan aylık kira bedeli ile mevcut ödenen kira bedeli arasındaki farkın bir yıllık değeri üzerinden fazla karar ve ilam harcına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, harç kamu düzenini ilgilendirdiğinden istinaf sebebi yapılmasa dahi HMK’nın 355. maddesi gereğince Dairemizce re’sen değerlendirilmesi gerekmektedir.…” gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, kesin olarak karar verilmiştir.
C. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 04.02.2019 tarihli ve 2018/1261 E., 2019/271 K. sayılı kararı
Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.03.2018 tarihli ve 2017/1690 E., 2018/744 K. sayılı dosyasında; davacı kiraya veren tarafından aylık 7.200,00 TL olarak ödenmekte olan kira parasının 01.08.2017 tarihinden itibaren 10.800,00 TL olarak tespitinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile aylık kira parasının 01.08.2017 ila 31.12.2018 tarihlerine münhasır olmak üzere net 6.600,00 TL olarak tespitine karar verildiği, karara karşı davalı kiracı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının 01.08.2017 – 31.12.2017 tarihleri arası için kira bedelinin net 6.600,00 TL olarak belirlenmesi hususunda bir kabulünün bulunmadığı, Mahkemece 01.08.2017 tarihinde başlayan bir yıllık dönem için kira tespiti gerekirken 01.08.2017-31.12.2018 tarihleri arasındaki kiranın tespitine karar verilerek kira dönemlerinin resen değiştirilmesinin mümkün olmadığı, kiralananın işyeri olması nedeniyle brüt kira bedelinin tespitinin gerektiği, ayrıca kira tespiti davalarında harca esas alınacak değerin tespit olunan kira bedeli farkının bir yıllık tutarı üzerinden belirlenmesi gerektiğinden bahisle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulü ile 01.08.2017 tarihinden itibaren aylık kira bedelinin brüt 8.075,00 TL olarak tespitine, kesin olarak karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Benzer olaylarda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Daireleri ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlık; aylık kira parasının tespiti istemiyle açılan davalarda, karar ve ilam harcının; aylık kira farkı üzerinden mi yoksa yıllık kira farkı üzerinden mi alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
B. İlgili Hukuk
1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrası,
2. 492 sayılı Kanun’un 17 nci maddesi,
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun (YİBHGK);
– 18.11.1964 tarihli ve 1964/2 E. 1964/4 K.,
– 07.07.1965 tarihli ve 1965/5 E., 1965/5 K.,
– 21.11.1966 tarihli ve 1966/19 E., 1966/10 K.,
– 12.11.1979 tarihli ve 1979/1 E., 1979/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararları,
4. 6098 sayılı Kanun’un 313, 314 ve 344 üncü maddeleri,
5. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (Tarife) 9 uncu maddesi.
C. Değerlendirme
1. Anayasa’nın “VI. Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre; “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.”. Buna göre, bir kamu hizmetinden dolayı harç alınabilmesi; bu hizmetin kanunla belirlenmesine ve bu hususla ilgili harç alınmasına ilişkin düzenlemelerin de kanunda yer almasına bağlıdır. Harçlar konusunda genel düzenleme içeren 492 sayılı Kanun’un gerekçesinde harcın tanımı “fertlerin özel menfaatlerine ilişkin olarak, kamu kurumları ve hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir.” biçiminde yapılmıştır.
2. Anayasa’nın yukarıda açıklanan 73 üncü maddesi hükmünün; vergi, resim ve harç gibi parasal yükümlülüklerin veya bunlardan bağışıklığın, kapsam ve içeriğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek biçimde ve açıkça gösterilmesi amacına yönelik bulunduğu bellidir. O hâlde harca ilişkin bir kanun hükmünün yorumu ve uygulanmasında, bu ilke ve amaç gözden uzak tutulmamalıdır. Aksi hâlde kişi ve kurumların yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına alınmaları veya Devletin önemli bir gelir kaynağından yoksun bırakılması gibi, kanun koyucunun amacına aykırı ve sakıncalı sonuçların doğmasına yol açılmış olur.
3. Kira bedelinin belirlenmesi davaları ile ilgili olarak 492 sayılı Kanun’da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararında yer verilen “Tahliye davalarında değer:” başlıklı 17 nci madde, kiralanan taşınmazların tahliyesi davalarında alınacak karar ve ilam harcına ilişkin düzenlemeyi içermektedir. Söz konusu maddeye göre; “Gayrimenkulün tahliyesi davalarında, yazılı mukavele olsun veya olmasın bir yıllık kira bedeli üzerinden karar ve ilam harcı alınır.”. Yine aynı kararda yer verilen 492 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi ise noter harçlarına ilişkindir.
4. Uyuşmazlığa konu kira bedelinin tespiti davaları; 6098 sayılı TBK öncesi Anayasa Mahkemesinin, mülga 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun’un (6570 sayılı Kanun) 2 ve 3 üncü maddelerinin iptaline ilişkin kararının 26.09.1963 tarihinde yürürlüğe girmesi ile birlikte kanunda doğan boşluğun doldurulması için Yargıtay içtihatları ile getirilmiştir.
5. Uygulamada birliği sağlayan YİBHGK’nın 18.11.1964 tarihli ve 1964/2 E. 1964/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararıyla; “…Taşınmaz mal kiralarına ilişkin 6570 sayılı Yasanın 2 inci ve 3 üncü maddelerinin Anayasa Mahkemesince iptali kararının yürürlüğe girmesinden önce yapılmış veya yenilenmiş bulunan kira akti süresinin, sözü edilen iptal kararının yürürlüğe girmesinden sonraki bir tarihte sona ermesi dolayısıyla başlayan yeni dönemde, aktin kira parasına ilişkin hükmünün yenilenmeyip diğer hükümlerinin yenilenmiş olduğuna, kira parasının sınırlandırılmasına ilişkin boşluğun bilirkişice tespit edilecek olağan rayiç ve bu tespit edilemezse ekonomi esasları ve hak ve nasafet uyarınca bilirkişi tarafından bildirilecek kira parası esas alınarak hâkim tarafından doldurulması gerektiğine…” karar verilmiştir. Diğer bir anlatımla; kanunda boşluk bulunduğu temelinden hareketle, yeni dönemde akdin kira bedeline ilişkin hükmünün yenilenmeyerek kirası belli olmayan bir akit hâline geldiği benimsenmiş ve kira bedelinin sınırlandırılmasına ilişkin boşluğun hâkim tarafından doldurulması gerektiği kararlaştırılmıştır.
6. Kira bedelinin tespitine ilişkin davalarda görevli mahkemeyi belirleyen YİBHGK’nın 07.07.1965 tarihli ve 1965/5 E., 1965/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararının ilgili bölümü şöyledir; “…6570 sayılı Kanunun kabul ettiği ilkelerde gerek kira parası ve gerekse tahliye davaları özellikle ve öncelikle bitirilmesi öngörülmüştür. Bir davanın öncelikle bitirilmesi en kısa ve en az külfetli yargılama usüllerinin uygulanması ile ve davayı en az masrafla görülmesini sağlayacak yargı yerine getirmekle mümkün olur. Bu yönden tespit davalarında görevin aylık kira parası göz önünde tutularak belli edilmesi sözü edilen kanunun ilkelerine ve amacına uygun düşer.
Aylık kira parası üzerinden yapılan sözleşmelerin süreleri ne olursa olsun tarafların aylık kira parasını ön planda tuttukları bir gerçektir. Aylık kira parasının tespitine ilişkin davada aylık kira parasına bakılarak görevi belirtmek nizam niteliğinde de uygun olur.
Sonuç: Gayrimenkul kiralarına ait 6570 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması dolayısıyla aylık kira parasının belirtilmesi için kiralayan veya kiracı tarafından açılacak tespit davalarında aylık kira parası göz önünde tutularak asliye ve sulh hukuk mahkemelerinin görevlerinin belli edilmesi gerektiğine …”
7. YİBHGK’nın 21.11.1966 tarihli ve 19/10 sayılı İçtihadı Birleştirme kararıyla; kira bedelinin tespiti davasının incelenmesi için daha önce kiracıya ihbar (ihtar) gönderilmesinin şart olmadığı, kiralayan tarafından kiracı aleyhine yeni döneme ait kira bedelinin tespiti için her zaman dava açılabileceği, tespit kararında belirtilen kira parası ile kiracının hangi tarihten itibaren sorumlu tutulacağının istek bulunmadıkça kararda gösterilemeyeceği, aksi durumun taleple bağlılık ilkesine aykırı düşeceği, kira akdinin başladığı tarih ve kira süresi belli oldukça kiracının hangi tarihten itibaren yeni kira ile sorumlu tutulacağının kendiliğinden meydana çıkacağı, kiracının yeni kira ile hangi tarihten itibaren sorumlu tutulacağı konusunda kiralayan ile kiracı arasında uyuşmazlık mevcut ise kiralayan bunların ve yeni kira bedelinin işlemeye başlayacağı tarihin tespitini de hâkimden isteyebileceği, bu takdirde hâkim kira bedelini tespit etmekle beraber bunun hangi tarihten itibaren kiracıyı bağlayacağını kararda göstermek zorunda olduğu kararlaştırılmıştır.
8. Öte yandan, YİBHGK’nın 12.11.1979 tarihli ve 1979/1 E., 1979/3 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararının gerekçesinde de yer verildiği üzere; kira bedelinin tespiti kararları, diğer tespit davalarında olduğu gibi bir hukuki münasebeti tespit etmez. Onun amacı sadece kira sözleşmesinin yeni dönemde belli olmayan ücret unsurunu belirli bir hale getirmekten ibarettir. Gerçekten kiranın tespitinde hukuki sonuç ancak hâkimin kararı ile doğmaktadır.
9. Yukarıda açıklanan İçtihadı Birleştirme kararları doğrultusunda oluşan Yargıtay uygulamasına göre; kira bedelinin tespiti davaları kamu düzeni ile ilgilidir, kira bedelinin tespiti ile ilgili yöntemleri taraflar belirleyemez; hâkim bu davalarda kanun, içtihadı birleştirme kararları ve Yargıtay içtihatları ile belli edilen yöntemlere uygun olarak kira bedelinin tespiti yoluna gitmek zorundadır. Kira parasının tespitinde belirlenen bu ilkeler dışına çıkılması eşit uygulama ilkesini bozacağı gibi kamu düzeni ile ilgili olan bu davanın yapısına da uygun düşmeyecektir. Bu ilkelere bağlı olarak, kira bedelinin tespiti davalarına bakan Yargıtay 3. Hukuk ve (Kapatılan) 6. Hukuk Dairelerince; 492 sayılı Kanunda özel bir düzenleme bulunmaması, kiracıların korunması esası ve uygulamada genellikle kira bedelinin aylık ödenmesi göz önünde tutularak, karar ve ilam harcının; aylık kira bedelinin tespiti davalarında hükmedilen aylık kira bedeli ile önceden ödenmekte olan aylık kira bedeli arasındaki fark üzerinden, yıllık kira bedelinin tespiti davalarında ise hükmedilen yıllık kira bedeli ile önceden ödenmekte olan yıllık kira bedeli arasındaki fark üzerinden hesaplanması gerektiği kabul edilmiştir.
10. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve kira bedelinin tespiti davalarına ilişkin düzenleme getiren 6098 sayılı Kanun’un kira sözleşmelerine ilişkin genel gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir; “…Esas itibarıyla, 818 sayılı Borçlar Kanununun kira sözleşmesine ilişkin hükümleri göz önünde tutulmakla birlikte, ülkemizde son derece yaygın bir uygulama alanı olan 18/5/1955 tarihli ve 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun hükümleri de, Tasarı metnine alınmıştır. Çünkü, Tasarının yasalaşması durumunda, hem 818 sayılı Borçlar Kanununun hem de 6570 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılması öngörülmektedir. Ancak, 6570 sayılı Kanun kapsamına giren uyuşmazlıklara ilişkin olarak, Türk hukuk uygulamasının çözümleri de göz önünde tutulmuştur. 6570 sayılı Kanunda olduğu gibi, Tasarıda da, kiracıların korunması esası gözetilerek düzenleme yapılması benimsenmiştir. Nitekim, çağdaş hukuk sistemlerinde, meselâ, Fransa, Almanya ve İsviçre’de yasal değişiklikler yapılarak, kiracının korunmasına özel önem verildiği görülmektedir. (…) Kiracı lehine koruma, bir yandan, kira sözleşmesinin sona erdirilmesi imkânlarının sınırlı olması, diğer yandan, yenilenen veya süresi uzatılan kira sözleşmelerinde, kira bedellerinin, uyuşmazlık hâlinde belirli ölçütlerden yararlanılarak belirlenmesi biçiminde ortaya çıkmaktadır…”.
11. 6098 sayılı Kanun’un “Kira bedelini ödeme borcu” üst başlıklı 313 üncü maddesine göre; “Kiracı, kira bedelini ödemekle yükümlüdür.”.
12. Aynı Kanun’un “İfa zamanı” başlıklı 314 üncü maddesi; “Kiracı, aksine sözleşme ve yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde ödemekle yükümlüdür.” hükmünü içermekte olup, madde gerekçesinde; sözleşmede ifa zamanı kararlaştırılmamışsa, uygulamada genellikle, kira bedelinin aylık olarak ödendiği göz önünde tutularak, altı ay ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde, kira bedelinin altı ayda bir ödeneceğine ilişkin 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 257 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne gerek duyulmadığı, bu nedenle tasarının tek fıkradan ibaret olduğu belirtilmiştir.
13. 6098 sayılı Kanun’un kira bedelinin belirlenmesini düzenleyen 344 üncü maddesinin gerekçesinde; 6570 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddelerinin, Anayasa Mahkemesince iptali üzerine bu konuda ortaya çıkan kanun boşluğunun, uygulamada kabul edilen esaslar göz önünde tutularak, yasal bir düzenlemeye kavuşturulması amaçlandığı belirtilmiş olup, maddenin ilgili bölümü şöyledir; “Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.
Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.”.
14. 6098 sayılı Kanun’un 344 üncü maddesindeki düzenleme, 6217 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca, kiracının tacir olduğu kira bedelinin belirlenmesi davalarında sekiz yıl süreyle uygulanamamıştır. Eş söyleyişle, 01.07.2012 ila 01.07.2020 tarihine kadarki dönemde, kiracının tacir olduğu davalarda, 6570 sayılı Kanun ile yukarıda yer verilen Yargıtay içtihadı Birleştirme kararları ve bu doğrultuda yerleşen Yargıtay uygulamaları uyarınca kira bedelinin tespiti yoluna gidilmiştir.
15. Tarifenin “Nafaka, kira tespiti ve tahliye davalarında ücret” başlıklı 9 uncu maddesi şöyledir; “Tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz.”
16. Yapılan bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde; istinaf incelemesine tabi tutulan davaların dayandığı kira sözleşmelerinde kira bedellerinin aylık olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu nedenle yenilenen dönemde kira bedellerinin 6098 sayılı Kanun’un 344 üncü maddesi uyarınca tespitinin istenildiği anlaşılmaktadır. Davaların açıklanan bu niteliği ile 492 sayılı Kanunda bu davalar ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı hususu, kira bedelinin tespiti davaları hususunda yerleşen Yargıtay uygulamalarını göz önünde tutan ve kiracıların korunması esasını benimseyen 6098 sayılı Kanun’un 314 ve 344 üncü maddeleri ile birlikte değerlendirildiğinde; aylık kira bedelinin tespiti davalarında karar ve ilam harcının, hükmedilen aylık kira bedeli ile önceden ödenmekte olan aylık kira bedeli arasındaki fark üzerinden alınması gerektiği ortadadır.
17. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile gerekçeleri göz önüne alındığında; aylık kira bedelinin tespiti davalarında karar ve ilam harcının, aylık kira farkı üzerinden alınması gerektiği yönünde yerleşen Yargıtay uygulamasının, 6098 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra da devam etmesine engel bir hal bulunmadığı anlaşılmaktadır. Buna bağlı olarak; aksi yöndeki uygulamalar, eşit uygulama ilkesini bozacağı gibi kamu düzeni ile ilgili olan bu davaların tarafı bulunan kiracının, yasal dayanağı olmayan bir yükümlülük altına girmesi sonucunu da doğuracaktır.
18. Bu itibarla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Daireleri ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine karar verilmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Aylık kira bedelinin tespiti istemiyle açılan davalarda karar ve ilam harcının, hükmedilen aylık kira bedeli ile önceden ödenmekte olan aylık kira bedeli arasındaki fark üzerinden alınması gerektiğine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Daireleri ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kesin nitelikteki kararları arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine,
2. Dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
3. Karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemelerinin hukuk dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
25.11.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Türk Borçlar Kanunu Madde 344 Hükmü

Kira tespiti davalarının yasal dayanağını doğrudan Türk Borçlar Kanunu oluşturur. Mahkemeler bu kanun maddesine göre yeni kira bedelini titizlikle belirlerler. Mevzuat.gov.tr üzerinden alınan güncel TBK Madde 344 hükmü şöyledir:

“Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçmemek koşuluyla geçerlidir.”

Hakim uyuşmazlık hakkında karar verirken mutlaka bu emredici üst sınırı dikkate alır. Taraflar mahkemelerde haklarını ararken bu yasal kuralları çok iyi bilmelidir.

Kira Tespit Davası Harcı İçin Emsal Kararın Etkileri

Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesi yargılama tarihi açısından devrim niteliğinde bir adım attı. İlgili yargı kararı 2024/970 esas numarasıyla resmi mahkeme kayıtlarına geçti. Karar numarası ise 2024/3821 olarak yüksek yargı arşivlerinde yerini buldu. Çıkan bu emsal içtihat ile ilk derece mahkemeleri derin bir nefes aldı. Öncelikle mahkemeler arasındaki derin hukuki görüş ayrılıkları tamamen bitti. Kira tespit davası harcı artık tüm yurtta standart bir uygulamaya dönüştü. Davacılar dava açarken sadece tek aylık kira farkının harcını ödüyorlar. Dolayısıyla hukuk sistemimiz sıradan vatandaşın hak arama hürriyetini kuvvetle güvence altına alıyor.

Aylık Fark Üzerinden Harç Ödemenin Avantajları

Hukuk davalarında yargılama masraflarını her zaman davayı açan taraf peşin öder. Eğer davayı kazanırsanız hakim dava masrafını karşı tarafa hukuken yükler. Fakat yargılamanın başlangıcında bu nakit parayı bulmak oldukça zor bir işti. Yeni içtihat sayesinde davacılar çok büyük bir haksız mali yükten kurtuldu. Ayrıca mahkeme kalemleri yasal harç hesabını artık çok kolay yapıyorlar. Karmaşık yıllık hesaplamalar ve rapora yönelik itirazlar büyük oranda azaldı. Sonuçta mahkemelerdeki yargılama süreci çok daha hızlı ve etkin işliyor. Özel hukuk alanında çalışan tüm hukukçular bu kararı çok olumlu buluyorlar.

Kira Tespit Davası Harcı ve Avukatlık Ücretleri Analizi

Gayrimenkul uyuşmazlıklarında avukatlık ücretleri yasal tarifelere kesinlikle tabidir. Kira tespit davası harcı aylık farktan hesaplansa da yasal vekalet ücreti farklıdır. Türkiye Barolar Birliği (AAÜT) vekalet ücretini yıllık kira farkı üzerinden bizzat hesaplar. İki bin yirmi altı yılı AAÜT tarifesi Sulh Hukuk Mahkemesi maktu ücretini 30.000 TL belirler. Aynı zamanda avukatlar dava değerine göre belirli bir nispi ücret talep ederler. AAÜT ilk dilim için yüzde on altı nispi vekalet oranı uygular. Ankara İki Nolu Barosu iki bin yirmi altı tavsiye tarifesi ise farklı rakamlar önerir. Baro tarifesi Sulh Hukuk davaları için tam 60.000 TL maktu rakam tavsiye eder.

Yasal Vekalet Ücreti Hesaplama Örneği

Örneğin eski kiranın 10.000 TL yeni kiranın 20.000 TL olduğunu düşünelim. Aylık tespit farkı 10.000 TL ve yıllık kira farkı 120.000 TL olur. AAÜT kurallarına göre bu yıllık fark üzerinden yüzde on altı oranında meblağ hesaplarız. Mevcut hesaplamayla dava dosyasında 19.200 TL nispi vekalet ücreti ortaya çıkar. Fakat çıkan bu rakam 30.000 TL olan yasal maktu sınırın çok altında kalır. Neticede mahkeme doğrudan avukat lehine 30.000 TL asgari ücrete hükmeder. AAÜT her zaman avukatların kesinlikle inemeyeceği en alt yasal hukuki sınırı çizer. Ancak avukatlar bu alt sınırlar dahilinde uyuşmazlığın durumuna göre serbest fiyatlandırma yaparlar. Sonuç olarak baro tarifesi de serbest piyasada meslektaşlara önemli bir maddi rehberlik sunar.

Kira Tespit Davası Harcı Ödeme Süreci

Davacılar dava harçlarını dilekçeyi mahkemeye sunarken adliye veznesine peşin yatırırlar. Peşin dava harcı ödenmeden hakim dava dilekçesini kesinlikle adli işleme almaz. İlerleyen dava sürecinde yeni kiranın daha yüksek olduğu mutlaka ortaya çıkar. Beklenen bu ihtimalde davacı aradaki eksik karar harcını tamamlama işlemi yapar. Kira tespit davası harcı kanuni sürede tamamlanmazsa mahkeme dosyayı işlemden derhal kaldırır. Sebeple davacı taraf mahkeme veznesine yasal süresinde muhakkak ödeme yapmalıdır. Ayrıca celse arasında yatırılan masraf avansları da yargılama sürecini doğrudan etkiler. Sorumluluk sahibi hukukçular müvekkillerini bu katı usul kuralları hakkında sürekli uyarırlar.

Özel Hukuk Değerlendirmesi

Akademik platformumuzda gayrimenkul hukuku sorunlarını tüm detaylarıyla tartışmaya devam ediyoruz. Yüksek mahkemenin yayımladığı bu son karar anayasal mülkiyet hakkını güçlü şekilde koruyor. Özel hukuk alanında derinlemesine bilimsel incelemeler yapmak tüm hukuk camiasını aydınlatır. Sade vatandaşlar karmaşık hukuki metinleri okurken çoğu zaman büyük zorluk yaşıyorlar. Bizler bu ağır hukuki terminolojiyi dikkatlice sadeleştirerek herkes için kolayca anlaşılır kılıyoruz. Yasal haklarınızı tam anlamıyla korumak için mutlaka en güncel içtihatları takip etmelisiniz. Nitekim doğru ve zamanında öğrenilen hukuki bilgi sizi her zaman gereksiz harcama yapmaktan kurtarır.

Mahkeme Veznesinden Harç İadesi Mümkün Mü?

Bazen mahkemedeki davacılar davayı açtıktan hemen sonra karşı tarafla barışarak uzlaşırlar. Uyuşmazlık yaşayan taraflar sulh olduklarında mahkeme davayı esastan görmekten tamamen vazgeçer. Gerçekleşen bu durumda davacı yatırdığı nispi harcın belirli bir kısmını vezneden geri alır. Harçlar Kanunu ilk celseden önce gerçekleşen yasal sulh işlemini maddi olarak ödüllendirir. Mahkeme, kira tespit davası harcı miktarının tam üçte ikisini davacıya iade eder. Şayet ilk celseden sonra mahkemede uzlaşma olursa yasal iade oranı doğrudan üçte bire düşer. Dolayısıyla tarafların davada erken uzlaşması her iki taraf için büyük bir ekonomik kazanç sağlar. Davacılar kazandıkları bu iade hakkını mahkeme kaleminden standart resmi bir dilekçeyle talep ederler.

Bilirkişi Raporunun Dava Maliyetlerine Etkisi

Hakimler ihtilaflı evin yeni kira değerini kesin olarak belirlerken uzman görüşüne ihtiyaç duyarlar. Mahkeme heyeti bu amaçla bağımsız gayrimenkul değerleme uzmanlarından nitelikli bilirkişi raporu talep eder. Davacı taraf belirlenen yüksek bilirkişi ücretini mahkeme veznesine peşin olarak yatırır. İstenen bu ücret yargılama masraflarının yargı harçlarından sonraki en büyük bütçe kısmını oluşturur. Bilirkişi aynı bölgedeki diğer emsal evleri ve piyasadaki reel rayiçleri detaylıca inceler. Sonrasında görevli hakim önüne son derece kapsamlı bir bilimsel değerleme raporu sunar. Şayet taraflar rapora hukuken itiraz ederlerse mahkeme uzmanlardan yeni bir ek rapor ister. Tabii ki istenen bu ek raporlar da davacıya ekstra maliyet olarak faturayı kabartarak döner.

Kira Tespit Davası Harcı İçin İstinaf Yolu

Yerel derece mahkemesi kararını nihai olarak verdikten sonra tarafların yasal itiraz hakkı doğar. Davayı kaybeden taraf hukuki dosyayı üst mahkemeye yani istinaf incelemesine derhal taşır. Bölge Adliye Mahkemesi iletilen dosyayı hem usul hem de esas yönünden baştan inceler. Ancak istinaf kanun yoluna başvururken de öngörülen yasal temyiz harçlarını peşin ödemelisiniz. İstinaf aşamasında mahkeme memurları kira tespit davası harcı bedelini yine nispi oranlar üzerinden hesaplar. Şayet istinaf mahkemesi kararı esastan bozarsa dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderir. Yargılama süreci uzadıkça mahkemedeki tarafların katlandığı avukatlık ve bilirkişi masraf yükü sürekli artar. Gelişen bu sebeple davayı daha ilk aşamada sağlam kanıtlarla ve delillerle kazanmak çok mühimdir.

Beş Yıllık Süre Kuralının Davaya Etkisi

Kira tespiti hukuku uyuşmazlık davayı açmak için beş yıllık kesin süreyi mutlaka şart koşar. Sözleşme yapan taraflar kira sözleşmesini karşılıklı imzaladıktan sonra tam beş yıl beklemelidir. Beşinci yıl süresi dolmadan açılan davaları hukuk mahkemeleri usulden doğrudan reddederler. Sadece enflasyon Tüfe oranında artış yapmak isteyenler tespit davasından hiçbir şekilde faydalanamazlar. Onlar daha dar kapsamlı sözleşme uyarlama veya ilamsız icra itiraz yollarını tercih etmelidirler. Beş tam yıl dolduğunda görevli hakim artık sadece yasal enflasyon oranına asla bakmaz. Çevredeki emsal gayrimenkul kiralarını ve ihtilaflı evin güncel durumunu tamamen karara dikkate alır. Nitekim sayın yasa koyucu mülk sahibinin anayasal mülkiyet hakkını doğrudan bu şekilde korur.


Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Kira tespit davasında harç neye göre hesaplanır? Yargıtay kararına göre karar ve ilam harcı aylık kira bedeli farkı üzerinden hesaplanır.

2. Beş yıl dolmadan kira tespit davası açabilir miyim? Hayır, kanun gereği evin güncel rayiç bedelini istemek için beş yılı doldurmalısınız.

3. Davayı erken aşamada kazanırsam ödediğim yargı harçlarını geri alabilir miyim? Karşı tarafla ilk celseden önce sulh olursanız mahkeme harcın üçte ikisini size iade eder.

4. Yargıtay kararına göre maktu harç mı yoksa nispi harç mı öderim? Davacı taraf aylık kira farkı üzerinden her zaman nispi harç öder.

5. Avukatlık vekalet ücreti tespit edilen aylık kira farkı üzerinden mi hesaplanır? Hayır, Türkiye Barolar Birliği kurallarına göre avukatlar ücreti yıllık kira farkı üzerinden hesaplar.

Turhan Hukuk Danışmanlık

Av. Osman Turhan, Turhan Hukuk Danışmanlık, Şirket Avukatı, Turhan Hukuk, Turhan Law, Turhan Danışmanlık, Hukuk Bürosu, Avukatlık, Avukat, Avukatlık Hizmetleri, Hukuki Danışmanlık, Dava Takibi, Avukat, Hukuk Müşavirliği, Profesyonel Hukuki Destek
Av. Osman Turhan – Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. Avukat Osman Turhan olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Av. Osman Turhan Kimdir?

Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan, şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlığı ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır. Akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, aynı üniversitede Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam etmekte olup akademi ve uygulamayı birlikte yürütmektedir.

FAYDALI LİNKLER:

Web Sitemiz İçin

Google Maps

İletişim İçin

Diğer Kategoriler İçin

Yüzlerce Makalemizi İncelemek İçin


Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Turhan Hukuk & Danışmanlık sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin