Nam-ı Müstear (Gizli Ad), taşınmaz devri sırasında alıcının (asıl alıcının) isminin gizli kalmasını arzu etmesi nedeniyle, taşınmazı üçüncü bir kişinin (müstear isim sahibi) kendi adına, ancak asıl alıcının hesabına devralmasıdır. Bu durum, vekâlet veya inanç ilişkisi zemininde ortaya çıkar.
Yargıtay’ın eski içtihatları, Nam-ı Müstearı genellikle kimlik değiştirme veya sahtecilik gibi hallerle ilişkilendirirken, günümüzde tapu sicil işlemlerinin sıkı denetimi nedeniyle bu durum, üçüncü bir kişi aracılığıyla dolaylı temsil veya muvazaalı işlem şeklinde yorumlanmaktadır.
I. Dolaylı Temsil Yoluyla Nam-ı Müstear
Bu durumda, aracı (Vekil) kendi adına, ancak asıl alıcı (Müvekkil) hesabına hareket ederek taşınmazı devralır ve ardından müvekkile devretmeyi borçlanır.
| İşlem | Taraflar | Hukuki Niteliği | Geçerlilik |
| Görünürdeki Devir | A (Malik) V (Vekil) | Satış Sözleşmesi (Vekil kendi adına hareket eder) | Geçerli |
| Gizli Devir Borcu | V (Vekil) M (Müvekkil) | Vekâlet Sözleşmesi (Vekilin iade borcu) | Geçerli |
- Mülkiyetin Kazanılması: A ile V arasındaki satış sözleşmesi geçerlidir ve V mülkiyeti kazanır, tapuda malik V olur.
- Mülkiyetin İadesi (V — M): Vekil (V), vekâlet sözleşmesinden doğan iade borcu altındadır. Eğer V, taşınmazı Müvekkil (M)’ye devretmek istemezse, M, V aleyhine tescile zorlama davası açabilir.
- Şartlar: Tescile zorlama davasının kabulü için, geçerli bir vekâlet sözleşmesi ve V’nin kendi adına, M’nin hesabına hareket ettiğinin ispatı gerekir.
- Malik A’nın İrade Sakatlığı: Eğer Malik A, taşınmazı Nam-ı Müstear (Gizli Ad) kullanan asıl alıcı M’ye devretmek istemezdi ve bu durumu bilseydi satmazdıysa, A, iradesinin sakatlanması (hata veya hile) hükümlerine başvurarak sözleşmeyi iptal edebilir.
II. İnançlı Temlikin Muvazaalı İşlem Arkasına Gizlenmesi
Bu senaryoda, üçüncü kişi (C) bir aracı olarak görünür, ancak temel amaç, A ile B arasındaki inançlı bir ilişkiyi gizlemektir. Asıl amaç, mülkiyetin dolaylı olarak B’ye geçmesidir.
| İşlem | Taraflar | Hukuki Niteliği | Geçerlilik |
| Görünürdeki İşlem | A (Malik) C (Aracı) | Satış Sözleşmesi | Geçersiz (Muvazaa nedeniyle) |
| Gizli İşlem (Gerçek Niyet) | A (Malik) B (Asıl Alıcı) | Satış Sözleşmesi veya İnanç Sözleşmesi | Geçersiz (Şekle aykırılık nedeniyle) |
- Muvazaa: A aslında C’ye devretmek istemez, C de mülkiyeti kendisi için kazanmak istemez. Bu yüzden A ile C arasındaki görünürdeki satış sözleşmesi muvazaa sebebiyle geçersizdir.
- Şekle Aykırılık: A ile B arasındaki gizli devir iradesi, Tapu Sicil Müdürlüğü önünde resmî senetle beyan edilmediği için şekle aykırılık sebebiyle geçersizdir.
- Sonuç: Her iki işlem de geçersiz olduğu için, mülkiyet C’ye geçmez ve Malik (A) olarak kalmaya devam eder. Bu senaryo, taşınmaz devrinde Nam-ı Müstear’ın uygulanma alanının kısıtlı olduğunu gösterir.
Anahtar Kelimeler
Nam-ı Müstear, gizli ad, dolaylı temsil, vekalet sözleşmesi, tescile zorlama davası, inançlı temlik, muvazaalı işlem, irade sakatlığı, şekle aykırılık, kesin hükümsüzlük.
Bu makale yapay zekadan destek alınarak üretilmiştir. Hukuki destek amacı gütmemektedir. Detaylı ve güvenilir bilgi için avukatınızdan destek almayı unutmayınız.

Bir Cevap Yazın