Çekişmeli boşanma davası dilekçesi, eşlerin boşanma şartlarında uzlaşamadığı tüm zorlu durumlarda yetkili mahkemeye sunulur. Ayrıca tarafların kusur iddialarını ve tazminat taleplerini mahkemeye aktarır. Bunun yanında nafaka ve velayet gibi hayati konuları da netleştirir. Nitekim yasal yargılama sürecini başlatan en temel ve önemli usul işlemidir. Dolayısıyla dilekçenin yasal gerçeklere ve somut delillere kesinlikle dayanması şarttır.
Dava sürecinin tamamı için Ankara boşanma avukatı sayfamıza, eşler uzlaşırsa izlenecek yol için anlaşmalı boşanma avukatı Ankara sayfamıza bakabilirsiniz.

Çekişmeli Boşanma Davası Dilekçesi: Kapsamlı Örnekler
Örnek 1: Zina Sebebine Dayalı Çekişmeli Boşanma Davası Dilekçesi
Mahkeme: Ankara Nöbetçi Aile Mahkemesine
Dosya No: …/… Esas
Davacı: Ayşe Yılmaz (TC: 11111111111) Adres…
Davacı Vekili: Av. Osman TURHAN, Adres…
Davalı: Mehmet Yılmaz (TC: 22222222222) Adres…
Konu: Zina nedeniyle çekişmeli boşanma davası dilekçesi sunumundan ibarettir.
Açıklamalar:
1. Evlilik Süreci ve Tarafların Genel Durumu
Müvekkil ile davalı tam on yıl önce severek evlendiler. Ayrıca bu uzun evlilikten iki müşterek çocukları dünyaya geldi. Taraflar Ankara ilinde ortak konutta yaşamlarını sürdürüyorlar. Ancak davalının son yıllardaki tavırları evliliği tamamen çekilmez kıldı. Nitekim müvekkil evlilik birliğini ayakta tutmak için olağanüstü çaba harcadı.
Bunun yanında davalı koca, ailesine karşı aşırı ilgisiz davranmaya başladı. Üstelik eve sürekli geç saatlerde ve alkollü olarak geldi. Müvekkil bu olumsuz durumu önceleri sadece iş yoğunluğuna bağladı. Ne var ki acı gerçek çok geçmeden gün yüzüne çıktı. Öte yandan davalı kazancını evinin meşru ihtiyaçları için asla harcamadı.
Müvekkil yıllardır ev hanımıdır ve hiçbir düzenli geliri yoktur. Dolayısıyla tüm maddi ihtiyaçları geçmişte yalnızca davalı koca karşılıyordu. Ancak davalı son bir yıldır her türlü maddi desteğini kesti. Buna rağmen müvekkil küçük çocukları için inanılmaz bir sabır gösterdi. Fakat davalının kusurlu eylemleri bu sabrı tamamen tüketti.
Davalının eylemleri evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına doğrudan yol açtı. Nitekim davalı yasal sadakat yükümlülüğünü son derece ağır biçimde ihlal etti. Müvekkil bu ağır ihlali somut delillerle çok kısa sürede öğrendi. Böylece evlilik birliği fiilen ve manen kesin olarak sona erdi. Sonuç olarak tarafların bir araya gelmesi artık imkansızlaştı.
Türk Medeni Kanunu eşlere mutlak bir sadakat yükümlülüğü yükler. Ancak davalı bu amir hükmü kasıtlı ve sürekli olarak çiğnedi. Bunun sonucunda müvekkil çok ağır bir manevi çöküntü yaşadı. Üstelik davalının eylemleri toplum nezdinde de büyük bir tepki çekti. Dolayısıyla müvekkil için boşanma davası açmak kaçınılmaz bir zorunluluk oldu.
2. Zina Olgusunun Somut Delillerle Kesin İspatı
Davalı koca, müvekkili iş arkadaşı olan başka bir kadınla aldattı. Ayrıca bu yasak ilişkiyi aylarca gizli bir şekilde yürüttü. Ancak müvekkil tesadüfen davalının şahsi telefonundaki uygunsuz mesajları buldu. Mesajlarda davalının başka bir kadınla duygusal ve fiziksel ilişkisi yazıyordu. Nitekim bu mesaj çıktılarını delil listemizde sayın mahkemeye sunuyoruz.
Davalının banka ve seyahat kayıtları da zina olgusunu kesinlikle kanıtlar. Bunun yanında otel konaklama kayıtları da bu ihanet durumunu destekler. Zira davalı söz konusu kadınla aynı otel odasında beraber kalmıştır. Üstelik bu konaklama sözde iş seyahati bahanesiyle gerçekleşti. Böylece davalının zina fiili kesin ve reddedilemez delillerle sabittir.
Müvekkil, zina olayını ilk öğrendiğinde çok büyük bir şok yaşadı. Ancak derhal yasal haklarını aramak için kararlı bir şekilde harekete geçti. TMK madde 161 gereğince zina olgusu mutlak bir boşanma sebebidir. Nitekim davalı eylemlerini açıkça, kasten ve pervasızca gerçekleştirdi. Dolayısıyla evlilik birliği bir daha kurulamayacak şekilde telafisi imkansız zarara uğradı.
Tanıklarımız da mahkeme huzurunda davalının zina fiilini açıkça doğrulayacaktır. Özellikle tarafların müşterek dostları davalıyı başka kadınla defalarca gördü. Öte yandan davalı bu yasak ilişkiyi gizleme gereği dahi duymadı. Buna rağmen müvekkili haksız ve mesnetsiz yere suçlamaya çalıştı. Sonuç olarak sunduğumuz tüm deliller müvekkili davasında tamamen haklı çıkarıyor.
Zina eylemi altı aylık yasal hak düşürücü süre içinde öğrenildi. Ayrıca eylemin üzerinden beş yıllık yasal hak düşürücü süre geçmedi. Müvekkil kesinlikle davalıyı affetmedi ve hiçbir zaman da affetmeyecek. Böylece davamız tam süresi içinde ve usulüne tamamen uygun açıldı. Nitekim tüm yasal şartlar müvekkil lehine eksiksiz olarak oluştu.
3. Müşterek Çocukların Durumu ve Velayet Talebi
Tarafların evliliğinden iki küçük ve masum çocuk dünyaya geldi. Ayrıca çocukların yaşları henüz yedi ve dokuz gibi çok küçüktür. Çocukların anne şefkatine, sevgisine ve günlük bakımına mutlak ihtiyacı var. Ancak davalı baba çocuklarıyla hiçbir şekilde maddi veya manevi ilgilenmiyor. Nitekim davalı sadece kendi kişisel zevklerini ve hayatını düşünüyor.
Müvekkil çocuklarının her türlü fiziksel ve ruhsal ihtiyacıyla bizzat ilgileniyor. Bunun yanında onların kaliteli bir eğitimi için büyük çaba harcıyor. Öte yandan davalının ahlaka tamamen aykırı olan yaşam tarzı ortadadır. Zira zina eden ve evi terk eden baba çocuklara iyi örnek olamaz. Dolayısıyla çocukların velayet hakkı kesinlikle ve sadece müvekkile verilmelidir.
Çocukların psikolojik ve fiziksel gelişimleri annelerinin yanında tamamen güvendedir. Üstelik müvekkil onlara her zaman sıcak ve huzurlu bir ev ortamı sunuyor. Ancak davalı çocukların yanında dahi son derece uygunsuz konuşmalar yapıyor. Buna rağmen velayet talep etmesi hukuken tamamen kötü niyetlidir. Sonuç olarak mahkemenizden velayetin müvekkile verilmesini ivedilikle talep ediyoruz.
Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca çocuğun üstün yararı her zaman esastır. Nitekim çocukların alıştıkları güvenli düzenden ve anneden koparılmaması gerekir. Ayrıca mahkemece alınacak pedagog raporları da müvekkili kesinlikle destekleyecektir. Böylece çocukların anne yanında kalması gerektiği bilimsel olarak da kanıtlanacaktır. Öte yandan davalının çocuklarla şahsi münasebeti mahkemece sınırlandırılmalıdır.
Davalı çocukların zorunlu okul taksitlerini dahi aylardır bilerek ödemedi. Bunun sonucunda çocuklar okulda arkadaşlarına karşı büyük bir mağduriyet yaşadı. Müvekkil ailesinin kısıtlı desteğiyle bu acil borçları kapatmak zorunda kaldı. Üstelik davalı çocukları haftalardır telefonla dahi arayıp sormuyor. Böylece velayet hakkının davalıya verilmesi çocuklar için büyük risk taşır.
4. Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerimizin Gerekçeleri
Davalının eylemleri müvekkili hem maddi hem de manevi olarak tamamen çökertti. Ayrıca müvekkil on yıllık evliliğine çok büyük bir emek verdi. Ancak davalı tüm bu değerli emekleri tek bir kalemde sildi. Nitekim müvekkilin evlilikten doğan mevcut ve beklenen menfaatleri ağır zedelendi. Dolayısıyla maddi tazminat talebimiz hukuken son derece haklıdır.
TMK madde 174 uyarınca kusursuz taraf diğer eşten maddi tazminat isteyebilir. Bunun yanında davalı yaşanan olayların tek ve en ağır kusurlusudur. Öte yandan müvekkil evliliğinde hiçbir şekilde kusurlu bir hareket yapmadı. Zira o her koşulda sadece eşine ve evine sadık kaldı. Sonuç olarak davalıdan 500.000 TL maddi tazminat talep ediyoruz.
Davalının zina eylemi müvekkilin onuruna ve kişilik haklarına çok ağır saldırdı. Üstelik bu çirkin durum çevrede duyulunca müvekkil son derece rencide oldu. Müvekkil aylarca ağır bir psikolojik tedavi görmek zorunda kaldı. Buna rağmen davalı zerre kadar bir pişmanlık veya üzüntü göstermedi. Fakat adalet karşısında bu ahlaksız eylemlerin ağır bir bedeli olmalıdır.
Manevi tazminat yaşanan derin acıyı bir nebze hafifletmek için yasal bir haktır. Nitekim müvekkilin yaşadığı ruhsal acı kelimelerle tarif edilemez boyuttadır. Ayrıca davalı oldukça yüksek bir aylık gelire ve malvarlığına sahiptir. Böylece hükmedilecek tazminat davalının güçlü ekonomik durumuyla mutlaka orantılı olmalıdır. Öte yandan müvekkilin ağır mağduriyeti ancak bu şekilde giderilir.
Sonuç olarak 500.000 TL de manevi tazminatın tarafımıza ödenmesini istiyoruz. Toplamda 1.000.000 TL tazminatın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ediyoruz. Haksız eylemin fiilen gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiz acilen işletilmelidir. Nitekim bu miktar davalının eyleminin kusur ağırlığına son derece uygundur. Ayrıca müvekkilin zedelenen kadınlık onurunu bir nebze olsun hukuken onaracaktır.
5. Yoksulluk ve İştirak Nafakası Taleplerimizin Hukuki Boyutu
Müvekkil evlilik süresince hiç çalışmadı ve şu an hiçbir geliri yoktur. Ayrıca boşanma sonrasında müvekkilin çok ağır bir yoksulluğa düşeceği aşikardır. Ancak davalı başarılı bir ticaretle uğraşıyor ve aylık geliri oldukça yüksektir. Nitekim davalı lüks ve şatafat içinde kendi hayatına devam etmektedir. Dolayısıyla müvekkil için yoksulluk nafakası bağlanması mutlak bir yasal zorunluluktur.
TMK madde 175 uyarınca yoksulluğa düşecek kusursuz eş mahkemeden nafaka ister. Bunun yanında müvekkilin bu boşanma olayında hiçbir kişisel kusuru yoktur. Öte yandan davalı kendi ağır kusuruyla güzelim evliliği tek taraflı bitirdi. Zira zina fiili davalının bu evlilikteki tam ve ağır kusurunu ispatlar. Sonuç olarak müvekkil lehine aylık 10.000 TL yoksulluk nafakası istiyoruz.
Müşterek çocukların zorunlu okul, sağlık ve bakım masrafları günümüzde oldukça yüksektir. Üstelik çocuklar hızlı büyüme çağında olup temel ihtiyaçları her geçen gün artıyor. Ancak davalı aylardır kendi öz çocuklarına hiçbir maddi destek sağlamadı. Buna rağmen yurt dışı lüks seyahatlerine hiç ara vermeden devam ediyor. Fakat çocukların bakımından ve masraflarından her iki ebeveyn de sorumludur.
Çocukların eğitim ve sosyal hayatının aksamaması için iştirak nafakası kesinlikle şarttır. Nitekim kanun çocukların zaruri giderlerine ana babanın ortak katılmasını emreder. Ayrıca çocukların evlilik birliği içindeki alıştıkları hayat standardı mutlaka korunmalıdır. Böylece her bir çocuk için ayrı ayrı aylık 7.500 TL iştirak nafakası talep ediyoruz. Öte yandan bu nafaka dava tarihinden itibaren derhal bağlanmalıdır.
Dava süresince bu talep edilen bedellerin tedbir nafakası olarak ödenmesini istiyoruz. Zira dava sonuna kadar müvekkil ve küçük çocuklar kesinlikle mağdur edilmemelidir. Kararın kesinleşmesiyle birlikte bu nafakalar yoksulluk ve iştirak nafakasına dönüşmelidir. Nitekim davalının yüksek ödeme gücü bu bedelleri son derece rahatça karşılar. Ayrıca hukukun ve adaletin tesisi için bu karar gerçekten elzemdir.
Hukuki Sebepler:
TMK md. 161, 169, 174, 175, HMK ve ilgili mevzuat.
Hukuki Deliller:
Nüfus kayıtları, otel konaklama belgeleri, mesaj dökümleri, banka kayıtları, tanık, pedagog raporu.
Sonuç ve Talep:
Yukarıda arz ve izah edilen ile Mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle;
1-) Öncelikli ve ivedi olarak, haklı ve yasal davamızın KABULÜNE,
2-) Tarafların Türk Medeni Kanunu 161. maddesi uyarınca BOŞANMALARINA,
3-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa YÜKLETİLMESİNE, Karar verilmesini Mahkemenizden saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim. 03/07/2026
Davacı Vekili
Av. Osman TURHAN
Örnek 2: Evlilik Birliğinin Sarsılması Nedeniyle Boşanma Dilekçesi
Mahkeme: Ankara Nöbetçi Aile Mahkemesine
Dosya No: …/… Esas
Davacı: Fatma Demir (TC: 33333333333) Adres…
Davacı Vekili: Av. Osman TURHAN, Adres…
Davalı: Ali Demir (TC: 44444444444) Adres…
Konu: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle çekişmeli boşanma davası dilekçesi sunumudur.
Açıklamalar:
1. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması Süreci
Müvekkil ve davalı tam sekiz yıl önce büyük umutlarla evlendiler. Ayrıca bu evlilikten bir kız çocukları sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi. Taraflar evliliğin ilk yıllarında son derece huzurlu ve uyumlu yaşadılar. Ancak davalı son üç yılda nedensiz yere tamamen farklılaştı. Nitekim davalı evde asılsız ve şiddetli kıskançlık krizleri geçirmeye başladı.
Bunun yanında davalı müvekkilin kendi ailesiyle görüşmesini haksız yere tamamen yasakladı. Üstelik müvekkili eve adeta hapsederek onun sosyal hayatını tamamen bitirdi. Müvekkil evliliğini kurtarmak adına bu zorba duruma uzun süre sessizce katlandı. Öte yandan davalının psikolojik baskıları gün geçtikçe daha da şiddetlenerek arttı. Böylece ortak konut müvekkil için adeta karanlık bir hapishaneye dönüştü.
Müvekkil evliliği boyunca her zaman anlayışlı ve fedakar bir eş oldu. Ancak davalı müvekkilin bu iyi niyetini sürekli olarak suistimal etti. Nitekim davalı nedensiz yere her gün evde büyük tartışmalar çıkardı. Dolayısıyla taraflar arasında sevgi ve saygı bağları tamamen ve geri dönülemez koptu. Sonuç olarak evlilik birliği temelinden ve şiddetli bir biçimde sarsıldı.
Davalı eş, müvekkili sürekli olarak arkadaş ortamında küçük düşürücü sözlerle aşağıladı. Ayrıca müvekkilin yaptığı yemekleri dahi sürekli eleştirerek onu psikolojik olarak yıprattı. Bunun yanında davalı hiçbir zaman kendi hatalarını kabul etmedi ve özür dilemedi. Üstelik sorunları çözmek yerine her kavgada kapıyı çarpıp evi terk etti. Böylece müşterek hayat taraflar için tamamen çekilmez bir hale geldi.
TMK madde 166 evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını genel boşanma sebebi sayar. Nitekim davalının sürekli devam eden kusurlu eylemleri bu yasal şartı fazlasıyla oluşturdu. Müvekkilin bu hastalıklı evliliği daha fazla sürdürmesi kendisinden asla beklenemez. Zira ortada kurtarılacak veya onarılacak hiçbir sağlıklı evlilik bağı kalmamıştır. Sonuç olarak sayın mahkemenizden acilen boşanma kararı verilmesini saygıyla talep ediyoruz.
2. Davalının Kusurlu Davranışları ve Psikolojik Şiddet
Davalı koca, müvekkile karşı çok yoğun ve sistematik bir psikolojik şiddet uyguladı. Ayrıca davalı ev içinde sürekli olarak yüksek sesle bağırıp eşyaları fırlattı. Müvekkil bu korkutucu eylemler yüzünden evde her an büyük bir tedirginlik yaşadı. Nitekim tanıklarımız davalının bu saldırgan ve öfkeli tavırlarını mahkemede bizzat anlatacaktır. Dolayısıyla davalının evlilikteki ağır kusuru her türlü şüpheden tamamen uzaktır.
Bunun yanında davalı, müvekkili her fırsatta ekonomik olarak da ağır şekilde istismar etti. Üstelik müvekkilin maaş kartına zorla el koyarak onun harcama yapmasını engelledi. Müvekkil kendi kazandığı parayı dahi davalıdan adeta harçlık gibi istemek zorunda kaldı. Öte yandan davalı kendi şahsi zevkleri için bu paraları pervasızca harcadı. Böylece müvekkil kendi evinde hem psikolojik hem de ekonomik şiddet gördü.
Davalı, müvekkilin ailesine ve yakın arkadaşlarına da sürekli saygısızca ve kaba davrandı. Zira onlara hakaret ederek evden kovduğu zamanlar dahi maalesef oldu. Nitekim müvekkil bu utanç verici olaylar yüzünden insan içine çıkamaz hale geldi. Ayrıca davalının bu kaba davranışları evlilikteki huzuru tamamen ve kökünden yok etti. Sonuç olarak davalı bu evlilikte affedilemez düzeyde çok ağır kusurludur.
Müvekkil bu ağır psikolojik şiddet sarmalından kurtulmak için evlilik terapisine gitmeyi önerdi. Ancak davalı bu makul ve yapıcı öneriyi çok sert bir dille reddetti. Üstelik müvekkili deli olmakla suçlayarak onu daha da fazla aşağıladı. Buna rağmen müvekkil çocukları için evliliğe bir şans daha vermek istedi. Fakat davalının bitmek bilmeyen öfke nöbetleri her şeyi tamamen imkansızlaştırdı.
Psikolojik şiddet, Yargıtay kararlarına göre son derece ağır bir boşanma sebebidir. Nitekim kimse sürekli hakaret ve korku altında yaşamaya yasal olarak zorlanamaz. Ayrıca müvekkilin ruh sağlığı davalının bu eylemleri yüzünden ciddi şekilde bozuldu. Dolayısıyla evliliğin sona ermesinde müvekkilin hiçbir kişisel kusuru kesinlikle bulunmamaktadır. Öte yandan davalı eylemlerinin tüm hukuki ve maddi sonuçlarına katlanmalıdır.
3. Ortak Hayatın Çekilmez Hale Gelmesi
Davalı koca, evi otel gibi kullanmaya ve sabahlara kadar dışarıda gezmeye başladı. Ayrıca eve geldiğinde de müvekkille hiçbir şekilde iletişim kurmadı ve konuşmadı. Müvekkil adeta aynı evin içinde yapayalnız ve tamamen kimsesiz bir hayat yaşadı. Nitekim ortak paylaşımlar sıfıra indi ve evlilik sadece kağıt üzerinde kaldı. Dolayısıyla ortak hayat müvekkil için kelimenin tam anlamıyla bir işkence oldu.
Bunun yanında davalı, evlilik birliğinin getirdiği en temel sorumlulukları bile tamamen unuttu. Üstelik faturaları ödemediği için evin elektriği ve suyu defalarca kesildi. Müvekkil küçük çocuğuyla karanlıkta ve soğukta kalarak büyük bir mağduriyet yaşadı. Öte yandan davalı bu duruma gülüp geçerek umursamaz tavrını daha da sürdürdü. Böylece evlilik bağı davalı tarafından hem manen hem madden koparıldı.
Müvekkil, davalının bu sorumsuz davranışları yüzünden sürekli olarak derin bir stres yaşadı. Zira her gün yeni bir sorunla tek başına mücadele etmek zorunda kaldı. Nitekim davalı baba olmanın sorumluluğunu da hiçbir zaman tam olarak idrak edemedi. Ayrıca çocuğun temel ihtiyaçları dahi her zaman müvekkilin ailesi tarafından karşılandı. Sonuç olarak davalı evlilik kurumuna zerre kadar bir saygı göstermedi.
Taraflar arasında en ufak bir sevgi, saygı veya güven kırıntısı dahi kalmadı. Ancak evlilik birliği ancak karşılıklı sevgi ve güvenle ayakta durabilir. Üstelik davalının sürekli yalan söylemesi müvekkilin ona olan güvenini sıfıra indirdi. Buna rağmen davalı zeytinyağı gibi üste çıkarak sürekli müvekkili haksız çıkardı. Fakat mahkeme huzurunda gerçekler tüm çıplaklığıyla ve delilleriyle ortaya dökülecektir.
TMK madde 166 gereğince ortak hayatın çekilmezliği mutlak bir boşanma gerekçesidir. Nitekim müvekkilin bu şahısla aynı çatı altında bir saniye daha kalması imkansızdır. Ayrıca devam eden her gün müvekkilin ve çocuğun ruh sağlığını daha fazla bozuyor. Böylece mahkemenizin tarafları ivedilikle boşaması hem yasal hem de insani bir zorunluluktur. Öte yandan davalının itirazları sadece süreci uzatma amaçlı kötü niyetli hamlelerdir.
4. Velayet ve Nafaka Taleplerimizin Gerekçeleri
Müşterek çocuk henüz beş yaşında olup doğrudan anne bakımına muhtaçtır. Ayrıca müvekkil çocuğun gelişimiyle ve günlük eğitimiyle bizzat ve yakından ilgileniyor. Ancak davalı baba, çocuğun kaçıncı sınıfa gittiğini dahi bilecek durumda değildir. Nitekim davalı çocuğu sadece çevresine gösteriş yapmak için bir araç olarak görüyor. Dolayısıyla çocuğun velayetinin kesinlikle müvekkil anneye verilmesi yasal bir mecburiyettir.
Çocuğun fiziksel ve psikolojik sağlığı anne yanında çok daha huzurlu ve güvendedir. Bunun yanında müvekkil düzenli bir işe sahip olup çocuğa rahatça bakabilir. Öte yandan davalının agresif tavırları çocuğun ruhsal gelişimini çok olumsuz etkiliyor. Zira çocuk babasından korkuyor ve onun yanında sürekli olarak içine kapanıyor. Sonuç olarak pedagog raporları da çocuğun anne yanında kalmasını kesinlikle önerecektir.
Müvekkil çocukla birlikte yeni ve huzurlu bir hayata başlamak için çabalıyor. Üstelik çocuğun kreş ve diğer zorunlu bakım masrafları her geçen gün artıyor. Ancak davalı boşanma süreci başladığından beri çocuğa bir kuruş dahi harcamadı. Buna rağmen mahkemede iyi baba rolü oynaması tamamen sahte ve ikiyüzlücedir. Fakat çocuğun üstün yararı her türlü kişisel çekişmenin kesinlikle üzerindedir.
TMK uyarınca her iki eş çocuğun giderlerine gücü oranında mutlaka katılmalıdır. Nitekim davalının maddi durumu müvekkilden çok daha iyi ve fazlasıyla yerindedir. Ayrıca çocuğun kreş, kıyafet ve beslenme giderleri aylık ciddi bir yekun tutuyor. Böylece çocuk için aylık 8.000 TL iştirak nafakası bağlanmasını saygıyla talep ediyoruz. Öte yandan davalı bu nafakayı ödemekten kaçınarak çocuğu cezalandırmaya çalışmamalıdır.
Müvekkil boşanma sonrasında yeni bir ev tutmak ve düzen kurmak zorundadır. Zira davalı müvekkili müşterek konuttan adeta zorla ve haksızca dışarı atmıştır. Nitekim müvekkilin mevcut maaşı yeni bir hayat kurmak için şu an yetersizdir. Ayrıca müvekkil davalının kusuru yüzünden bu zorlu duruma haksızca düşürülmüştür. Dolayısıyla müvekkil lehine aylık 7.000 TL yoksulluk nafakası bağlanmasını talep ediyoruz.
5. Maddi ve Manevi Tazminat İstemlerimiz
Davalının haksız eylemleri müvekkilin tüm güzel evlilik hayallerini tamamen yıktı ve bitirdi. Ayrıca müvekkil evliliğe maddi olarak çok ciddi ve büyük bir yatırım yaptı. Ancak davalı ortak birikimleri kendi şahsi ve lüks harcamaları için gizlice tüketti. Nitekim müvekkilin evlilikten beklediği maddi destek ve yasal güven tamamen ortadan kalktı. Dolayısıyla davalı müvekkilin uğradığı bu ağır maddi zararı kesinlikle telafi etmelidir.
TMK madde 174 uyarınca mevcut menfaatleri zedelenen taraf tazminat isteyebilir. Bunun yanında davalı ağır kusuruyla evlilik birliğini kasten ve bilerek yıktı. Öte yandan müvekkil evliliğinde hiçbir kusur işlemedi ve sadakatle bağlandı. Zira davalının psikolojik şiddeti tek başına en büyük tazminat gerekçesini oluşturur. Sonuç olarak müvekkil lehine 400.000 TL maddi tazminat ödenmesini talep ediyoruz.
Davalının uyguladığı psikolojik şiddet müvekkilin kişilik haklarını ve onurunu çok ağır zedeledi. Üstelik sürekli aşağılanmak müvekkilin özgüvenini tamamen yıktı ve onu depresyona soktu. Müvekkil uzun süre antidepresan ilaçlar kullanarak hayata tutunmaya büyük bir çaba harcadı. Buna rağmen davalı ona yardım etmek yerine onu daha da fazla ezdi. Fakat bu manevi yıkımın hukuk önünde çok ağır bir karşılığı olmalıdır.
Manevi tazminat, çekilen ağır ruhsal acıları bir nebze olsun dindirmek için gereklidir. Nitekim davalının zengin ve varlıklı olması ödenecek tazminat miktarını doğrudan etkilemelidir. Ayrıca düşük bir tazminat davalıyı ödüllendirmek ve müvekkili ikinci kez cezalandırmak olur. Böylece mahkemeniz davalının eylemlerinin ağırlığına uygun ve caydırıcı bir tazminata hükmetmelidir. Öte yandan adalet ancak bu şekilde tam ve eksiksiz olarak tecelli eder.
Sonuç olarak 400.000 TL de manevi tazminatın tarafımıza derhal ödenmesini istiyoruz. Toplamda 800.000 TL tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep ediyoruz. Haksız eylemler silsilesi müvekkili derinden ve onarılmaz bir biçimde sarsmış ve yaralamıştır. Nitekim bu miktar müvekkilin yeni hayatına başlarken ona küçük bir destek olacaktır. Ayrıca davalının kusurlu eylemlerinin cezasız kalmayacağını ona ve topluma açıkça gösterecektir.
Hukuki Sebepler:
TMK md. 166, 169, 174, 175, HMK ve ilgili tüm mevzuat.
Hukuki Deliller:
Nüfus kayıtları, banka ekstreleri, psikiyatri raporları, mesajlar, tanık ve sair deliller.
Sonuç ve Talep: Yukarıda arz ve izah edilen ile Mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle;
1-) Öncelikli ve ivedi olarak, haklı ve yasal davamızın KABULÜNE, 2-) Tarafların Türk Medeni Kanunu 166. maddesi uyarınca BOŞANMALARINA, 3-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa YÜKLETİLMESİNE, Karar verilmesini Mahkemenizden saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim. 03/07/2026
Davacı Vekili
Av. Osman TURHAN
Örnek 3: Pek Kötü Muamele Nedenine Dayalı Boşanma Dilekçesi
Mahkeme: Ankara Nöbetçi Aile Mahkemesine
Dosya No: …/… Esas
Davacı: Zeynep Çelik (TC: 55555555555) Adres…
Davacı Vekili: Av. Osman TURHAN, Adres…
Davalı: Burak Çelik (TC: 66666666666) Adres…
Konu: Pek kötü muamele ve fiziksel şiddet nedeniyle çekişmeli boşanma davası dilekçesi sunumudur.
Açıklamalar:
1. Tarafların Evlilik Geçmişi ve Güncel Durum
Müvekkil ile davalı beş yıl önce evlendiler. Ayrıca bu evlilikten müşterek çocukları bulunmamaktadır. Taraflar evliliğin ilk aylarında görece normal bir hayat yaşadılar. Ancak davalı kısa süre sonra gerçek ve korkutucu yüzünü tamamen ortaya çıkardı. Nitekim davalı öfke kontrolü olmayan ve son derece saldırgan bir kişiliğe sahiptir.
Bunun yanında davalı müvekkile karşı sürekli olarak haksız bir fiziksel güç kullandı. Üstelik müvekkili sudan bahanelerle darp ederek ona fiziksel ve ruhsal zararlar verdi. Müvekkil korkudan bu durumu uzun süre ailesinden ve herkesten tamamen gizledi. Öte yandan davalının şiddet eylemleri zamanla artarak çok daha tehlikeli boyutlara ulaştı. Böylece evlilik müvekkil için tam bir hayatta kalma mücadelesine ve kabusa dönüştü.
Müvekkil her şiddet olayından sonra davalının sahte özürlerine inanarak onu affetti. Ancak davalı hiçbir zaman düzelmedi ve şiddet döngüsü sürekli olarak tekrarladı. Nitekim davalı en son olayda müvekkili hastanelik edene kadar acımasızca dövdü. Dolayısıyla müvekkilin can güvenliği bu evlilikte çok ciddi şekilde ve açıkça tehlikededir. Sonuç olarak tarafların bir arada yaşaması artık fiziksel olarak kesinlikle mümkün değildir.
Davalı eş, müvekkili eve kilitleyerek onun dışarı çıkmasını defalarca ve zorla engelledi. Ayrıca müvekkilin telefonunu kırarak onun yardım istemesinin de önüne kasten geçti. Bunun yanında davalı müvekkilin üzerine kapıyı kilitleyerek onu saatlerce aç ve susuz bıraktı. Üstelik bu eylemler insan onuruyla ve insan haklarıyla hiçbir şekilde bağdaşmaz. Böylece davalı pek kötü muamele suçunu en ağır ve acımasız şekliyle işledi.
TMK madde 162 pek kötü muameleyi mutlak ve ağır boşanma sebebi sayar. Nitekim müvekkilin hayatı ve vücut bütünlüğü davalının ağır saldırıları altındadır. Müvekkil can havliyle evden kaçarak kendi ailesinin yanına sığınmak zorunda kalmıştır. Zira aksi takdirde müvekkilin hayatını kaybetme riski çok ama çok yüksektir. Sonuç olarak sayın mahkemenizden müvekkili koruyarak acilen boşanma kararı vermesini talep ediyoruz.
2. Davalının Pek Kötü ve Onur Kırıcı Muameleleri
Davalı koca, müvekkile karşı sadece fiziksel değil, çok ağır onur kırıcı muamelelerde bulundu. Ayrıca davalı kalabalık ortamlarda müvekkile ağır hakaretler ederek onu bilerek rezil etti. Müvekkil bu onur kırıcı saldırılar yüzünden toplum içine asla çıkamaz duruma geldi. Nitekim tanıklarımız davalının bu korkunç hakaretlerine defalarca ve açıkça şahit olmuştur. Dolayısıyla davalının onur kırıcı muameleleri her türlü tereddütten tamamen ve kesinlikle uzaktır.
Davalı, müvekkili ailesine şikayet etmekle tehdit ederek onu sürekli korku altında tuttu. Zira müvekkilin çaresizliğini kullanarak ona adeta bir köle gibi muamele etti. Nitekim müvekkil bu eziyetler yüzünden çok ağır bir travma sonrası stres bozukluğu yaşıyor. Ayrıca davalının eylemleri ceza hukuku anlamında da çok ağır suçlar teşkil etmektedir. Sonuç olarak davalı eşin bu evlilikteki kusuru en üst ve en ağır düzeydedir.
Müvekkil bu ağır eziyetlerden kurtulmak için polise sığınmak zorunda kaldı. Ancak davalı poliste yalan söyleyerek müvekkilin kendi kendine zarar verdiğini arsızca iddia etti. Üstelik davalının bu iftirası müvekkilin acısını ve çaresizliğini çok daha fazla katladı. Buna rağmen devletin resmi doktor raporları müvekkilin feci şekilde darp edildiğini kanıtladı. Fakat davalı hala daha suçsuz olduğunu iddia edecek kadar büyük bir aymazlık içindedir.
Onur kırıcı davranış, TMK kapsamında bağımsız ve çok güçlü bir boşanma nedenidir. Nitekim hiç kimse eşi tarafından bu kadar aşağılanmaya ve ezilmeye tahammül edemez. Ayrıca müvekkilin gururu ve şerefi davalının bu eylemleri yüzünden çok ağır yara aldı. Dolayısıyla evliliğin sona ermesinde müvekkilin en ufak bir kişisel kusuru kesinlikle yoktur. Öte yandan davalı bu insanlık dışı eylemlerinin tüm hukuki bedelini ağır şekilde ödemelidir.
3. Fiziksel ve Psikolojik Şiddetin Somut Delilleri
Davalı kocanın uyguladığı fiziksel şiddet, devlet hastanesinden alınan darp raporlarıyla kesin sabittir. Ayrıca bu resmi raporlarda müvekkilin vücudundaki ağır morluklar ve ciddi kırıklar yazılıdır. Müvekkil bu şiddet eylemleri yüzünden günlerce yatakta hareketsiz kalmak ve tedavi görmek zorundaydı. Nitekim bu darp raporlarını dilekçemiz ekinde sayın mahkemenin değerli takdirine açıkça sunuyoruz. Dolayısıyla davalının pek kötü muamele eylemi resmi ve kesin delillerle tam olarak ispatlanmıştır.
Müvekkilin komşuları da şiddet olaylarına ve müvekkilin yardım çığlıklarına bizzat şahit olmuştur. Zira komşular defalarca gürültü ve bağrışmalar yüzünden polise ihbarda bulunmak zorunda kalmıştır. Nitekim bu komşular mahkemede tanık olarak dinlendiklerinde gerçeği tüm çıplaklığıyla anlatacaklardır. Ayrıca müvekkilin ailesi de kızlarının yüzündeki morlukları bizzat görerek büyük acı yaşamıştır. Sonuç olarak davalının fiziksel şiddeti her türlü tanık beyanıyla da kesin olarak desteklenmektedir.
Davalı, müvekkile şiddet uygularken evdeki eşyaları da kırıp dökerek etrafa zarar vermiştir. Ancak kırılan eşyaların fotoğrafları müvekkil tarafından olay anında hemen gizlice çekilmiştir. Üstelik bu fotoğraflar davalının ne kadar kontrolsüz ve saldırgan bir öfkeye sahip olduğunu gösterir. Buna rağmen davalı mahkemede çok sakin ve çok iyi biriymiş gibi davranacaktır. Fakat sayın mahkemeniz bu sahte ve aldatıcı tavırlara kesinlikle itibar etmemeli ve aldanmamalıdır.
Fiziksel şiddet evlilik birliğini temelinden ve çok şiddetli sarsan en ağır kusurdur. Nitekim müvekkilin bu şahısla aynı evde yaşaması onun hayatını doğrudan tehlikeye atar. Ayrıca müvekkil hala davalının kendisine zarar verebileceği korkusuyla büyük bir panik içindedir. Böylece mahkemenizin müvekkili koruyan ve evliliği sonlandıran kararı son derece hayati önemdedir. Öte yandan davalının tüm iddiaları sadece kendi suçunu örtbas etmeye yönelik asılsız beyanlardır.
4. 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma ve Uzaklaştırma Talebimiz
Davalının saldırgan tutumu boşanma davası açıldıktan sonra da artarak devam etme eğilimindedir. Ayrıca davalı müvekkilin ailesinin evinin önüne gelerek müvekkili ölümle ağır şekilde tehdit etmiştir. Müvekkil bu ölüm tehditleri yüzünden sokağa dahi çıkamaz ve işe gidemez hale gelmiştir. Nitekim davalı müvekkile “seni boşarsam seni yaşatmam” diyerek ona açıkça korku salmaktadır. Dolayısıyla müvekkilin can güvenliği için acil ve çok sıkı koruma tedbirleri alınmalıdır.
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun müvekkili korumayı açıkça emreder. Üstelik davalının müvekkilin yanına, işyerine ve ailesinin evine yaklaşması derhal ve kesinlikle yasaklanmalıdır. Müvekkil ancak bu yasal koruma kararıyla bir nebze olsun rahat nefes alabilecektir. Öte yandan davalının silah bulundurma ihtimaline karşı polis tarafından acil arama yapılmalıdır. Böylece yaşanabilecek çok daha vahim ve ölümcül olayların önüne önceden geçilmiş olacaktır.
Davalı, müvekkilin ailesine de zarar verebileceği yönünde çok ciddi tehditler savurmaktadır. Ancak müvekkil ailesinin zarar görmesinden büyük bir endişe ve derin bir korku duymaktadır. Üstelik davalının daha önce de şiddet geçmişi ve sabıkası olduğu polis kayıtlarında mevcuttur. Buna rağmen davalı serbestçe dolaşarak müvekkile ve ailesine çok büyük bir tehlike saçmaktadır. Fakat devletin ilgili koruma mekanizmaları bu duruma derhal ve çok sert müdahale etmelidir.
Uzaklaştırma kararının ihlali halinde tazyik hapsi uygulanacağı davalıya çok net bir şekilde ihtar edilmelidir. Nitekim davalı kanunları ve yasaları hiçe sayan son derece pervasız bir karaktere sahiptir. Ayrıca bu koruma kararı dava süresince kesintisiz olarak ve titizlikle uygulanmaya devam etmelidir. Böylece müvekkilin dava sürecini güvenli ve tamamen huzurlu bir şekilde geçirmesi tam sağlanacaktır. Öte yandan mahkemenizin bu konudaki hassasiyeti müvekkilin hayatta kalması için tek ve en güçlü umuttur.
5. Nafaka ve Tazminat Haklarımızın Yasal Dayanakları
Müvekkil şiddet yüzünden evden kaçarken yanına hiçbir kişisel eşyasını dahi tam alamamıştır. Ayrıca müvekkil şu an ailesinin kısıtlı maddi desteğiyle çok zor şartlarda ayakta durmaya çalışıyor. Ancak davalı ortak konutta tek başına rahat ve keyifli bir şekilde yaşamaya devam etmektedir. Nitekim müvekkilin yeni bir düzen kurması için acil ve büyük bir maddi desteğe ihtiyacı vardır. Dolayısıyla müvekkil lehine aylık 15.000 TL tedbir ve sonrasında yoksulluk nafakası kesinlikle bağlanmalıdır.
Davalının uyguladığı pek kötü muamele müvekkilde kalıcı ve çok ağır fiziksel izler bırakmıştır. Bunun yanında müvekkilin kırılan burnu yüzünden ciddi bir ameliyat geçirmesi tıbben zorunlu olmuştur. Öte yandan bu ameliyat masraflarını müvekkil borç alarak ve çok zorlanarak kendi ödemiştir. Zira davalının haksız ve vahşi eylemi müvekkili ciddi ve büyük bir maddi zarara uğratmıştır. Sonuç olarak tedavi giderleri de dahil olmak üzere 750.000 TL maddi tazminat talep ediyoruz.
TMK madde 174 gereği manevi tazminat çekilen acıların hukuki ve yasal bir karşılığıdır. Nitekim müvekkilin bedensel ve ruhsal bütünlüğü davalı tarafından kasten ve çok ağır ihlal edilmiştir. Ayrıca davalı üzerine kayıtlı birden fazla taşınmaz ve yüksek bir gelire tam sahiptir. Böylece hükmedilecek tazminat müvekkilin acısını bir nebze olsun dindirecek ve davalıyı gerçekten caydıracak nitelikte olmalıdır. Öte yandan adalet ancak bu ağır bedelin davalıya ödetilmesiyle bir nebze yerini bulur.
Sonuç olarak 750.000 TL de manevi tazminatın tarafımıza yasal faiziyle ödenmesini istiyoruz. Toplamda 1.500.000 TL tazminatın haksız fiil ve darp tarihinden itibaren tahsilini talep ediyoruz. Haksız eylemler silsilesi müvekkili derinden ve tamamen onarılmaz bir biçimde yaralamış ve tüketmiştir. Nitekim bu miktar davalının eyleminin kusur ağırlığına ve vehametine son derece uygundur. Ayrıca müvekkilin çalınan ve mahvedilen yıllarının küçük bir telafisi ve tesellisi olacaktır.
Hukuki Sebepler:
TMK md. 162, 169, 174, 175, 6284 Sayılı Kanun, HMK ve mevzuat.
Hukuki Deliller: Darp raporları, polis tutanakları, ceza dosyası, mesajlar, tanık, bilirkişi, keşif ve yasal deliller.
Sonuç ve Talep: Yukarıda arz ve izah edilen ile Mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle; 1-) Öncelikli ve ivedi olarak, haklı ve yasal davamızın KABULÜNE, 2-) Tarafların Türk Medeni Kanunu 162. maddesi uyarınca BOŞANMALARINA, 3-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa YÜKLETİLMESİNE, Karar verilmesini Mahkemenizden saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim. 03/07/2026
Davacı Vekili
Av. Osman TURHAN
Hukuki Değerlendirme ve Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
Dilekçeler hazırlanırken kanuni sürelere ve yasal şartlara mutlak surette ve titizlikle riayet edilmelidir. Ayrıca her bir iddianın somut, güçlü ve yasal bir delille desteklenmesi kesin zorunluluktur. Bunun yanında tanık beyanları ve resmi belgeler dava sürecinde her zaman belirleyici bir rol oynar. Nitekim mahkemeler iddiaların ispatlanıp ispatlanmadığına büyük bir dikkatle ve hukuki bir titizlikle bakar. Öte yandan eksik deliller davanın usulden veya esastan tamamen reddedilmesine doğrudan doğruya yol açar. Dolayısıyla avukatlar süreci son derece profesyonel, dikkatli ve stratejik bir şekilde mutlaka yürütmelidir. Sonuç olarak usul kurallarının atlanması vatandaşlar için telafisi imkansız ve çok ağır zararlar doğurur. Üstelik yasal itiraz ve cevap sürelerinin kaçırılması davacının anayasal haklarını tamamen ve geri dönülemez elinden alır. Böylece uzman bir hukuki desteğin ve tecrübenin önemi pratik uygulamada bir kez daha açıkça ortaya çıkar.
Çekişmeli Boşanma Davası Dilekçesi: Kapsamlı Hukuki Rehber
Çekişmeli boşanma davası dilekçesi, evliliğin sona erdirilmesi sürecinde en önemli ve kritik hukuki adımı oluşturur. Nitekim eşler boşanma şartlarında ve ferilerinde anlaşamadıklarında doğrudan doğruya bu çekişmeli yola başvururlar. Ayrıca taraflar kusur durumlarını, nafaka ve tazminat taleplerini bu dilekçeyle resmi olarak mahkemeye sunarlar. Bunun yanında davacı tüm iddialarını ve delillerini eksiksiz ve yasal süresinde bildirmek zorundadır. Ancak sıradan ve baştan savma hazırlanan dilekçeler mahkemelerde çok büyük hak kayıplarına yol açar. Böylece davacı haklılığını ispatlamakta büyük bir zorluk çeker ve davayı kaybetme riskiyle yüzleşir. Sonuç olarak davacı, çekişmeli boşanma davası dilekçesini mutlaka profesyonel ve stratejik bir yaklaşımla hazırlamalıdır. Üstelik uzman avukatlar yasal süreleri ve karmaşık usul kurallarını sizin adınıza büyük bir titizlikle uygularlar.
Çekişmeli Boşanma Davası Dilekçesi Neden Hayati Önem Taşır?
Çekişmeli boşanma davası dilekçesi, tüm davanın seyrini ve nihai sonucunu kesin olarak doğrudan belirler. Nitekim mahkeme hakimi, tarafların sadece dilekçede ileri sürdükleri olaylarla ve sundukları delillerle bağlıdır. Ayrıca dilekçede belirtilmeyen hiçbir yeni vakıa sonradan yargılama aşamasında kural olarak asla ileri sürülemez. Bunun yanında talep edilmeyen maddi ve manevi haklar için mahkeme kendiliğinden asla bir karar veremez. Öte yandan iddiaların kanun maddelerine uygun bir şekilde doğru hukuki zemine oturtulması şarttır. Dolayısıyla davanın reddedilmemesi için dilekçenin güçlü, net, anlaşılır ve yasalara tam uygun olması gerekir. Sonuç olarak iyi yazılmış bir dilekçe, davacıyı mahkeme salonunda bir adım kesinlikle öne çıkarır.
Ayrıca Dilekçe Hazırlarken Hangi Usul Kurallarına Dikkat Edilmelidir?
Dilekçe hazırlanırken Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında belirlenen zorunlu şekil şartlarına eksiksiz olarak uyulmalıdır. Ayrıca davacının ve davalının kimlik bilgileri ile tebligat adresleri dilekçeye kesinlikle doğru yazılmalıdır. Bunun yanında iddialar sırasıyla, paragraflar halinde ve açık, anlaşılır bir Türkçe ile ifade edilmelidir. Nitekim karmaşık, devrik ve sonuca bağlanmayan cümleler hakimin olayı tam olarak anlamasını son derece zorlaştırır. Öte yandan her bir iddiayı hangi delille ispat edeceğinizi dilekçede açıkça ve sırasıyla belirtmeniz zorunludur. Dolayısıyla delil listesinin dilekçeyle uyumlu olması davanın ispatı açısından hayati bir önem taşır. Üstelik netice ve talep kısmında ne istediğinizi rakamlarla ve çok açık ifadelerle yazmanız gerekir.
Çekişmeli Boşanma Davası Dilekçesi Hangi Özel Unsurları Kesinlikle İçerir?
Çekişmeli boşanma davası dilekçesi, evlilik birliğinin temelden sarsıldığını gösteren tüm somut olayları barındırır. Nitekim şiddet, aldatma, hakaret veya evi terk etme gibi ağır kusurlu eylemler burada detaylandırılır. Ayrıca müşterek çocukların velayetinin kime, hangi haklı nedenlerle verilmesi gerektiği açıkça ve bilimsel gerekçelerle açıklanır. Bunun yanında yoksulluk, iştirak ve dava süresince geçerli olacak tedbir nafakası talepleri rakamsal olarak belirtilir. Öte yandan yaşanan manevi acılar ve uğranılan maddi kayıplar için tazminat miktarları kesin olarak yazılır. Dolayısıyla eksik veya hatalı bir talep, davanın sonunda büyük bir ekonomik hüsran yaratır. Sonuç olarak dilekçe, davanın tüm hukuki haritasını ve tarafların yol haritasını net olarak çizer.
Bunun Yanında Delillerin Sunulması Neden Bu Kadar Önemlidir?
Mahkemeler, iddiaları sadece ve sadece sunulan somut, yasal ve geçerli delillere dayanarak kesin olarak değerlendirir. Ayrıca delilsiz ve ispatlanamayan soyut iddiaların hukuk sisteminde hiçbir geçerliliği ve değeri kesinlikle yoktur. Bunun yanında tanık listesi, hastane darp raporları, banka dekontları ve otel kayıtları güçlü delillerdir. Nitekim delillerin yasalara uygun yöntemlerle ve hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması mutlak şarttır. Öte yandan hukuka aykırı gizli ses kayıtları veya yasa dışı elde edilen belgeler mahkemece reddedilir. Dolayısıyla delil toplama süreci uzman bir hukuki danışmanlık ve derin bir yasal tecrübe gerektirir. Üstelik delillerin süresi içinde mahkemeye sunulmaması, o delile dayanma hakkını tamamen ve geri dönülemez ortadan kaldırır.
Sonuç Olarak Dava Süreci Nasıl Ve Hangi Hızda İlerler?
Dilekçenin mahkemeye sunulmasıyla birlikte hukuki süreç resmen ve kesin olarak hemen başlar. Nitekim mahkeme dilekçeyi karşı tarafa yani davalıya resmi tebligat yoluyla hızla gönderir. Ayrıca davalı tarafın bu dilekçeye yasal süresi içinde cevap verme ve itiraz etme hakkı vardır. Bunun yanında dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra mahkeme ön inceleme ve duruşma gününü taraflara tayin eder. Öte yandan tanıkların dinlenmesi, pedagog raporlarının alınması ve mali durum araştırmaları zaman alan işlemlerdir. Dolayısıyla çekişmeli boşanma davası süreci sabır, dikkat ve stratejik bir takip gerektirir. Sonuç olarak profesyonel bir avukatla çalışmak süreci sizin lehinize ve çok daha güvenli hızlandırır.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
1. Çekişmeli boşanma davası ortalama ne kadar sürer?
Dava süreci mahkemenin mevcut yoğunluğuna ve delillerin toplanmasına göre ortalama bir buçuk yıl sürer. Ayrıca istinaf aşaması bu süreyi çok daha fazla uzatabilir.
2. Davada tanık dinletmek kesinlikle zorunlu mudur?
İddiaların kesin ispatı için tanık beyanları son derece büyük ve hayati bir önem taşır. Nitekim mahkeme delil ve tanık yetersizliğinden davayı doğrudan reddedebilir.
3. Çekişmeli boşanma davası dilekçesi şahsen kendim yazabilir miyim?
Kişiler kendi dilekçelerini elbette hukuken yetkili mahkemeye bizzat sunma hakkına tamamen sahiptir. Ancak usul hataları nedeniyle çok ciddi ve ağır hak kayıpları yaşayabilirsiniz.
4. Dava sürecinde hemen nafaka talep edebilir miyim?
Evet, dava boyunca mağdur olmamak için tedbir nafakası bağlanmasını haklı olarak isteyebilirsiniz. Bunun yanında karar kesinleşince yoksulluk ve iştirak nafakası da alabilirsiniz.
5. Eşim boşanmak istemezse açtığım dava reddedilir mi?
Davalı tarafın boşanmayı reddetmesi davanın düşmesine veya reddedilmesine kesinlikle ve doğrudan neden olmaz. Nitekim siz kusur durumunu ispatladığınızda mahkeme boşanmaya mutlaka karar verir.
Turhan Hukuk Danışmanlık

Turhan Hukuk Danışmanlık bünyesinde hukuk uyuşmazlıklarında profesyonel destek sağlıyoruz. “Avukat Osman Turhan – Turhan Hukuk & Danışmanlık” olarak haklarınızı korumak için yargı süreçlerini titizlikle takip ediyoruz. Hukuki süreçleriniz için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Av. Osman Turhan Kimdir?
Avukat Osman Turhan, Niğde Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden fakülte ikincisi olarak 8 yüksek onur belgesiyle mezun olmuş bir hukukçudur. Almanya’nın Saarbrücken/Saarland kentinde bir hukuk bürosunda, avukatlık stajı yapmıştır. Yerli ve uluslararası pek çok sempozyumda delege olarak yer almıştır. Halen Ankara 2 Nolu Barosunda Parlamento Komisyonu üyesi olup aynı zamanda Avukat Hakları Merkezi üyeliği görevini yapmaktadır. Ayrıca akademik çalışmalarını sürdüren Turhan, Özel Hukuk Tezli Yüksek Lisans programına devam etmektedir. Turhan Hukuk & Danışmanlık bünyesinde faaliyet gösteren Turhan; şirket danışmanlıkları, dava süreçleri, icra takipleri, sözleşme hazırlama, ceza davaları, vergi davaları ve hukuki savunma alanlarında aktif olarak çalışmaktadır. Uluslararası hukuk deneyimi kapsamında Almanya’da pratik tecrübe kazanmıştır.
FAYDALI LİNKLER:
–

Bir yanıt yazın